Back To Top
Okuru Berta Isla'nın yan odasında oturtuyor

Okuru Berta Isla'nın yan odasında oturtuyor

 - Son Güncelleme: 11.06.2019 Salı 12:33
Okuru Berta Isla\'nın yan odasında oturtuyor
- A +

İspanyol yazar Javier Marias yeni romanı 'Berta Isla'da Truva Savaşı’ndaki Odyssus ve Penelope arasında yaşanılanların modern hikâyesini anlatıyor. Olay 70'ler, 80'ler, 90'larda geçiyor. Bir kadın evliliğinde kocasıyla arasındaki gölgeyi ararken onun ruh halini, içindeki açmazlarını, somut yaşamın çıkmazlarıyla uğraş çabasına tanıklık edeceksiniz. Hem de sanki yan odasındaymışsınız gibi...

SEDAT PALUT/İSTANBUL

İnsan en yakınından, eşinden gizli bir hayat yaşayabilir mi? Eğer böyle bir hayat yaşanırsa bu yaşanılanları 'aile' kavramı içinde nereye koyacağız? Böyle bir hayat içinde insan ne kadar kendisi olabilir? Javier Marias yeni romanı 'Berta Isla’da okura bu soruyu sorduruyor. Marias, İspanyol yazar, çevirmen. Madrid’de İngiliz Edebiyatı eğitim almış. Şimdilerde çeşitli üniversitelerde dersler veriyor. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında bulunuyor. Çok ortalarda görünmeyi seven bir yazar değil Marias. Türk okurları, tıpkı dünya okurları gibi Marias’ı 'Yarınki Yüzün' serisiyle tanıdı.

Marias'ın yeni romanında Tomas Nevinson ve Berta Isla ilk gençlik yıllarından itibaren beraber olan bir çifttir. Tomas yarı İspanyol yarı İngiliz’dir. Eğitim hayatının bir kısmı Oxford’da geçer. Oxford’da okurken öğretmenleri tarafından Tomas’ın dil, aksan ve taklit yeteneği ortaya çıkar. Tomas da bu durumun üzerine gider, onda değişikliklere sebep olmasına rağmen. İspanya’ya döndüğünde Berta ile evlenir. Bir erkek bir kız iki çocukları olur. Tomas işi gereği sürekli yurtdışına çıkmaktadır ve bazen haftalarca, aylarca yurt dışında kalmaktadır. İşin kötü yanı Tomas İspanya dışına çıktığında Berta ondan haber almakta zorluk çeker. Tomas döndüğünde Berta’nın soruları karşılıksız kalır. Nerededir, ne yapmıştır? Tomas’ın hep bir gölge tarafı vardır, evliliklerinde. Bu Berta’nın taşıdığı yükü daha artırır.

Marias romanın ilk cümlelerinde Berta’nın durumunu şöyle anlatıyor: "Kocası gerçekten kocası mıydı, bir süre ondan emin olamadı, hani insan uykuyla uyanıklık arasında, düşünüyor mu yoksa düş mü görüyor, hala zihninin yönetiminde mi yoksa tükenip ipin ucunu kaçırmış mı bilinemez ya, işte ona benzer bir şey. Bazen kocası olduğunu, bazen kocasını olmadığını sanıyordu, bazen hiçbir şey sanmayıp yaşantısını onunla birlikte ya da ona benzeyen, ondan daha ilerili yaşlardaki o erkekle sürdürmeye karar veriyordu.”

Berta Isla, Tomas’ın görevi gereği casusluk romanı gibi algılanabilir. Ama Marias’ın romanı bir casusun romanı değil. Casusluk, okurun Berta ile tanışmasına vesile oluyor sadece. Okur, Tomas’ın yaptığı görev gereğince Berta’nın ruh halini, içindeki açmazlarını, somut yaşamın çıkmazlarıyla uğraş çabasını öğreniyor. Berta evinde, pencere kenarında yola bakıp, kocasının dönüş yolunu ya da uzun uzun telefona bakıp kocasının aramasını beklerken, okur yan odada çocuklarının yanı başındadır sanki. Okur evdedir. Berta ile aynı atmosferi yaşamaktadır ama onun neler düşündüğünü de tam olarak bilememektedir. Javier Marias hem yakınlık hem de yabancılık hissini oldukça başarılı bir şekilde okura sunuyor. Marias’ın farklı anlatım teknikleri kullanması bu hissin pekişmesini kolaylaştırıyor.

Roman çok farklı zamanlarda geçiyor, 70'ler, 80'ler, 90'lar. Fakat fonda yaşananlar hiçbir zaman ön plana çıkmıyor. Marias, Franco dönemine selam vermekle birlikte Madrid’i, onun zaman içindeki değişimini; Tomas ile Berta’nın çocuklarını, ilk gençliklerini, Tomas’ın casusluk yaparken başından geçenlerini okurla paylaşmıyor. Marias bir ailenin, aile bireylerinin gölge yanını aktarırken, saydığım unsurların da bu gölge zamana eşlik etmesini, bunu beslemesini sağlamış. Roman Berta’nın etrafında giderek büyüyen bir halkaya dönüşüyor. Bu halka bazen derinleşiyor, bazen de olayları teğet geçiyor.

Marias bize Truva Savaşı’ndaki Odyssus ve Penelope arasında yaşanılanların modern hikâyesini anlatıyor aslında. Odyssus savaşla birlikte birçok erkek gibi arkasında eşi Penelope’u bırakır. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen Odyssus geri dönmez ve İthakalı soylular, zenginler Penelope talip olur. Bize bu hikâyeyi anlatan Homeros, Penelope’u kocasına sadık bir eş olarak tanıtır. Penelope tüm teklifleri reddeder. Yatağın o boş yanının bir gün aynı kişiyle dolacağını bilir, evet Odyssus yıllar sonra geri döner. Ama aynı kişi midir?

Marias, Berta Isla’nın kocasına sadakatini, bağlılığını anlatırken bir yandan da bir ailenin gölge yanının nelere yol açabileceğini, kadının iç dünyası üzerinden başarılı bir şekilde anlatıyor. Bunda çevirmenin de hakkını vermek gerekir, diye düşünüyorum. Neyyire Gül Işık, Javier Marias gibi zor, uzun cümleleri seven, tekrara düşmekte bir sakınca görmeyen yazarın kitabını başarılı bir şekilde çevirmiş. “Ne yazık ki barış hep görünürde kalır ve geçicidir, varmış gibi yaparlar. Dünyanın doğal durumu savaş durumudur. Sık sık açıktan açığa, öyle olmadığında da alttan alta ya dolaylı ya da salt ertelenmiş olarak.” Marias’ın bu cümleleri hem Tomas’ın yaptığı işin hem de evliliğin bir karşılığıdır aslında.


Berta Isla
Javier Marias
Yapı Kredi Yayınları
428 sayfa
35 TL

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN