Kapı tapu yapı

Tapu kelimesine sözlükler genelde hizmet, hizmette bulunmak anlamını veriyorlar. Tapmak kelimesinde ise birkaç anlam var. Bunlardan en öne çıkanı ise bulmak. Ben kelimedeki hizmet anlamının bulmak, bulunmak anlamının üzerine gelip yerleşerek oluştuğunu tahmin ediyorum.

Tabii tapu ile kapunun manaca bir irtibatı var mı, buna da bakmamız gerekiyor.

Kapıya neden kapı diyoruz? Kapı kelimesi kökses teorisine göre “ap-” kökünden gelmekte. Kökses teorisini bilmiyor olsaydık kelimeyi şöyle çözebilecek idik: Kapamaktan kapı diyebileceğimiz bir kelime ama biz yine de kapamaktan kapı demeyelim de kapmaktan kapı diyelim yanlış bir sıralama ile söylemiş olmamak için. Kapamakla irtibatı var ama kapı kapamaktan gelmiyor. Kapamak da kapı da kapmaktan geliyor. Dil ve etimoloji ile ilgili birçok yerlerde konuşmalar yapıyorum. Bu konuşmaları yaparken muhataplarıma genelde sorduğum bir sorudur: Kapıya neden kapı deriz? Açmak için mi kapamak için mi? Hangisi birinci vazifesi? Aldığım cevaplar karışıktır. Çoğunluk ise bir cevap bile veremez.

Dünyadaki sevgilim diyebileceğim dört beş şehirden biri belki birincisi olan rüya şehir İsfahan. Diğerleri İstanbul, Saraybosna, Heidelberg. Bu üç müstesna şehre diğerleri kelimesini kullandığım için beni bağışlasınlar, ben konuma döneyim; İsfahan’da Nakşı Cihan Meydanında Ali Kapu’yu görünce şaşırmıştım. Hatta “k” sesini “g” şeklinde söylüyorlardı. Dedim acaba Farsçada bizdekinden ayrı bir anlama gelen “gapu” diye bir kelime mi var. Değilmiş. Bildiğimiz “kapı” imiş. Bu “kapu” kelimesinin Farsçada ne işi vardı. Daha sonraları (bu dediğim ilk İsfahan ziyaretim 2001 yılında oldu) Farsçada çokça Türkçe kelimenin yaşadığını gördüm.

Tapu kelimesini çözmek aslında çok zor değil. Fakat Türkçe kelimeleri irdelemesini okullara giderek unutanlardansanız zorlanırsınız. Kilitlenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Oysa kilitleri açmak, kapıları açmak lazım. Kökses teorisi Türkçenin kilitlenmişliğini açtığı için büyük bir teoridir. Ama anahtar düşmanı kilitlere/zihinlere Kökses teorisi ne yapsın.

Yunus Emrem ne de güzel demiş bu “dil kapı/akıl tapu” meselesi için:

“Nazar üzre dil kapucı cümlesi ‘akla tapucı

Akıldur işler yapucı eyler cümle âbâd anı”

Tapu tapmaktan tapu. Tapduk Emre’yi biliyoruz. Tapmak ibadet etmek mi demek? Günümüzde daha çok böyle anlaşılıyor ama biraz sözlükleri karıştırdığımızda tapmak’ın bulmak anlamına geldiğini görürüz.

Nişanyan tapu için “hizmet karşılığı tahsis edilen mirî arazi, bunu belgeleyen evrak” demiş Osmanlı Kanunamelerini kaynak göstererek.

Bir mecliste kapu tapu ve yapu’nun kökünde ap kökünün olduğunu söyleyip ap kap yapışmak apar topar gibi örnekleri verince hazirundan biri apar topardan apartmak, apartman irtibatlı olabilir mi demişti de gülmekten kendimi alamamıştım. Dedim “Aman dikkat, farklı dillerdeki kelimeleri bu şekilde birbirleri ile irtibatlandırmıyoruz! Apartman Fransızca bir kelime. Aparmak Türkçe!”

Etimoloji ile meşgul olanların başındaki nerdeyse en büyük tehlike bu. Daha büyüğü ise iki farklı dildeki aklına gelen herhangi benzerliği mutlak doğru imiş gibi, en bilimsel bilgiymiş gibi iddia ile yani kibir ile sunmak. Buna düşen o kadar çok etimoloji ilgilisi var ki. Üstelik bunlar bizim Türkçenin kendi içindeki ses ortaklıklarını merkeze alan Kökses teorimize çamur atmaktan utanmazken, bu kıymetli teoriyi “ses benzerliklerine bakılarak bu işler yapılmaz, sesler tarih içerisinde değişir” diyerek boğmaya kalkışmaktan utanmazken kendilerinin pervasızca bol bol ses benzerliği üzerinden bağıntılar kurmaya çalıştıklarını görüyoruz. Keşke bu kıymetli(!) bilim insanlarında Kökses teorisini savunanlardaki tutarlılığın onda biri olsa.

Pazartesi akşamı Bursa İnegöl YediHilal temsilciliğinde Dünya Dergiler Birliği ve Seferber Dergisi işbirliği ile Anadolu’yu Yoğuran Kitaplar Etkinlikleri kapsamında Kökler Olmadan Asla başlıklı bir konuşmam olacak.

Çarşamba günleri Muhammediye Okumalarımız devam ediyor. Her hafta yüz beyit okuyoruz. 9000 beyitlik kitapta 2000’inci beyte geldik. Okumamızı Çarşamba akşamları 18.00’de Üsküdar merkezdeki İlim Yayma Cemiyeti Üsküdar şubesinde yapıyoruz. Muhammediye halkamıza dahil olup gelenlere Kaygusuz Abdal Divanı hediye ediyoruz bu hafta.

Cuma günleri DilEvi Etimoloji Topluluğu ile sürdürdüğümüz Yunus Emre Divanından Etimoloji dersimiz Üsküdar FİKSAD’da Cuma günleri saat 18.30’da devam ediyor.

Muhammediye halkamıza katılmak isteyenler veya DilEvi Topluluğumuza katılmak isteyenler dilevietimoloji@gmail.com adresine kendilerini tanıtan kısa bir mail atabilirler. Derslerimiz ücreti sadece ilgili, meraklı olmaktır. Nasibe göre zaman zaman kitap hediye edilir.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum