“Kaygı ve kaygı bozukluğu normal seviyede olursa iyidir”

Her insanın günlük yaşantısında yer alan kaygının, sürekli ve aşırı olduğunda kişiye ciddi sıkıntı verirken, kaygının normalinin aslında iyi olduğu belirtildi

“Kaygı ve kaygı bozukluğu normal seviyede olursa iyidir”

Konuyla ilgili açıklama yapan Akademiden Psikoloji ve Pedagoji Psikologlarından Şevket Cankurtaran, kaygıyı ve kaygı bozukluğunu ve kaygıdan kurtulmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Anksiyete olarak da isimlendirilebilen kaygının, belirsizlikten doğan ve bireyde olumsuz duygular meydana getiren bir duygulanım ve önsezi olduğunu belirten Psikolog Şevket cankurtaran, “ Kaygı korkuya benzer bir duygu olmakla birlikte, onu korkudan ayıran başlıca özellik kaygıda duygulanımı ortaya çıkaran uyaranın belirsiz olmasıdır. Korku organizmanın güvenliğini tehdit eden belirli bir uyarana karşı verdiği tepkidir fakat kaygı organizmayı tehdit edebilecek bir uyaranın olabilme ihtimaline karşı verdiğimiz duygusal bir tepkidir. Korkunun nedeni dışsaldır, kaygının nedeni ise içseldir. Kaygı tamamıyla bireyi olumsuz yaşam olaylarına yönelten bir duygu değildir. Adaptif ve maladaptif olduğu durumlar söz konusudur. Kaygı bireyin uyum sağlama özelliğini güçlendirici ve ruhsal gelişimini olumlu yönde geliştirici bir özelliğe sahip olabildiği gibi bireyin engellenmişlik hissini yükseltip, ruhsal gelişimi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bireyin işlevselliğini düşüren, sosyal ilişkilerde bozulmaya sebep olan ve bir takım olumsuz fizyolojik belirtilerin eşlik ettiği kaygı durumları patolojik olarak değerlendirilmektedir. Patolojik kaygı bozukluklarının fiziksel, psikolojik, davranışsal ve bilişsel belirtileri olabilmektedir. Bu belirtiler arasında, tetikte olma, hızlı kalp ritmi, terleme, kasların gergin olması, rahatlayamama, mutsuz ve tedirgin hissetme, davranışa geçememe, sinirlilik, nefes almada güçlük çekme, kaçma, kaçınma, yok sayma gibi belirtiler olabilmektedir” dedi.

Kaygıdan kurtulma yolları hakkında da bilgi veren Şevket Cankurtaran, “Belirsizliği en aza indirmek. Derin nefes almak ve fiziksel rahatlığı en üst seviyeye çıkarmak. Şimdiyi düşünmek ve şuan etrafımızda olan güzel şeyleri fark etmek, hissetmek, tatmak, koklamak. Kaygının yaşamak ve mücadele etmek için önemli bir etken olduğunu düşünmek. Olası kötü sonuçlarla başedebilmek için kişinin potansiyel gücünü fark etmesi gerek. Belirlenen stratejilerin uygulamaya koyulmaması ve etki boyutunun küçük olması durumunda profesyonel desteğe başvurmak gerek” dedi.

Özellikle çocuklarda yaşanan kaygı bozukluklarının erken teşhisi ve tedavisisin, ileride yaşanabilecek daha büyük patolojilerin önüne geçmek için önemli olduğunu kaydeden Cankurtaran, bu tür durumu olanların zaman kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini ifade etti.

AYDIN/İHA


YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN