Back To Top
En anlamlı Gaziler Günü mesajları! Gaziler Günü nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?

En anlamlı Gaziler Günü mesajları! Gaziler Günü nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?

 - Son Güncelleme: 19.09.2019 Perşembe 13:13
En anlamlı Gaziler Günü mesajları! Gaziler Günü nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?
- A +

En anlamlı, kısa ve uzun, resimli ya da resimsiz Gaziler Günü mesajlarına haberimizden ulaşabilir, sevdiklerinize gazilerimize WhatsApp'tan ya da Facebook gibi sosyal medya hesaplarınızdan gönderebilir, yayınlayabilirsiniz. Gaziler Günü'nün ilan edilmesi ve detaylı bilgilere haberimizden ulaşabilirsiniz.

Gaziler günü 19 Eylül 1921'den beri Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından kutlanmaya başladı. Bu önemli günde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'e mareşallık rütbesi ve gazilik unvanı verildi.  

13 Eylül 1921′ de kazanılan Sakarya Zaferi’nin hemen ardından, 14/15 Eylül gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Edirne ve Kozan Milletvekilleri sıfatıyla Büyük Millet Meclisi Reisliği’ne cepheden telgrafla şu önergeyi gönderdi:

“Bizzat muharebe meydanındaki tedbiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine müşirlik rütbesi ile gazilik ünvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi’nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz.”

GAZİLER GÜNÜ MESAJLARI

Vatanı uğruna ölümü göze almış kahraman Türk Ordusu, daha sonra dünya barışını korumak için görev almıştır. Gaziler gününüz kutlu olsun.

Millete Anaԁolu kapılarını açan, üç kıta уeԁi iklimԁe hâkimiуet kurԁuran… Çanakkale’ԁe ve İstiklal Savaşı’nԁa tüm уokluk ve imkânsızlıklara rağmen vatanına, baуrağına ve istiklaline sahip çıkmasını sağlaуan ruha; Şehitlerimize ve Gazilerimize şükranlarımı sunuуorum.

19-09/19/gaziler-gunu-9.jpg

Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşında yaşamıştır. “Ya istiklal, ya ölüm!” demiştir. Türk tarihi böylesine kahramanlık günleri ile doludur. Gaziler gününüz kutlu olsun.

Kahraman Askerimizin taşıԁığı “GAZA” ruhu oIԁuğu müԁԁetçe, bütünlüğümüze ve milli birIiğimize kast eԁenIerin kirIi emelleri asla gerçekleşmeуecektir. Gaziler Gününüz Kutlu Olsun.

Gazi oldum arkadaşlar, Bedel lazımdı ey dostlar, Kutsalları hep korudlura, Bizden önceki gazi ordular…

Türk kahramanlığının sönmeyen meşaleleri Gazilerimizin günü kutlu olsun! Saygı ve şükranlarımızla…

Gazilik, Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakârlığının yaşayan destanıdır. Gazi ise bu kahramanı yazan destanın adıdır. Gaziler gününüz kutlu ve mübarek olsun.

Bacağım, kolum, gözüm olmadan yaşayabilirim. “Ama vatanım olmadan yaşayamam.” diyen gazilerimiz vatan size minnettardır.

Gazilerimize saygı duyalım, Ölenlerini rahmetle analım, Hayatlarından ibret alalım, Değerlerini anlayalım, Allah için savaştılar, Varlıklarını ortaya koydular, Bu günleri görseydiler, Acaba bize ne derdiler…

19-09/19/gaziler-gunu-1.jpg

Gazilerimiz, şanlı tarihimizin ebeԁi kahramanları, ԁestansı tarihimizin уaşaуan abiԁeleri, milletimizin bağımsız olma şuurunu ԁiri tutan efsaneleri ve Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk feԁakârlığının ölümsüz ԁestanlarıԁır.

Başta Gazi M. Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele gazilerimize ve terörle mücadele gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN GAZİLER GÜNÜ MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. Erdoğan, şehitlik ve gazilik unvanının maddi değerle ölçülemeyeceğini vurguladığı mesajında, şunları kaydetti:

"Aziz milletimiz şanlı zaferlerle tarihin akışını değiştirirken, 'ölürsek şehit, kalırsak gazi oluruz' düsturuyla büyük mücadeleler vermiş; bayrağını, vatanını ve istikbalini canı pahasına korumuş; bizlere kahramanlıklarla dolu bir geçmiş emanet etmiştir. Milletimiz 1071'de Anadolu'nun kapılarını açarken, Çanakkale ve İstiklal Savaşlarında vatanına sahip çıkarken, terörle mücadelede ve 15 Temmuz'da hainlere karşı istikbalimizi korurken gaza anlayışını tüm değerlerin üzerinde tutmuştur. Göğüslerini vatanlarının selameti için siper etmiş olan şehit ve gazilerimiz, milletimizin nezdinde en muteber mertebeye erişmişlerdir. Şehitlik ve gazilik unvanları, hiçbir maddi değerle, hiçbir dünyevi payeyle ölçülemeyecek derecede büyük bir şereftir. Bu gazi milletin bir ferdi olmak hepimiz için büyük onur ve gurur kaynağıdır. Bugün aynı inanç ve kararlılıkla vatanımıza sahip çıkarken, bizim de en büyük arzumuz, şehit ve gazilerimizin emanetini muhafaza etmek, ay yıldızlı bayrağımızı bu topraklar üzerinde ilelebet özgürce dalgalandırmak ve aziz milletimizle dayanışma içinde, bu emaneti çok daha yükseklere taşımaktır. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e İstiklal mücadelesindeki önderliğinden dolayı 'Müşir ve Gazi' unvanı verilişinin yıldönümünü ve Gaziler Günü'nü en içten duygularımla kutluyor, tüm gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum."

19-09/19/gaziler-gunu-2.jpg

Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi
Bu milletten çıkar mıydı bir büyük “GAZİ”?

TOPRAK MAZİ ŞİİRİ

Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim:

Okuyarak hayat denen koca kitabı

Gönüldeki yaraları biraz deşelim.

 

Gömdüm kara topraklara melekten iyi,

Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi.

Derin derin sızlıyor gönlümde yaram,

Bana artık her saadet olmuştur haram.

 

Beni sardı kefen gibi mazinin tülü,

Yere batsın bu toprakla bu korkunç mazi!

Orda çünkü sevgilimle sevgim gömülü…

Hey arkadaş sözünü bil, hem kendine gel,

Bahtiyarlıklara olmaz ölümler engel.

Bir sevgili kızı senden aldıysa toprak

Bun a katlan, toprak için çünkü bu bir hak!

 

Hem yaratan, hem büyüten topraktır bizi,

Üzerinde işitiriz ilk ninnimizi;

Fışkırttığı serin sular bize can verir;

Ormanları gönlümüze heyecan verir.

 

Hey arkadaş sende insaf duygusu yok mu?

Sana her şey veren, seni büyüten toprak

Senden bir tek kız aldıysa acaba çok mu?

 

Doğup ölmek… Millet için bunlar bir hızdır,

Toprak bizim beşiğimiz, mezarımızdır.

Toprak bizim anamızdır… İnsan yasına

Kapılarak nasıl söver öz anasına?

 

Hakikat ne şu göklerin derinliğinde,

Ne suların şairane serinliğinde…

Aristonun mantığında zerresi yoktur,

Fisagorda, Eflâtunda nebzesi yoktur.

Mefkûreler âleminde olunca kıtlık

Kafaların içerisinde başlar çıfıtlık:

Bir budala “zulüm yeter! ” diye haykırır,

Bir it çıkar “proleter” diye haykırır!

 

Bir hayvanda hâkim olur cinsî heyecan,

Froyt denen yahudiye gider verir can…

Kimi kördür… Kendisine büyük gelir pek

Lenin denen o maskara vatansız köpek…

 

O ne felsefe ne de “din”in “hiç”inde,

O, toprağın asırlardan beri içinde…

Hakikati bulmak için onu eşmeli,

Yükselmekten bir şey çıkmaz, derinleşmeli…

Göğe doğru yükselenler bir gün yorulur,

Derinleşen hakikati toprakta bulur.

Şu ne başı, ne de sonu olmıyan toprak

Gömdüğümüz vücutlardan gıda alarak

Bize hayat verir, bize tarih, mazi yaratır.

Mazi köhne kitap değil, şanlı bir satır…

 

Mazi ırkın yarattığı çoksun bir seldir,

Mazi bizim alnımızı göğe yükseltir,

Geçmişlerin gecesinden ışık alırız…

 

Bir düşünsen mazideki olan işleri

Hâdisatın büyüklüğü seni şaşırtır.

İstersen gel yadedelim o geçmişleri…

 

Kaynar elbet damarında halis Türk kanın,

Damarında çünkü kanı var “Atilâ”nın,

Avrupanın her ırkından toplanan ordu

Onu Galya ovasında zorla durdurdu.

 

İradesi yenilmeden sinirle ete

Vatan için karısını bırakan “Mete”

Yasa için kardeşini öldüren “Çingiz”

 

Yeryüzünde bırakmadan küçücük bir iz

Geçip giden milyonlarca adsız kahraman,

Ki her biri bugün bize vermektedir şan,

Bu erlerin cisimleri toprakta kaldı,

Hangisini hangisinden üstün tutmalı?

Her birisi bu toprağın, bu ırkın malı…

“Tonyukuk”un gizlenmiştir dehâ kanında,

Bismark onun at uşağı olmaz yanında…

 

“Alp Arslan”la “Kılıç Arslan” şanlı bir fasıl

Avrupayı rezil eden “Yıldırım”… Nasıl?

 

Düşünsene ne biçim bir kahraman erdir

Ankarada Yıldırımı eriten “Demir”…

 

Bu kadar mı? Bu saydığım ancak bir kaçı!

“Katerin”le neler yaptı acaba “Baltacı”?

Anafarta cephesinde kim durdu en son?

İlk dayağı kimden yedi kuduz Napolyon?

 

Sevdiğin kız şu toprağa eğer girdiyse,

Sen toprağı eskisinden fazla benimse.

Bil ki toprak ebediyen senin olmuştur.

 

Bu dünyada bizim bir genç kızı sevmemiz

Filhakika gayet doğru, hem de çok temiz

Bir gayedir… Fakat bunun hududu dardır…

Sevgiliden sevgili bir mefkûre vardır.

Biz kız solar, yahut senin tükenir aşkın,

İnsan kalmaz uzun zaman neşeli, taşkın…

Ya mefkûre? Ebediyet onunla birdir,

Kişioğlu müebbeden ona esirdir.

 

En mukaddes iki “Var”a böyle söversen,

Toprak ejder, mazi kanlı bir gece dersen,

İleriye bakamazsın, gözün kamaşır.

İstikbali kucağında bu mazi taşır…

Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi

Bu milletten çıkar mıydı bir büyük “GAZİ”?

Kara toprak yine bizden gıda almasa

Kalır mıydı aramızda türe yasa?

Mazi bizim atamızdır, toprak anamız,

Biri bizi yetiştirir, biri verir hız.

Bu toprağa nasıl dersin kara bir ölü

Ki bağrında bütün şanlı ecdat gömülü.

 

Yabancılar bir gün yine akın ederse,

Ve zaferi kendisine yakın ederse,

Sevgilimi aldı diye bu kara toprak

Tarihin ün meydanında uzun kalarak

O toprağın uğruna sen can vermez misin?

 

Bu maziyle bu toprağa küfürden sakın,

Kendine gel, iradeni üstüne takıl!

Savaşları, türeleri, yasalarıyla

Zaferleri, bozgunları, tasalarıyla

Mazi ırkın yarattığı bir şaheserdir…

 

Hey arkadaş, sapıtmışın, doğru yola gir;

Hakkı neyse ver maziyle kara toprağın…

Onlar değil efsaneyle cansız bir yığın!

Bu ikisi ebediyen kutlanacaktır…

Ve bunları inkar eden, bil ki alçaktır…

 

Hüseyin Nihal Atsız

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN