Back To Top
Kılıçdaroğlu'ndan YSK üyelerine sert sözler: Haysiyetiniz varsa istifa edin

Kılıçdaroğlu'ndan YSK üyelerine sert sözler: Haysiyetiniz varsa istifa edin

 - Son Güncelleme: 14.05.2019 Salı 15:09
Kılıçdaroğlu\'ndan YSK üyelerine sert sözler: Haysiyetiniz varsa istifa edin
- A +

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmasında YSK üyelerine "Yedili çeteye söylüyorum, haysiyet ve onur varsa istifa edersiniz" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan kısımlar şu şekilde:

İnanç, insanların öznesini oluşturur. Ramazan bayramında ve öncesinde hep birlikte güzelliklerden söz ederiz, kırgınlıkları gidermeye çalışırız. İnançlara, kimliklere saygı duymak hepimizin görevidir. Eğer insansak bunu yüreğimizde hissetmek zorundayız. İnsanların inançları dolayısıyla ötekileştirilmesini gözardı edemeyiz.

HER İNANCA SAYGIMIZ VAR

Ramazan sofraları kuruluyor, bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. İnanç sömürüsü bu kadar acımasız olmamalı. Bu kadar olmamalı. Vatandaş inanç için gelmişken kendisini adeta cehennemin ortasında buluyor. Biz özgürlükçü bir partiyiz yasakçı bir parti değiliz. Her inanca saygımız var.

BİZ ÖZGÜRLÜKÇÜ PARTİYİZ

İnsanları inançları nedeniyle ayırmıyoruz. Benim gibi inanmıyorsan senin yerin hapishanedir diyorlar. Düne kadar bu suçlamaları CHP'ye yapıyorlardı. Bugün bütün gerçekler ortaya çıktı. CHP özgürlükçü bir parti, AKP yasakçı bir partidir bu kimlik ortaya çıktı. İnsanların inançlarına saygı göstermek bizim görevimizdir.

Bugün KARAR gazetesinde Ahmet Taşgetiren'in güzel bir yazısı vardı. Oradan bir paragrafı aynen okuyorum. "Bugün, yani bu Ramazan günü, dünyada cezaevlerinde en çok Kur’an okunan, oruç tutulan, namaz kılınan ülke hangisidir, diye baksanız, Türkiye’yi görürsünüz..."

İNANCI SİYASETE ALET ETMEYECEĞİZ

Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmedik bundan sonra da etmeyeceğiz.

Bugün Dünya Eczacılar Günü. İstanbul'da 8 bin 800 eczacımız var. Bizler eczacılarımızdan görev bekliyoruz. 23 Haziran'da oy kullanacaksanız. Hangi hastalığa neyin iyi geldiğini biliyorsunuz. Yeni bir reçeteye ihtiyacımız var. Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını elinden aldı. Eczacılarımız da bu mağduriyeti gidermek için ortak çalışma yapmak zorunda.

Çok partili hayatın ikinci partisi olan Demokrat Parti'nin saygıdeğer insanları rahmetle anmak boynumuzun borcudur. Onlar bu ülkeye büyük hizmetler yaptılar. Biz demokrasiyi her ortamda savunmak, darbelere karşı çıkmak zorundayız. Demokrasi kadar güzel bir şey yok.

SOMA VURGUSU

Bu hafta Soma faciasının 5. yıldönümü. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Hala adalet arayan aileler var, ağlayan aileler var... Bizler Soma faciasını asla unutmayacağız. Soma faciasının üzerinden 5 yıl geçti. 5 yıl içinde 299 madencimiz daha hayatını kaybetti. Soma'yı 301 madencimiz bir arada öldüğü için unutmuyoruz. Ama bir o kadar madencimizin değişik yerlerde hayatını kaybettiğini biliyoruz. Onların döktükleri alınterini yüceltmek zorundayız, değerini bilmek zorundayız. Onlara sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur.

ÇİFTÇİLERİN BANKALARA MİLYARLARCA LİRA BORCU VAR

Dünya çiftçiler günü bugün. 17 yılda 33 milyon 790 bin hektar alan ekilmiyor. Karşılığını alamıyor çiftçiler. Eken olmayınca 661 bin 522 çiftçi işini bıraktı. Canlı hayvandan ete kadar her şey ithal ediliyor. Çiftçilerin milyarlarca lira bankalara borcu var. Faiz oranları çok yüksek. Çiftçi perişan, geçinemiyorum diyor. Elektrik, gübre, su fiyatları çiftçinin ürünü ekmesine fırsat vermiyor.

Milli Gelirin yüzde 1'i oranda çiftçiye destek verilmesi gerekirken yüzde 1 hiçbir yılda, hiçbir dönemde verilmedi. Verebilirler mi? Hayır.

CUMARTESİ ANNELERİNİ HATIRLATTI

Anneler hepimizin kutsalı... Yemeyip yediren giymeyip giydiren annelerimiz. Her kimlikten, inançtan anne böyledir.

Evlatlarını arayan anneler, cumartesi annelerine değinmeyecek miyiz? Tam 24 yıldır Cumartesi Anneleri evlatlarını arıyor. Gözaltına alındı çocukları, bir daha haber alamadılar. Bu anneler ne istiyor? Her siyasal görüşten anneler bunlar. Çocuklarımızın kemiklerini verin, mezarını gösterin, bir Fatiha okuyalım. Bunu istiyorlar anneler. Önlerinde sadece annelerinin fotoğrafları olarak Taksim'de oturuyorlar cumartesi günleri.

Buna bile tahammül edilemedi. Biber gazıyla, copla bu anneler dağıtıldı. Ne günahları var?

Bu annelerin taleplerini yerine geitrmeyen insanlarda vicdan, ahlak var mıdır?

Bu anneler çocuk sahibi değil mi? Çocuklarının mezarının başında oturup ağlamak istemiyorlar mı? Hangi inanç, hangi ahlak bu annelerin üstüne sopayla gider? Eline silah almadı, hakaret etmedi. Tek isteği "benim çocuğum nerede?" Gözaltına alanlar belli, gözaltında kaybedenler belli. Bu anne hakkını aramayıp ne yapacak? Bir anne evladının mezarının başına gidip de ağlamayıp ne yapacak? Annenin kimliği, inancı olur mu?

BİR ANNEYE COP KALKAR MI?

Nasıl oluyor da bu anneleri dövmek için eliniz copla havaya kalkıyor? Tam 737 haftadır bu anneler evlatlarını arıyorlar. Dönemin başbakanlığını yapan Erdoğan'la da görüştüler. Sözler verildi, yerine getirilmedi. İnsan da biraz vicdan olur, ahlak olur.

Cumartesi annelerinin vebali kimin boynundadır? Evlat sahibi bütün annelere sesleniyorum... Bunu yapan iktidar sahiplerinde ahlak var mı vicdan var mı? Oturmalarına bile izin verilmiyor. Hani demokrasi vardı bu ülkede? Hani faili meçhullere karşı mücadele edecektik? Elimizi vicdanımıza koymak zorundayız. AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum; Yazıktır günahtır, bir anneye cop kalkmaz, bir anne dövülmez. Bir anneye yapılacak tek şey vardır o anneye saygı duymak.

Sorsanız cennet annelerin ayakları altındadır derler. Peki o anneleri siz nasıl dövüyorsunuz nasıl aşağılıyorsunuz? İktidar sahipleri polislere talimat veriyor. Sözde inançlı kişilermiş gibi geçiniyorlar. Hangi inançtan söz ediyorsunuz?

İŞSİZLİK SOSYAL YARA OLDU

İşsizlik bir sosyal yara olarak karşımızda duruyor. Oğlun babaya, babanın oğula bakacak yüzü kalmadı. Bu tablodan iktidar sahiplerinin haberi var mı acaba? İşsiz bir babanın, işsiz bir annenin, işsiz bir evladın bir evde nasıl yaşadığından iktidar sahiplerinin haberi var mı acaba?

İşsizlik tırmanıyor, her gün işsizler ordusuna yeni bir işsiz katılıyor. Her evde birden fazla işsiz var, iktidar sahipleri hariç. Onların, yandaşlarının bir eli yağda bir eli balda. Eğer çalışmak anayasal bir haksa ben isyan etmeyecek miyim? Hakkımı neden teslim etmiyorsunuz demeyecek miyiz? Sadece kendin ve yandaşların için değil 81 milyon için istihdam yaratmak zorundasınız.

İşsizlik nedeniyle intiharın eşiğine gelenler var. O kişinin ruh halini acaba iktidar sahipleri biliyorlar mı? Okula gidemeyen çocuğuna harçlık veremeyen bir ailenin dramını iktidar sahipleri biliyorlar mı?

Yetkiyi verin, nasıl mücadele edilir göreceksiniz dediler. Ekonominin hali ortada. Halkına yalan söyleyen kişiden cumhurbaşkanı olmaz. İlk yaptıkları iş devletin hazinesini damada teslim etmek.

Fakirlerle dalga geçersin, soğan kuyruğuna varlık kuyruğu dersin. Bunun hesabını sormayacak mıyız artık? Artık yeter demeyecek miyiz? Haziran ayında İstanbul'da söyleceğiz. Milyonlarca işsizin vebali senin boynundadır. Türkiye yönetilmiyor, Türkiye savruluyor. Bizler hep birlikte oturup yeniden düşünmek zorundayız. Hangi partiden, hangi görüşten olursa olsun...

CEPLERİNİ DOLDURDULAR

Adı Ak Parti ama ne adaleti kaldı ne kalkınması kaldı. Kara bir parti oldular. Seçmenlerine söylemiyorum, yöneticilerine söylüyorum. Ak parti dediler ceplerini doldurdular, yüzbinlerce fakir var. Adalet dediler hangi adaletten bahsediyorlar?

Türk Tabipler Birliği savaşa karşı çıktı. İkişer kez 10 ay hapis cezası aldılar. Barış istemek ne zamandan beri suç oldu? Savaşa hiç onların çocukları gitmedi. Fakir fukaranın çocuğunun eline silah verdiler. Biz şehit cenazesine gidince de vay efendim nasıl gidersin buraya. Ben giderim, şehitlerin bizim başımızın üstünde yeri vardır.

50 sefer söyledik, senin ortadoğuda ne işin var dedik. Gelen her şehidin vebali senin boynunadır. Sorumlusu sensin. Memlekette adalet mi kaldı? Eren Erdem neden hapiste? Osman Kavala hangi gerekçeyle hapiste? Beylerin hoşuna gitmedi diye. Biz hekimlerimizin de akademisyenlerimizin de işçilerimizin de yanında olacağız.

Akademisyen Haluk Savaş KHK ile ihraç edildi. Barışı savundu diye. "Sen davayı kazandın, yasakları kaldırıyorum" dedi mahkeme. 'Emniyete gidip pasaport verin' dedi. Ben kanserim diye mahkeme kararı da var. 'Hayır vermeyiz' dediler. Şöyle diyor; kanser olduğunuz raporlarla birlikte CİMER'e yazacaksınız diyor. '39 ay ömrün kaldı' demiş doktorlar. 'Bunun 30 ayı geçti. 9 ayını devletin birimleriyle yazışarak geçireceğim' diyor. Adalet dediğimiz kavramın unutulduğunu hepimiz biliyoruz. Adaleti yok eden yargının ta kendisidir. Eğer yargıç vicdanına göre karar vermezse hukuku katlederse ona biz yargıç değil Saray'ın adamı diyoruz.

AHLAK, HAYSİYET VARSA İSTİFA EDECEK MİSİNİZ?

YSK, hakimlerden ve yüksek hakimlerden oluşuyor. Birinci olay, itiraz ettiler. Hile yapılmıştır diye. Bakıldı, geçersiz oyları sayacağız dediler. Bir şey çıktı mı? Hayır. 6 ilçede, saydılar bir şey çıkmadı. 22 ilçenin 57 sandığına sondajlama yapıldı. Değişmedi. 41132 kısıtlı seçmen var dediler. Bakıldı, sonuç yine değişmedi. YSK'nin bazı hakimleri AK Partililere telefon etti. Böyle bir dilekçeyi zamanında verirseniz biz bunu iptal ederiz dediler. Bunu söyleyen YSK'deki 7 kişiden biri. Çete reisi. 7 kişiye soruyorum sizde ahlak, haysiyet varsa istifa edecek misiniz?

YSK diyor ki bu 4 pusuladan sadece büyükşehir belediye başkanında sorun var diyor. Akıl sağlığı biri böyle düşünebilir mi? Haysiyetini, onurunu kiraya verenler bunu düşünürler. 'Tamamını iptal edin' diye dilekçe verdik. Karar verdiler, olmaz dediler. Yedili çeteye söylüyorum, haysiyet ve onur varsa istifa edersiniz. Size acımıyorum, çocuğunuza eşinize acıyorum. "Benim babam böyle bir karar vermiş" diyecekler.

 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN