31.05.2020  14:54
SON GÜNCELLEME: 
01.06.2020  02:13
KAYNAK: 
İSTANBUL/AA

Son dakika! Erdoğan: Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil eser siyasetidir

Son dakika haberi... Sistem tartışmaları için bir kez daha mesaj veren Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Koalisyonlu yılların Türkiye'yi nasıl dibe ittiğinin en çarpıcı ispatı son 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlardır. Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil eser siyasetidir' dedi. Demokrasi vurgusu da yapan Erdoğan 'Türkiye'nin önünde özellikle demokrasiden ve kalkınmadan başka bir alternatif yoktur' diye konuştu. Fetih ve Ayasofya tartışmaları için de Erdoğan 'Ecdadımız fethi sadece toprakların ele geçirilmesi değil asıl gönüllerin kazanılması olarak görürdü. Fetih açmaktır, fetih gönülleri özellikle kazanmaktır ama bunlar bunu bilmezler. Son günlerde bazı kendini bilmezler çıkıp fethi işgal olarak tanımlamaya çalışıyorlar' ifadelerini kullandı.

+
-

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeşilköy Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'nin açılışına katılarak konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışmaları için bir kez daha mesaj veren Cumhurbaşkanı Erdoğan "Koalisyonlu yılların Türkiye'yi nasıl dibe ittiğinin en çarpıcı ispatı son 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlardır" dedi.

Demokrasi vurgusu da yapan Erdoğan "Demokraside ve ekonomide milletimize beklediği hizmetleri sunamayanların, vesayet oyunlarıyla iktidar devşirdiği dönemler geride kalmıştır. Türkiye'nin önünde özellikle demokrasiden ve kalkınmadan başka bir alternatif yoktur" diye konuştu. 

Erdoğan'ın konuşmasında başlıklar şöyle:

"Son nefesine kadar bu hizmetlerini sürdüren hocamızın ismi elbette gönüllerde hep yaşayacaktır. Biz de Yeşilköy'de inşa ettiğimiz bu hastaneye ismini vererek hocamıza olan vefamızı göstermek istedik.  Bu vesileyle sağlık çalışanlarımıza, milletimize verdikleri tüm hizmetler ve salgın dönemindeki gayretleri için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye sahip olduğu sağlık alt yapısı ve genel sağlık sigortası sistemiyle salgın sürecinde dikkatleri üzerine toplamış bir ülkedir. Salgın döneminde 2 ayı bulmadan hizmete sunduğumuz acil durum hastanelerinin örnek alınacak bir model olduğuna inanıyorum.

"KÜRESEL DÜZEYDE BİR MODEL HALİNE GELDİK"

Nüfusumuzun neredeyse tamamını kapsayan ve herkese aynı standartta hizmet alabilme imkanı sağlayan genel sağlık sigortamıza gıpta ile bakıldığını çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz 18 yılda mevcutların çok büyük bir bölümünü baştan aşağı yenilediğimiz yeni binalarla ve cihazlarla teçhiz ettiğimiz bir sağlık altyapısına sahibiz. Doktorundan hemşiresine ve destek personeline kadar 1 milyon 100 bini bulan sağlık ordumuzla milletimizin hizmetindeyiz. Sayıları 11'i bulan şehir hastanelerimizle hem inşa ve işletme yöntemi hem hizmet kalitesi ile küresel düzeyde bir model haline gelmiştir.

"BU SAĞLIK KURUMLARI ÜLKEMİZİN YÜZ AKI OLACAKLAR"

Dünyada pek çok ülkenin geçici sahra ve prefabrik hastaneler kurarak çözmeye çalıştığı sorunu, biz çok daha kısa sürede kalıcı hastaneler inşa ederek aşmayı başardık. Bu sağlık kurumları ülkemizin yüz akı olacaklardır. 

Örneğin Pakize Öz Hastanesi, askeri havaalanının hemen bir ucunda yapılmış, dolayısıyla herhangi bir hasta buraya uçakla gelip hemen şöyle adeta yaya mesafede hastaneye ulaşacağı bir yer. Burası bizim Yeşilköy Havalimanımız. Burada da yine aynı şekilde yurt dışından bir hasta geliyorsa, uçakla gelip hemen bir yaya mesafede hastaneye gelecek tedavisini olacak ve tedaviden sonra da yine uçakla buradan nereye gidecekse uluslararası ise uluslararası, ulusal ise ulusal olarak hemen ulaşabileceği menziline ulaşacaktır.

Ülkemize ve milletimize özellikle hizmetle geçirdiğimiz her gün, her an bu yolda attığımız her adım, aldığımız her nefes için Rabb'imize hamd ettik.

"İHTİYACIMIZ KAVGA DEĞİL ESER SİYASETİ"

Koalisyonlu yılların, Türkiye'yi nasıl dibe ittiğinin en çarpıcı ispatı son 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlardır. Türkiye'nin, ihtiyacı kavga değil, eser siyasetidir. Milletimizin beklentisi polemik değil, inşa siyasetidir. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük miras işte bu doğrultuda gerçekleştireceğimiz zihniyet devrimidir. Tek numaraları, ülkemizin ortak değerlerinin istismarı olanların devri artık kapanıyor. Laf yerine eserlerin yarıştırıldığı yepyeni bir Türkiye için milletimizle gönül gönüle, el ele çalışmayı, mücadele etmeyi sürdüreceğiz. 

Gelişmeler ve işaretler, salgın sonrası yeniden yapılanacak küresel ekonomide, ülkemizin çok avantajlı bir konuma oturacağını gösteriyor. Üretimi tek merkezde toplamanın riskini gören tüm ülkeler ve kurumlar, yeni arayışlara girerken, alternatiflerin ilk başında Türkiye geliyor. Sağlık sektöründe de ülkemizin yıldızı giderek parlıyor. Güçlü üretim altyapımız, genç, eğitimli yenilikçiliğe yatkın insan potansiyelimizle, geleceğe umutla bakıyoruz.

"ARTIK 3 KAVRAM ÇOK ÖNEMLİ"

Bu konuda 83 milyon vatandaşımızın her birine büyük sorumluluk düşüyor. 3 kavram çok önemli, maske, mesafe ve temizlik. Bu hassasiyetlere tavizsiz bir şekilde riayet ederek salgının yeniden hortlamasının önüne kesinlikle geçmemiz şart. Sanayiden tarıma, ticaretten turizme her alanda inşallah önce hızlı bir toparlanma ve ardından çok daha daha hızlı bir atılım işine gireceğiz. Nitekim, yarından itibaren bu adımı atıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için, seferberlik ruhuyla hep birlikte bu sürece destek vermeliyiz. Milletimize güveniyoruz. Ülkemize güveniyoruz."

"KENDİNİ BİLMEZLER İŞGAL OLARAK TANIMLIYOR"

Daha sonra Hadımköy Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi açılış törenine katılan Erdoğan, burada da bir konuşma gerçekleştirdi. Burada da fetih ve Ayasofya tartışmalarına değinen Erdoğan şunları kaydetti:

"Ecdadımız fethi sadece toprakların ele geçirilmesi değil asıl gönüllerin kazanılması olarak görürdü. Fetih açmaktır, fetih gönülleri özellikle kazanmaktır ama bunlar bunu bilmezler. Son günlerde bazı kendini bilmezler çıkıp fethi işgal olarak tanımlamaya çalışıyorlar. Ayasofya dini bir husumetle yerle yeksan edilmek yerine daha da güzelleştirilerek fetih hakkı olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur."

Erdoğan'ın buradaki konuşmasından satır başları şöyle: 

"Hamdolsun ortaya gerçekten hem buram buram tarih kokan hem de vatandaşlarımıza şifa vesilesi olacak bir eser ortaya çıktı. Eser güzel olunca isminin de bununla mütenasip olmasını arzu ettik. Böylece Hadımköy Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanemize kavuşmuş olduk. 

Kendisi Balkan Harbi, 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi kahramanlarından aynı zamanda alim olan Ordu Ünyeli Binbaşı Numan Kurtulmuş'un oğludur. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirip dahiliye uzmanlığını tamamladıktan sonra hayatını bu şehirdeki tüm hastaların, gariplerin, gençlerin hizmetine adamıştır.

"GARİPLERİN BABASI OLARAK TANINMASI BU YÜZDENDİR"

Gariplerin babası olarak tanınması bu yüzdendir. Perşembe günleri tüm hastalara ücretsiz bakar, ilaçlarını ücretsiz verir, ihtiyaç sahiplerinin ceplerine harçlıklarını da koyardı. Babam rahmetli, beni imam hatip okuluna girmeden önce Niyazi Amcaya teslim etti.  Çünkü bizim  köyümüzden İsmail Niyazi Bey'in okul arkadaşı onlar Fatih'teki Fetih yurtlarında orada derslerini çalışırlar. Babam da zaman zaman onların yanına gelir giderdi. İmam hatip okuluna girerken de beni Niyazi Amca'ya götürdü dedi ki; 'ben oğlumu size teslim ediyorum.' İmam Hatip okuluyla da böylece tanışmış oldum.

İsmail Niyazi Kurtulmuş nöbetçi oldukları  zaman, gelir yurtta geceleri bizim yatakhaneyi dolaşır, kimin üstü açık, kimin kapalı bizim yorganlarımızı tek tek elden geçirirdi. Bu şekilde de bizim oradaki babalığı da onlardan ayrıca görmüş olduk.

"TAM BİR VAKIF İNSANDAYDI"

Merhum Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'un bir önemli hasleti de iyi bir gençlik yetiştirmek için çalışıp didinmiş olmasıdır. Daha doğrusu merhumun ideali hani diyorum ya bazıları da eleştiriyor. 'Dindar bir nesil.' Merhumun ideali, tüm insanlığın iyilik, güzellik, hayır, hasenat, sevgi, dostluk, kardeşlik çizgisinde birleştirmekti. 1971 yılından milli saraylar hekimi olarak görevini Dolmabahçe Sarayı'nda yürütmeye devam etmesi onun medeniyetimize, tarihimize, kültürümüze, ecdada  olan bağlılığının bir ifadesiydi. İlim Yayma Cemiyetinin kuruluşunda ve eğitim hizmetlerinde çok büyük katkıları vardır. Anadolu'daki yoksul ailelerin çocuklarının eğitimlerine devam edebilmeleri ve meslek sahibi olmaları konusunda ayrı bir hassasiyet sahibiydi. Bu yönüyle de tam bir vakıf insanıydı. İmam hatip okullarına ayrı sevgi beslerdi. Hekimlik görevini yürütürken 51 yaşında sınavları verip İstanbul İmam Hatip Lisesinden mezun olması bu sevginin bir neticesiydi.

"BUNLAR, İNANIN DÖRT DÖRTLÜK CAHİLİ CÜHELA"

Ecdadımız, fethi sadece toprakların ele geçirilmesi değil, asıl gönüllerin kazanılması olarak görürdü. Son günlerde bazı kendini bilmezler çıkıp, fethi işgal olarak tanımlamaya çalışıyorlar. Bunlar, inanın dört dörtlük cahili cühela. Sorun bunlara fethin manası nedir diye, bilmezler. Fetih, açmaktır. Fetih, gönülleri özellikle kazanmaktır. Ama bunlar bunu bilmezler. 

Ecdadımız bin yıl öncesinden başlayarak asırlar boyunca Anadolu'nun, Trakya'nın, Balkanların dört bir yanını, Alperenler, dervişler, gaziler vasıtasıyla önce ilmik ilmik işlemiştir. Kimlerle? Akıncılarla. Örnek ahlakları, üretkenlikleri, bilgileri, birikimleri ve çalışkanlıklarıyla ecdadın bu öncüleri tarafından hazır hale getirilen fethi, sadece bir formaliteden ibaret kalmıştır. İşte Fatih'in surlardan içeri girerken Rum bayanlarının 'Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz' deyişi bu hazırlığın bir ifadesidir.

"ATİNA'DA BİZİM BİR TANE CAMİMİZ YOKTUR"

Ayasofya, dini bir husumetle yerle yeksan edilmek yerine daha da güzelleştirilerek fetih hakkı olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur. Diğer ibadethanelere ise dokunulmamış, ihtiyaca cevap verecek ölçüde yaşatılmıştır. Bizim bir asır önce terk etmek zorunda kaldığımız yerlerdeki camilerimiz ve sembol eserlerimiz ise kısa sürede yok edilmiştir. Bakın şu anda Atina'da bizim bir tane camimiz yoktur.

Sadece ecdadımızın değil, coğrafyamızın tüm mirasını korumaya aldık. Hükümete geldiğimizde sadece 460 eserin restorasyonunun yapıldığını gördük. Biz 18 yılda 5 bin 60 eseri restore ederek milletimizin ve insanlığın hizmetine sunduk.

UNESCO somut olmayan kültürel miras listesine kayıtlı hiç değerimiz yokken bugün aynı listede 18 eser ile temsil ediliyoruz. Bu kategoride dünyada 178 ülke arasında ilk beşte yer alıyoruz. Yaşayan insan hazinelerindeki temsilci sayımız da 45'e yükseldi.Hepsi yerle yeksan edilmiştir. Ama biz İstanbul gibi bir şehirde, böyle bir yola gitmedik. Sadece bu tabloya bakarak dahi ecdadın gönlünün yüceliğini görebiliyoruz. Son bir asırda kendi topraklarımızdaki ecdat yadigarlarını yaşatma hususunda yeteri kadar başarılı olamadık. Ama bunun istisnalar haricinde kasıttan değil, ihmalden veya cehaletten kaynaklandığını biliyoruz."

 

DİĞER HABERLER
Ölmek istemiyorum
Arda Turan’a FETÖ'den ikinci kez takipsizlik kararı
Depremlerin kaynağı çizilmemiş faylar
Üsküdar'da çekirdek yemenin cezası ne kadar?
Yaralanan işçiyi tehditle susturmuş
Gelecek ufkunu kaybetti, 'biz kaç kişiyiz' psikolojisine girdi
Takla atan araçta iki çocuk öldü