10.02.2020  12:28

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yerli 5G teknolojinin altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “5G konusunda geciktiğimiz her günün ülkemize yıllara sari maliyetinin olacağını çıkarmayalım

+
-
Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz. Bunun için tüm kurumlarımızın ve firmalarımızın etkin ve hızlı şekilde hareket etmesi şarttır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşma yapan Erdoğan, bilgi ve teknolojinin dünyada en hızlı büyüyen sektörlerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye’de bu sektörün hacminin 17 yılda 20 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldiğine dikkat çeken Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

“
Sektörün ülkemizdeki yatırımları 100 milyar lirayı aştı. Mobil hizmetlerden yararlanan abone sayısı 83 milyona ulaştı. Geniş bant internet abone sayısı 77 milyonu, sabit geniş bant abone sayısı 14 milyonu, fiber abone sayısı 3,2 milyonu geride bıraktı. Bu tablodan internet erişimine imkan veren mobil tarifelerdeki fiyatların düşüşün büyük etkisi vardır. Yaklaşık 10 yıl önce mobil operatörlerimizin dakikası 11,7 kuruş olan ortalama tarife paketi bugün 1,5 kuruşa geriledi. Bir başka ifadeyle vatandaşlarımız çok daha kaliteli hizmeti bugün neredeyse 10 kat daha az ödemeyle alabiliyor. Bu sürecin devam ettirilebilmesi için altyapı yatırımlarının en etkin ve verimli şekilde yürütülmesi şart. Elektronik haberleşme altyapı bilgi sistemi içinde yürütülen çalışmaların geliştirilerek sürdürülmesiyle bunu da sağlayabileceğimize inanıyorum. Hedefimiz ülkemizde haberleşme altyapısının kapsama alanına girmeyen tek karış yer bırakmamaktır. Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ı bu amaçla ürettik. Bugün ülkemizde yaklaşık 190 bin baz istasyonu bulunuyor. ULAK’ın kullandığı baz istasyonu sayısı ise henüz bin civarındadır. Her ne kadar çeşitli operatörlerimizin verdiği 3 bin 400 adetlik bir ULAK siparişi var ise de henüz bu konuda kat etmemiz gereken çok mesafe olduğu ortadadır. Tüm mobil operatörlerimizi ülkemizin yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ı daha etkin bir şekilde kullanmaya davet ediyorum.”

2016 yılında 4.5G ihalesini yaparken kademeli olarak yüzde 30, yüzde 40 ve yüzde 45 yerlilik şartı getirdiklerini ancak yüzde 23 ile henüz bu yerlilik oranlarının çok uzağında olduklarını belirten Erdoğan, “Önümüzde 5G süreci var. Kritik bir alan olan mobil teknolojide 5G’de daha yüksek yerlilik oranlarına ulaşmak mecburiyetindeyiz. Endüstri de hızlı bir dönüşümü beraberinde getirecek 5G akıllı şehirler akıllı ulaştırma sistemleri akıllı hastaneler gibi nice alanın temel altyapısını oluşturacaktır. Bunun için 5G’nin etkileyeceği tüm sektörlerle ilgili kapsamlı bir çalışmayı da hızlı yürütüp geleceğin teknolojisine biran önce hazır hale gelmeliyiz. 5G konusunda geciktiğimiz her günün ülkemize yıllara sari maliyetinin olacağını çıkarmayalım. Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz. Bunun için tüm kurumlarımızın ve firmalarımızın etkin ve hızlı şekilde hareket etmesi şarttır. Geliştirdiğimiz ve güvenli hale getirdiğimiz mobil altyapı sayesinde elde ettiğimiz kazanımlardan biri de kümü hizmetlerinin önemli bir bölümünü dijital ortama taşımak olmuştur. E-devlet hizmetlerinde sağladığımız gelişme bu güçlü altyapı ile vatandaşlarımıza hizmetleri çok hızlı ve kolay ulaştırabileceğimizin en güzel ispatıdır. Bu alanda 2 yıl gibi kısa bir sürede dünyada 68’inci sıradan 53’üncü sıraya yükseldik. Bugün 5 binin üzerinde e-devlet hizmetinden yaklaşık 45 milyon vatandaşımız istifade edebiliyor” ifadelerini kullandı.

“Dijital teknolojilerin hızlı geliştiği dönemimizde bu dönüşümün güvenlik boyutu en az ülkelerin fiziki savunması kadar önemli hale gelmiştir” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin teknolojiyi sadece tüketen değil, asıl olarak tasarlayan, geliştiren, üreten ve dünyaya pazarlayan bir ülke haline gelmesini hedefliyoruz. Milli teknoloji hamlesini bunun için başlattık. Yerli ve milli yenilikçi teknolojilerin kamu başta olmak üzere ülkemizdeki tüm kurumları ve bireyleri kucaklayacak şekilde gelişmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Teknolojinin insanlığa faydalı bir yüzü yanında suçu bir endüstri haline getiren yönü de vardır. Geçmişte basit amaçlar ve üst düzey yetkinlikte kişiler tarafından yapılan siber saldırılar artık devletler düzeyine kadar çıkmıştır. Bu durum siber saldırıların çok güçlü altyapı ile ve güçlü kadrolarla yürütülebilmesine, dolayısıyla hedef odaklı ve çok daha yıkıcı hale gelmesine yol açıyor. Türkiye son dönemde siber saldırılara en çok hedef olan ülkelerin başında geliyor. 2016 yılında 9 bini bulmayan ülkemize yönelik siber saldırı sayısı geçtiğimiz sene 136 bini aşmıştır. Sınırlarımızın güvenliği ne kadar önemliyse elektronik sistemlerimizin ve buralarda saklanan verilerimizin güvenliği de o derece önemlidir. Yapay zeka destekli insansız hava araçları ve robotik sistemler başta olmak üzere her türlü teknolojik ürünün hayatımızda giderek daha çok yer edineceği bir döneme girdik. Bu işin güvenlik boyutuna artık çok daha önem vermeliyiz aksi takdirde ülkemizin hem teknoloji çöplüğü haline dönüşmesine engel olamayız hem de tüm kritik sistemlerimizi başkalarının eline teslim etmiş oluruz.”

Konuşmasında, veri güvenliğinin önemine dikkat çeken Erdoğan, “Veri en az petrol kadar önemli hale geliyor. Veri güvenliğini yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmak sınır güvenliğini yabancı askerlere emanet etmekle eş değerdir. Veri güvenliği konusundaki yerli ve milli çözüm çalışmalarını hızlandırıyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı anlayışıyla başlattığımız çalışmalarda henüz istediğimiz yere gelemediğimiz bir gerçektir. Bunun için kamu ve özel sektöre ait veri merkezlerini mutlaka bir düzene sokmamız şarttır. İlgili kurumlarımızdan bu konudaki çalışmalarını süratle tamamlamalarını bekliyorum. Akıllı sistemlerle kullanılan saldırıları püskürtmenin özellikle yolu daha akıllı sistemleri geliştirmek ve kullandırmaktır. Siber saldırılara konvansiyonel sistemlerle karşı koymaya kalkmak kurşunu kağıtla durdurmak gibidir. Unutmamalıyız ki, artık teknolojiye hükmedenin her sisteme ve onu üreten kullanan saklayan her unsura nüfuz edebildiği bir döneme giriyoruz. Bu amaçla cumhurbaşkanlığı olarak bir bilgi ve iletişim güvenliği genelgesi yayınladık. Kurumlarımız ve kamu görevlilerimiz için bağlayıcı olan bu genelgenin tüm unsurlarıyla uygulanmasına önem veriyoruz” dedi.

Açılışı yapılan ulusal siber olaylara müdahale merkezinin yılın 365 günü, günün 24 saati kesintisiz çalışacağını sözlerine ekleyen Erdoğan, “Burada yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz siber güvenlik sistemlerini kullanarak hem saldırıları engelliyor hem de önceden tedbir alıyoruz. Savunmadan iletişime, sağlıktan enerjiye, finanstan eğitime kadar tüm sektörlerdeki kritik kurum ve kuruluşlarımızda siber olaylara müdahale ekipleri oluşturduk. Şu anda bin 300 kurumumuzda yaklaşık 4 bin uzmanla siber güvenlik faaliyetleri yürütülüyor. Bu ekipler istihbarat paylaşımından güç birliğine kadar her alanda dayanışma içerisinde çalışıyor. Siber savunmada yapay zeka ve makine öğrenmesi teknikleri giderek önem kazanıyor. Ülkemize yönelik siber saldırıların pek çoğu işte bu ekipler ve uygulamalarla çoğu defa kimsenin haberi olmadan bertaraf ediliyor. Tüm bu çalışmalar sayesinde Türkiye global siber güvenlik endeksinde dünyada 20’nci, Avrupa’da 11’inci sıraya yükseldi. Almanya ,İtalya, Belçika gibi ülkelerin önünde yer aldığımız bu sıralamada daha da yukarılara tırmanmakta kararlıyız” açıklamasını yaptı.

Siber güvenlik alanında milli hassasiyetlere sahip nitelikli uzmanlar yetiştirmeyi de ihmal etmediklerini ve bu doğrultuda BTK Akademiyi kurduklarını söyleyen Erdoğan, “Eğitim dahil herhangi bir ön şart aranmaksızın tüm gençlerimize açık olan akademide siber güvenlik ve 5G teknoloji başta olmak üzere sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmaları yapıyoruz. Yaptığımız siber yıldız yarışmaları ile yetenekli gençlerimizi keşfediyoruz. İnşallah ülkemizi siber güvenlikte dünya çapında bir marka haline dönüştüreceğiz. Mobil dönüşüm sürecinin en önemli unsurlarından biri de frekans kullanımının düzenlenmesi ve denetlenmesidir. Milli monitör merkezini bunun için hayata geçirdik. Bu merkezde kablosuz haberleşme sistemlerine zarar veren her türlü kaçak ve zararlı sinyalleri kaynağında tespit ederek önüne geçiyoruz” dedi.

Haberleşme alanındaki faaliyetlerin ana kaynağının uzaydaki uydular haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Türkiye olarak uzay faaliyetlerini güçlendiriyor ve derinleştiriyoruz. Bu amaçla Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Uydu pozisyonları ve frekans hatlarımızla ilgili çalışmaları uluslararası kuruluşlar nezdinde yakından takip ediyoruz. Halen uzayda TÜRKSAT 3A, 4A ve 4B olmak üzere 3 haberleşme uydumuz faaliyet gösteriyor. Bu uydular 118 ülkede 3 milyar kişiye yayıncılık hizmeti verilebilmesine imkan sağlıyor. Üretimi tamamlanan TÜRKSAT 5A’yı bu yılın sonuna doğru uzaya fırlatıyoruz. TÜRKSAT 5B’yi de önümüzdeki yıl uzaya gönderiyoruz. İlk yerli haberleşme uydumuz olacak TÜRKSAT 6A’nın tasarımı tamamlandı, mühendislik çalışmaları sürüyor bunu da 2022 yılında uzaya göndermeyi planlıyoruz. Böylece Türkiye dünyada haberleşme uydusu üretebilen 10 ülkeden biri haline gelmiş olacaktır” diye konuştu.

İnternet ve teknolojinin, insanların hayatını kolaylaştıran yönünün yanında birçok tehdidi de içinde barındıran bir alan olduğuna dikkat çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnternetin sorunlu değil sorumlu kullanımı giderek daha çok önemli hale gelmeye başladı. Teknoloji bağımlılığı bu tehditlerden sadece biridir. Günümüzde teknoloji bağımlılığı sebebiyle adeta modern kölelere dönüşen yığınlarla karşı karşıyayız. Önce gençlerde başlayan teknoloji bağımlılığının artık her kesimi kuşatıyor olmasını üzüntüyle takip ediyoruz. Halbuki biz çevremize baktığımızda modern köleler değil teknoloji bilinçli kullanan özgür bireyler görmek istiyoruz. Aynı oda içinde dahi konuşarak değil mesajla iletişim kuranların gerçek hayatla bağı giderek zayıflıyor. insanlarımızın gerçek hayatta bağlarını güçlendirecek çalışmaları desteklememiz gerekiyor. Bir başka önemli sıkıntımız siber zorbalıkların çeşitleniyor ve artıyor olmasıdır. Sosyal medya bu bakımdan tam bir çöplük, tam bir başı boş mecra haline dönüşmüştür. İnsanların taciz edildiği, dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, her türlü haklarının ihlal edildiği böyle bir sanal dünyaya asla teslim olmayacağız. Gerçek hayatta suç olan her şeyin internet ortamında da aynı karşılığı bulması şarttır. Ülkemizi yalan haberin, iftiranın, hakaretin, dolandırıcılığın, provokasyonların adeta bir çığ gibi toplumumuzun üzerine çöktüğü bu kabus ikliminden çıkartmakta kararlıyız. Daha 2007 yılında başbakanlığım dönemimde bu konuda gereken önlemlerin alınmasını talep etmiştik ancak aradan geçen bunca zamana rağmen henüz işe yarar bir hukuki ve teknik altyapı oluşturamadığımızı da üzüntüyle görüyoruz. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızla ilgili kurumlarımızla bu çerçevede yürütülen çalışmaların süratle tamamlanmasını istiyoruz. Vatandaşlarımızı da özellikle çocuklarımızı korumak için güvenli internet hizmetlerinden daha çok faydalanmaya davet ediyorum. İnternetteki kirliliğin en önemli sebeplerinden biri ülkemizde içerik üretimi yerine sadece kopyala yapıştır mantığıyla içerik üretiminin ağırlıkta olmasındandır. Halbuki bizim gerçekten üretken kabiliyetli cevval gençlerimiz var. Gençlerimizden internetin sağladığı imkanları en iyi şekilde kullanarak doğru ve faydalı içerik üretiminde öne çıkmalarını özellikle bekliyoruz. Bu çerçevede, gençlerimizin internetten elde ettikleri bilgiyi ürüne dönüştürerek hem kendileri hem de ülkeleri için faydalı sonuçlar ortaya koyma çabalarını destekleyeceğiz. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesinde bu doğrultuda elde edeceğimiz başarıların çok büyük katkısı olacaktır. Sıkıntılarını dile getirirken elbette teknolojinin bize sağladığı kimi kritik imkanların hakkını da teslim etmemiz gerekiyor. Son dönemde yaşadığımız afetlerde bu imkanlardan faydalandık. Yıkıntıların altındaki vatandaşlarımızla kurulan cep telefonu bağlantıları ve sinyal takipleri çalışmaların hızlı ve etkin bir şekilde yürütülebilmesini sağladı. Türkiye Ulusal Mobil Uyarı Sistemini hayata geçirdik. Ulusal uyarı sistemi ile gerektiğinde ülkemizdeki tüm kullanıcıların cep telefonlarına bir saat içinde mesaj gönderebilecek bir altyapı oluşturduk. Bu sistemi sadece belirli bölgelerimize, belirli illerimize, ilçelerimize göre sınırlayarak kullanabiliyoruz. Afetlerde ve her türlü acil durum hallerinde bu sistemden göndereceğimiz mesajlarla vatandaşlarımızı ikaz edebilecek, bilgilendirebilecek ve yönlendirebileceğiz. Yakında bu sistemi ülkemizdeki ilgili kurumların kullanımına açıyoruz.”

Türkiye’nin maziden atiye kurmuş olduğu köprüde dijital dünyanın çok önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Karşımızdaki hakikatlere sırtımızı dönemeyeceğimize, dünyanın akışını tersine çeviremeyeceğimize göre geleceğe bakacağız. Milletimiz tarihin her döneminde devrin yeniliklerini, gelişmelerini, bilim ve teknoloji birikimini en güzel şekilde değerlendirmeyi bilmiştir. Bugün de aynı başarıyı göstereceğimizden şüphe duymuyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde her alanda olduğu gibi bilgi ve iletişim teknolojilerinde de Türkiye’yi dünyanın en önde gelen ülkeleri arasına sokacağız. Yüksek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten ve tüm dünyaya satan bir Türkiye için hep birlikte çalışacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.

ANKARA/İHA


(FOTOĞRAF)






















DİĞER HABERLER
Van'da keşif uçağı düştü
2 özel harekat polisi şehit oldu
İstanbul'da kuyumcu vurgunu
Açtığınız bu kumpasta boğulacaksınız
Katliamcı terörist YPG'nin elinde
Oyun değiştirici
Liyakatı bıraktığınız için 15 Temmuz yaşandı