Back To Top
Joker, okul veya gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın

Joker, okul veya gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın

 - Son Güncelleme: 02.11.2019 Cumartesi 09:01
Joker, okul veya gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın
- A +

Malum, sinema dünyasında bu aralar ‘Joker’ fırtınası esiyor. Hem sinema eleştirmelerinin değerlendirmelerine hem de gişe verilerine bakıldığında filmin sinema tarihinde önemli bir yer edineceği görülüyor.

ABDULBAKİ DEĞER

Malum, sinema dünyasında bu aralar ‘Joker’ fırtınası esiyor. Hem sinema eleştirmelerinin değerlendirmelerine hem de gişe verilerine bakıldığında filmin sinema tarihinde önemli bir yer edineceği görülüyor. Joaquin Phoenix’in performansına ilişkin methiyelerden modern dünyanın tutuşmak için kıvılcım bekleyen radikal çelişkilerine kadar yürütülen tartışmalar bunu teyit eder nitelikte zaten. Filmin sinema tarihi ve tekniği açısından ne anlam ifade ettiğine değinmek niyetinde değilim. Filmde önemsiz, iddiasız, başka bir mesajı vermek üzere dile getirilen ve filmin birkaç yerinde tekrarlanan bir replik üzerinden mevzuyu eğitime kaydırmak istiyorum. Arthur Fleck veya namı diğer ‘Joker’ ‘stand-up’ yapmak için barda sahneye çıktığında geçmişine ilişkin şu anekdotu aktarır: ‘Küçükken okuldan nefret ederdim. Annem derdi ki: ‘Okula gitmek zorundasın. Çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın. Hayır, anne öyle olmayacak. Çünkü ilerde komedyen olacağım, derdim.’ Bu anlatıda çoğumuz ‘ilerde komedyen olacağım’ mesajı için öncekilerin dolgu olduğunu veya bu mesajın içeriğini kuvvetlendirmek için o şekilde dile geldiğini düşünürüz. Olabilir. Senaryoyu yazanların gerçekten böyle bir düşüncesi, böyle bir hesabı olabilir. Ancak verilen diyalogda sırıtmayan, hepimizce son derece doğal karşılanan, kuvvetle muhtemeldir ki hepimizce doğal karşılanacağı bilindiği için oraya kayıtsız bir rahatlıkta yerleştirilen ‘okuldan nefret ederdim’ sözüne projeksiyonu çevirmek istiyorum. Zira gerçekliğe ilişkin mesajı çoğunlukla söylemde öne çıkanda değil söylemin satır aralarında, bilinçsiz bir şekilde veya pürüzsüz bir doğallıkta ve sıradanlıkta, söylemin dibinde, dip tortusunda görebiliyoruz.

Bu küçük replik üzerinden gidelim. Joker’in diyaloğuna baktığımızda sanki ‘Okuldan nefret ediyordum. Çünkü komedyen olmak istiyordum’ repliğinde şöyle bir denklem kurulmuş: Okul sevilir, ondan nefret edilmez. Sadece komedyen olma isteğine karşı bir yerde olduğu için nefret objesine dönüşüyor okul. Bu okumada ilk bakışta okulu nefret edilesi bir şey olmaktan kurtarıyoruz. Ama acele etmeyelim. Hayalimizin önündeki engel olarak ‘okul’ faslı önemli ve önemle irdelenmeyi hak ediyor. Şimdilik yukarıdaki küçük replik üzerinden devam edelim. Joker’in ‘okuldan nefret ediyorum’ sözlerine karşılık annesinin verdiği cevaba dikkatlerimizi yoğunlaştıralım. Ne diyordu oğlunun bu sözlerine karşılık anne: ‘Okula gitmek zorundasın. Çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın.’ Anne ‘okuldan nefret edemezsin’ veya ‘oğlum nasıl konuşuyorsun öyle? Okuldan hiç nefret edilir mi?’ gibi bir şey söylemiyor. ‘Okuldan nefret ediyorum’ sözleri karşısında ne bir şaşkınlık yaşıyor ne de bu sözlerde bir tuhaflık görüyor. Tersine öyle bir cevap veriyor ki ‘okul ile nefret arasında bir ilişkinin doğal olduğunu zımnen kabul ediyor: ‘Gitmek zorundasın!’ Niye gitmesi gerektiğini de söylüyor anne: ‘Çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın.’ Anne bir zorunluluktan, katlanılması gereken bir sevimsizlikten, nahoş bir gerçeklikten bahsediyor gibi.

O halde hem Joker’in okula gitmek istememe, ondan nefret etme gerekçesi olan ‘hayalin önündeki engel olarak okul’ hem de annenin ‘okula gitmek zorundasın. Çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın’ şeklindeki modern toplumsal hayatın organizasyonuna, gereklerine yaptığı gönderme üzerinden hayatımızın merkezinde yer alan ‘okul-eğitim’ gerçekliğine bakalım. ‘Hayalin önünde engel olarak okul’ hem izaha hem de ispata muhtaç önemli bir iddia. ‘Hayal gerçekleştiricisi’ olarak bildiğimiz, öyle bilinmesi istenen ve öyle olduğu biteviye tekrar edilen okula, onun varoluş gerekçelerine baktığımızda kendisini böyle konumlandırdığını görüyoruz. Diğer taraftan kıt koşullardan, imkânsızlıklar içinden gelen kimi insanların ‘okul’ vesilesiyle gerçekten de hayallerini gerçekleştirdiklerini de biliyoruz. Eğitimin ‘sosyal bir asansör’ işlevi gördüğüne ilişkin tez de esas itibariyle bunu dile getirir. Diğer taraftan okulun-eğitimin ideolojik bir aygıt, olanı meşrulaştıran bir düzenek, politik tahayyülün arzularına dönük çalışan bir sistematik vs. gibi çalıştığını iddia eden ve yabana atılamayacak değişik okumalar var. Zorunluluğu, kitleselliği, tekel olması vs. gibi temel hususiyetleri nedeniyle ailenin, bireyin talep ve beklentilerini, özgünlüklerini ve hayallerini göz ardı eden bir yapının-kurumun nefret objesine dönüşmesinde bir tuhaflık görülebilir mi? Resmi makamların ve toplumun tüm taltif edici tertibatına rağmen öğrencilerin boş ders sevinçleri, tatil beklentileri, teneffüse çıkış şekilleri başlı başına çarpıcı mesajlarla yüklü değil mi? Okul-eğitim tartışmasını tükettiğimiz ‘başarı-başarısızlık’ lokasyonunun mevzuyu sürekli öğretmen yeterliliği, öğrencinin ilgi ve motivasyonu, veli gayreti, materyal, teknik donanım durumu ile sınırlı tutması ne tür rafine bir iktidar oyunu ile karşı karşıya olduğumuzun göstergesidir. Nasıl bir yerden, nasıl bir iş ve işleyişten bahsediyoruz ki kurulduğu günden bu yana öğretmen yeterliliklerinden, öğrenci ilgisizliğinden, veli vurdumduymazlığından, teknik donanım eksikliğinden, uygun yöntem ve teknik bulunmayışından şikâyet edip duruyoruz. Nasıl bir şey ki harcanan onca şeye rağmen artan bir memnuniyetsizlikle karşı karşıya kalıyoruz? Diyelim ki bir dönem bulamadık, bir kuşak yanlış yönde aradı, bir iktidar ideolojik-politik yaklaştı, bir hükümet yanlış yönlendirdi! Ama öyle bir durum yok ortada! Sistematik bir başarısızlık, artarak büyüyen bir memnuniyetsizlik ile karşı karşıyayız!

Joker’in ve annesinin küçük ve sıradan diyaloğunda yer bulan gerçeğin ikinci kısmında okulun toplumsal hayatın organizasyonuyla, meslek dağıtımıyla ve bunların meşrulaştırımıyla ilintili olan yönüne vurgu vardı. Annenin ‘gitmek zorundasın çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın’ uyarısı bugün memleketimizin ücra bir köşesinde bir annenin çocuğunu ikna etmek için kullandığı gerekçenin aynısıdır. Gerçekten de ‘eğitimde devlet tekelinin’ en can alıcı noktası burasıdır. Zira ‘diploma’ tekeli sadece ne tür bilginin meşru olduğuna ilişkin bir bilgi-iktidar sorunsalı getirmiyor önümüze aynı zamanda sosyo-ekonomik hayatı doğrudan tayin eden meslek dağıtımı, unvan dağıtımı dolayısıyla rol ve statü dağıtımını ve meşruiyetini de getiriyor. ‘Diploma’ ve diplomaya bağlanan hususlar okulu ve okulun devlet ile olan ilişkisinden organizasyonuna, zaman-mekân planlamasına, ilişki biçimine, bilgi evrenine, örtük müfredatına kadar pek çok şeyi tartışma dışı bırakmamızı icbar ediyor. ‘Gitmek zorundasın çünkü gelecekte çalışmak zorunda kalacaksın.’ Gittiğin yerin ne olduğuyla, nasıl olduğuyla ilgilenilecek durumda değil kimse. Rahmetli Nurettin Topçu’nun filmden yarım asırdan çok evvel yaptığı ‘bugün talebelik, artık ilim yolculuğu değil, diploma avcılığıdır’ tespiti bu sarsıcı gerçeğin altını çizmektedir. Evet, okul ‘gelecekte çalışacaksın’ sopasını ‘diploma, iş, meslek’ havuçlarını göstererek hem varlık alanını inşa ediyor, meşrulaştırıyor hem de bu alanı alabildiğine genişletiyor. Neredeyse üniversitelerin bile fiili olarak zorunlu hale geldiği günümüz dünyasında bu denklemin ontolojisine dikkat kesilmek durumundayız. Zira bakışlarımızı, modern dünyanın hemen her konuda yaptığı gibi, sıra dışı başarılara, birincilere çeken ve bu sıra dışı başarılar, bu kahraman birinciler üzerinden alt tarafta yığılanlara, ‘Gotham’lılara karartma uygulamakla kalmıyor aynı zamanda hem kendisini/düzeni/sistemi meşrulaştırıyor hem de sistemin mağdurlarını suçlu ilan ediyor. Öylesine sofistike bir düzenek işbaşındadır ki mağdurların kendisi bile kendilerini suçlamaktadır. ‘Yeterince çalışsaydın sen de başarabilirdin veya başaramadıysan suçlusu sensin!’ şeklindeki hegamonik ağda takılı milyarlarca erkek ve kadın Chul Han’ın ifadesiyle bu egemen diskurun baskısı altında ‘performans öznesi’ olarak kendisine yüklenmektedir. Oysa mevcut okul düzeneğinin, modern zorunlu-kitlesel eğitim sisteminin vaatlerini gerçekleştirme ihtimali Joker’in annesi Penny Fleck’in Thomas Wayne’e otuz yıldız yazdığı mektuplara cevap alma ihtimalinden yüksek değil.

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN