Back To Top
Zirve öncesi Halkbank dosyası

Zirve öncesi Halkbank dosyası

 - Son Güncelleme: 17.10.2019 Perşembe 10:45
Zirve öncesi Halkbank dosyası
- A +

Türkiye’nin ‘Barış Pınarı Harekatı’na başlamasıyla birlikte, ABD’den gelen destek mesajları yaptırım silsilesine döndü. ABD Başkanı Trump’ın “Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederim” açıklamaları sonrasında yaptırım listesi birbiri arkasına sıralandı. Türkiye için yaptırım kararları sonrası kur 5.90’a kadar çıktı. Yeniden açılan Halkbank dosyası da kur üzerinde yüzde 1’lik etki yarattı.

ALİ YIDIRIM - HÜSEYİN İSTEMİL

Fırat’ın kuzeydoğusunda başlayan ‘Barış Pınarı Harekatı’yla birlikte ABD eski dosyaları yeniden açtı. Harekat başladığından beri göz dağı vermeyi sürdüren ABD Başkanı Donald Trump “Ekonomik olarak Türkiye’yi mahvederim” açıklamasını yapmıştı. Bu açıklamalar ışığında ve harekat ile birlikte kur 5.90’nın üzerine kadar çıktı. Devamında gelen yaptırım ile Trump, Hazine’ye yetki veren kararnameyi imzalayacağı bildirildi. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin “Bunlar çok güçlü yaptırımlar. Bu bize verilen en geniş başkanlık yetkileri olacak. Umarım bunları kullanmak zorunda kalmayız, ancak kalırsak o zaman Türk ekonomisini kapatırız” demişti. Bu sözlerin ve yayınlanan yaptırım listesinin ardından, piyasalar da hafif dalgalandı. Türkiye için yaptırım kararları sonrası piyasalar herhangi bir tepki vermedi. Halkbank açıklamalarıyla beraber, piyasalar yine aynı tepkide sabit kaldı. Yaptırımlar konusunda daha kötü senaryoları fiyatlamış olan piyasalarda, ABD’nin yaptırım kararların Türkiye ekonomisine büyük zararlar verecek nitelikte olmadığı yönünde görüş birliği var. 

ABD’de savcılık makamı Halkbank aleyhine ABD’nin İran yaptırımlarını ihlal etmekle suçladı ve banka aleyhine hazırlanan iddianameyi açıkladı. İddianamede “Halkbank İran’ın faydalanması amacıyla ve farkına varılması halinde bankayı ABD kanunlarına göre yaptırımlara maruz bırakacak çeşitli yasadışı işlemlere girmiştir. Halkbank yasa dışı şekilde kısıtlı durumdaki İran’a ait yaklaşık 20 milyar dolar tutarında parayı yasa dışı transfer etmiştir” denildi. İddianamede Halkbank’ın elde ettiği para ve varlıkları ABD’ye vermesi istendi ancak herhangi bir tutar telaffuz edilmedi. Bu haber sonrasında Halkbank’ın Borsa İstanbul’da açılıştaki kaybı yüzde 7,22 oldu. 

Halkbank aleyhine dava açıldığı haberinin açılışta piyasaları olumsuz etkilediğini söyleyen analistler, ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik haber akışının bir süre daha gündemi meşgul edeceğini ifade etti. Piyasalarda oynaklığın arttığı, ekonomik gerçeklerden kopuk fiyatlamaların öne çıktığı dönemlerde dünyanın hemen her piyasasında bu tür önlemlerin alındığına dikkati çeken analistler, Borsa İstanbul yönetiminin de piyasaların sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için proaktif bir şekilde adım attığını söyledi.

BORSA HAREKETE GEÇTİ

Ahlatçı Yatırım’ın günlük piyasa bülteninde şu değerlendirmeler yapıldı: “Haftanın ikinci işlem gününde yurtiçi piyasaların gündemi Suriye’nin kuzeyinde devam eden askeri harekât ile ilgili gelişmeler olmaya devam etti. ABD’de bu konuyla ilgili bir süredir konuşulan yaptırımların neler olabileceğine dair bilgi akışları takip edildi. Yapılan açıklamalara göre yaptırımlar arasında iki bakanlık ve üç bakana yaptırım uygulanması, mayısta iptal edilen çelik ürünlerine yüzde 50 gümrük vergisinin geri getirilmesi ve 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin rafa kaldırılması bulunuyor. ABD’de Manhattan’daki federal savcılar ‘İran’a yönelik yaptırımların delinmesi, kara para aklama ve dolandırıcılık’ iddiasıyla Halkbank hakkında iddianame hazırladı. Gelen habere göre ise Borsa İstanbul Akbank, Garanti Bankası, Halkbank, İş Bankası, Vakıfbank, TSKB, ve Yapı ve Kredi Bankası´na bugünden itibaren geçici süreyle açığa satış yasağı getirdi.”

AÇIĞA SATIŞ YASAĞI

Sermaye Piyasası Kurulunca (SPK), sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortamda işleyişinin sağlanması ile yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen Akbank (AKBNK.E), Garanti Bankası (GARAN.E), Halkbank (HALKB.E), İş Bankası (C) (ISCTR.E), Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB.E), Vakıfbank (VAKBN.E), Yapı Kredi (YKBNK.E) paylarında geçici olarak açığa satış işlemlerine yasak getirildi. Yatırımcılar tarafından satışa konu edilecek söz konusu banka payları için depo şartı uygulanacak. Mülkiyetinde adı geçen bankaların payı bulunan yatırımcılar, söz konusu kıymetlerin satışını sadece ilgili kıymetlerin bulunduğu yatırım kuruluşları üzerinden yapabilecek. Kurul kararına uyumun kontrol ve takibinde sorumluluk yatırım kuruluşlarında olacak.      

KARAR İSTİKRARI SAĞLAMAK İÇİN ALINDI

Açığa satış, pay piyasalarında, hisse fiyatlarının yükselişi yerine düşüşünden kazanç elde etmek isteyen yatırımcıların, sahip olmadıkları hisse senedini ödünç almak kaydıyla satması anlamına geliyor. Dünya genelinde özellikle finansal kriz ya da hisse bazlı yoğun haber akışı ile belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcıların çok büyük zararlara uğramaması nedeniyle kullanılan tedbirlerden biri olan “açığa satış yasağı”, Türkiye’de de dönem dönem uygulanmıştı. ABD’de, 2008 krizinde ülkenin sermaye piyasaları regülatörü SEC, 19 Eylül’de uyguladığı geçici açığa satış yasağında toplam 799 hisse senedi yasak kapsamına almıştı. Avrupa tarafında da 2008’de İngiltere, 2011 ve 2012’de ise Fransa, İtalya, İspanya ve Belçika’da bankacılık sektörüne ilişkin haber akışı nedeniyle geçici açığa satış yasakları getirilmişti. Gedik Yatırım Menkul Değerler Yatırım Danışmanlığı Müdürü Üzeyir Doğan, açığa satış yasağının, hisse senetleri piyasalarında oynaklığın arttığı dönemlerde piyasaya tekrar istikrar sağlamak amacıyla alınan bir karar olduğunu bildirdi.        

19-10/17/riza.jpg

HALKBANK'A YENİ 'İRAN YAPTIRIMLARI'

BD New York Güney Bölgesi Savcısı Geoffrey Berman Halkbank eski genel müdür yardımcısı Hakan Atilla’nın Ocak 2018’de suçlu bulunduğu dava ile ilgili Halkbank hakkında iddianame hazırladı. İddianamede ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu gerekçesiyle bankaya altı suçlama yöneltildi. Sauçlamalar arasında Halkbank’ın milyarlarca dolarlık bir sistem kurarak ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu dolandırıcılık ve kara para akladığı iddiası da var.  

Manhattan Federal Mahkemesi’ne sunulan 45 sayfalık iddianamede Halkbank’ın 2012 ve 2016 yılları arasında İran’ın uluslararası piyasalarda petrol ve doğal gaz satışından elde ettiği geliri harcamasına imkan veren bir tezgahın paravan şirketler ağını kullanarak uygulanmasına yardımcı olduğu ve bunun da ABD yaptırımlarının ihlalini oluşturduğu belirtildi. Söz konusu tezgahın da hem İran hem de Türkiye’deki üst düzey yetkililerin sağladığı korumayla uygulandığı, bu yetkililerin bazılarının milyonlarca dolar rüşvet aldıkları belirtildi. 

ABD Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinde paylaşılan iddianamede, ABD’li savcı Geoffrey Berman “Halkbank’ın Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın adil ve kamuya açık bir şekilde yargılanmasında ortaya çıkan gerçekler Halkbank’ın üst düzey yönetiminin ABD’nin İran’a yönelik olarak uyguladığı yaptırım rejiminin etrafından dolanmayı amaçlayan bu tezgaha katıldığını gösterdi” ifadelerini kullandı. Halkbank’ın davranışı sebebiyle Amerikan mahkemesinde hesap vermesi gerektiğini savundu. İran’ın Türkiye’nin ulusal petrol ve doğal gaz şirketine petrol ve doğal gaz satışından elde ettiği gelirin Halkbank’taki hesaplara aktarıldığı, bu hesapların İran Merkez Bankası, İran Ulusal Petrol Şirketi ve Ulusal İran Gaz Şirketi adına oldukları belirtildi. 

İddianamede ‘İran’a karşı ABD yaptırımları ve ABD bankalarında para aklamayla mücadele politikası sebebiyle İran’ın bu fonlara erişip bunları İran’a transfer etmesinin ya da bu parayı İran hükümeti kurumları ve bankaları yararına uluslararası transferlerde kullanmasının zor olduğu ve bu nedenle de 2012 yılı itibariyle milyarlarca dolar paranın İran Merkez Bankası’nın ve diğer İran kurumlarının Halkbank’ta bulunan hesaplarında toplandığı’ belirtildi.  

Halkbank’ın İran yararına olduğunun ortaya çıkarılması halinde ABD yasaları gereğince bankayı yaptırıma maruz bırakacak üstü örtülü bazı işlemlerde bulunduğu ifade edildi. Dosyada ‘İran’ın petrol ve doğal gaz satışından elde edilen ve Halkbank’taki hesaplarda tutulan paranın İran hükümeti yararına altın almak için kullanılması, paranın ikili ticaret kurallarını ihlal ederek İran’a ihraç edilmeyen altın almak için kullanılması ve İranlı müşteriler tarafından gıda ya da tıbbi malzeme alınmış gibi gösterilerek dolandırıcılık içeren işlemlerin yapılmasını kolaylaştırmak’ da bu üstü örtülü işlemler arasında sayıldı. 

Halkbank’ın bu yöntemleri kullanarak üstü örtülü bir şekilde yaklaşık 20 milyar doları transfer ettiği savunulan iddianamede “Üst düzey Halkbank yetkilileri bu işlemlerin gerçek içeriklerini ve özelliklerini ABD Maliye Bakanlığı yetkililerinden gizledi ve bu şekilde Halkbank İran hükümetine ABD yaptırımlarına hedef olma ve ABD’nin mali kurumlarında muhabir banka hesabı tutma imkanını kaybetmeden riskiyle karşı karşıya kalmadan milyarlarca dolar değerinde hizmet sağlayabildi” ifadeleri kullanıldı. 

Söz konusu tezgahın amacının Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde paravan şirketler adına tutulan ve İran’ın petrol satışından elde ettiği paradan oluşan bir havuz oluşturmak olduğu belirtildi. Bu fonların da İran hükümeti ve bankaları adına uluslararası ödemeler yapmak için kullanıldığı ve buna ABD mali sistemi kullanılarak ve yaptırım yasaları ihlal edilerek yapılan transferlerin de dahil olduğu vurgulandı. İddianamede Hakan Atilla davasındaki iddianamede ismi geçen bir bakanın ve diğer Halkbank yöneticilerinin de firari olduğu belirtildi. 

Öte yandan yargı süreciyle ilgili yapılan yazılı açıklamada, Halkbank’ın ABD’nin nükleer programı nedeniyle İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesi amacıyla yıllarca süren ve toplam boyutu milyarlarca dolara ulaşan bir düzenin parçası olduğu iddia edildi. İddianamede, 17 Aralık 2013’te düzenlenen kumpas operasyonuyla ilgili soruşturmada elde edilen bulgular da yer alıyor. 

Halkbank hakkında iddianamede “ABD’yi dolandırmak amacıyla komplo kurmak, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal etmek için komplo kurmak, bankacılık dolandırıcılığı, bankacılık dolandırıcılığı yapmak amacıyla komplo kurmak, kara para aklamak ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak” suçlamaları yer aldı. Suçlu bulunması halinde, Halkbank için usulsüz yaptığı ve para akladığı iddia edilen işlemlerin finansal boyutuna denk gelecek kadar para cezası kesilmesi talep edildi. Davaya Atilla davasının yargıcı Richard M. Berman’ın atandığı belirtildi. 

‘İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMALAR ESKİ VE YERSİZ’

ABD’deki iddianame ile ilgili Halkbank tarafından Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bir açıklama gönderildi. Açıklamada, hazırlanan iddianamede ileri sürülen suçlamalara yanıt verilirken suçlamaların yersiz olduğu vurgulandı ve Halkbank’ın Amerika’da şubesi bulunmadığından dolayı Amerikan Adalet Bakanlığı’nın yaptırımlar konusunda Halkbank’ı yargılama hakkı olmadığı ileri belirtildi. Açıklamada “Bahse konu iddianamenin yeni bir bilgi ve bulguya yer verilmeksizin, çoğunlukla Hakan Atilla davasında ileri sürülen iddiaları tekrarladığı ve bu davada ortaya konan girişimlerin Bankamız üzerinden tekrarlanmaya çalışıldığı görülmektedir” denildi. Açıklamada ayrıca Atilla davası kapsamında Amerika’daki ilgili kurumlarla yapılan işbirliğine vurgu yapıldı. Bu çerçevede bankanın gönüllü bir bağımsız inceleme süreci başlattığı hatırlatıldı. Halkbank söz konusu iddianamenin hazırlanmasının arkasında Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü operasyona karşı Amerika’nın yaptırımlarının bir parçası olarak görüldüğünü belirtti. Açıklamada “Ordumuzun sınırlarımızın güvenliğini sağlamak için “Barış Pınarı Harekatı” sebebiyle, ABD hükümetince Ülkemize karşı başlatılan yaptırımların bir parçası olarak ortaya atılmıştır. Bu haksız dava ile ilgili olarak uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm yasal haklarımız kullanılacaktır” denildi.

ÖNCEKİ DAVADA NELER YAŞANDI?

İran, Türkiye ve Makedonya vatandaşı olan Rıza Sarraf 2016, Halkbank eski genel mdürü yardımcısı Mehmet Hakan Atilla da 2017 yılında gittiği ABD’de haklarında yürütülen soruşturma nedeniyle tutuklandı. Daha sonra aralarında Sarraf ve Atilla’nın da bulunduğu dokuz kişi hakkında dava açıldı. Sarraf, savcılık ile anlaşarak, davada tanık olarak yer aldı ve herhangi bir cezaya çarptırılmadı. Böylece Atilla, davanın tek tutuklu sanığı olarak yargılandı. Atilla’ya 6 suçlama yöneltildi. Sarraf, tanık olarak verdiği ifadede, yapıldığı iddia edilen altın ticaretinin ayrıntılarını anlattı ve aralarında dönemin bazı bakanlarınında olduğu Türk yetkililere rüşvet verdiğini öne sürdü. Yargılamanın sonucunda, Atilla, kara para aklama haricinde kendisine yöneltilen suçlamaların tamamından suçlu bulundu. 32 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tutuklu geçirdiği süre de mahsup edilince Temmuz 2019’da serbest bırakıldı. Atilla, Türkiye’ye gelişinde ailesi ve hükümet yetkilileri tarafından karşılandı.

 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN