Hard diskten mürşit olmaz

Birkaç haftadır İmam-Hatipleri yazıyorum. İmam-Hatiplerle ilgili sorunlar eğitimimizin genel sorunlarından bağımsız değil.

Okurlarımızdan muhtelif tepkiler alıyorum. Bazıları, bilgi çağını, nano-teknolojiyi İmam-Hatiplerle çözemeyiz diyor. Bazıları her tarafı İmam-Hatip yaptınız bununla mı çağı yakalayacağız diye soruyor.

Tabii ki çözemeyiz. Hepimiz şahidiz ki, İmam-Hatiplerle de çözemedik, düz liselerle de.

Belli ki eğitime yeniden bakmamız gerekiyor.

Ara sıra kültürde, eğitimde bizden beklenen atılımı yapamadık diyenler oluyor ama, henüz kararlı bir çalışmanın, öğrencisiyle, öğretmeniyle, yöneticisiyle bütün eğitim efradımızı diriltecek bir hamlenin alametleri yok.

‘Eğitim şart’ cümlesi meşhur.

Fakat görebildiğim kadarıyla ‘eğitim şart’ diyenler, kendilerini bu şartın gereğinden muaf tutuyorlar, başkasının eğitilmesini istiyorlar.

Herkes eğitilsin, sonunda benim gibi olsun.

Değişim de şart.

Tabii ki benim için değil. Başkaları için.

Herkes değişsin, sonunda benim gibi olsun.

Bu kafayla bir yere varamayacağımız anlaşılıyor.

Kitapta dahi yeri var, kendini değiştirmeyince hiçbir şeyi değiştiremezsin.

İmam-Hatiplerin üzerinde durmam, bilgi çağını yakalamak için başka bir yol olmadığını düşündüğümden değil.

İmam-Hatip meselesi halledilince diğer meselelerin halledileceğini düşündüğümden de değil.

İmam-Hatip veya dini eğitim, eğitim sorunumuzun bir boyutu.

Fakat, kabul edilmeli ki çok önemli bir boyutu.

Çünkü din, bizim müştereğimiz. Dindar olsun olmasın istisnasız herkesin ilgilendiği bir alan.

Dini alandaki bir yanlışın çarpanı diğer alanlardakinden daha yüksek. Toplumu daha çok etkiliyor.

Ayrıca din, dini sevsin sevmesin, herkesin kurcalamak istediği, herkesin kullanmak istediği bir alan.

Görüyorsunuz, din, ahiretten ziyade dünya için kullanılıyor.

Ecnebilerin nam-ı hesabına darbe yapmak için bile kullandılar!

Evet, din evvela dünya içindir. Dinin muhatabı dünyadaki insanlardır.

Fakat dinin amacı insanları kullanmak, insanları aldatmak, insanları soyup soğana çevirmek değildir.

Devlet, istismar etmeyeceği bir dini öğretmek ister mi?

Bu sorunun cevabının negatif olması kuvvetle muhtemeldir.

Ama ben, bir vatandaş olarak, dini istismar etmeyecek, dini suiistimal etmeyecek bir devlet isteyebilirim.

İmam-Hatipler, böyle bir dinin doğru dürüst öğretilmesi için uygun bir zemin olabilir mi?

Orada, fizik, kimya, matematik, felsefe de var. Yani ‘gidiş yolu’ doğru.

İmam-Hatip olmaz derseniz, başka bir şey olsun.

İsterse okulsuz olsun.

Ama olsun.

Doğru dürüst İslam alimlerine ihtiyacımız var.

İyi de hangi mektepten? Hangi mezhepten?

Eyvah! Bir ‘ulema tipi’ mi sipariş ediyoruz?

Hayır. İşin orasında değilim.

Yani, ‘eğitim başkasına lazım’ demiyorum.

İster sufi olsun, ister fakih olsun, ister müfessir olsun, ister muhaddis, ister kelamcı...

Mümkünse hepsinden olsun.

İslam’ın hangi ‘mekteb’inden ve hangi ‘mezheb’inden olursa olsun, yeter ki seviyeli olsun.

Böyle bir şey, ancak bir özgürlük ortamında başarılabilir.

Demek ki evvela fikir özgürlüğü ve ilim özgürlüğü lazım.

Konuştuğu zaman dinleme isteği duyacağımız, balon gibi şişmeyen, hamaset üfürmeyen, ağzını açtığı zaman dünyadaki Müslümanların yarısını dinden çıkarmayan ilim sahiplerine ihtiyacımız var.

Neden var?

Çünkü İslam, insanlığın derdinin şifasıdır.

İşte, altı boş bir cümle!

Tekrar ediyorum, altı boş olan cümleyi:

İslam, insanlığın derdinin şifasıdır.

Bu cümlenin altı, aslında doludur.

Fakat, bizim alimlerimiz, entelektüellerimiz, bu cümlenin altının neyle dolu olduğunu bilmiyorlar.

Bilmiyoruz.

Herkes bir şey söylüyor. Haklarını teslim edelim, ağızları laf yapıyor.

Ettikleri lafların hacmi büyük.

Fakat içi boş.

İçi boşsa, nasıl şifa versin?

Ama sen de her şeyi kuru bir ilme bağladın?

Doğru, kuru kuruya ilim yetmez.

Sade ilimle olsaydı, hard disklerden mürşid-i kamiller imal edebilirdik.

(Hatta hard diskleri Çin’e sipariş ederdik, daha ucuza getirirdik.)

Bütün bu anlattığım şeyler, cehtler, zihinsel aktiviteler, iman olmayınca, ihlas olmayınca, aşk olmayınca, Fuzuli’nin dediği gibi kıyl ü kaal’den öteye geçmez.

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
7 Yorum