Back To Top
Faizlerdeki gerileme tahsilatı kolaylaştırır

Faizlerdeki gerileme tahsilatı kolaylaştırır

 - Son Güncelleme: 24.07.2019 Çarşamba 01:29
Faizlerdeki gerileme tahsilatı kolaylaştırır
- A +

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş bankacılık sektöründe takipteki kredi oranının haziran sonu itibarıyla yüzde 4,4 seviyesine yükseldiğini söyledi. TL faizlerinde gerileme olacağını beklediklerini ifade eden Ateş “Bu durum takibe dönüşüm hızında bir yavaşlama ve takipteki kredilerden tahsilatlara bir ivme kazandırabilir” dedi.

Ekonomideki kötü gidişat bankacılık sektörüne de yansıdı. Sektör, geçen senenin altında büyüme oranı gerçekleştirdi. Ayrıca bankalarda takibe düşen kredi sayılarında da artış yaşanıyor. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, Türk bankacılık sektöründe yılın ilk yarısında kredi büyümesinin, geçmiş dönem performanslarının gerisinde kaldığını, kârlılık olarak ise kısmen yavaşladığı bir dönem geçirdiklerini söyledi. Mevduat birikiminin yabancı para cinsinden mevduata kaymış olmasının TL cinsinden faiz oranlarının yüksek seyrine sebebiyet vererek TL likiditesinin daralmasına ve bunun bir sonucu olarak da kredi büyüme hızının yavaşlamasına neden olduğunu belirten Ateş, aktif kalitesinin ise geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında bozularak takipteki kredi oranının yüzde 4,4 seviyesine yükseldiğini kaydetti.

Enflasyondaki gerileme eğilimine paralel yılın ikinci yarısında TL faizlerde gerileme olacağını tahmin ettiklerini dile getiren Ateş “Bu da kredi genişlemesine imkan sağlarken, aynı zamanda takibe dönüşüm hızında bir yavaşlama ve takipteki kredilerden tahsilatlara bir ivme kazandırabilir. Sistemdeki kredi ve mevduatın durasyon farkından dolayı bankacılık sektörünün net faiz marjı, yılın ikinci yarısında beklediğimiz faiz düşüşü ortamında yılın ilk yarısına kıyasla daha iyi bir performans sergileyebilir” dedi. Ateş, büyümedeki toparlanmayla birlikte değerlendirildiğinde, bankacılık sektörünün en önemli gelir kalemi olan net faiz gelirlerinin yılın ilk yarısına kıyasla daha yüksek olabileceğini vurguladı. Takipteki kredi portföyüne net girişlerin de azalmasıyla birlikte karşılık giderlerinin de ikinci yarıda ilk yarıya göre kısmen daha düşük kalarak kârlılığa olumlu katkı sağlayacağını belirten Ateş, şunları kaydetti: “Kredi genişlemesinin yavaşladığı bu süreçte TL likiditenin yavaş döngüsü nedeniyle reel sektörün iş hacimlerinde daralma, alacak vadelerini uzaması ve finansman giderlerindeki artışlar neticesinde bankalardaki takipteki krediler oranında artış ve banka kârlılıklarında da gerileme gördük. 2019’un ikinci yarısında beklediğimiz faizlerdeki olası gerileme ile bu sürecin kısmen telafi edilebileceğini düşünüyoruz.” Ateş “Bankacılık sektörü, gerek yüksek karşılıkları gerekse de kaliteli teminat yapısı ile zor geçen 1-1,5 yıllık dönemde belirgin bir sermaye güçlendirmesine ihtiyaç duymamıştır. Net borçluluğun azaldığı böyle bir dönemde bankacılık sektörü de net dış borç ödeyicisi konumunda olmuş, risk seviyesini aşağı çekmiştir. Kredi büyümesinin de yavaşlamış olduğu bu dönemde içsel sermaye oluşumundaki yavaşlama, risk ağırlıklı varlıkların büyüme hızındaki düşüş ile dengelenmeye çalışılmıştır. Bu sayede, geçen yılın aynı  dönemine göre gerilemiş olsa da Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı yüzde 17,1 ve çekirdek sermaye yeterlilik oranı yüzde 12,9 seviyesinde, hala oldukça tatminkar düzeydedir” ifadelerini kullandı.       

İŞSİZLİK KREDİYE TALEBİ ARTIRDI

Hakan Ateş, bankacılık sektöründe takipteki kredi oranının haziran sonu itibarıyla yüzde 4,4 seviyesinde olduğuna ve bu oranın 2009 yılında küresel kriz döneminde ulaşılan yüzde 5,5 seviyesinin halen oldukça altında bulunduğuna işaret etti. Ateş “Yılın ikinci yarısında işsizlikteki artış kaynaklı bireysel kredilerde ve kredi kartı segmentlerinde kısmi takip artışları olsa da bu bankacılık sektörünün baş edemeyeceği bir noktada değildir” dedi. Bu yıl yabancı para cinsinden bireysel borçlanmaların kaldırılmış olmasının, kur etkisi sebebiyle bireysel kredilerden kaynaklanabilecek takipleri sınırladığını vurgulayan Ateş, Mayıs 2018’de bunun bir benzerinin şirketlere de uygulanmaya başlandığını ve olumlu etkilerinin gelecek zamanlarda daha iyi anlaşılacağını söyledi.

DÜŞÜRMEK İÇİN ORTAM UYGUN

Hakan Ateş, çeşitli ekonomik dış sebeplerle dış finansmanın zorlaşması, içeride döviz talebinin hızla artması ve döviz kurlarının uzunca bir süre yükselmeye devam etmesinin, ithalatının yüzde 90’ı üretim faktörleri olan Türkiye’de maliyet enflasyonunun da hızla yükselmesine neden olduğunu söyledi. Ekonominin durgun olmasına rağmen Merkez Bankasının bu sebepten dolayı TL faizlerini yükselterek özellikle bireylerin TL’den dövize  geçişlerini yavaşlatmaya çalıştığını ifade eden Ateş, cari açığın sıfırlandığı, risk algılamasının azaldığı bugünlerde ise döviz talebinin azaldığını ve ekonomide de durgunluğun devam etmesi sebebiyle faizlerin düşürülebilmesi için uygun bir ortamın olduğunu kaydetti. Ateş “Geçmişe bakıldığında 300 baz puanlık bir risk priminin (kısa vadeli reel getirinin) makul olduğu ve enflasyon beklentisinin yüzde 12,5’e inebileceği bir süreçte, risk primini hızla yükseltecek başka faktörler devreye girmezse Merkez Bankasından yıl sonuna kadar 800-900 baz puan faiz indiriminin gelmesini muhtemel görüyoruz” dedi.

DIŞ FİNANSMAN İHTİYACI AZALDI

Hakan Ateş, yılın ilk yarısı itibarıyla özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bilanço normalleşme sürecini yavaşlatacağını açıklaması ve mayıs-haziran geçişinde politika faizinde aşağı yönde düzeltmeye gidebileceğini ima etmesi nedeniyle risk algısında toparlanma ve getirileri daha yüksek olan gelişmekte olan ülkelere fon akışlarında hızlanma gözlendiğini ifade eden Ateş, uzun vadeli proje finansmanı talebindeki düşüş nedeniyle Türk bankacılık sisteminin dış finansman ihtiyacının da azaldığını kaydetti. Özellikle dolar libor ve risk primi artışı ile maliyetlerin yükseldiği dönemde sektörün uzun vadeli kredi borç çevirme rasyosunun yüzde 70’li rakamlara gerilediğini bildiren Ateş, Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikasında gevşeme eğilimi göstermesinin, uygun maliyetli dış kaynak yaratma açısından Türkiye’ye de fayda sağlayacağını, içeride döviz mevduat faizlerinin gerileyebilmesine imkan tanıyacağını söyledi.

 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN