Back To Top
Sokaktaki adam, ofisteki adam

Sokaktaki adam, ofisteki adam

- A +

'Sokaktaki adam’ ne diyor?

‘Sokaktaki adam’ ne düşünüyor?

‘Sokaktaki adam’ ne yapacak?

Ne yapsın?

Tahterevallinin öteki ucunda bir başka adam türü var.

Kim o adam türü?

Sokakta olmayan adam... Yani, kapalı kapıların ardındaki adam. Ofisteki adam. Merkezdeki adam. Beyaz yakalı adam. Gözlüklü adam. Göbeğini kaşımayan adam.

Biz diğer evsafını bırakıp, kısaca, ‘ofisteki adam’ diyelim ona.

(Bu arada şunu not edeyim. Benim lügatimde ‘adam’ doğrudan doğruya cinsiyet belirten bir kelime değildir. Şu kullandığım bağlamda, kadın için de erkek için de kullanılması caizdir.)

Ofisteki adam, tahterevallinin öteki ucunda ve daima yukarıdadır. Tepeden bakar.

Sokaktaki adamın ne yaptığını, ne yapacağını, ne düşündüğünü, ne yediğini, ne içtiğini bilir.

İkide bir aralara ‘kesinlikle’, ‘mutlaka’ gibi ‘zarf’lar sıkıştırarak ‘sokaktaki adam şöyle düşünüyor’, ‘sokaktaki adam şöyle yapıyor’ diye ahkam imal eder. (Biz zarf diye öğrendik, şimdi ‘belirteç’ diyorlar.)

Kuşatılabilir, tanımlanabilir, öngörülebilir, yönlendirilebilir bir adamdır ‘sokaktaki adam.’

En güzeli de ‘sokaktaki adam’ın salak olduğu varsayımına dayalı beyanlardır.

Sokaktaki adam bilmez. Sokaktaki adam anlamaz. Sokaktaki adam kandırılabilir. Sokaktaki adam sürüdür... Vesaire, vesaire...

Ben çok severim ‘sokaktaki adam’ı ölçüp biçen ukala takımını. Ekranlarda rastlarsam zaplamadan önce birkaç cümle sarf etmelerine fırsat veririm.

Aslında ‘ofisteki adam’ın yumuşak karnıdır sokaktaki adam.

‘Sokaktaki adam’ hakkındaki varsayımları her gün çökse de ahkam kesmekten geri kalmaz.

‘Ofisteki adam’ın yanılması dahi ‘sokaktaki adam’ın cehaletindendir teoriye göre.

Sokaktaki adam kendisiyle ilgili tanımlara aykırı davrandığı için, ofisteki beyimiz yanılmıştır.

Sokaktaki adam bugünlerde yeniden ‘ofisteki adam’ın diline düştü.

Şimdiki vesilemiz referandum.

Tabii ki ‘sokaktaki adam’ yine bilmiyor.

Mesela neye ‘evet’ neye ‘hayır’ diyeceğini bilmiyor.

Anayasa değişikliği paketinin muhtevasını bilmiyor.

Sokaktaki adam kandırılıyor.

Muhalefet şöyle dedi, sokaktaki adam şöyle zannedecek.

İktidar şöyle dedi, sokaktaki adam şu istikamete gidecek.

Zavallı sokaktaki adam!

Ben sokaktayım. Ve ‘ofisteki adam’ın tarifine uyan, yani bilmeyen, anlamayan bir ‘sokaktaki adam’a rastlamadım.

Bir siyasetçi bir uyanıklık yapacak, bir cinlik yapacak, ‘sokaktaki adam’ bunu anlamayacak.

Mümkün değil.

‘Sokaktaki adam’ın bilme yöntemleri farklıdır.

Bildiğini belli etme yöntemleri de farklıdır.

Bizim gibi dır dır dır dır konuşmaz.

Zannediyorum bunu gerçek göstergelere bakarak başarıyor. Hayata ilişkin, kendi hayatına ilişkin gerçek göstergelere.

Aç mı? Tok mu? Özgür mü? Kısıtlı mı?

Sen onun güvenine layık mısın, değil misin?

Sen samimi misin, değil misin?

Bunları anlamaz zannediyorsun. Hiç ummadığın şekilde anlıyor.

Bilmiyor zannettiğin ve bilmediği için mutlu olduğun şeyleri, kendine mahsus sezgilerle, senin canını sıkmaya yetecek miktarda biliyor. (Tuhaf! Onun bunları bildiğini sen bilmiyorsun!)

Bildiğini de kritik zamanlarda belli ediyor. Bilmenin en çok işe yarayacağı zamanlarda.

1 Kasım’da belli etmişti mesela.

Hele 15 Temmuz’da...

Bütün aleme öğretmişti ‘sokaktaki adam’ın kim olduğunu.

16 Nisan’da da belli edecek.

Hayır, kutsamıyorum ‘sokaktaki adam’ı.

Çünkü o da herkes gibi salt ulvi saiklerle hareket etmez. Evet dinini, imanını, vatanını, milletini düşünür. Ama evindeki tencerenin kaynamasını da düşünür. Çocuğunun mektebini de düşünür.

Kutsamıyorum ama küçümsenmesinden rahatsız oluyorum.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Yeniçeri 18 Şubat 2017 01:03
Bu ülkenin sorunu , " ofisteki adam" dediğinizin sokak taki adamı küçümsemesi durumun dan ziyade , sokaktaki adamın pek yakında ; yukarıdaki beyaz gömlekli " ofis sünesi " adamların gereksiz olduğu kanaatine varmasıyla son bulur..! Hayat ekmek mücadelesidir kardeşim Siyasi polemik mücadelesi değil.. Kapatın ofisleri artık kardeşim Sizin sokaktan kopuk ,vicdandan kopuk ,hayattan kopuk , ekonomi den kopuk , gelecekten kopuk .. önce ekmek ! Ve Sonra huzur
Emekli bir vatandaş 17 Şubat 2017 20:25
Sokaktaki adam: -İsrail'in OECD'ye girişi için mevct olan vetoyu kaldırmak için oy kullandığını, -İsrail'in NATO'ya gözlemci olarak dahil edilmesiyle ilgil vetonun Türkiye tarafından kaldırıldığını, -Mavi Marmara katillerinin "kırmızı bülten"ile interople bildirilmedeğini, -İsrail-Türkiye anlaşmasının sonucu Mavi Marmara katilleriyle ilgili davanın düştüğünü, -İsrail ödediği paranın tazminat olmadığını, _15 yıldır yap-boz tahtasına dönen eğitim-öğretimin içler acısı olduğunu(PİSA sonuçları,KPSS sonuçları özellikle öğretmen alan sınav neticeleri) -4+4+4 sisteminin uygulandığı ilk yılda kadro fazlası olan sınıf öğretmenlerinin branş öğrrtmenlerinin durumunu, -ücretli öğretmenlerin durumlarını (öğretmenlik bölümünden mezun olmayanların öğretmen olarak görevlendirilmesi,kadrolu öğretmenlerin ders ücretleriyle % 100 farklı olması) -Son yıllarda hızlı bir artış gösteren İmam-Hatip Okullarındaki namaz kılma oranlarının çok düşük olduğunu. -YİD sistemiyle yapılan köprülere kullanmadıkları dolaylı olarak ödeme yaptıklarını(geçiş garantili köprüler) -Eski Türkiye başbakanı Tansu Çiller'in Kardak kayalıklarıyla ilgili olayı "savaş sebebi" sayarken şimdi işgal edilen adalarımız ve kayalıklarla ilgili hiçbir şey yapılmadığını, -dış politikadaki ani değişikliklerin neden olduğunu. Bildikleride de bir hikmet aramıştır sokaktaki adam
O k u r 17 Şubat 2017 11:57
Sokaktaki adamdan kasıt "kamu"dur. Yani düşünceleri sorulabilen herkestir. Bu "ofisteki adam" da olabilir. Siz başka bir mana yüklemişsiniz.
karı koca çok zor bir meslek icra ediyoruz aldıgımız maaşın yaklaşık 1/3vergiye gidiyor.yabancılar dövüzle ev alırsa konutta kdv 0 türke /18balta limanı anlaşması gibi.adalet nerde.akp bir daha oy vermeyecegim.yuvanıza dönecegiz.ama ak parti eski ak partiyse muhakkak bu hatadan döner.Allahı razı edin bu adalet degil.kadere fetva verdirmeyin.kader fetva verirse isterse dolar 0olsun yine maksudunuz hasıl olmaz.ebu bekir efendimiz zamanında islam çok zora girmiş bazı kabileler zekat vermeyelim başka bir şey istemeyiz demişler.bazı sahabelerde devlet zorda kabul edelim demiş ebu bekir efendimiz kabul etmemiş.zekatı almak için savaşmış.devlet vergi almazsa nasıl ayakta durur
Karar.com takipçisi 17 Şubat 2017 09:48
Yusuf Ziya Bey selamlar, Bana kalırsa tespitlerinizde haklısınız. Fakat şunu da sormak isterim; sokaktaki/ofisteki adam ayrımı yapmadan, medyanın neredeyse hepsi aynı yönde yanıltıcı yayın ve bilgilendirme yaparken, bunun hiç mi etkisi yok? Ayrım yapmadan, halkın bütününün medyaya olan güveninin ne kadar azaldığını araştırmalardan görebiliyoruz, bu yine de zihinleri bulandırmadıkları anlamına gelmiyor. Dizilerin, reklamların içinde bile propoganda devam ediyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN