Back To Top
İlk kuşakların Cumhuriyetle anket imtihanı

İlk kuşakların Cumhuriyetle anket imtihanı

 - Son Güncelleme: 24.06.2019 Pazartesi 10:33
İlk kuşakların Cumhuriyetle anket imtihanı
- A +

Cumhuriyetin ilk yıllarında acaba insanların gündelik hayatlarında, düşünce dünyalarında nasıl değişiklikler vardı, dünyadaki kültürel atmosfer onları nasıl etkilemişti? Prof. Dr. Fatmagül Demirel’in yazdığı ‘Cumhuriyet Kurulurken Hayaller ve Umutlar’ isimli kitap dönemin anketleri üzerinden bu sorularını yanıtını veriyor.

Osmanlı Devleti 19. yüzyılda başladığı değişimi 20. yüzyılın ilk dönemlerinde devam ettirdi.  Önceleri askeri alanda başlayan bu değişimin referans devleti Fransa idi. Lakin şu kabul edilir ki, hiçbir değişim salt bir unsuru içermez. Askeri alanda başlayan bu süreç kültürel olarak devam etti. Cumhuriyetin ilk yıllarında da bu değişimin devam ettiğini görüyoruz.  

Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı’dan kalan kurum ve kuruluşlarla yoluna devam eden bu genç rejimde, acaba insanlar ne düşünüyordu, gündelik hayatlarında, düşünce dünyalarında nasıl değişiklikler vardı, dünyada değişen kültürel atmosfer bizim insanı nasıl ve ne kadar etkilemişti? Bu soruların cevaplarını bulabileceğimiz ‘Cumhuriyet Kurulurken Hayaller ve Umutlar’ isimli yeni bir kitap yayımlandı. Kitabın yazarı II. Abdülhamid dönemi ile ilgili çalışmalarından da tanınan Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Fatmagül Demirel.  

19-06/24/ec.jpgYusuf Ziya Ortaç

Yazar kitabı için şu ifadeleri kullanıyor: “Bu kitapta Cumhuriyet kurulurken yeni bir gelecek hayali ve umudu taşıyan insanların hikâyeleri anlatılacaktır. Fakat hikâyenin kahramanları devlet adamları değildir. Osmanlı geçmişi üzerinden yeni bir toplum tasarlanırken ‘yeninin öznesi’ olan insanların hayal ve umut dünyalarına kapı aralayacaktır.” (S.9) Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni rejim topluma benimsettirilmeye çalışılırken, kendilerine sunulan değerleri nasıl buldukları anketlerle ölçülmeye çalışılmıştır. Kitapta yazar, 1925- 1928 yılları arasındaki dönemde toplumsal karşılığı olan popüler aylık ve haftalık dergilerde yayımlanan anket sonuçlarını incelemiş. Yazarın aktardığına göre okurlar, takip ettikleri bu dergilerin anketlerine oldukça rağbet göstermiş.  

19-06/24/e.jpg

İstanbul’da her hafta yayımlanan Resimli Gazete 20 Kasım 1926 tarihli sayısında bir soru yöneltiyor okurlarına: “Size salahiyet verilirse hangi kitabı yakardınız?” Cevap verenler arasında Hüseyin Cahid, Reşat Nuri, Yusuf Ziya, Abidin Daver ve Orhan Seyfi gibi dönemin tanınmışları da var. Reşat Nuri kitaplarının yeniden basılması için tüm kitaplarını yakabileceğini ifade etmiş. Celal Sahir “Florinalı Nazım’ın bütün külliyatını yakardım” diye cevap vermiş. Yusuf Ziya Ortaç ise “Bütün elifbaları yakardım ki hiçbir kitap yazılamasın!” diye cevaplamış anket sorusunu. Fakat dergiye gelen cevapları iki başlıkta toplamak mümkün. Döneminde oldukça tartışmalı olan Florinalı Nazım kitapları ve ‘ahlakı bozan’ kitaplar. Florinalı Nazım kendisini deha seviyesinde gören bir şair. Çok tanındığını ve şaşaalı bir edebi hayat yaşadığını sanan ve bunu çevresine ispat etmeye çalışan birisi. Malumdur Abdülhak Hamid gibi şöhret olmayı hak ettiğini düşünüyor, kendisini ‘şiir kralı’ olarak tanımlıyor ve basını da bu amaca ulaşmak için kullanmış. Bu yüksek ego gösterisi, döneminde anketlerde de görüleceği gibi oldukça tepkiyle karşılanmış. ‘Ahlaka aykırı’ kitaplar ise cevaplar arasında oldukça ön plana çıkıyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında çok sayıda kadın dergisi piyasaya çıkıyor. Batı’yı örnek alarak çıkan ve bol görselli yayın yapan bu dergilerin yayın anlayışı geleneksel yaşantısı olan Osmanlı insanın tepkisini çekiyor. Modern hayatın kadınlara sunduğu unsurların Osmanlı insanı tarafından bu şekilde yorumlanması çok tartışma götürür. 

19-06/24/rv.jpgCumhuriyet Kurulurken Hayaller ve Umutlar Fatmagül Demirel Bağlam Yayıncılık 280 sayfa/32 TL

Yine İstanbul’da yayınlanan Sevimli Ay Dergisi 1926 yılında “Biz Neye İnanırız?” başlıklı bir makale yayımlıyor. “Makalede Türk gençlerinin dans ve eğlence peşinde koşan havai bir hayat yaşadıkları, sathi bir şekilde yetiştikleri, dini hayatın gençlik üzerinde bir heyecan yaratmadığı, gençliğin imanının, mefkûresinin ve neye inandığının bilinmediği ve onlara kuvvetli bir iman verilmesi gerektiği anlatılmaktadır.” Bu yazıdan kısa bir süre sonra yine bu eksende yeni bir yazı yazılır. Yazının konusu ise ABD gençliğidir. Demirel’in aktardığına göre ABD’li gençlerin de durumu dergide aynı şekilde değerlendirilir. Bu eksende gençlere sorulan “Dininiz için ölür müsünüz?” sorusuna ankete katılan 500 gencin yüzde 60’ı ölürüm, cevabını vermiş. Kime benzemek istersiniz, sorusuna ise yüzde seksen ve özgüvenle “Kendime benzemek başkalarını kendime benzetmek isterim, yüzde yirmisi ise Gazi Paşa’ya, Lenin’e, Mussolini’ye, Jeanne d’Arc’a ve Ziya Gökalp’e benzemek istediklerini söylemiştir.” Gençlerin cevabının dönemin şartlarını yansıttığını söylemek mümkün. Dininiz için ölür müsünüz, sorusunu da 20. Yüzyılın ilk çeyreğini hep savaşarak geçiren bir toplumun insanları olarak okumak daha sağlıklı olabilir diye düşünüyorum.  

Bir başka anket sorusu ise 9 Temmuz 1925’te Resimli Perşembe adlı dergi tarafından sorulmuş: Erkeklere “Kadın olsaydınız ne yapardınız?” Kadınlara, “Erkek olsaydınız ne yapardınız?” Anket, magazin dergilerini yakından takip eden okuyucuların ilgisini çekecek bir ortamda gündeme getirilmiş. Zira hayatının ilk yirmi yılını bir kadın olarak “Saime Hanım” olarak yaşayan bir vatandaş, hayatının geri kalan kısmını “Saim Bey” olarak yaşamaya başlamış ve gündem oluşturmuş. Verilen cevaplara genel olarak bakarsak kadınların iyi bir eğitim alma, zengin olma, istediği gibi seyahat edebilme, özgürce aşk yaşayabilme, meslek sahibi olma ve siyasetle ülke geleceğine yön vermek istediklerini görebiliriz. Erkeklerin cevapları ise “kadın olduklarında itaatkâr, namuslu, muhabbetli, kocasına hürmetli, tasarruf eden, moda ve süs düşkünü olmayan ev kadını olacakları” eksenindedir. Görüleceği üzere verilen cevaplar bugünkü toplumu da yansıtmaktadır. Kadın sosyal hayat içinde daha aktif rol almak isterken, erkekler ise onlara ‘rollerini’ hatırlatmaktadır. 

Cumhuriyet Kurulurken Hayaller ve Umutlar kitabında anketlerde okurlarına aynı yıllarda sorulan şu soruların cevaplarını da paylaşmış Fatmagül Demirel: “Ahirete inanır mısınız, niçin evlendiniz, niçin evlenmiyorsunuz, Tayyare Piyangosunun büyük ikramiyesi size çıksa ne yapardınız, namusunuzu on bin liraya satar mısınız?” 

Demirel’in yazdığı bu kitap, cumhuriyetin ilk yıllarında devletin değişirken, insanların belirli konulardaki algısının nasıl seyrettiğini görmek adına önemli bir eser. Buradan yola çıkarak belki genel bir yoruma ulaşamayabiliriz, zira bu dergiler Anadolu’nun önemli bir kısmına ulaşamamaktadır ama dönem atmosferinde, dergi okuyan insanlarla ilgili günümüz insanına bir veri verdiğini söylemek mümkündür. 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN