Uysal: Acil ihtiyaç erken seçim

Uysal: Acil ihtiyaç erken seçim

Ekonomiden dış politikaya iktidarın yönetme kapasitesini kaybettiğini söyleyen DP lideri Gültekin Uysal, politikasızlığın vahim boyutlara ulaştığını kaydetti. ‘84 milyon deneme tahtasına döndü’ tepkisini gösterdi. Toplumda gelecek umudu kalmadığını belirtip, sandığı işaret etti: İktidarı kurtaracak bir demokratik formül yok. Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı var.

YEŞİM GÖKÇE

Türkiye arka arkaya yanlış kararlarla bu noktaya geldi. Çalışanların çoğu asgari ücretli. Çin modeli diye başlayıp çarpık bir ekonomik tablo yarattılar. 84 milyon üzerinden deneme yapılıyor.

(Cumhurbaşkanı adayı) Altılı masada şahıslar yerine prensipler üzerinden tarif yapmak daha doğru. Kılıçdaroğlu’yla ilgili ön yargımız yok. Katkılarını göz önüne alınca olumlu bir bakış açımız var.

Güçlü devleti şan şatafat üzerinden tarif ederseniz bu noktaya gelirsiniz. Devletin gücü işleyen hukuktan gelir. Tek hedefimiz iktidar değişimi değil. Türkiye’nin bu sistemi topyekün değiştirme önceliği var.

(İsveç ve Finlandiya ile mutabakat) Herkes o masanın sahibinin ABD olduğunu biliyor. Erdoğan olumlu bir tavır geliştirmezse Biden’la görüşmenin olamayacağı Türk tarafına aktarılınca meselenin seyri değişti.

İKTİDARI KURTARACAK DEMOKRATİK FORMÜL YOK ERKEN SEÇİM ACİL İHTİYAÇ

> (Asgari ücret) Yoksullaşmayı telafi etmek için öyle bir karar aldılar. Bunlar geçici, kısa vadeli çözümler. Türkiye’nin problemi ekonomi gibi görünse de daha büyük bir demokrasi sorunu var.

> Kılıçdaroğlu adaylığı hak ediyor. Son kararı iş birliği içerisinde vereceğiz. Kemal Bey’le ilgili ön yargımız yok. Bu süreçle ilgili yaptığı katkıları göz önüne alınca olumlu bir bakış açımız var.

> Türkiye uzun süredir kamu kaynaklarının yağmalandığı, öncelik sıralamaları ile yarını da ipotek altında olan tercihlerle karşı karşıya. AK Parti, bir parti olma hüviyetini çok uzun süredir terk etti.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, KARAR TV’de Elif Çakır ve Taha Akyol ile Gündem Özel programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hak ettiğini söyleyen Uysal, son kararı altılı masanın vereceğini dile getirdi. Uysal “Eşgal belirlemeye hacet yok. Hepimizin ortak hedefi bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmak. Tek hedefimiz iktidar değişimi değil. Türkiye sistemik bir değişimi taahhüt ediyor güçlendirilmiş parlamenter modeli ile” dedi. İktidarı kurtaracak demokratik bir formülün olmadığını ileri süren Uysal, erken seçim talebini yineledi. Uysal; asgari ücretten Cumhurbaşkanlığı adaylığına, devr-i sabık çıkışından dış politikaya birçok başlığı değerlendirdi. DP liderinin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye arka arkaya yapısal olarak yanlış kararlarla bu noktaya geldi. Çalışanların ekseriyeti asgari ücret düzeyinde alıyor. Gayrisafi milli hasıla içerisinde ücretlilerin aldığı pay 4-5 puan gibi çok önemli bir büyüklüğe denk gelecek şekilde düştü. Yaşanan yoksullaşmayı telafi etmek noktasında öyle bir karar aldılar. Bunlar geçici, kısa vadeli. Belki problemin sıcaklığın ayırt edebileceğiniz birtakım iyileştirmeler olabilir ama Türkiye’nin çok daha yapısal, çok derinden bir problemi var o da ekonomi gibi görünse de aslında daha büyük bir demokrasi problemi bulunuyor.”

“Son 40 yılda Çin, yüzde 41 tasarruf, yüzde 39 sabit sermaye yatırımı yapmış. Çin modeli öyle olur. En azından belirli bir dönem birikimi böyle çok sıkı bir programla yapabilirsiniz. Anadolu tabiriyle Erdoğan’ın yaptığına ‘Yörük sırtından kurban kesmek’ denir. İşverenin üzerinden yarattığınız çarpık iktisadı iklimde, hiçbir literatürde karşılığı olmayan birtakım tezlerle 84 milyon üzerinden bir deneme yanılma yapıyorsunuz, tez uyguluyorsunuz. Türkiye kendi insanlarını çalışmamaya teşvik eden bir politikaya sahip. Tarım sektöründen tasfiye ile beraber başlayıp, sosyal yardımlarla beraber adeta bir kadrolu seçmen haline getirip ‘Sandıkta gidin siyasal sadakatinizi gösterin, suyun üzerinden nefes alıp verecek kadar da bir sosyal yardım ile hayatınızı idame ettirin’...”

“Altılı masada şahıslar üzerinden tartışmak değil daha çok prensipler, değerler üzerinden bir tarif yapmak daha doğru. Biz zaman zaman isimler üzerinden bir değerlendirme yapmaktan sakınıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun 2019 yerel seçimleri ile beraber Türkiye’nin kademe kademe bir demokratik direnç merkezini, bir seddi oluşturduğu çok önemli bir süreç var. Niçin Kemal Kılıçdaroğlu olmasın? Son kararı altılı masa iş birliği içerisinde yapacağız. Biz kendi penceremizden ön yargıyla bakmıyoruz. Kemal Bey’le ilgili bir ön yargımız yok. Bu süreçle ilgili yaptığı katkıları da göz önüne alınca olumlu bir bakış açımız var. Bugün geldiğimiz noktada sadece bizim meselemiz iktidar değişimi değil. Türkiye bir kişinin karar verdiği, kurumsal derinliğin sıfırlandığı bir noktaya geldi. Siyasi sorumluluğu olan bir profil olmalı. Sayın Erdoğan kuvvetli bir siyasi aktör. Ona alternatif daha kuvvetli biri olmalı. İktidara karşı iş birliği çerçevesinde ön yargılar var. Ben ön yargılarımız konusunda önemli bir mesafe aldığımızı düşünüyorum. Türkiye’de mağdur olmamış hiçbir siyasi kesim yok.”

“NATO çerçevesinde şunu hepimiz biliyoruz ki o masanın sahibi ABD. Türkiye olumlu bir tavır geliştirmediği takdirde Biden ile bir görüşmenin olamayacağı Türk tarafına aktarıldığı andan itibaren meselenin seyri değişti. Sadece sığınmacılar başlığına sıkışmış bir ilişkimiz var Batı’yla.”

“Türkiye’nin bir erken seçime ihtiyacı var. İktidarın zaman zaman bugün de son bir hafta içerisinde işte torba yasalarla Meclis’ten geçen askerlik affı, örtülü imar affı, 3600 ek gösterge ile ilgili ek bütçe ve akabinde asgari ücret zammıyla ilgili bütün bunları birleştirdiğimizde yarınların daha iyi olacağına dair bir ümit iktidar için yok. AKP’yi kurtaracak bir demokratik formülü yok. ‘Kaşıkçı cinayetinin azmettiricisi’ diyorsunuz sonra ‘kardeşim’ diyorsunuz.BAE ile birtakım temaslar... Sıcak kaynak yaratmaya ihtiyacı var. Çok uzun zaman bunu sürdüremez. Bu da ister istemez erken seçim mi olacak dedirtiyor. Ancak zaman zaman bunun tersini de düşünüyorum. Ama erken seçim olmasını isterim.”

SUÇ İŞLEYENLERİN DIŞINDA KİMSE ENDİŞE ETMESİN

“Tarihsel dönemleri birbiriyle mukayese edemeyiz. Atatürk’ün ölümünün ardından 46-50 dönemine kadar pek çok kriz var. Böyle bir hassas dönemde karşılıklı centilmenlikle böyle bir süreç yönetilmiş. Ben bugünkü durumu o sürece benzetemiyorum. Devr-i sabıkla kuvvetli bir vurgu yapıyoruz. Çin modelinin ardından toplumda oluşabilecek riskler için Milli Güvenlik Kurulu bildiri yayınladı. Bu ekonomik politikalara karşı toplumda oluşabilecek riskleri devlet güvenliğine risk olarak telakki ederek MGK bildiri yayınladı. Ama bugün iktidara destek vermiş kitlelerde bile yolsuzluk algısının iktidarlarla ilgili arttığı algısı çok kuvvetli. Türkiye uzun süredir kamu kaynaklarının yağmalandığı öncelik sıralamaları ile yarını da ipotek altında olan tercihlerle karşı karşıya. Açık yüreklilikle ifade ediyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi bir parti olma hüviyetini çok uzun süredir terk etti. Önce bir kişinin ‘fun club’ı olmuş sonrasında da yerel ilçesinden, iline, genel merkezine uzanan kamu kaynaklarının sistematik bir şekilde nasıl yağmalarız’ gibi bir görüntü var. Bunu hiç kimse yadsıyamaz. Demokrat Parti olarak biz bu iktidarın siyasallaşmış hukukunun aldığı kararların hesabını sormak istiyoruz. Vurgumuzun temeli budur. Bu söylemimde suç işlemiş insanların dışında bir kimsenin endişe duymasına gerek yok. Devlette tasarruf diyorsunuz ama Cumhurbaşkanlığı’nı istisna tutuyorsunuz. Millete ‘şükredin’ diyorsunuz ama söylediğiniz sözü kendiniz tutmadığınız müddetçe millette bir karşılığını alabilme imkanınız yok. Güçlü devlet olmayı şan şatafat üzerinden tarif ederseniz bu noktaya gelirsiniz.”

03-temmuz-2022-kapak.jpg

Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN