Operasyon mu, Siyaset mi?

ABD’nin füze saldırılarıyla Suriye’de yeni bir döneme mi giriyoruz? Bu sorunun cevabı bu füze saldırılarının sadece bir operasyonu mu yoksa bir siyaseti mi temsil ettiğinde saklı. Eğer füze saldırıları sadece bir sefere, hatta birkaç sefere mahsus bir operasyonu temsil ediyorsa (şu ana kadarki açıklamalar bu yönde), bunun Suriye sahasında ciddi bir değişime yol açması beklenmemelidir. Ancak, eğer bu saldırılar bir operasyondan fazlasını temsil ediyor veya yeni bir siyaseti ima ediyorsa, bu Suriye savaşında yeni bir dönüm noktasını teşkil edebilir. Suriye sahasında herkesin kazanımları hala kırılgan. Temel aktörlerin Suriye siyasetindeki gerçekçi bir değişimi sahada hemen karşılık bulur.

Suriye’de yeni bir döneme mi giriyoruz tartışmalarının bu denli yoğun yaşandığı bir dönemde, geçen hafta Perşembe günü Washington’da Carnegie’nin düzenlediği Suriye konferansına katıldım. Toplantıya Suriye muhalefetinden Riyad Hijab, Basma Kodmani gibi isimlerin yanı sıra Amerikan yönetimi ile hem bölge hem de Amerika’daki Suriye uzmanları da yoğun bir katılım gösterdi. Aynı oturumda konuştuğumuz Atlantic Council’in Refik Hariri Merkezi Direktörü ve Obama döneminde Suriye özel temsilcisi olan Frederic Hof, rejimin kimyasal silah kullanımından sonra ABD yönetiminin rejimle herhangi bir işbirliği yapmasının zemininin ortadan kalktığını belirtti. Bu önemli bir nokta çünkü Trump hem kampanya döneminde hem de sonrasında sadece rejim değiştirme meselesini gündeminden çıkardığını ilan etmekle kalmamış aynı zamanda IŞİD’le mücadele bağlamında rejimle çalışabileceğini de ifade etmişti. Bu ihtimalin en azından şimdilik ortadan kalkması başlı başına önemli bir değişimdir. Bu durum Trump’ın henüz oturmamış olan Suriye’ye dair siyaseti veya niyetinde kısmi bir değişimi ifade ediyor.

***

Daha bir hafta öncesine kadar ABD’nin üst düzey yetkilileri, Esad’ın kaderinin kendileri için bir öncelik olmadığı yönünde ifadeler kullanıyorlardı. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da ABD’nin BM nezdindeki büyükelçisi Nikki Haley de Esad’ın kaderinin Suriyeliler tarafından belirleneceğini ifade ettiler. Bu, Esad’ın görevde kalmasının ABD tarafından mesele edilmeyeceğinin teyidiydi. Fakat son bir hafta içerisinde ABD, önce bu duruşundan ayrılan sonra da tekrar ona dönen çelişkili bir dil kullandı. Hem Tillerson hem de Haley, ABD’nin Esad’ın devrilmesini hedeflediğini ya açıktan ya da dolaylı bir şekilde dile getirmiş olsalar da Tillerson, Cumartesi günü yeniden, ABD’nin Suriye’deki önceliğinin IŞİD olduğunu belirtti. Saldırının gerekçelendirilmesinde kullanılan bu dil de, ABD saldırısının Esad’ın Suriye’deki barbarlığını değil de sadece kimyasal silah kullanımını hedeflediğini ortaya koyuyordu. Bu da, füze saldırılarının bir siyaseti değil de sadece sınırlı hedefi bulunan bir operasyonu temsil ettiğini gösteriyor.

Bu söylemsel zikzakların temelinde ABD’nin bir Suriye politikasının olmaması yatıyor. Söylemden bağımsız olarak, ABD’nin bir rejim değişimi ajandası veya iyi tasarlanmış bir Suriye politikası bulunmuyor. Terörle mücadele veya IŞİD - El Kaide ile mücadelenin öncelendiği bir yaklaşımda, ABD’nin Suriye ‘politikası’ bu yaklaşımın bir alt başlığına indirgenmiş durumda. Yani ABD için Suriye ‘politikası’ IŞİD ile mücadelesinin bir alt başlığından öteye bir anlam taşımıyor. Bu yapısı itibarıyla Türkiye ile ABD’nin Suriye ‘politikaları’ birbirlerine benziyor. ABD gibi Türkiye’nin de bir Suriye ‘siyaseti’ bulunmuyor. Söylemden bağımsız olarak Türkiye de rejim değişimi ajandasını terörle mücadele ajandasıyla ikame etmiş durumda. Türkiye’nin bugünkü Suriye ‘siyaseti’ her geçen gün daha çok onun PKK-PYD ile mücadelesinin bir alt başlığına indirgenmiş bulunuyor.

***

Bu nedenle, bu son hava saldırılarının Suriye krizinde bir dönüm noktasına dönüşebilmesi ancak onun bir Suriye siyasetinin içerisine yerleştirilmesiyle mümkündür. Bu saldırılara yeni bir söylem ile diplomasinin eşlik etmesi ve bunların devamının gelmesi bu noktada hayati bir öneme sahip. Bu da ABD’nin Suriye ‘siyasetinin’ IŞİD politikasının alt başlığı olmasını değil, IŞİD’le mücadelesinin Suriye siyasetinin bir bileşenine dönüştürülmesini gerekli kılar. Bu verileri değerlendirdiğimizde, son hava saldırıları her ne kadar Suriye krizine önemli bir girdi işlevi görse ve rejim üzerinde psikolojik bir baskıya kapı aralasa da, bir dönüm noktasını teşkil etmiyor. Bu saldırılar, söylemde kısmi ölçüde değişime yol açan bir operasyon olmanın ötesine gitmiyor henüz. Bu da önemli olmakla birlikte, bu saldırılara abartılı bir anlamın yüklenmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
7 Yorum