Annemin güzel sesi

Hikâyemin sonunu bilmiyorum. İnsan zaten sonu bilemez, sadece ona yaklaşır. Üzerimde ne varsa çıkarıp kenara koyuyorum; zorluklar, bolluklar, cevap aradığım sorular ve elbette yorgunluklar. Sadece biraz durmalıyım.

***

Sabah vakitleri... Pencereden yol kenarını izliyorum. Bir kenardan başka bir kenara bakınıp durmak, bir ömürden başka bir ömre hazırlanmak... Hepsi bir yolda gitmek için. Sonsuz bir gitmek. Belli ki ben hâlâ yerimde sayıyorum. Tüm ayrıntılara takılıp kalmışım.

Kalbimin ortasında bir dağ. O dağın yamacında, aslında kendi kederinin ortasında duran biri. Yüzyıllık duygular biriktirmiş, hepsinin bir gün bir rüzgârın peşinden gitmesini bekleyen biri. Ya da ansızın duyacağı “gel” sesini bekleyen, herkes gibi, kendi gibi, öyle biri.

Herkes sonunu beklerken, sonunu bekleyerek yaşamaz mı? Çünkü ölüm tam ortasındadır yaşamın. Ben, ölümü beklerken evveliyatımı unutmak istemiyorum. Ölümü beklerken sözümü tutmak istiyorum.

Büyük dünya, büyük sesler, büyük hevesler. Büyük hayatlar, büyük paylar, büyük paralar, büyük vaatler. Hepsinin ortasında benim küçücük dünyam. Güzel annemin sesi. Hikâyemin üzerime oturmuş tatlı endişesi. Çok şeye yetişmenin telaşında da kaybolabilirdim ama her şey rağmen küçük insanların dünyasında, gariplerin dünyasında, hikmetli halkalar arasında kayboluyorum. Biliyorum, bu büyük bir lütuftur.

***

Orada bir güzel ağaç var. “Ben bir dağın ağacıyım. Ne tatlıyım ne acıyım. Ben mevlaya duacıyım.” diyen Yunus’un duası var bir de. Kayboluyorum Yunus’un duasında. Aslında bütün kayboluşlarımla kocaman bir dünyanın ortasında buluyorum kendimi.

İşte bu dünya eve giden yoldur. Herkes kendi evine giden yolu arar. Ben de bilirim ki bütün güzelliklerin bulunduğu, benliği idrâk edip bencilliği terk eylediğim yol, bu yoldur. Eve döneyim, şarkıma döneyim, kalbime döneyim istiyorum şair gibi ben de.

***

Eve giden bu yol ortasında şayet olur da hikâyemin kaygısına düşersem, bana aceleyle her şeyi berbat etmenin, gözden kaçırmanın, dahası güzellikleri ıskalamanın kederini yaşatma rabbim. Bana, dağında bitmiş o güzel ağacın kaderini sevmeyi ve o kaderle hemhâl olmayı öğret.

Öğreneceğim çok şey var. Herkes gibi, hepimiz gibi. Hepimiz güzel kalmayı, sessiz kalmayı, incitmeyen ve incinmeyen olmayı, yolun verdiği lezzetleri öğrenmeliyiz mesela. Tıpkı eve dönüş yolunu öğreneceğimiz gibi.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum