Uluslararası sigortacılardan Karadeniz kararı: Türkiye'nin arka bahçesi savaş bölgesi ilan edildi

Uluslararası sigortacılardan Karadeniz kararı: Türkiye'nin arka bahçesi savaş bölgesi ilan edildi

Uluslararası deniz sigortacılığı kuruluşlarının Karadeniz'in büyük bölümünü savaş riski taşıyan bölgeler listesine alması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından yeni tartışmaları gündeme getirdi. Enerji piyasaları uzmanı Ali Arif Aktürk, kararın gemi sigortaları ve taşımacılık maliyetleri üzerindeki etkilerine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Aktürk, “Arka bahçemiz Karadeniz savaş bölgesi ilan ediliyor ama derdimiz Suudi Arabistan” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz'deki deniz ticaretine yönelik tehditleri artırması üzerine uluslararası sigortacılık piyasasında önemli bir karar alındı. Lloyd's Market Association (LMA) ve International Underwriting Association (IUA) bünyesinde faaliyet gösteren Joint War Committee (JWC), 16 Eylül 2026 tarihli JWLA-035 kodlu bildiriyle Karadeniz'in büyük bölümünü savaş riski bulunan deniz alanları kapsamına dahil etti. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları ise bu sınıflandırmanın dışında tutuldu.

Gemilerin savaş riski sigortalarını ve deniz taşımacılığı maliyetlerini etkileyebilecek kararın ardından enerji piyasaları uzmanı Ali Arif Aktürk, Türkiye'nin Karadeniz'deki gelişmelere yeterince önem vermediğini savundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Husi saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a askerî destek verilmesi yönündeki çağrısını eleştiren Aktürk, Türkiye'nin öncelikle Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan haklarına, Karadeniz'deki karasularına ve münhasır ekonomik bölgesinin güvenliğine odaklanması gerektiğini belirtti.

AKTÜRK: ARKA BAHÇEMİZ KARADENİZ SAVAŞ BÖLGESİ İLAN EDİLİYOR

Aktürk, MHP liderinin Suudi Arabistan'a askerî destek çağrısına şu sözlerle karşılık verdi:

“Yahu, arka bahçemiz Karadeniz savaş bölgesi ilan ediliyor ama derdimiz Suudi Arabistan…”

Paylaşımında Lloyd's Market Association (LMA) ve International Underwriting Association (IUA) bünyesinde faaliyet gösteren Joint War Committee'nin (JWC) 16 Eylül 2026 tarihli JWLA-035 kodlu raporuna işaret eden Aktürk, söz konusu sınıflandırmanın uluslararası deniz sigortacılığı açısından belirleyici olduğunu vurguladı.

Aktürk, “Bu rapora göre gemi sigortaları ve gemi charterları yapılıyor” diyerek Karadeniz'deki gelişmelerin uluslararası deniz taşımacılığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

war-risk.jpg

"KARADENİZ, DİZEL VE JET YAKITINDA HÜRMÜZ'DEN BİLE ÖNEMLİ"

Karadeniz'deki riskleri aylardır gündeme getirdiğini belirten Aktürk, uluslararası enerji piyasalarının bölgeye yeterince dikkat göstermediğini savundu.

Karadeniz'in yalnızca Türkiye ve Rusya açısından değil, küresel petrol ve rafine ürün ticareti bakımından da stratejik önem taşıdığını ifade eden Aktürk, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Aylardır Karadeniz'deki gelişmelere dikkati çekiyorum. Katıldığım tüm TV programlarında petrol piyasası ve fiyatları açısından Karadeniz'in Hürmüz ve Babülmendep kadar ve hatta dizel/jet yakıtında daha da önemli olduğunu vurgulamaya çalışıyorum.”

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı'nın küresel enerji krizini değerlendirirken ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı'na odaklandığını belirten Aktürk, Karadeniz'in ise tartışmalarda geri planda bırakıldığını öne sürdü.

TÜRKİYE'YE MONTRÖ VE DENİZ YETKİ ALANLARI ÇAĞRISI

Aktürk, Karadeniz'deki gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik öncelikleri açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden kaynaklanan hakların yanı sıra Türkiye'nin Karadeniz'deki karasuları ve münhasır ekonomik bölge (MEB) üzerindeki haklarına dikkat çeken Aktürk, şu ifadeleri kullandı:

“Gerek Montrö gerekse de diğer uluslararası anlaşmalar kapsamında aşağıdaki mesajda verilen referanslara göre artık bilfiil Karadeniz savaş bölgesi olarak ilan edilmiştir.”

Aktürk, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte Babülmendep Boğazı'nın güvenliğine yönelik çalışmalara ağırlık vermeden önce Karadeniz'e odaklanması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Suudi Arabistan ve Pakistan ile Babülmendep'in güvenliğine harcanacak çabadan önce Montrö'den gelen haklarımız, Karadeniz'deki karasu ve MEB haklarımızla gereğini yapma yükümlülüğü çoktan doğmuştur.”

KARADENİZ'DEKİ SAVAŞ RİSKİ ALANI 16 EYLÜL'DE GENİŞLETİLDİ

Aktürk'ün işaret ettiği karar, uluslararası deniz sigortacılığı piyasasında faaliyet gösteren Joint War Committee tarafından 16 Eylül 2026'da yayımlandı. JWLA-035 kodlu düzenlemeyle Karadeniz'de savaş riski bulunan deniz alanlarının kapsamı önemli ölçüde genişletildi.

Daha önce ağırlıklı olarak Rusya ve Ukrayna kıyıları ile Karadeniz'in kuzey kesimlerini kapsayan risk sınıflandırması, yeni düzenlemeyle Karadeniz'in büyük bölümüne yayıldı.

Yeni sınırlandırmada Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları risk listesinin dışında tutulurken, Rusya ve Ukrayna karasuları kapsamda bırakıldı.

Böylece Türkiye'nin karasuları dışındaki Karadeniz sularının da önemli bölümü deniz sigortacılığı açısından yüksek savaş riski taşıyan alanlar arasında değerlendirilmeye başlandı.

KARAR GEMİ SİGORTALARINI VE NAVLUN MALİYETLERİNİ ETKİLİYOR

Joint War Committee'nin yayımladığı liste, uluslararası hukuk bakımından bir savaş ilanı niteliği taşımıyor. Düzenleme, sigorta piyasasında savaş, terörizm ve bağlantılı güvenlik risklerinin yüksek değerlendirildiği deniz alanlarını belirliyor. Bu alanlardan geçecek gemilerin sigortacılara bildirimde bulunması ve poliçe koşullarına göre ilave savaş riski teminatı sağlaması gerekebiliyor.

Böyle bir sınıflandırma, gemilerin sigorta giderlerinin artmasına, taşımacılık maliyetlerinin yükselmesine ve bazı denizcilik şirketlerinin rotalarını yeniden değerlendirmesine yol açabiliyor.

Dolayısıyla Karadeniz'de artan güvenlik riskleri, deniz ticaretinin yanı sıra petrol, akaryakıt, tahıl ve diğer ürünlerin taşımacılık maliyetleri açısından da önem taşıyor.

DENİZ GÜVENLİĞİ RAPORU: SALDIRILAR KARADENİZ'İN GÜNEYİNE YAYILDI

Deniz güvenliği şirketi Ambrey'nin 23 Eylül 2026 tarihli değerlendirmesinde, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların önceki risk bölgesinin dışına taşındığı belirtildi. Şirketin verilerine göre 21 Eylül 2026'ya kadar geçen 12 ayda, önceki risk alanının dışında 45 ticari gemi saldırıya uğradı. Bir önceki 12 aylık dönemde ise aynı bölgelerde böyle bir saldırı kaydedilmemişti.

Ambrey, saldırıların özellikle Türkiye'nin kuzeyindeki açık deniz alanları ile Rusya'nın Novorossiysk ve Soçi limanlarının güneyindeki sularda yoğunlaşmaya başladığını bildirdi.

Raporda, Türkiye ve diğer kıyı ülkelerinin karasularının sigorta listesinin dışında bırakılmasının bu bölgelerin tamamen güvenli olduğu anlamına gelmediği de vurgulandı.

BAHÇELİ SUUDİ ARABİSTAN'A ASKERÎ DESTEK ÇAĞRISI YAPMIŞTI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 13 Ekim'de partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını gündeme getirdi. Bahçeli, bu saldırıların bölgesel güvenliği ve enerji arzını tehdit ettiğini belirterek Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın savunmasına destek vermesi gerektiğini savundu.

“Suudi Arabistan'a her türlü destek verilmeli” diyen Bahçeli, diplomatik girişimlerin sonuç vermemesi halinde caydırıcı imkânların kullanılabileceğini ifade etti.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN