19.02.2020  00:02

Piyasada faizler yükselirken Merkez indirim peşinde

Geçen yılın son dört ayında toplamda politika faizini bin 200 puan düşüren Merkez Bankası, 2020’ye de indirimle başladı. Son bir aylık süreçte Merkez faizi 11,25’e çekse de piyasada oranlar yüzde 11,40’ın üzerine çıktı. Kur tarafında da yükseliş başladı. Tahminlere göre Merkez yine indirim yapacak fakat, piyasada yükselişler devam ediyor. Ekonomistler, indirime ara verilmesi gerektiğini söylüyor.

+
-

ALİ YILDIRIM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci toplantısını yapıyor. 2019’un son 4 ayında politika faizini 1200 baz puan indiren Merkez, yüzde 24 seviyelerinden yüzde 12’ye kadar düşürmüştü. Bu yılın ilk toplantısında ise indirime devam edildi. Politika faizi, 75 baz puanlık düşürülerek yüzde 11,25’e çekildi. Öte yandan Merkez’in hızlı faiz indirimine piyasalar da tepkisiz kalmaya başladı. Uzun vadeli tahvil faizleri yüzde 10 seviyelerinden yüzde 11,40’lara kadar çıktı. Kur cephesinde de yükseliş başladı. Fakat Merkez Bankası hâlâ faiz indirimi yapmayı planlıyor.

Ekonomistlerin tahminleri de az da olsa indirim olacağı yönünde. İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin, kararda 50 baz puan indirim gelebileceğini belirterek “Daha önce indirimin 75 baz puan olabileceğini düşünüyorduk. Ancak son dönem gelişmeleri indirimi sınırlayabilir” dedi. Merkez Bankası’nın son dönemde yaptığı açıklamalara bakıldığında, TCMB’nin, enflasyon beklentileri ve kendi enflasyon tahminlerini dikkate alarak faiz kararını oluşturduğunun anlaşıldığını ifade eden Sezgin, şunları kaydetti: “Şubat ayında 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 9,6 ile bir önceki ay gerilediği seviyeyi hemen hemen muhafaza etti. Ocakta enflasyon yükseldi. Ancak Merkez Bankası, ana eğilime odaklanıyor. Ana eğilim ise sınırlı yükseldi. Talep baskısı olduğunu düşündüren kalemler olsa da faiz indirimlerini sona erdirecek kadar büyük bir değişiklik görünmüyor.

Faiz indirimine ara verilmesine sebep olabilecek bir gelişme döviz kurlarındaki, risk primindeki ve oynaklıklardaki artış olabilirdi. Ancak uzun zamandır ekonomi yönetiminin yaklaşımı faiz ve kur ilişkisini zayıflatmaya odaklanıyor. Döviz kuru istikrarı için ise rezerv yönetimi, swap limitleri gibi başka tedbirlere başvuruluyor. Dolayısıyla bu toplantıdaki faiz kararında kur hareketinin belirleyici olacağını düşünmüyorum.” Sezgin “Faizin biraz daha inmesi yönetilebilir belki ama faiz, mevcut enflasyonun çok altına indiğinde dengeleri sağlamak zorlaşabiliyor. Bu nedenle şubat ayında faiz değişikliğine gidilmemesi durumunda piyasa tepkisi olumlu olabilir” diye konuştu.

‘PİYASADA FAİZLER YÜZDE 11’İN ÜSTÜNDE’ 

Haluk Bürümcekçi, ocak ayında yıllık TÜFE’nin yüzde 12,15’e, çekirdek enflasyonun da (B endeksi) yüzde 10,9’a yükseldiğini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Kurlara çok hassas olmayan hizmet fiyatlarının yüzde 12,2 ile yüksek seviyelerini koruması, bu grubun geçmişe endeksleme nedeniyle katılık arz etmeye devam ettiğini düşündürmüştü. Kısa vadede, enflasyonun şubatta baz etkisi ile bir miktar daha yükselme ihtimali bulunmakta. Buna ek olarak, son günlerdeki kur artışı ile beraber yıllık bazda kur sepeti değişiminin yüzde 13 civarına yükselmesi enflasyonu yukarı yönde etkileyen bir faktörün güçlenmeye başladığına işaret etmekteydi. TCMB’nin finans kesimi ve profesyonellere uyguladığı aylık Beklenti Anketi şubat sonuçları da uzunca bir süredir devam eden enflasyon beklentilerindeki iyileşme sürecinin durduğunu yansıtmıştı. Ayrıca, son günlerde kısa ve uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselerek yüzde 11 seviyesinin üzerine çıktığı, offshore swap piyasasında da getiri eğrisinin yukarı kaydığı izleniyor. Ekonomik aktivitenin son durumu da para politikasının eskisi kadar desteğine ihtiyaç duyulmadığını yansıtmakta.

 

DİĞER HABERLER
Kumar oynayanlara sosyal mesafe cezası
'Veli kuşağı' başlıyor
Burhan amca hastaneye kaldırıldı
'Zoom' şoku
Balkonlardan İstiklal Marşı söyleyelim
Başakşehir'de sahte maskelere el konuldu
Sağlık Bakanlığı KPSS yerleştirme sonuçları erişime açıldı