Yavuz Oğhan: Medyanın en önemli sorunu kraldan fazla kralcı olmak

Gazeteci Yavuz Oğhan, Türkiye'deki mevcut medya ortamını, gazetelerin aynı manşetle çıkmasını, gazetelerde ve televizyonlarda aynı haberlerin verilmesini değerlendirdi: Bana göre şu anda medyanın en önemli sorunu kraldan fazla kralcı olmak.

Yavuz Oğhan: Medyanın en önemli sorunu kraldan fazla kralcı olmak

Yaklaşık otuz yılını gazeteci olarak geçirmiş ve birçok basın kuruluşunda farklı görevler yapmış bir isim Yavuz Oğhan, Türkiye'de bir ilk olan dijital günlük gazete 'Gazete Pencere'nin birinci yılında, medyaya, gündeme ve gazeteciliğe dair kritik değerlendirmelerde bulundu. 

"Bana göre şu anda medyanın en önemli sorunu kraldan fazla kralcı olmak" diyen Oğhan, "Bir kere bu rüyadan uyanmak zorundayız. Yani bu sistemin böyle devam etmemesi lazım" diye de sözlerine ekledi. 

Yavuz Oğhan'ın Perspektif'de yayımlanan röportajından öne çıkanlar şöyle:

Mevcut medya ortamını nasıl görüyorsunuz? Bir taraftan, bir tek seslilik var; bütün gazetelerde, televizyonlarda aynı haberler var, gazeteler aynı manşetlerle çıkıyor. Ama bir taraftan da, İstanbul seçimlerinde gördüğümüz gibi seçimleri de çok etkilemiyorlar. Bir taraftan tümüyle dipte miyiz, yoksa halk bunları önemsemiyor, kendi bildiğini mi okuyor? Uzun yıllardır basındasınız ve bugün gelinen noktayı bir gazeteci olarak nasıl görüyorsunuz?

Herhalde 27-28 sene geçti. Televizyonlar ilk kurulduğunda medyadaydım. Mesleğe ATV’de başladım. O günden bugüne geride ne vardı, bugün ne var diye baktığım zaman, bir kere çok ciddi bir kimya bozukluğu görüyorum. Bana göre şu anda medyanın en önemli sorunu kraldan fazla kralcı olmak. Yani “Bir mayına basarım patlar, başım ağrır” diyen, kendine gazeteci diyen insanlar, şu anda medyanın en önemli sorunlarından birisi.

Aslında her dönemde siyasi olarak birtakım sıkıntılar vardı. Çiller veya Mesut Yılmaz başbakanken yok muydu? Ben CNN Türk’te temsilciyken, Mesut Yılmaz bize canlı yayına geldi, yayından çıkarken, “Sizin bir muhabiriniz varmış Meclis’e bakan, ona bir şey yapabilir miyiz?” diye kendi belirlediği insanları referanslarıyla işe sokmaya çalıştı. O zaman başbakan yardımcısıydı. Yani her dönem siyasetçiler medyaya, medyanın içinde kendisine yakın insanların bulunmasına özen gösterdiler ama bugün durum çok farklı.

Bugün öyle bir şey yok. “İçeride adamım olsun” değil, “Bu medya sistemi benim olsun” yaklaşımı var. Ama şimdi görüyoruz ki sistemin tamamının kendinin olması da bir işe yaramıyor, çünkü orada da bir inandırıcılığa ihtiyaç var. Cumhurbaşkanı bizzat kendisi var olan medya düzeninden rahatsız olduğunu, yeterli bulmadığını söyledi. Var olan medya düzeni de yaklaşık yüzde 95 oranında tamamen hükümetin kontrolünde. Bu belki spekülatif bir şey olabilir ama ben akşamları WhatsApp grubu üzerinden kimin ne haber yapacağını, hangi haberi öne çıkaracağını veya hangi konuda hassasiyet olduğunu bir zincir halinde haberleşildiğini düşünüyorum. Çünkü başka türlü bu gazeteler bu şekilde çıkma ihtimaline sahip değil. Zaten bir istikamet veriliyor; Cumhurbaşkanı’nın konuşmaları herkes tarafından bir istikamet olarak kabul ediliyor.

Cumhurbaşkanı, bütün her şey kendi kontrolünde olmasına rağmen, o medyadan memnun değil. Bu tarafta da senin YouTube kanalın var, fakat sen de bundan memnun değilsin. Sosyal medya gerçek anlamda etkili değil mi, şekillendirmiyor mu? Toplumsal dinamikleri tetiklemek anlamında İstanbul seçimlerinde bir şeyler görmedik mi?

Mutlaka bir etkisi var, etkisi olmadığını söylemiyorum. İki türlü sıkıntı var: Birincisi, sosyal medyada manipülatif bir alan var. O manipülatif alan insanları gerçeğin dışına doğru yönlendirebiliyor. Bunu iktidar için veya muhalefet için söylemiyorum; her alanda böyle bir şey var. İktidar karşıtı olabilir, aşırı uçlara doğru gidiyor, marjinalleşiyor; iktidar destekçisi olabilir, az önce verdiğim örnek gibi aşırı uçlara gidebiliyor. Zaten buralarda gazetecilik devreye giriyor. Sen onu süzeceksin, doğruluğunu kontrol edeceksin, bir belgeye dayandırıp öyle vereceksin. Haber dediğin şey bu. Artık yazılan her mesaj haber gibi kabul edilebiliyor ama şunu da unutmayalım, şu anda Türkiye’de uzaktan eğitim var, milyonlarca öğrenci bilgisayara ulaşamıyor ya da interneti yok ya da kısıtlı internetiyle sorunlar yaşıyor.

İnsanlar haberi televizyondan almaya devam ediyor ve daha çok oradan etkileniyorlar. Daha yaygın bir biçimde onu işleyen, karar verme sürecine dahil olan televizyonlarda verilen haberler gibi geliyor bana. Türkiye’de bir A Haber örneği var, bir de onu taklit eden birtakım kanallar söz konusu. Ama iktidarı destekleyip sorgulayan birtakım insanlar da karşı olduğunu bile bile FOX TV izliyor, çünkü haber almaya ihtiyacı var. Ya sosyal medyadan alıyor ya FOX TV’den alıyor ya da sosyal medya okur yazarlığı varsa, doğru insanlardan haber almaya çalışıyor. Ama bunun genel havaya etki edebilmesi için sanki zamana ihtiyaç var. Bence bugün o beklenen etkiyi yaratmıyor.

Şu anki gazeteciliğin geldiği durumda temel problem iyi gazeteci yokluğu mu, vatandaşın habere karşı duyarsız olması ya da sadece kendi dinlemek istediği haberi dinliyor olması mı? Ya da medya sahiplik yapısı mı? Sermaye sahiplerinin gazetecilerden beklediği mi? Sermaye sahipleriyle iktidar arasındaki ilişki mi? Ya da hepsinin bir bütünü mü? Burada tek sorumlunun iktidar olduğunu söylemek doğru olur mu? Buraya nasıl geldik ve bir tek iktidar böyle istediği için mi bu noktaya geldik?

“Ben ne halt ettim” diye ağlayan medya patronu gördük. Bunu belki 50 sene önceye götürdüğünde de benzer süreçlerle karşılaşıyorsun. Medya sahiplerinin medyadan para kazanmak gibi bir dertleri yok. Yan dallardan para kazanarak hayatlarını sürdürüyorlar, çünkü şu anda medyadan para kazanma ihtimali yok. Bir sermaye sahibi medyaya para yatırıyorsa başka amaçları olması lazım. Başka yerden bir avantaj sağlayacağını düşünüyor olması lazım. Eğer sadece ülkeye iyilik yapmak için bu işe girmediyse, ki genelde sermayeler böyle işlemezler.

Geçmişten gelen bir sorun ama bugün çok daha net görüyoruz. Geçmişte bir sermaye sahibi hükümetin karşısında da yer alabiliyordu. Bugün ciddi bir sermaye sahibinin hükümetin karşısında yer alma ihtimali var mı? Böyle bir şey söz konusu değil, çünkü hükümet çok güçlü, her alana sahip ve maalesef hukuk işlemiyor. Hukuk işlemeyince o alana girme ihtimali yok. Para kazanamayan bir alan ve medya sahipleri gazeteci değil. “Biz size haberleri gönderelim, siz kontrol edin, ondan sonra yayınlayalım”, ben bugün bu sistemin zaten geçerli olduğunu düşünüyorum. Bir şekilde Gezi’den sonra bu sistem oturtuldu. Oraya gitmesine gerek kalmadan kendi içinde birtakım komiserler tarafından gazeteler, televizyonlar haberleri yayınlıyorlar. Zaten o kadar büyük otosansür var ki, en uçtaki muhabir bile, “Ben bu soruyu sormayayım, zaten cevabı verse bile yayınlamam” ya da “Ben burayı izlemeyeyim” diyen bir haber müdürü. “Zaten gelse bile bizde işe yaramaz” yaklaşımıyla iyice içe kapandı.

Şimdi para, sermaye mutlaka gerekli, çünkü bu işi yapan insanlar da evine ekmek götürecek. Bu nasıl çözülecek? Ya herhangi bir şeyin yandaşı olacaksın ya da dışarıda bir iş yapacaksın. Dışarıda bir iş yaptığın zaman da bu mümkün mü? Şu anda Türkiye şartlarında dünyanın en zor işi. Hem işini yapacaksın hem para kazanacaksın hem de yaptığın işten memnun olacaksın.

Gazetecilik öyle çok büyük bir mesele değil, eğitimini aldıktan sonra, ilkelerini bildikten sonra. Şu anda televizyonlarda, gazetelerde görev yapan birçok insan bu işi layıkıyla yapabilir. Bu siyasi akımın, AK Parti’nin geldiği siyasi akımını geçmişte nasıl gazetecilik yaptığını da biliyoruz. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı nasıl gazetecilik yaptığını da görüyoruz. Bu işi yapabiliyor aslında ama yapmak istemiyor. Onu vermek istemiyor. Burada düzeni oluşturmak lazım.

Okuyucuya dayanmaktan başka çare yok. Şu an Türkiye’de herhangi bir gazete, devlet desteği olmadan yayınına devam edebilir mi? Çalışanlara maaş ödeyebilir mi? Dağıtım paralarını ödeyebilir mi? Kâğıt parası ödeyebilir mi? Mümkün değil. Basın-İlan Kurumu diye bir yapı, o yapının altında bütün gazetelere akıtılan milyonlarca lira. Müthiş bir manipülasyon var. Sadece bu şekilde hayatlarında devam etsinler diye. Bir kere bu rüyadan uyanmak zorundayız. Yani bu sistemin böyle devam etmemesi lazım. Bu sistem nasıl devam edebilir? Sen kendini siyasi partinin ya da bir yerdeki yeşil alanı otel arazisine çevirecek bir medya patronunun amacına değil de halka, haber almak isteyene, merak edene karşı sorumlu hissedersen ancak bu sorun çözülebilir. Bunun şu anda başka hiçbir yolu yok. Ancak okuyucu finanse ederse, izleyici finanse ederse böyle bir şey mümkün.

RÖPORTAJIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN