‘Cazibe’ ve ‘merkez-kaç’

Son zamanlarda daha çok anket görüyorum.

Bir süre piyasa yapıp sonra ortalıktan sessizce çekilen erken seçim tezlerinin bunda bir rolü olabilir.

Gelecek ve Deva partilerinin kendilerine birer seçmen kitlesi oluşturup oluşturamadığı veya oluşturduysa bu kitlelerin yüzde kaçlık bir orana tekabül ettiği konusunda kamuoyunda oluşan merak da anketlerin frekansını arttırmıştır.

Ne var anketlerde?

Bazı partilerin oyunda küçük gerilemeler, bazılarının oyunda küçük ilerlemeler.

Gelecek ve Deva da görünüyor anketlerde.

Ancak toplamda denge bozulmuyor.

Kararsızları dağıttığın zaman, Cumhur İttifakı yüzde 51-52, Millet İttifakı yüzde 48-49. (İsteyen, istediği tarafı bir puan daha arttırıp eksiltebilir.)

Taraflar yerlerini muhafaza ediyor.

Bu dağılım herkesi memnun etmeyebilir.

O zaman, anketlerde kusur aramaya başlarsın.

Ama ekonomi iyi değil, millet evine ekmek götüremiyor, işsizlik aldı başını gidiyor, dolar çıktı ta nerelere, Ak Parti’nin oy kaybetmesi lazım?

Ekonominin bozuk olup olmadığı veya bozuksa ne kadar bozuk olduğu ayrı bir tartışma konusu.

Benim anladığım, ‘çok bozuk’ diyenlerin dediği kadar bozuk değil.

‘Çok iyi’ diyenlerin dediği kadar da iyi değil.

Ya da ekonomi yönetimi, ekonomiyi nispeten iyi gösterecek mekanizmalar oluşturmanın bir yolunu buluyor.

Evet ekonomi önemli bir faktör. Seçmenin tavrını daima etkiler.

Cebinden, sofrasından bir şey eksilttiğin zaman vatandaş suratını asar.

Ama seçmenin tavrını etkileyecek başka göstergeler var.

Mesela sağlık.

Kovid 19 salgınını şu ana kadar iyi idare etti hükümet.

İnşallah ipin ucunu kaçırmaz da memleket bir dertten kurtulur.

Sağlık, iyi yönetilirken fazla etkili olmaz. Ama kötü yönetildiği zaman çok etkilidir. Vatandaş, hastane bahçesinde az bir şey tökezlese hükümetten bilir.

Daha etkili alanlar var.

Nedir onlar?

Mesela Türkiye, iç savaşın güçlü generali Hafter’e karşı Libya Hükümeti’ne destek vererek, Mısır’ın, BAE’nin, Suud’un hatta Rusya’nın, Fransa’nın desteklediği Hafter’i geriletti ve Akdeniz’de geniş bir hareket alanı oluşturdu.

Mesela Türkiye, yaptığı sınır içi ve sınır ötesi operasyonlarla PKK terörüne karşı fark edilir bir üstünlük sağladı.

Mesela Türkiye, savunma sanayiinde mesafe kat etti, üretmeyi başardığı İHA’larla, SİHA’larla çatışma sahalarında büyük avantaj sağladı.

Ne olacak sağladıysa? Diye düşünebilirsiniz.

Sokağa inerseniz, toplumun -çoğu da yoksullardan oluşan- önemli bir kısmının dış politikadaki, güvenlik ve savunma alanlarındaki bu aktivitelerden çok etkilendiğini, çok mutmain olduğunu görürsünüz.

Bilhassa Ak Parti ve MHP tabanında.

Bu aktiviteler bir tür ‘kütle çekim gücü’ oluşturuyor.

Ekonomi, hükümet için hala büyük handikap.

Kovid 19 ekonomiyi daha da zora soktu.

Turizm başta olmak üzere bazı alanlarda ürkütücü daralmalar var.

İşsizlik oranları kağıt üstündeki manipülasyonlarla bile zapt edilemiyor.

Güvenlik ve savunma aktivitelerinin oluşturduğu çekim gücüne (cazibeye) karşılık ekonomideki daralmalar -eğer önlenemezse- bir ‘merkez-kaç kuvveti’ etkisi yapabilir.

Bugünkü verilerle konuşursak... Çünkü veriler değiştiğinde her şey değişebilir.

Doğru, seçimde partiler, ittifaklar yarışacak.

Ama sonucu, bu iki kuvvet belirleyecek.

Cazibe ve merkez-kaç.

Hangisi ağır basarsa, denge o tarafa doğru bozulacak.

Anketler, şu sıralar, bu iki kuvvetin birbirini dengelediğini gösteriyor.

Yani anketlerde bir arıza aramamıza gerek yok.

YORUMLAR (24)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
24 Yorum