Back To Top
İstanbul’a Grammy’li ip cambazı geldi

İstanbul’a Grammy’li ip cambazı geldi

 - Son Güncelleme: 24.03.2019 Pazar 02:49
İstanbul’a Grammy’li ip cambazı geldi
- A +

Flamenkonun yeni fenomeni Arcángel, Yeni Bulgar Sesleri Korosu Estruna ile imza attığı ‘Al Este del Cante’ albümüyle Grammy kazandı. Arcángel, İstanbul konseri öncesi özel çalışmasını anlattı: Flamenko, Endülüslüler’in kendilerini ifade etmek için kullandığı bir araç. Bu geleneği canlı tutup 21’inci yüzyıla uyarlamaya çalışıyorum. Ben bir ayağını geçmişe bir ayağını geleceğe koyarak yürüyen ip cambazıyım.

Yeni kuşağın ünlü flamenko şarkıcısı Arcángel ve Yeni Bulgar Sesleri Korosu Estruna, 2018 Latin Grammy ödüllü albümleri ‘Al Este del Cante’ ile 25 Mart’ta saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda. Avrupa’nın iki zıt ucundaki müzik kültürlerinin kesiştiği ‘Al Este del Cante’ son yılların en başarılı füzyon müzik örneklerini barındırıyor.  

‘Al Este del Cante’nin hikâyesi albümün yayınlanmasından beş yıl öncesine dayanıyor. Arcángel, Sofya’da gerçekleşen ‘Jazz+’ festivalinde sahne alması için Sofya’ya davet edilir. Konser sonrası geleneksel Bulgar müziği dinleyebilmek için bir mekâna giderler. Burada çok da ciddi olmayan bir sohbet esnasında orkestra şefi Georgi Petkov ile bağlantıya geçmek istediğini söyler. Arcángel, bir yılın ardından Yeni Bulgar Sesleri Korosu Estruna ile ilk çalışmasını Bulgaristan Ulusal Radyosu’nda kaydeder. Bu kayıt daha sonra İspanyol Ulusal Radyo Programcısı Hose-Migel Lopes’in eline geçince onu İspanya’daki en önemli flamenko festivalinin sorumlusuna götürür. Arcángel’in her yurtdışına çıkan sanatçının yaptığı gibi, konseri sonrası o ülkenin geleneksel müziklerini sunan mekâna girmesiyle başlayan süreç; onun Yeni Bulgar Sesleri Korosu ile birlikte dünyanın önemli festivallerinde sahne almasıyla devam eder.  

2017’de gerçekleştirdikleri böyle bir konseri canlı kaydettiler. Bu kayıt 2018’de ‘Al Este del Cante” adıyla yayınlandı. Albüm, Latin Grammy Ödülleri’nde ‘2018 Yılının En İyi Flamenko Albümü’ ödülünü aldı. Asıl önemlisi Arcángel bu albümle, flamenkonun geçirdiği evrime olan şaşırtıcı yaklaşımıyla öne çıktı. Hatta bir röportajında, eleştirmenlere şöyle cevap vermişti: “Saygıyı elden bırakmadan sınırları ihlal etmeliyiz. Ben elindeki sopayı dengesini korumak için dikkatle sımsıkı tutan, bir ayağını geçmişe, bir ayağını geleceğe koyarak yürüyen bir ip cambazıyım.” Arcángel ile konuştuk...  

Müziği seçmenize neler vesile oldu? 

Hangisi önce geldi hatırlamıyorum, ben mi müziği seçtim, müzik mi beni. Ailemde müzisyen yoktu ancak radyoda hep flamenko dinlerdim ve tüm gün şarkı söylerdim. O kadar çok söylerdim ki komşularımızdan biri dayanamayıp aileme beni bir müzik yarışmasına göndermelerini söyledi. Böylece her şey başlamış oldu. 

Müzikte tüketilmemek ve zirvede kalmak adına neler yapıyorsunuz? 

Herkes için olduğu gibi sanatçılar  için de hayatta bir mücadele elbette var. Sonunda öyle bir noktaya geliyorsun ki sadece seni ne mutlu ediyorsa onu yapman gerektiğini farkediyorsun. Sanırım ben geleneklere ciddi saygı gösterdiğimi kanıtladım ancak kendi tarzımda da şarkı söyleyebilme özgürlüğüm olsun istiyorum. Kimseyi gücendirmek istemem ama ben müziği kendi tasavvur ettiğim şekilde yapmak istiyorum. Geldiğin noktadan keyif almak ama her zaman arayışta olmak da bunun sayesinde oluyor. Kendine karşı dürüst ve dinleyicilerine net ve açık olmak da hızlı tüketilmeni önleyen önemli noktalar bence. 

Planlı bir kariyerde adım adım mı ilerliyorsunuz? Yoksa hayatın getirdiklerine verdiğiniz cevaplar mı kariyerinizi şekillendiriyor? 

Planlı bir kariyer stratejim yok ama içsel gözümü kapatmıyorum, köklerimi kaybetmeden yeni ufuklar arıyorum; bilgelik ve geleneklere saygıyı elden bırakmadan. Flamenko, Endülüslüler tarafından kendilerini ifade etmek adına kullandıkların bir kültürel araç olmuştur. Bu geleneği canlı tutup 21’inci yüzyılın modern insanına uyarlamaya çalışıyorum. Her zaman özgür olmayı seçiyorum. Çünkü ne bu mesleğin sırtıma yüklediği yükleri taşımak ne de kimin ne dediği ya da ne olacağını düşünmek istiyorum. Sadece keyif almak istiyorum. 

Müzik en kadim birleştirici ögelerden biri. Flamenko ile bir araya getirmek istediğiniz başka hangi ülke müzikleri var? 

Flamenkoyu opera, barok müzik ve popla birleştirdiğim birçok deneyimim oldu. Ama Yeni Bulgar Sesleri korosu Estruna ile yaptığım ‘Al Este del Cante’ projemiz gerçekten çok derin ve enteresandı. İfade şeklimde yeni bir çığır açtı. En çok keyif aldığım flamenkonun muhteşemliğinin bir kez daha farkına varırken, insanların düşüncelerine rağmen, başka kaliteli müzik türlerinin de aynı duygu yoğunluğunu yansıtabildiğini farketmek oldu. Flamenkonun bu duyguları yansıtan tek müzik olduğunu düşünebilirsiniz, burada bir özeleştiri yapmak önemli bence. Ve ben hayal gücümde yeni bir pırıltı yaratacak her şeye açığım. 

İstanbul’daki konserinizde dinleyicileri neler bekliyor? 

‘Al Este Del Cante’ albümümüzü tanıtacağız. Gitarda Rycardo Moreno ve Dani De Moron, kontrbasta Jose Manule Posada, perküsyonda Agustin Diassera gibi muhteşem müzisyenlerle çalacağız. Ve şef Georgi Petkov yönetimindeki melek sesli Yeni Bulgar Sesleri Korosu Estruna ile dinleyenleri Balkan ezgileriyle süslenmiş bir Endülüs yolculuğuna çıkaracağız. 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN