Back To Top
Ruhum gazele de tangoya da açık

Ruhum gazele de tangoya da açık

 - Son Güncelleme: 10.02.2019 Pazar 14:04
Ruhum gazele de tangoya da açık
- A +

Klasik Türk Musikisi sanatçısı Eda Karaytuğ, üç şarkılık maksi single’ı ‘Aşka Sevdalanma’ ile dinleyicileriyle hasret giderdi. Klasik Türk müziğine sevgisinin hep devam edeceğini söyleyen Karaytuğ “Ama bununla sınırlı kalmama ruhum müsaade etmiyor. Türküden gazele, tangoya farklı kültürleri ve eserleri seslendirmek de bana ayrı bir heyecan veriyor” diyor.

İNCİ DÖNDAŞ/İSTANBUL

Klasik Türk Musikisi sanatçısı Eda Karaytuğ, yeni maksi single’ı ‘Aşka Sevdalanma’da farklı türe yelken açtı. “Klasik müziğimize ilgim, sevgim, çalışmam nefesim yettiği müddetçe sürecek. Ancak bununla sınırlı kalmama ruhum müsaade etmiyor” diyen sanatçı, her eseri seslendirdiğinde o ayrı dünyaların parçası olduğunu söylüyor.

Eda Karaytuğ, üç parçadan oluşan ‘Aşka Sevdalanma’ adlı maksi single çalışmasıyla dinleyicilerinin karşısında. Albümdeki Fuzuli’nin ‘Aşka Sevdalanma’ ve ‘Beyhude Gamlanma Divane Gönül’ isimli şiirlerinin yanı sıra Bedrettin Dalan’ın ‘Dağlar’ını Seher Çelik besteledi. 24 Şubat’ta Zorlu PSM sahnesinde bir konser vereceğini belirten Karaytuğ, “Heyecanla hazırlandık, kuvvetli bir repertuvar ve ekiple müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşatmak istiyoruz. O gün virtüöz ekip arkadaşlarımla birlikte bir çok türden ve dilden eserle sevenlerimizin huzurunda olacağız” diyor. Karaytuğ ile yeni çalışmasını konuştuk.  

‘Aşka Sevdalanma’nın hikayesi nedir? 

Sözleri büyük şair Fuzuli’ye ait. Asırlardır en derin duyguları anlatmak için onun etkileyici sözlerine başvuruyoruz. Bestekar arkadaşım Seher Çelik, sonunda ‘Aşka Sevdalanma’ şiirini bestelemeye karar verdi. Çok da iyi yaptı, Türk müziğine şahane bir eser kazandırdı. Aşka düşmenin yanmakla eşdeğer görüldüğü bu şiirin iç duyuşu, eserin makamını, ritim yapısını ve ruhunu da belirlemiş diyebilirim. Seher, Fuzuli’den aldığı ilhamla kendi duygularını birleştirmiş ve ‘Aşka Sevdalanma’ şarkısı çıkmış ortaya, var olsun. Büyük şairimizin bu kubbede bıraktığı hoş sadayı da yeni nesillere taşımış oluyoruz, vesile olabilirsek ne mutlu bizlere. Kültür ve edebiyat mirasımıza muhteşem zirveler kattı, rahmetle şükran hisleriyle anıyorum. 

Ne kadar sürede hazırladınız? 

Yaklaşık bir yıl. Üç eserden oluşuyor. Seher’le bu besteleri müziğimize kazandırma fikrinin olgunlaşması gerekti önce. Müzik yönetmenliğini sanatkar dostumuz Selçuk Murat Kızılateş inanarak, severek üstlendi. Her biri alanında virtüoz müzisyenlerden şahane ekibimizi oluşturdu. Büyük bir şevkle icramızı yaptık. Sonuç olarak eserlerin karakteristiğine uygun içimize sinen bir sunum gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Benim çok içime sindi, başka türlü de okuyamazdım zaten. Geçici olmayacak, her dönemde kendini dinletebilecek kalıcı eserler çıkardığımızı düşünüyorum.  

Seher Çelik ile yollarınız nasıl kesişti? Birbirinizi nasıl tanımlıyorsunuz? 

Seher Çelik’i uzun yıllardır tanırım. çok sevdiğim yetenekli ve çalışkan sanatçı dostumdur. Aynı zamanda müziğine inandığım, parlak, yetenekli bir bestekar. Gelecekte adını çok duyacaksınız. İlgi beceri ve müzik tercihlerimizin birbiriyle örtüşmesi, aramızdaki bağı güçlendirdi. Bu da yolumuzu ister istemez kesiştirdi. Seher, yapı olarak da benim tarzıma uygun bir sanatçı. Ruhuma neyin dokunduğunu, neden hoşlandığı mı, ne istediğimi, neyi beklediğimi çok iyi anlayabiliyor. Dolayısıyla birlikte çok keyifli ve verimli zamanlar geçiriyoruz ve üzerinde çalıştığımız işi rahatlıkla tamamlayabiliyoruz. Ayrıca besteciliğinin yanı sıra insanın ruhunu dinlendiren billur bir sese sahiptir kendisi. Bu açıdan da yeni bir soluk, önemli bir değer benim için. 

Çok farklı türleri başarıyla yorumlayan bir sanatçısınız. Bunu yapan çok sanatçı yok. Bunun sırrı nedir ? 

Nasıl ki geleneksel müziğimizin farklı formlarına ilgim olduysa şarkı, türkü, gazel, tango vb. farklı kültürlerin, farklı dillerdeki eserlerini seslendirmek de bana ayrı bir heyecan veriyor. Farklı türde eserleri yorumlamaya başlama sürecim tamamen duygu dünyamla ilişkili. Zaten müziğin kendisi karar vererek başlanacak bir şey değildir bana göre. Ancak hissediyorsan ve söylerken mutluysan başarabilirsin. Günümüzde dinleyicilerimiz de bu konuda bilinçliler, hissederek seslendirenle hissetmeyeni ayırt edebiliyorlar. Bana dokunsun, duygularıma hitap etsin yeter. Tür ve dil ayırmadan, inandığım eserleri seslendirmeye başladım.  

Ben bir dinleyici olarak sizin en çok Türk Sanat Müziği icranızı beğeniyorum. Siz hangi duygularla bu türleri icra ediyorsunuz? Sizin gönlünüz hangisinden yana? 

Klasik müziğimize ilgim, sevgim, çalışmam nefesim yettiği müddetçe sürecek. Ancak bununla sınırlı kalmama ruhum müsaade etmiyor. Çünkü müziğin her türü ayrı bir dünyanın yansıması benim için. Her bir türü ve eseri seslendirirken o ayrı dünyaların bir parçası oluyorum. Yine de Türk Sanat Müziğinin yeri benim için diğerlerinden tabii ki ayrı. Çünkü çocukluğum kaset çalarların önünde büyük üstatları dinleyerek geçti. Doğrusu etkilenmemek ve onlara hayran olmamak elde değildi. 

Hangisi daha zor bir tür sizce yorum olarak? 

Tür olarak bir ayrım yapmam çok güç ama yorumlama açısından en zor süreç, bestecinin eseri yarattığı yıllara, o dönemin şartlarına ve hissettikleri duygulara dönme süreci sanırım. Önce onları anlamaya çalışır, daha sonra dilim döndüğünce yorumlarım. 

Albümdeki parçaları genel olarak nelere göre seçiyorsunuz?  

Hislerime göre tercih ediyorum ve tabi çok değerli sanatçı arkadaşlarımdan, yapımcımdan, ailemden fikir alıyorum. Ama ne olursa olsun kendi süzgecimden geçirerek son haline getiriyorum. Beni mutlu etmeyecek hiç bir projenin altına imzamı atmam. Ayrıca beni mutlu etmeyen şey dinleyicilerimi de etmeyecektir, öyle inanıyorum. 

Yeni çalışmanızda neleri dinleyeceğiz? 

Seher Çelik’le bir yeni besteler albümü hazırlamayı hedefliyoruz. 12 eserden oluşacak albüm çalışmamızda, klasik Türk musikisi eserlerinin yanı sıra, şarkı ve türkü formundaki eserlere ve Türk müziği fantezi tarzında bestelere de yer vereceğiz. Amacımız, alaturka müziğimizi bütün piyasa dezavantajlarına ve popüler müzikteki sığlaşmaya rağmen yaşatmaya devam etmek.  

MÜZİKTEKİ HEDEFİM KARAKTERDEN ÖDÜN VERMEMEK

Yıllardır müziğin içindesiniz ve popüler olma uğruna çizginin dışına çıkmadınız. Müzikte başından beri hedeflediğiniz nedir?

Popüler olmak hiç bir zaman önceliğim olmadı. İnandığım işi yaptım, yaptığım işe de sonuna kadar inandım. Bu başarı için yeterliydi zaten. Hiçbir zaman hak edilmemiş bir başarı beni tatmin etmeyecekti. Beni tanıyan dostlarımla sohbette çok kullandığım bir söz vardır ‘Aynaya baktığımda gördüğüm ben olmaktan hiç vazgeçmeyeceğim’ ve biliyorum ki karakter popülerlikten önce gelir. Müzikte başından beri hedefim de bu doğrultuda kendi karakterimden ödün vermeden elimden gelenin en iyisini dinleyicilerle buluşturmak olmuştur.

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN