Back To Top
Şehir, şiir ve İstanbul

Şehir, şiir ve İstanbul

 - Son Güncelleme: 10.03.2019 Pazar 10:14
- A +

Ömer Erdem’in İstanbul’a ilan-ı aşk ettiği yeni şiir kitabı aşağı yukarı bir aydır çalışma masamda; bunaldıkça açıp bir İstanbul şiiri okuyorum, içim açılıyor. Dünden bugüne İstanbul’a sevdalı bütün şairlerin ses verdikleri bu güzel şiirleri okurken şairiyle birlikte İstanbul’u köşe bucak geziyor ve neşideler terennüm ediyoruz. Kitap boyunca “bir buhurdan gibi tüten” İstanbul sevgisi, bu şehrin bizi zaman zaman kaçıp başka yerlere sığınmaya zorlayan çirkinliklerini, hoyratlıklarını bile görünmez kılıyor.

Ömer Erdem’in İstanbul’la ilişkisi, modern şairlerin bir çoğununkinden farklı. Sevgisini Attila İlhan gibi “sana taptık ulan!” diye ifade etmiyor, “canım canım can çiçeğim” diyor. Halbuki modern şehir, şairleri kendine çeken büyüsünü kaotik yapısından alır. Paris, modern şiirin babası Baudelaire için hem cennet, hem cehennemdi; ona hem sıkıntı verirdi, hem zevk... Şer Çiçekleri şairi, 1869 yılında yazdığı “Spleen” adlı şiirinin son mısraında Paris’le ilgili bu karmaşık duygularını “Seviyorum seni rezil başkent!” mısraıyla özetlemişti.

Şer Çiçekleri’nin ilk bölümü olan “Paris Tabloları”, modern şairin ve şiirin şehirle ilişkisinin alfabesidir. “Manzara” şiirinde oturduğu çatı katından güzel Paris’i seyrederken hissettiği derin yaşama sevincini anlatan Baudelaire, “Akşamın Alacakanlığında” şiirinde de şehrin öteki yüzünden, her türlü günahın işlendiği, alkolün, uyuşturucunun ve fuhşun karanlık Paris’inden söz ediyordu. Sefih ve derbeder Baudelaire için Paris her iki çehresiyle de büyülüydü.

Sadece eserlerini 1860’tan sonra veren Fransız şairlerini değil, bütün dünya şiirini derinden etkileyen Baudelaire’in yarattığı rüzgâr, geçen asrın başlarında hâlâ esiyordu. 1903 yılında genç bir şair olarak Paris’e kaçan Yahya Kemal, Fransızcayı öğrenip bir süre romantik şairleri okuduktan sonra kendi tabiriyle “koyu Baudelaire-perest” olmuş ve Şer Çiçekleri’nin sun’i cennetinde onun gibi yaşamaya çalışmıştı. Nitekim “Eski Paris” şiirinde, Birinci Dünya Harbi öncesinin Paris’indeki edebiyat ortamını ve bu ortamda yazılan şiiri Verlaine absentinin Baudelaire afyonuna karıştığı “bir sihirli haz” olarak tarif etmiştir.

Daha sonra, başka şairleri tanıyıp başka vadilere kaysa da, kalbinde “o şi’rin çiçekleri”nin hiç solmadığını söyleyen Yahya Kemal, İstanbul’a, Paris’te edindiği alışkanlıklarının yanı sıra, Baudelaire ve Verlaine’den öğrendiği şehri yürüyerek tanıma zevkini getirmişti. Fakat İstanbul, Paris değildi; dolayısıyla Baudelaire’in Paris’in karanlık yüzüne bakarken hissettikleri hissedilemezdi.

***

Şer Çiçekleri’nin sun’î cennetini İstanbul’da keyfince yaşayamayan Yahya Kemal, bir süre sonra, bu şehrin güzelliklerini ve derunî hayatını keşfeder gibi oldu. Artık İstanbul’u yürüyerek geziyor ve Baudelaire’in çatı katından Paris’i seyretmesi gibi, o da surlardan ve tepelerden İstanbul’a bakıyordu. Baudelaire’in Paris’i “rezil”, Yahya Kemal’in İstanbul’u “aziz”di. Üstelik “Sis” şiirinde bütün kinini, öfkesini, hayal kırıklıklarını İstanbul’un yüzüne adeta tüküren Tevfik Fikret’e ciddi itirazları vardı. Fikret, “Rücu” şiirinde aslında İstanbul’a yağdırdığı lanetlerden hiç de rücu etmiş sayılmaz. İstanbul’u seviyor olsa bile, bu sevgisinin zerresini bile şiirlerine sızdırmamıştır.

Fikret, hayatı boyunca İstanbul’dan dışarı adım atmamış bir şair olarak derya içinde deryayı bilmeyen balığa benziyordu. Modern şehirleri görüp bedbaht olmaktan korktuğu için Avrupa’ya gitmek istememişti; Pierre Loti’yi muhtemelen asıl İstanbul’u sevdiği için sevmiyordu. Taşralı Yahya Kemal ise, tam aksine, İstanbul’u Avrupa’dan döndükten sonra sevdi, hem de çok sevdi. Dünyaya ikinci defa gelmek mümkün olsa ve bir yıldız kendisine malikane olarak verilse, bu iltifata bigane kalacağını ve İstanbul’a döneceğini söylüyordu. Ömer Erdem de “insan dünyaya istanbul’u sevmek için gelir” diyor ve aynı şiirde Yahya Kemal’i şöyle anıyor:

yahya kemal rüyasında

sünbül efendiye diz çöktü

bir kubbe gibi büyüdü başı

şiir en çok onu severdi

***

Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in İstanbul’a “bir ferdiyetin adesesinden, bir dâüssılaya benzeyen sevgiden ve bir tefekkürün arasından” baktığını belirttikten sonra, bir şehrin şiire bu tarzda mal oluşunun Baudelaire’le başladığını söyler. Fikret’in şiirlerinde Baudelaire’i okuduğuna dair en küçük bir emare yoktur.

İstanbul’u Baudelarie’ci bir hassasiyetle, tam bir metropolis olarak algılayan ve bunu şiirlerine taşıyan şair Necip Fâzıl’dır. Paris’te Yahya Kemal gibi Baudelaire şiirinin tesirinde kalan Necip Fâzıl’ın ilk dönem şiirlerinde, İstanbul, artık içinde kötülükleri de besleyen bir rezil metropolistir. Fakat İstanbul’a asıl mânâsında Baudelaire’ci bir bakış için Attila İlhan’ı ve onun “İstanbul Ağrısı” şiirini beklemek gerekecektir. “Sana taptık ulan - unuttun mu- sana taptık” mısraları, “Seviyorum seni rezil başkent” mısraının tercümesi gibidir.

Modern şiir, modern şehrin şiiridir. Şehir-şair ilişkisinin modern dünyada bir aşk-nefret ilişkisi olduğu da söylenebilir. Şair şehirle çekişe çekişe sevişir; şehirden nefret ettiğini, tabiatı ve kır hayatını özlediğini söylerken bile aslında şehre ilân-ı aşk etmektedir. Hayır, Ömer Erdem İstanbul’la çekişmiyor, ona zarar verenlerle çekişiyor ve kitabının birinci bölümünün son şiirinde İstanbul’a şöyle yakarıyor:

istanbul gel beni eteğinden atma

istanbul gel beni sensiz bırakma

……

istanbul bu son dileğim

bana bir mezar ver

 

19-03/09/ekran-resmi-2019-03-09-232036.png

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
mehmet göktaş 10 Mart 2019 23:36
Benden de bir İstanbul şiiri Muhterem Hocam Ekimde İstanbul bir başka güzel olur Yaz sıcaklarını serinletir sonbahar yağmurları Basar bağrına kaldırımlar sararmış yaprakları Ekimde İstanbul bir başka güzel olur Gazi hünkârların secde ettiği Selatin mabetlerin serin mermerlerine Günahkâr başlarımızı koymak af niyetine Ve hayran hayran bakakalmak şehadet parmağı gibi ser çekmiş İslam şeairi minarelerine mehmet göktaş
KARAR OKURU 10 Mart 2019 15:59
TRT 1'deki "Halka" dizisinde müthiş sinemacılık tekniğiyle, her vesile ile anlık sürelerle drone ile çekilmiş Istanbul manzaraları veriliyor ki resmen görsel bir İstanbul şöleni oluşuyor seyirci gözünde. Ve insan bu manzaralar karşısında "Ah İstanbul, herşeye rağmen, yine de, hala güzelsin" demekten kendini alamıyor.
KARAR OKURU 10 Mart 2019 11:47
İstanbul hala çok güzel,biz çirkinleştirmeye çalışsak da çok güzel.Üzerinde Efendimizin(sav) övgüleri olan bir şehrin güzel olmaması mümkün mü? Bütün güzel şehirler gibi İstanbul da çok pahalı artık.Arz-talep meselesi elbette,yapacak bir şey yok.Biz aynı sebepten tutunamayıp döndük ama burnumuzda tütüyor desek abartı olmaz.
KARAR OKURU 10 Mart 2019 10:27
Maalesef şimdi bir metrekare nefes alınacak alanı olmayan geçmiş güzelliklerinin ve doğallığının üzeri beton çirkinlikler ile gölgelenmiş, hor kullanılmış, yağmalanmış, istismar edilmiş mutsuzluk, acı, ümitsizlik saçan mekanik, maraz bir şehir. Sizin yazınızda çok güzel tasvir ettiğiniz şairlerin tutkulu romantizmi geçmişte kalan bir fasıl artık.
Katkılarınız daim olsun,sağolun, varolun
KARAR OKURU 10 Mart 2019 08:24
"İstanbul'a" ile ilgili okuduğum en doyurucu yorum olmuş...edebiyatı yaşatanları, istanbul'a sevdalıları tanımak bilmek ne kıymetli bir meziyet...kaleminize sağlık /deryaatsan
AHMET ERKAN. 10 Mart 2019 07:14
İLAHİ BİR RESSAMIN ELİNDEN ÇIKMIŞ İLAHİ BİR TABLO SANKİ. NADİDE ÇİÇEK, AŞKINA İHANET EDİLEN BİR AŞK HİKAYESİ SANKİ.
Karar Okuru 10 Mart 2019 00:59
Istanbul ve siir demeyin. Istanbul ve deprem deyin. Bir felaket halinde toplanilacak alanlar bile imara acilmis.
KARAR OKURU 10 Mart 2019 11:26
0
Şiire konu olan İstanbul, o zatın ihanet etmesinden önceki İstanbul. Ne tepeleri kaldı, ne silueti, AZİZ İSTANBUL'un.
Karar Okuru 10 Mart 2019 00:57
Istanbul deyince akla sarkilar siirler ve guzel mimarisi gelmiyor artik. Istanbul bitik. Insan yiyen bir canavar. Bu hale gelmesinde payi olanlar da gene hizmet(!) vermeye talip.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN