Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas'tan Çin zulmüne sert tepki: 21.Yüzyıldaki en büyük facia

Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas'tan Çin zulmüne sert tepki: 21.Yüzyıldaki en büyük facia

Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas, Doğu Türkistan'da yaşanan Çin zulmüne tepki göstererek "TIp doktoru olan Ablam Gülşen Abbas’ı 2018’de 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Uygurları toptan soykırımla yok etmek isteyen Çin’in yanında yer alan herkes Çin'in suç ortağıdır. 21.yüzyılda insanlık için en ağır ve en büyük facia Çin’in Doğu Türkistan’daki Çin tipi toplama kampları zulmü ile etnik soykırım cinayetleridir" diye konuştu.

Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas, Doğu Türkistan'da yaşananlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Almanya’nın önde gelen gazetelerinden biri olan Dünya (World) gazetesinin "Almanya’nın tarihin doğru tarafında olma şansı hala var" başlıklı röportajında Uygur Hareketi İcra Direktörü Abbas, Berlin Morning Post ve Sunday Times gazetelerinden editör Daniel Friedrich'in sorularını yanıtladı.

Dünya medyasında geniş yankı bulan röportajda Uygur Hareketi İcre Direktörü Ruşen Abbas’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Çin yönetimi benim diasporada ülkem ve mazlum halkımın çiğnenen temel insan hak ve hukuklarını gündeme getirdiğim için insanların sağlık sorunlarına yardımcı olmaktan başka hiçbir amacı olmayan tıp doktoru olan Ablam Gülşen Abbas’ı 2018’de 20 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Siyasetle hiç ilgisi olmayan, Avrupalılar gibi normal giyinen bir doktor olan Ablam Gülşen Abbas, 2018’de bir gecede “terörist” suçlaması ile tutuklandı. Ablam insanların acılarına çare bulmak için didinen fedakâr bir tıp doktoruydu. Benim 20118’de Washington’daki Hudson Enstitüsü’nde Çin’in ülkemdeki Çin tipi toplama kampları uygulamaları hakkında yaptığım konuşmamdan 6 gün sonra göz altına alınmış ve hapsedilmiştir. Şu anda onun nerede tutulduğu ve hayatta olup olmadığı veya nasıl olduğu konusunda diğer Doğu Türkistan yurttaşlarım gibi ben de 5 yıldır, kendisinden hiçbir şekilde haber alamıyorum"

SİNCAN POLİS ARŞİV BELGELERİ SOYKIRIM GERÇEKLERİNİ YANSITIYOR

Geçtiğimiz aylarda dünya medyasına yansıyan “Sincan Polis Arşiv Belgeleri" Uygurların toplama kamplarında nasıl tutuldukları ve onların Çin işgal yönetiminin insanlık dışı baskı zulüm ve soykırım uygulamalarına nasıl maruz kaldıklarına dair ayrıntılı bilgi ve kanıtları içermekle kalmıyor aynı zamanda Doğu Türkistan ‘in tarihi sakinleri ve esas sahipleri olan Uygurlar, Kazaklar başta diğer tüm Türk halklarının nasıl tamamen yok edilmek istendiğinin eşiğinde olduğu gerçeğini ortaya seriyor.

Ayrıca diasporada yaşayan toplama kampı mağduru ve tanıklarının detaylı anlatımları da bu belgelerin doğruluğunu kanıtlamaktadır. Bütün bu bilgiler ve kanıtlar Çin Komünist Partisi diktatörlüğünün ülkemde yaşayan halkıma yönelik insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleleri hakkında bizleri ve dünyayı aydınlatıyor.

20 yıla mahkum edilen Ablam Dr.Gülşen Abbas’ın durumu milyonlarca olduğu tahmin edilen Uygur, Kazak ve diğer Türk halklarının çeşitli suçlamalarla gözaltına alınıp kampları hapsedildiğini, toplama kamplarında beyinlerinin nasıl yıkandığını Çin Komünist Partisi yönetiminin ve küresel Şirketlerin bölgede kurduğu Çin fabrikalarında tutukluların köle/İşçi olarak nasıl zorla çalıştırıldıkları gözler önüne sermektedir.

ÇİN'İN YANINDA YER ALAN HERKES, ÇİN'İN SUÇ ORTAĞIDIR

Çin işgal yönetimi günümüzde işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar başta tüm Müslüman Türk halklarını toptan soykırımla bu dünyadan tamamen yok etmek istemektedir. Uygurları toptan soykırımla yok etmek isteyen Çin’in yanında yer alan herkes Çin'in suç ortağıdır.

ALMANYA,ÇİN İLE ÇALIŞMAYA DEVAM ETMEMELİ

Günümüzde BMV ve VW gibi otomobil Firmaları başta iki binden fazla Alman sermayeli şirket şu anda yanı Uygur soykırımının acımasızca uygulandığı bu süreçte Çin’de faaliyet göstermektedir. Bu şirketler, Çin hükümetinin Uygurları Köle/İşçi olarak çalıştırılması ile Uygur kanına bulanmış ürünlerden yararlanıyorlar. Tarihte Nazilerin yanında yer alan bazı Alman şirketleri şimdi Çin’in yanında yer almaya devam ediyor. Almanya tarihten ders almalı ve ekonomik kazanç için Çin ile çalışmaya devam etmemelidir.

21.YÜZYILDA İNSANLIK İÇİN EN BÜYÜK FACİA, ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ETNİK SOYKIRIM CİNAYETLERİDİR

ABD başkanının kim olduğu, Beyaz Saray’dan kimin oturduğu olduğu benim için önemli değildir. Bana göre önemli olan ülkede insani ve demokratik değerlerin korunmasıdır. 21.yüzyılda insanlık için en ağır ve en büyük facia Çin’in Doğu Türkistan’daki Çin tipi toplama kampları zulmü ile etnik soykırım cinayetleridir. Uygurların bu insanlık dışı durumunu dikkate almayan ve soykırım cinayetlerini durdurmak için kılını kıpırdatmayarak duyarsız tavır sergileyenlerin özgürlük, demokrasi ve insan hakları değerlerine sahip olduklarından ciddi olarak şüphe duymaktayım. Bizler Doğu Türkistanlılar olarak başkalarına acılarımızı anlatma, onlarla empati kurma ve desteklerini elde etme sürecinden çoktan geçmiş olduğumuzu düşünüyorum.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İNSANLIK FACİASI TÜM İNSANLIĞIN ORTAK DRAMIDIR

Bizler Doğu Türkistanlılar olarak artık; Ey İnsanlık, sizler işgalci Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği insanlığa karşı suçlar ile etnik soykırım cinayetlerine karşı neden suskun kalıyorsunuz?

Uygurlar ile gerçekten insandaş iseniz lütfen sesinizi çıkarınız ve bu apaçık insanlık cinayetine tepki gösteriniz! Sözleri ile onların insanlık onur ve gururuna hitap edecek ve insanı ve vicdanı sorumluluklarını hatırlatacak bir aşamaya geldiğimizi düşünüyorum. Çünkü Doğu Türkistan’daki insanlık faciası sadece bu ülkede yaşayan ve soykırıma maruz kalan Uygurlar, Kazaklar ve diğer Türklerin değil, tüm insanlığın ortak dramıdır.

ETNİK SOYKIRIMIN YAŞANDIĞI ÇİN’İ NEDEN TERK ETMİYORLAR?

Almanya ve Avrupa Birliği yasalarında zorla çalıştırma ve kölelik yasaktır. Ama bu yasalar ihlal edilmektedir. Zorla çalıştırma ve kölelik gerçekten yasadışıysa, Çin için niçin uygulanmıyor? Bir insanın dökülen kanı karşılığında diğerinin zengin edilmesi insani ve ahlaki midir? Uygurlar da diğerleri gibi Tanrı’nın kulu değil midir?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından birçok Alman şirketi Rusya’dan ayrıldı. Ama bu şirketler etnik soykırımın yaşandığı Çin’i neden terk etmiyorlar?

Çünkü Rusya’dan elde ettikleri kâr, Çin’den elde ettiği kârdan daha azdı. Zamanında birçok ülke, Nazilerin ne yaptığını bilerek, onlarla görmedikleri ve bilmedikleri bir şekilde ticaret yapmaya devam ettiler. BM ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) 70 yıl önce Nazilerini desteklemeye devam ettiler. Ama bugün durum farklı. Bilgi çağında yaşadığımız için bugün herkes Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Görmemezlik ve duymamazlıktan gelmek artık hiçbir şekilde geçerli ve kabul edilebilir değildir. Çin’in Uygur soykırımı ve insanlığa karşı işlediği suçlara karşı Soykırım karşısında tarafsızlık diye bir şey yoktur"

Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN