28.01.2020  11:56

Kılıçdaroğlu: Kırılan fay hattı değil, saray iktidarının ar damarıdır

CHP'li Ali Özcan'ın, 2016 yılında, Elazığ'ın İstanbul'dan sonra deprem konusunda en riskli ikinci olduğunu belirterek, bununla ilgili verdiği araştırma önergesinin reddedildiğine hatırlatan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Kırılan fay hattı değil saray iktidarının ar damarıdır" dedi.

+
-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin deprem bölgesine büyük yardımlar yaptığını belirterek, "Hizmet araçları, ambulanslar, kurtarma ekipleri, battaniye, elektrikli sobaya, kuru gıda ve sıcak yemeğe kadar belediyelerimiz çadır kurarak vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek yardımlar yaptı." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Elazığ ve Malatya'daki depreme değinen Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, yaralılara da şifa dileğinde bulundu. Kılıçdaroğlu, bu coğrafyada yaşayan insanların tasada ve üzüntüde bir bütün olduğunu ve siyasi görüşü ne olursa olsun açılan yaraları kapatmaya çalıştığını vurguladı.

CHP'li belediyelerin deprem bölgesine büyük yardımlar yaptığına işaret eden Kılıçdaroğlu, "Hizmet araçları, ambulanslar, kurtarma ekipleri, battaniye, elektrikli soba, kuru gıda ve sıcak yemeğe kadar belediyelerimiz çadır kurarak vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek yardımlar yaptı. Bu vesileyle bütün belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum." diye konuştu.

"OCAK AYINDA ACI GÜNLERİMİZ VAR"

Her yıl Ocak ayında yılbaşı nedeniyle kutlamalar yapıldığını ve insanları bir araya geldiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ancak Ocak ayının tarihimizde acı günleri var. Onat Kutlar, Yasemin Cebenoyan, Metin Göktepe, Hırant Dink, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Gaffar Okan bir ocak ayında öldürüldü. Bu insanlar bilimsel eserleriyle, gazetedeki yazılarıyla, konuşmalarıyla, sanatı ve birikimiyle topluma önder kişilerdi. Toplumu aydınlatan kişilerdi. Ellerindeki meşale ile toplumun önderi konumundaydılar bu insanlar. Fakat terör bu insanları aramızdan ayırdı. Terör ayırdı ama onların ilkelerini yaşatmak hepimizin boynun borcudur. Aynı yolda azim ve kararlıkla devam etmek hepimizin ortak görevidir. İstedikleri kadar katliam yapabilirler ama Türkiye'yi çağdaş uygarlığa ulaştırıncaya kadar biz inandığımız yoldan ve inandığımız ülküden asla dönmeyeceğiz."

Osman Kavala davasına da değinen Kılıçdaroğlu, "Osman Kavala tam 819 gündür hücrede tutuluyor. Vicdanı olan herkes Kavala'ya haksızlık yapıldığını biliyor. En son AİHM 'bu kadar da olmaz' dedi. 10 Aralık İnsan Hakları gününde Osman Kavala'Inın tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Duruşmaya çıktı, 4 gün sonra tekrar hapse gönderildi. Nedeni, AİHM kararı tercüme edilip de hakimin önüne gitmemiş. Yani hiç tercüme edilmese ömür boyu içerde kalacak. Böyle bir adalet olabilir mi?" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Kavala'nın bugün yine hakim karşısına çıkacağını belirterek, "İnşallah adalet tecelli eder Osman Kavala yuvasına kavuşmuş olur." dedi.

Devletle siyasi partiler arasındaki ilişkilere dikkati çeken Kemal Kılıçdaroğlu, "Devlet sürekli ve bakidir. Hepimiz bir devlette yaşıyoruz. Devletimizin bayrağı, vatanımızın sınırları, tasada ve kıvançta beraber olmamamızı sağlayan adaleti öngören sağlayan bir Anayasamız var. Anayasa devletin omurgasını belirliyor. Yasama ve yargı organının görevlerini belirliyor. Dolayısıyla devlet baki ve süreklidir ama devleti yönetmek üzere halk siyasi partilere yetki verir, siyasi partiler iktidar olurlar. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenlik padişahın, sultanın değil, milletin ise o zaman demokrasiyi güçlendirmek ve devleti topluma hizmet eder hale getirmek gerekiyor. Devlet bir baskı aracı değil, topluma hizmet etmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin güzel bir coğrafya ve güzel insanlara sahip olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, Elazığ ve Malatya depremindeki dayanışma ruhunun bunun göstergesi olduğunu dile getirdi.

Elazığ depreminde farklı görüşte birçok insan ve sivil toplumun, birlikte olmanın örneklerini verdiğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Hiçbir ayrım gütmeden, huzur ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan güven içinde yaşayan bir toplum istiyoruz. Gelecek kaygılarımız değil, gelecek ideallerimiz olmalı. Türkiye'yi nasıl büyütürüz, nasıl görkemli bir ülke haline getiririz. Nasıl söz sahibi yaparız? Bunlar için çalışmalıyız. İnsanlarımızda gelecek umudu olmalı, bunun için çalışıp demokrasiyi inşa etmeliyiz. Adaletli bir devlet istiyoruz. Devletin dini adalettir. Adaleti sağlamak bütün siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ortak görüşü olmak zorundadır. Adaletsiz bir toplum kendi içinde barışı sağlayamaz. Bu nedenle adaleti sağlamak zorundayız. Hukuku ve adaleti önce kendi coğrafyamızda, kendi evimize mahallemize taşımak zorundayız. Herkesin işi aşı olsun istiyoruz. Anneler huzur içinde çocuklarını okula göndersin istiyoruz. Çalışan herkes alın terinin karşılığını almalı."

Çalışan herkesin alın terinin karşılığını almasını, mutfaklarda yangın değil bereket olmasını, üniversitelerin bilgi üretmesini, kimsenin inancından, kimliğinden dolayı ötekileştirilmemesini, huzur içinde yaşamasını istediklerini belirten Kılıçdaroğlu, siyasetin konusunun kişinin kimliği, yaşam tarzıyla uğraşmak olmadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, siyaset anlayışlarının, kişinin mutluluğu üzerine inşa edildiğinin altını çizdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, temiz, güzel bir çevrede, depreme dayanıklı, güvenceli evlerde, kentlerde yaşamak istediklerini dile getirdi.

"TOPLANAN VERGİLERİN HESABININ VERİLMEDİĞİNİ SÖYLEMEMİZ LAZIM"

Verginin hakça, yerinde kullanılması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, vergiyi, daha güzel Türkiye inşa etmek, fakirliği, fukaralığı yok etmek, bilime önem vermek, bilim insanlarının önünü açmak, köylerin yolsuz kalmaması için verdiklerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, vatani görev için askere gidildiğini, demokrasi görevi için oy kullanıldığını, güçlü bir Türkiye için de vergi ödendiğini belirtti.

İktidarda olan hiçbir siyasetçinin, kendi cebinden para harcamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim paramızı harcar. Biz onu iktidara getiririz; bu parayı, bu ülkenin insanlarının çıkarları için harcar. Siyasi iktidar her kuruşun hesabını millete vermek zorundadır. Benim paramı, sizin paranızı, yeni doğan çocuğun vergisini harcıyorsa, hesabını millete vermeli. Demokrasinin çıkış kaynağı da bu. Buna, devlette şeffaflık, hesap veren iktidar diyoruz. Eğer bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti, uluslararası yolsuzluk endeksinde 13 basamak birden geriye gidiyorsa bizden toplanan vergilerin hesabının verilmediğini kabul etmemiz lazım. Fakir fukaradan, yeni doğandan, en yaşlımızdan toplanan verginin hesabı verilmiş değil. Bütün demokrasilerde her vatandaşın şu soruyu sorma hakkı var: Vergi veriyorum, paramı nereye harcadın? Bu, demokrasinin gereğidir. Benim vergimi, benim vatanım, benim insanım için kullanacaksın. Bu sorunun sorulmadığı yerde, 'bu soruyu sorarsam başım tehlikeye girer' denilen yerde, kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Bu sorunun cevabını, siyasi iktidar sürekli verir. "

"ÖNLEMİ ALMAK İKTİDARA DÜŞÜYOR"

Kılıçdaroğlu, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra Başbakan Bülent Ecevit döneminde, depremin yaralarını tamir etmek için deprem vergisi ile ilgili yasanın çıkarıldığını; ek gelir, kurumlar, emlak, motorlu taşıtlar vergileri, özel iletişim vergisi alındığını, büyük ölçüde yaraların sarıldığını anımsattı.

Deprem vergilerinin nerelere harcandığına dair de Başbakanlığın internet sitesinden zaman zaman bilgi verildiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, 2004'te diğer ek vergilerin kalkmasına rağmen Türkiye'de deprem riski bulunduğu gerekçesiyle Özel İletişim Vergisi'nin kalıcı hale getirdiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, 2004-2019 yılları arasında vatandaştan 65 milyar lira deprem vergisi toplandığını, bunun 34 milyar dolar anlamına geldiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, depremin yaralarını sarmak, kentleri depreme dayanıklı hale getirmek için bu vergileri ödediklerini, deprem varsa, can, mal kaybı olmaması için milletin bu fedakarlığa katlandığını dile getirdi.

Vatandaşın, "17 yıldır iktidarsınız deprem vergisi alıyorsunuz, depremi önlemek için neler yaptınız? " diye sorduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Vay sen misin, nasıl sorarsın...? Vergiyi o vatandaş ödüyor. Elazığ, Malatya'ya ne yaptın? Deprem için önlem aldın da birisi karşı mı çıktı? 'Şimdi bu soru sorulur mu?' Ne zaman soracak, zaten yıllardır soruyorlar. Vatandaş üzerine düşeni yaptı, vergisini ödedi, önlemini almak siyasi iktidara düşüyor. 34 milyar dolar alıyorsun, bu para nereye gitti? Vatandaş bunu soruyor. Vatandaş görevini yaptı ama 17 yıldır iktidarda olanlar görevlerini yapmadı." diye konuştu.

"KIRILAN FAY HATTI DEĞİL..."

Eski CHP Elazığ Milletvekili Ali Özcan'ın, 2016'da, Elazığ'ın İstanbul'dan sonra deprem konusunda en riskli ikinci olduğunu belirterek, bununla ilgili verdiği araştırma önergesinin reddedildiğine işaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, "Kırılan fay hattı değil saray iktidarının ar damarıdır." dedi.

Kılıçdaroğlu, 3 ay önce de deprem dolayısıyla alınması gereken önlemlere ilişkin araştırma önergesinin de AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini belirterek, "Depremde ölenlerin bütün günahı onların boynundadır." değerlendirmesinde bulundu.

Deprem öncesinde, deprem sırasında ve depremden sonra da bu konunun tartışılmadığını savunan Kılıçdaroğlu, bir sorun varsa bu soruna akılcı yaklaşmak gerektiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bilim adamlarının görevini yaptığını, "Buradan fay hattı geçiyor" dediğini kaydederek, "Fay hattı geçiyorsa, binalar yapılırken nasıl yapılması gerektiği konusunda belediye görevini yapıyor mu? Yapmıyor. Siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım. Siyaset vatandaşa hizmet aracıdır, nemalanma, köşeyi dönme aracı değildir. Vicdanı olan herkesin şu soruyu sorması lazım, bu milletten topladığın 34 milyar dolarlık deprem vergisini nereye harcadın?" diye konuştu.

GÜNÜN VİDEOSU

Türk zırhlısından destansı manevra

Suriye''de, 15 tonluk zırhlı muharebe aracımız ZMA-15, 125 mm’lik topa sahip, 45 tonluk, Rus T-72 tankını kovaladı.

DİĞER HABERLER
Yemek yediği esnada silahlı saldırıya uğradı
Düşük kredi treni kaçabilir
Polis linçten kurtardı
Polis linçten kurtardı
İkinci uçağımız yok mu?
Malatya'da korkutan deprem
Kafaları karıştıran sefer