Tokyo’da tarih yazacağız

Tokyo’da tarih yazacağız

Tokyo Olimpiyatları’na kota almak için hazırlanan milli boksör Busenaz Sürmeneli, milli güreşçi Nurcan Taylan’dan sonra ilk olimpiyat altınını Türkiye’ye getirmeyi hedefliyor. Türk kadınının her şeyi yapabileceğini ifade eden Sürmeneli “Olimpiyatlara gidebilen kadın boksörümüz yok. İnşallah katılmaya hak kazanarak Tokyo’da tarih yazacağım” dedi.

OĞULCAN ÇOKSAYAR | KARAR

Dünya şampiyonu milli boksör Busenaz Sürmeneli, ertelenen Tokyo Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmayı hedefliyor. Olimpiyat kotası alan ilk Türk kadın boksör olmak için çalışmalarını sürdüren Sürmeneli, en unutulmaz maçları, kadınların spordaki yeri, son zamanlarda katıldığı turnuavalar ve daha birçok konu hakkında merak ettiklerimizi KARAR okurları için anlattı... 

İlk olarak Macaristan’da altın madalya ile noktaladığın turnuvadan başlayalım. Turnuva senin açından nasıl geçti? 

Macaristan’da güzel maçlar oynadım. Güçlü sayılabilecek rakiplerimle karşılaştım. Olimpiyatlarda karşılaşma olasılığım olan rakiplerden birkaçı ile aynı turnuvadaydım. 4 müsabakaya çıktım ve 4’te 4 yaparak kendi adıma güzel bir sonuçla organizasyonu tamamladım. Kendimizi geliştirebilmek açısından böyle zamanlarda kendimizi göstermemiz gerekiyordu. Ayrıca turnuvanın en iyi boksörü de seçildim. Bu da benim açımdan farklı bir gurur kaynağı oldu. O yüzden bu organizasyon hedeflerime daha motive ilerlemem konusunda oldukça yararlı oldu. 

Macaristan’daki altın madalyanın ardından Bulgaristan’da da bir turnuvada boy gösterdin. O organizasyon için neler söylemek istersin? 

Macaristan’daki turnuvanın ardından Bulgaristan’da da maçlarım oldu. Önceki turnuvanın finalinde oynadığım Fransız rakibim Emilie Sonvico ile ilk turda eşleştim. Onunla güzel müsabaka yaptım ve ardından ev sahibi boksör ile karşılaştım; Melis Yunuzova. Melis aynı zamanda yurt dışından da iyi bir arkadaşım olur. Ona 3-2 kaybettim, 2019 yılından bu yana ilk mağlubiyetimi aldım. Ringde gayet iyi iş çıkarttığımı düşünüyorum ama bu kaybı masada yaşadığımı söyleyebilirim. Bildiğiniz üzere ev sahibini evinde yenmek zordur. Maçımızın videosu organizasyon sitesinden kaldırılmış. Bu lafı kullanmayı çok sevmem aslında ama hakkımın yendiğini de düşünüyorum. Hak yenme olaylarından ötürü yakın zaman Olimpiyat Komitesi de boksu kendi bünyesine almıştı. Ama bunu ‘nazar boncuğu’ olarak görüp gelecek maçlar için daha iyi hazırlanacağım. Bir sakatlığım da vardı tam kendimi verememiştim. Her şey bir tecrübe sonuçta.  

Ertelenen 2020 Tokyo Olimpiyatları için düşüncelerin neler? Senin için olumlu ve olumsuz tarafları neler oldu? 

Geçtiğimiz yıl Londra’da kota maçları oynanırken koronavirüs salgını başladı. Benim kota maçına çıkacağım gün karşılaşmalar iptal edildi. Eğer iptal edilmese kotayı alıp olimpiyatlara kalacaktım. İnşallah aynı hedefimi maçı oynayıp, kazanıp gerçekleştireceğim. Londra’dan dönüş sürecinde ben de salgına yakalandım ama çok şükür atlattım. Bu sürecin iyi yönleri de var kötü yönleri de var tabii ki. Belki o maçı kazandıktan sonra bir sakatlık yaşasam, iyi hazırlanmak için süre bulamasam istediğim başarıyı elde edemeyebilirdim. Şimdi ise bu maça ve olimpiyatlara hazırlanmak için iyi bir süreç geçirdim. Gerçi takım olarak Londra’da da hazırdık. 5’te 5 yapmak istiyorduk. Bizi tek üzen iyi bir form yakalamışken durmak oldu. Ama şimdi daha iyisini yapabileceğimizi biliyoruz ve yapacağımıza da inanıyoruz.

Avrupa ve dünya şampiyonluğu olan bir sporcu olarak Tokyo Olimpiyatları için belirlediğin bir hedef var mı? 

Odamda bir madalya köşem var. Bir yanında olimpiyat halkası, bir tarafında bayrağımız ve benim adımın yazılı olduğu bir bölümü var. Her turnuva için özel yerleri var ve madalyalarımı turnuva rütbesine göre asıyorum. Ancak tek bir yeri boş, orayı da olimpiyat madalyası için ayırdım. Sadece o eksik, onu da tamamlamak istiyorum. 12-13 senedir çalışıyorum, benimle birlikte çalışan arkadaşlarım da var. Hepsiyle bir aradayız, hatta son yıllarda asıl ailem onlar oldu. Onlarla birlikte elde edeceğimiz zaferler beni çok mutlu eder. Benim tek hedefim şampiyonluk. Çünkü Türk halkı ve Türk kadınına olimpiyatlarda altın madalya yakışır. Tarihimizde olimpiyatlara gidebilen kadın boksörümüz yok. İnşallah katılmaya hak kazanarak Tokyo’dan madalya ile dönmek istiyorum. Biz takım olarak tarih yazmaya geldik.  

Olimpiyatlarda tek altın madalya kazanan kadın sporcumuz milli güreşçi Nurcan Taylan’dan sonra yeni altınlar için öncü olabileceğini düşünüyor musun? 

Neden olmasın... Hatta sadece ben olmayabilirim. Takım arkadaşlarım ve milli takımımız bu konuda oldukça potansiyelli. Takımımızda o güçte, o cesarete sahip olan çok sporcu var. 5 sporcumuzun 5’i de o isteği içinde taşıyor. Takıma gerçekten o konuda çok güveniyorum. Herkes takımını över ama bu öyle değil, ben daha çok ailemi övüyorum. Şu anda dünyanın 3 numarasıyız takım olarak. Bunu da turnuvalardaki madalyalara yansıtma hedefimiz var.  

Dünya Kadınlar Günü’ne ev sahipliği yapan bir aydayız. Bu doğrultuda Türk kadın sporunun öncülerinden olarak kadın sporcularımızın yakın dönemde sportif açıdan neler yapabileceğine dair düşüncelerini öğrenebilir miyim? 

Türk kadını yeter ki istesin her şeyi yapar. Kadınımız bir şeyler başarabilecek yüreği, yeteneği ve gücü taşıyor. Yeter ki bir şeyi yapmak istesinler önlerinde kimse duramaz. Tuttuğunu koparan bir yapımız var. Ben her elimi kaldırdığımda, her yumruk atışımda onları da düşünerek motive oluyorum. Onların desteğini de her daim hissediyorum ve beni başarıya iten güç olarak onları görüyorum. Mesela Trabzon gibi bir şehirde, şiddet içerdiği için kadın boksuna iyi gözle bakılmıyordu. İnsanlar beni gördükçe, tanıdıkça bu algının zamanla kırıldığını gördük. Trabzon’da bu algıyı kırdıysak zamanla tüm Türkiye’de bu fikri değiştirebiliriz. Sporun kadını, erkeği olmaz. Kadınlar isterse her şeyi yapar. Bunun altını çizerek söylüyorum; kadın isterse her şeyi başarabilir. 

Henüz kariyerinin başında yer alan 22 yaşında bir sporcu olarak uzun vadeli hedeflerin neler? 

Hani bir civciv yaşama tutunmak için vura vura kabuğunu kırar ya, aynı o şeklide kendi kabuğumu kırdığımı düşünüyorum. Daha önce gençler ve yıldızlarda çok şampiyonluklar yaşadım. Kariyerimde 5 Avrupa, 3 dünya şampiyonluğum bulunuyor.  1 tane Avrupa 3’ünclüğüm var sadece. Altyapım dolu dolu geldim. Birçok maça çıkarak tecrübemi katladım. Bir sporcunun altyapısının iyi olması lazım ki olimpiyatlarda başarılı olabilsin. Ben şu an sıkletimde dünyanın en iyisi olmak ve yerimi korumak için mücadele ediyorum. İlk sırayı aldım ve burayı korumak için en iyi şekilde çalışıyorum. 

Senin açından en unutulmaz turnuvan ve en unutulmaz maçın hangisiydi?  

En unutulmaz maçım, 2019 Dünya Şampiyonası’ndaydı. Sakatlığımdan sonra kendi kabuğumu kırdığım anlardan birisiydi. 5 maça çıktım tamamında yükselen bir grafik çizmiştim. En unutulmaz maçlarım ise yarı final ve final müsabakalarıydı. Organizasyon Rusya’nın ev sahipliğindeydi ve yarı finaldeki rakibim Rus’tu. Salonda on bin kişi vardı ve hep bir ağızdan ülkelerinin adını haykırıyorlardı. O şartlar altında, o psikoloji ile rakibime karşı adeta savaş veriyordum. Fiziksel olarak iyi yerlerde olabilirsiniz ama işin bir de psikolojik bölümü var. Bir düşünsenize; on bin kişi ‘Rusya’ diye tempo tutuyor ve siz onlara karşı dövüşüyorsunuz... Kızlar da biraz duygusaldır bilirsiniz. Antrenörüm, beni ortama göre motive edince tüm şartları lehime çevirmiştim. Bir fişekleyici söz ile final kapısını araladım. O turnuvayı şampiyon olarak bitirip ‘asker selamı’ verdiğim anlar, hayatımdaki sayılı anlar arasına girdi.  

Hazır motivasyon sözlerinden de bahsetmişken en büyük motivasyon  kaynağını sorsam... 

Benim en büyük motivasyon kaynağım Cahit Süme. Şu anda Milli Takımlar Teknik Direktörü. Hem beni sıfırdan yetiştirmesi hem de teyzemin eşi olması, beni iyi tanıması büyük avantaj. Ben maçlara çıkmadan evvel ailemden kimse beni aramaz. Maç bitince ben onları ararım. Ben Cahit hoca ile motive olurum. Benim nerede, ne zaman, ne istediğimi çok iyi bilir, göz kırpmamdan bile ne istediğimi anlar. Mesela göz kırparım su istediğimi bilir... En ufak hareketimden ne istediğimi anlar ve ona göre yönlendirir. Bu açıdan benim için büyük bir avantaj. Zaten sporcu ile eğitmeni arasındaki ikili ilişki iyi olmazsa başarı da gelmez. Bir antrenör ile bir sporcu birbirine güvenmediği sürece başarı zor hale gelir. Boks bireysel bir spor gibi gözükse bile, tamamen takım işi. Benim de arkamda çok kaliteli bir ekip var. 

Spor hayatında seni en çok zorlayan şey nedir? 

Bir boksör için kilo düşmek gerçekten çok zor. Mesela şu an yaşadığım gibi (Gülerek). Sıklet sporu yapan herkes bilir, kilo düşmek bir sporcuyu inanılmaz zorlar. Bazen ‘Ben de hamburger yemek istiyorum’ diye ufak çaplı isyanlarda bulunabiliyorum. Bir örnek vereyim; Trabzon’daki arkadaşlarım, milli kamptaki iki günlük iznimde ‘Hadi gel Ayder’e gidiyoruz’ diye çağırdığında ‘Kamp var, siz gidin benim yerime de eğlenin’ diyerek reddetmek de zor. O sakinliği de insan arada bir özlemiyor değil. Çünkü çok yoğun bir tempodayız. Bir buçuk ay önce bir valiz ile ülke ülke dolaştım. Turnuvaların bitiminde eve döndüğümde, yeni aldığım eşyaların varlığını bile yoğunluktan unuttuğum olabiliyor. Ama tüm bunların yanında ülkemi temsil edebilmenin hazzı da inanılmaz güzel bir duygu.

Öne Çıkanlar
YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN