28 Mart 2020 Cumartesi
BIST 100
88125
%-3,72
DOLAR
6,451
%0,84
EURO
7,1898
%1,77
ALTIN
338.061
%0,76
7°/12°
İSTANBUL
Sağanak Yağışlar
GÖRÜŞLER

Sanal ölümsüzlük

- Hüseyin Akan yazdı.
19.02.2020  00:07
+
-

Hüseyin Akan “İnsan beyninin salt okunur bir bellek cihazı olmaktan çıkarak aynı zamanda yeniden yazılabilir (işlenebilir) olabileceği gösterildi” diyor.

Yaşlı nüfusun artması beraberinde Alzheimer, inme (felç), Parkinson gibi hafıza veya motor kaybıyla belirginleşen zihinsel/nörolojik hastalıkları öne çıkarmıştır. Beyinle ilgili hastalıklara çare ararken ileri mühendislik bilimleriyle işbirliği kaçınılmazdır. Bazı klinik çalışmalar, bu alandaki araştırmacıları çok cesaretlendirmiştir. Beyin, 100 milyara yakın sinir hücresinden (nöron) ve aralarındaki trilyonlarca bağlantıdan oluşan karmaşık bir ağdır. Nasıl çalıştıklarını bulmak için, bu hücrelerin aktivitesinin kaydedilebilmesi gerekir. Sinir hücreleri arasında, sinaps denen temas noktalarında yüklü iyonlar marifetiyle gerçekleşen elektrokimyasal iletim (iletişim) söz konusudur. Yaşantıların, anıların kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya nakledilme işlemi sinaptik güçlendirme ile olur. ‘Anı’ yaşandıktan bir süre sonra uyaranların beyinde yol açtığı değişiklik sinaps bünyesinde şifrelenir ve dış etkilere karşı dirençli hale gelir.

Uzun süreli hafıza, doğal unutma kabiliyeti nedeniyle zayıflayabileceğinden, güçlendirici tekrarlar yapmak gerekebilir. Öğrenme ve hatırlama tekrarları gibi. Uzun süreli hafızada pekiştirme için kısa sürede çok sayıda tekrar değil, daha uzun zamanda aralıklı daha az sayıda tekrarlar etkilidir. Bir kerede 40 tekrar yapmak yerine, dört günde aralıklı 10’ar tekrar yapmak gibi. Doğal hafıza işleyişi, yaşla ve bazı hastalıklarla bozulabilir. Birçok anı ve bilgi açık hafızaya gelemez. Bu durumlarla ilgili olarak geliştirilen hafıza protezleri sayesinde mikroelektrotlarla beyindeki ilgili bölgelere doğrudan temas ederek hafıza çağrılabilmektedir. Hafızanın oluşumundan sorumlu beyin alanı olan hipokampusta birkaç düzine nöronun araştırılmasıyla her hasta için doğru ve yanlış hafıza oluşumunu gösteren kalıpların belirlenmesi ve beyin işlevi bozulduğunda doğru kodların verilmesi başarılmıştır. Beyine yerleştirilen elektrotlardan oluşan hafıza protezi ile beynin anıları işleme yöntemi taklit edilerek hastaların hafıza testlerindeki performansının yüzde 40’a kadar artırılabildiği görülmüştür. Yani, insan beyninin salt okunur bir bellek cihazı olmaktan çıkarak aynı zamanda yeniden yazılabilir (işlenebilir) olabileceği gösterildi. Düşüncelerimizi ve hatıralarımızı kodlamak için sürekli olarak kullanılan elektriksel sinyaller dışardan benzer şekilde gönderilerek başarıldı bu. Bu çalışmalar sonucunda, insan beyniyle bilgisayar arasında bağlantılar oluşturarak umutsuz bazı hastalıklara çözüm getirmek mümkün oldu. Araştırmacılar, çok sayıda mikroelektrotlar kullanarak robotik uzuvların ve konuşma sentezleyicilerin insan nöroprotezleri olarak işlev göreceğini ortaya koydular. Beyin-makine arayüzleri (BMA’lar), duyusal ve motor fonksiyonların restorasyonu ve nörolojik bozuklukların tedavisi için çözüm vaat ediyor. Araştırmalar beyin ve makineler arasında yüksek kalitede bilgi aktarımının mümkün olduğunu gösterirken, BMA’nın gelişimi, elektrot ve yerleştirilme teknolojisindeki yetersizlik dolayısıyla çok sayıda nörondan kayıt yapamama nedeniyle sınırlanmıştır.

Bu sınırlama, yaklaşık 2x2 sm’lik ince bir plakadan (chip) 3 bin kadar elektrotun robot yardımıyla mikron ölçeğinde bir hassasiyetle, dokulara zarar vermeden beyinde istenen noktalara yerleştirilmesinin başarılmasıyla ciddi anlamda altedilmiş görünmektedir. Elon Musk, tüm bu elektrotlardan aynı anda genişbantlı olarak elektrofizyoloji verilerini almamıza ve yayınlamamıza izin veren minyatürize özel elektronikler geliştirdiklerini duyurdu (1). Düşük gecikmeli aksiyon potansiyellerini tespit edebilen özel yazılıma sahip ve uzun süreli implantasyona uygun bu sistem, araştırmalara imkan sağlayan, geliştirilebilir bir BMA prototipi olarak tanıtıldı. Nöroprotetik hareket kontrolüne dokunma veya propriosepsiyon (derin duyu=özduyum) hissinin kazandırılması, yeni nesil beyin-makine arayüzlerinde önemli bir devrim olacaktır. Böyle bir cihazla, omurilik felci olan bir hasta, bilgisayar faresini ve klavyeyi becerikli bir şekilde kontrol edebilecektir. Nörogörüntüleme, elektrofizyolojik ve elektrokimyasal izleme teknolojileri ve sinir mühendisliğindeki ilerlemelerin yanı sıra yazılım yenilikleri, hafıza oluşum yeteneklerini geri getirme/geliştirme ve aynı zamanda hareket mekanizmalarını deşifre etme yeteneğine sahip, hafıza ile ilgili hasarlı (düzgün çalışmayan) beyin alanlarının görevini ikame edecek araçlar geliştirmeyi mümkün kılabilir. Bütün bunların ışığında, insan zihninde (hafızasında) yazılı bilgilerin elektrotlar yoluyla elektrik sinyalleri şeklinde okunup bir bilgisayara aktarılabileceğini söyleyebiliriz. Bir insanın beyninde doğumundan o ana kadar depo lanmış tüm kayıtların okunup bilgisayar hafızasına aktarıldığı zaman, o yapay zeka bir anlamda o insanın beyninin (zihninin) bir kopyası olacak. Beyinde yıllar boyunca depolanmış ve işlenmiş kayıtları birebir kopyalamak ve aktarmak mümkün görülmeyebilir. Bu durumda gerçekleştirilmesi muhtemel bir başka yol var. Bir insanın kafasına hayatının ilk günlerinden itibaren giydirilecek bir elektrot kask vasıtasıyla beyne ulaşan ve beyinde oluşan her sinyal eşzamanlı olarak bir bilgisayara (yapay zekaya) kaydedilir.

Yıllar sonra insan beynindeki kayıtlarla yapay zekadaki kayıtlar özdeş, aynı olacaktır. Peki, bütünlüğü bozulmuş bir insanın neresi ve ne kadarı o insanı temsil eder? “Ben”in özü nedir, nerededir? Bir insanın “ben”i nedir, neresidir? Kalbini değiştirdiğiniz de o kişi değişir mi? Falan ülke, falan şehirden, şu yaşında, şu kimlik numaralı ve erkek bir X.Y. Bu kimsenin kalbi, böbrekleri, karaciğeri, akciğeri, pankreası başkalarından nakledilmiş. Kalça ve bacak eklemlerinin çoğunda implant var. Bir kolu başkasından nakledilmiş, diğer kolu ise robotik protez kol. Yüzü bir kazada parçalandığı için yüz nakli yapılmış. Dişleri implant-protez. Kanın bedeninin her yanına ulaşması için damarların hastalıklı kısımları ya yapay damarlara devretmiş işlevini veya stentlerle açık kalmış. Bu kişi tüm bu eklektik biçimiyle, orjinalinden oldukça farklı kompozisyonuyla hâlâ X.Y. midir değil midir? Ya da bir yapay biyonik vücuda bir insanın beynini yerleştirdiğinizde o insan yaşıyor sayılacak mıdır? İnsanın en değerli varlığı “kendi”dir ve bir insanı “kendi” yapan yegane şey, varlığının bilincinde olmak ve geçmişe dair biriktirdikleridir (hafıza). Hafıza kaybı olan birisi, bütün benliğini kaybetmiştir. Hayattaki en değerli şeyini yitirmiştir. O’nu o yapan benlik bilincini, tüm hafızasını, bilgi ve becerilerini kaybetmiştir. Yeni doğmuş bir bebek gibi.

Hatta, bilinç, kendini bilme açısından o hiç kimsedir. Yaşıyor ama var değil. Peki, yapay zekalı bir robota X.Y.’nin beynindeki kayıtları kopyaladığımızda o toplam hafıza dolayısıyla, o insan var olmayı sürdürüyor olacak mıdır? Belki yaşamıyor ama mevcut. Var olmaya devam ediyor. İnsanoğlu varlığının bilgisine ve bilincine vardığından beri birey olarak da tür olarak da varlığının sürmesine kafa yoruyor. Yani ölmemek, yok olmamak istiyor. Ölümsüzlüğün bir yolu da “tenâsüh”tür. Yaygın bilinişiyle reenkarnasyon. İnsanın özünü oluşturduğu kabul edilen mânevî unsurun (ruh, can) ölümden sonra bu âlemde başka bir canlı organizmaya geçmesi olarak açıklanır daha çok. Teknik anlamıyla, bir şeyi olduğu gibi başka bir yere nakletmek veya kopyalamak şeklinde tanımlanabilir. Bir insanın hafızası sıfırlandığında bedeni dışında artık “ben”inin yani kendinin farkında ve bilincinde değilse; hatta herhangi bir kişi değilse; canlı, yaşıyor ama varlığı sürmüyorsa ve hafızası (yani zihninin bütün içeriği) (ruhu?) bedeni ölmeden veya öldükten sonra bir bilgisayara aktarıldığında, bir başka canlı organizmaya nüfuz etmemiş olsa bile, var olmaya devam ediyor sayılmaz mı, yaşamıyor olarak tanımlansa bile? (Peki, bilinci, “ben”i temsil eden zihin (hafıza?) kayıtları, aynı şekilde bilgisayardan bir başka bedenin nispeten fazla yazılmamış beynine aktarılabilecek mi?) Bir çeşit ölümsüzlük olarak nitelenebilecek olan, bütün kısımlarıyla zihnin dijital ortamdaki sanal varlığının, yerleştiği güçlü bilgisayarların işlem kapasitelerini kullandığını ve de biyolojik hayatın gerektirdiği iş ve eylemlerle zaman ve enerji kaybetmediğini düşünürsek...
 

BUNLARDA İLGİLİNİZİ ÇEKEBİLİR
Basitleştirmek belirsizliği netleştirmek
Mültecilik, zamanı bağlayamamak ve naif iyimserliğimiz
‘Türkiye-biz’ olmanın kriterleri üzerine
YUKARI