Back To Top
Haydar Aliyev’in vefatının 15. yılında Bakü-Ankara ilişkileri

Haydar Aliyev’in vefatının 15. yılında Bakü-Ankara ilişkileri

 - Son Güncelleme: 14.12.2018 Cuma 09:24
Haydar Aliyev’in vefatının 15. yılında Bakü-Ankara ilişkileri
- A +

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Uzmanı Dr. Afgan Valiyev, Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in ölüm yıldönümünde Azerbaycan ile Türkiye ilişkilerini değerlendiriyor.

Afgan Valiyev

Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra dünyanın tüm devletleri ile doğrudan politik, ekonomik ve kültürel ilişkiler kurma imkanı elde etti. İki halk en zor günlerinde, en karmaşık anlarında bir birine sahip çıkmış ve her türlü desteği esirgememiştir. Azerbaycanlılar ve Türkiye Türkleri aynı ırktan ve aynı kökten geldikleri için, her iki devlet birbirlerini kardeş devlet olarak görüyor. Bu yakınlığı en iyi şekilde gören ve ilişkileri de bu doğrultuda geliştiren liderlerden birisi de, Azerbaycan halkının milli lideri Haydar Aliyev olmuştur. Nitekim Aliyev, iki dost ve kardeş devletin yakınlığını “Bir millet, iki devlet” sözleri ile özetlemiştir. Bugün, eğer Türkiye ile Azerbaycan arasında kopmayacak sıkı bağlar oluşmuşsa bunda hiç kuşkusuz Aliyev’in katkıları tartışılmazdır. 1993 yılında Ermenistan’la savaş ve içeride yaşanan kargaşa sonucunda ülkede kriz sinyalleri başlamış, ülke iç savaşın eşiğine gelmiş ve bağımsızlık tehlikeye girmişti. Bu durumda halk Haydar Aliyev’in başa geçmesini istemekteydi. Sorunlara çözüm üretemeyen hükümet Aliyev’i Bakü’ye davet etti.

Haydar Aliyev 1969-1982 yılları arasında Azerbaycan Komünist Partisi Merkezi Komitesi’nin başkanı olarak Azerbaycan’ı yönetmiş, 1982 Aralık ayında ise Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkezi Komitesi Siyasi Bürosu’nun üyesi seçilerek, SSCB Bakanlar Kurulu başkanının birinci yardımcısı görevine getirilmiştir. SSCB’nin yöneticilerinden olan Aliyev, aynı zamanda yirmi yıl süresince SSCB milletvekili olmuş, 5 yıl ise SSCB Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcılığı yapmıştır. Aliyev, 1987 yılınında Sovyetler Birliği Başkanı olan Mihail Gorbaçov’un yürüttüğü ‘Perestroyka’ ve ‘Glasnost’ politikalarını eleştirmesi ve protesto etmesi üzerine kendisine karşı karalama kampanyası başlatılmış ve Gorbaçov tarafından görevinden alınmıştır. Aliyev 20 Ocak 1990’da Kızıl Ordu’nun Bakü’de gerçekleştirdiği büyük baskın ve katliamdan dolayı Moskova’daki Azerbaycan temsilciliğine gelerek burada bir bildiri yayımlamış, bildiride yapılan bu kanlı olayı protesto etmiş ve olayla ilgili kişilerin cezalandırılmasını talep etmiştir. Dağlık Karabağ sorununun başgöstermesi ile başlayan süreçte SSCB’nin politikalarını eleştiren Aliyev, istediği sonuçları alamayınca 1991’de Sovyetler Birliği Komünist Parti üyeliğinden istifa etti. Azerbaycan’a dönen Aliyev, Nahcıvan’a yerleşti. Aynı yıl Nahcıvan Özerk Cumhuriyyeti Meclis Başkanlığı’na seçilen Aliyev, bu gelişmeler üzerine Bakü’ye davet edilerek Azerbaycan Milli Meclis Başkanı görevine seçilmiştir. 24 Temmuz 1993 tarihinde Aliyev Milli Meclis’in kararı doğrultusunda Cumhurbaşkanı olarak göreve getirildi. 1993 seçimlerinde de halk bir kez daha Haydar Aliyev’i cumhurbaşkanı seçti. 

Haydar Aliyev döneminde Türkiye Azerbaycan ilişkileri başta siyaset ve ekonomi olmak üzere, eğitim ve kültür alanlarında büyük gelişme gösterdi.

Aliyev’in Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Meclis başkanıyken Türkiye ile kurduğu sıcak diyaloğu, o zamanki icraatlarında bariz bir şekilde görmekteyiz. Bu bağlamda iki ülke arasında siyasi ilişkiler ziyaretlerle ilerletilmeye çalışılırken, Aliyev’le Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel arasında önceki yıllara dayanan sıkı dostluk da bu ilişkiyi daha da pekiştirmiştir. Ermenistan’ın askeri ve ekonomik ambargosu sonucunda Nahçıvan’ın Türkiye ile ilişkilerinin gelişmesinde ve bölgenin ekonomik ve askeri güvenliğinde önemli rol oynayacak geçici değil kalıcı yolun yapımının önemini anlayan Aliyev’in çabalarıyla, 29 Ekim 1991’de Nahçıvan’ın Sederek ilçesinde Aras nehri üzerinde Nahçıvan’la Türkiye`yi bir birine bağlayan geçici köprünün kullanıma açılması Nahçıvan’ın Türkiye ile ilşkilerine ivme kazandırmıştır. Açılışta konuşan Aliyev, köprünün “umut ve arzularımızın köprüsü ve Türk dünyasına açılan pencere olduğunu” vurgulamıştı. Sederek-Dilucu köprüsü Türkiye ve Azerbaycan arasında resmi sınır kapısı ilan edildi. Aliyev sayesinde Demirel, ‘Nahçıvan’ın statüsünde herhangi bir değişiklik olması halinde Türkiye bu konuda söz sahibi olacaktır’ beyanında bulunmuştu. Gerçekten de 1992 yılı Mayıs ayında Ermenistan ordusu Nahçıvan’a saldırdığında Türkiye’nin Nahçıvan üzerindeki garantörlüğü ile ilgili sert açıklamasının ardından Ermenistan ordusu geri çekilmek zorunda kalmıştı. Türkiye, imzalanan protokolle Nahçıvan’a 100 milyon dolarlık kredi ayırmayı kabul etti. Geri ödeme konusunda ciddi sorunlar yaşanacağını bilmesine rağmen kardeşlerinden yardımını esirgemeyen Türkiye’nin bu tavrında Aliyev faktörü rol oynadı.

Azerbaycan-Ermenistan savaşının daha da şiddetlenmesi ve iç ve dış siyasette yaşanan sorunlar nedeniyle Aliyev, Azerbaycan Meclis Başkanlığına getirildi. Aliyev ile ülkede yeni bir dönem başlamıştır. 1993-2003 yılları arasındaki bir dönemi kapsayan Aliyev döneminde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri büyük aşama kaydetti. İlk dönemde iki ülke ilişkileri başta daha ihtiyatlı ve bölgesel gerçeklere uygun olarak sürdürülse de, daha sonrasında Aliyev’e özgü “bir millet-iki devlet” sloganıyla hızlı bir biçimde geliştirildi. Deneyimli bir devlet adamı olan Aliyev, dış politikayı şu 4 önemli temel üzerinde taşıdı: Azerbaycan devletini dünyaya tanıtmak, Azerbaycan devletinin demokratik blok içerisinde yer aldığını göstermek, Azerbaycan’ı önemli uluslararası kuruluşlara üye yaparak etkinliğini artırmak ve Ermeni sorununu adil bir şekilde çözmek... Aliyev’in “denge siyaseti” üretebilen ve bunu çok iyi uygulayan bir lider olması Azerbaycan’ın iç ve dış politikası açısından daha verimli bir ülke konumuna gelmesinde önemli rol oynadı. Azerbaycan dış politikasının en önemli unsurlarından biri olan doğal kaynakların işletilmesi ve bunların dünya pazarlarına çıkarılması da Aliyev dönemini en önemli konularından biri oldu. Güven oluşmasıyla yabancı şirketler yeniden bölgeye yöneldi. 24 Eylül 1994’te imzalanan “Asrın anlaşması” ile birlikte enerji sektöründeki 6 büyük ülke Karabağ sorunu ile doğrudan muhatap oldu. Bu da yeni ve genç bir devlet olan Azerbaycan’ın dış politikadaki başarısı olarak kabul edildi. Aliyev “Asrın anlaşması”yla Hazar’ın petrol ve doğal gaz kaynaklarını tüm dünyaya tanıtarak Batılı devletlerinin ilgisini ülkeye çekmeyi başardı.

Aliyev döneminde Türkiye Azerbaycan ilişkileri başta siyaset ve ekonomi olmak üzere, eğitim ve kültür alanlarında büyük gelişme gösterdi. Zamanla iki ülke arasındaki yakınlık, yapılan çalışmalarla stratejik ortaklık düzeyine ulaşmıştır. “Asrın anlaşması”ndan sonra Aliyev, o zaman için bir hayal sayılan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı için çalışmalara başlayıp amacına ulaştı. BTC ile Türkiye üzerinden dünya piyasalarına Azerbaycan petrolü sunuluyor ve bu projeden sağlanan gelirler Azerbaycan’a bilimsel, kültürel ve ekonomik gelişim sağlıyor. Aliyev’in başlattığı bu politikalar Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev tarafından başarıyla devam ettirildi. Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı, TANAP doğal gaz projesi, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı projeleri ile birlikte 19 Ekim 2018’de Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR’ın iştiraki olan SOCAR Türkiye tarafından Aliağa’da inşa edilen ve reel sektörün 6.3 milyar dolarlık yatırımla tek noktaya yaptığı en büyük proje olma özelliğini taşıyan STAR Rafineri, Petkim Rüzgar Enerjisi Santrali, Petlim Konteyner Limanı ve Aliağa Genel Müdürlük binası açılışları Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.
Aliyev iktidarı döneminde ilişkilerin özellikle askeri boyutu bir süre ihtiyatlı biçimde sürdürülerek süreklilik arz etmiş ve bu gün gelinen noktada askeri işbirliğini de öngören anlaşmaların imzalanmasına kadar varmıştır. Türk askeri yetkilileri giderek daha fazla oranda Azerbaycan ordusunun oluşumu sürecinde yer almakta, Türkiye’nin Azerbaycan’la askeri işbirliği ve dayanışması her yıl artmaktadır. Türkiye, Azerbaycan’ın yeni siyasal sisteme geçiş sürecinde gerekli olan uzmanların yetiştirilmesi için öğrenci kontenjanları ayırıyor. Gelinen noktada Azerbaycan-Türkiye stratejik ortaklığının realiteye dönüşmesi sağlandı. Azerbaycan’ın eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tedavi gördüğü Cleveland Kliniği’nde 12 Aralık 2003 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Aliyev döneminde Türkiye ile izlenen siyasetin ve ilişkilerin günümüzde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev tarafından daha güçlü hale getirilmiş olduğu görülüyor. Türk halkının da çok sevdiği Haydar Aliyev’in gerek ülkesi ve gerekse de Türkiye ile olan ilişkileri konusundaki başarılı çalışmaları bu satırlara sığmayacak kadar önemli ve büyük. Vefatının 15’inci yılında ulu önder Haydar Aliyev’i saygı ve rahmetle anıyoruz...

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN