Back To Top
Hakkaniyet açığı

Hakkaniyet açığı

 - Son Güncelleme: 10.03.2016 Perşembe 10:46
- A +

Haklı olmakla haksız çıkmak arasında bazen doğrusal bir ilişki olabiliyor. Kulağa garip gelen bir önerme olduğu açık… Haklı olduğunuz bir olayda, sonuçta haksız çıkma ihtimalinizin olması şaşırtıcı olmanın da ötesinde adaletsiz bir durum. Ama haklılık ve haksızlık belirli bağlamlar içinde anlamlı olan bir kavram… Örneğin hukuken haklı olduğunuz bir olaydan siyaseten haksız bulunduğunuz bir konumda ayrılmanız mümkün. Çünkü siyasetin hakkaniyet ölçütleri ile hukukunkiler çoğunlukla aynı olmayabiliyor.

Hukuk ideal anlamda ele alındığında iyi bir hakemlik müessesesi. Ne var ki nasıl hakemleri atayan üst merciler varsa, hukuku da belirleyen bir toplumsal kültür ve zihniyet var. Kağıt üzerinde vatandaşlar arası ve vatandaşın devletle olan ilişkisini düzenleyen hukuk birçok kültürde yönetimin vatandaşları ‘istediği gibi’ yönetmesinin zeminini oluşturabiliyor. Hak ve özgürlükler bu çerçevede somutlaşabiliyor. Böylece ‘vicdan’ hukukun dışına çıkıyor. Oysa siyaset, her ne kadar kavgayı ve bazen seviyesizliği akla getirse de, toplumsal düzlemde vicdanın taşıyıcısı olmayı sürdürüyor…

***

AK Parti bu açıdan bakıldığında çok şanslı bir hareket oldu. Kemalist rejimin ve vesayetçi sistemin vicdanı kenara iten yaklaşımına vicdanı siyasetin merkezine oturtarak cevap verdi ve bu tercih onu kalıcı biçimde iktidara taşıdı. Hukuk ise eski yapıyı taşımaya devam etti ve sayısız değişikliklere rağmen statükonun direncini siyasete yansıttı.

Ne var ki bunun AK Parti’yi olumlu etkilediğini söylemek zor… Hukukun siyasallaşması, iktidarın da siyasetin alanını yayması, zaman zaman hukuku siyasi mücadelenin içinde araçsallaştırmasıyla karşılık bulabildi. Birçok düzenleme ‘bir ileri bir geri’ mantığıyla, konjonktürün ‘ihtiyaçlarına’ binaen yapıldı. Seçmen söz konusu ‘ihtiyacı’ anladı ve gereğine razı geldi. Tarihsel mücadelenin kıymetini bildiği ve teslim ettiği ölçüde, hukuka taktiksel yaklaşmanın geçici yararını siyaseten önemsedi.

***

Ancak bu yıpratıcı bir süreçti… Sadece siyaseti yıpratmadı, AK Parti siyasetinin dayandığı tarihsel arayışın vazgeçilemez unsuru olan hakkaniyetçi bakışı da ister istemez bir miktar yıprattı. Her türlü araçsallaştırma gibi, hukukun ‘kullanım değerinin’ öne çıkması hakkaniyeti ikinci plana itti. Bu açıdan bakıldığında belki de iktidarın mülteciler konusunda vicdani açıdan sağlam durmasının, iç siyasette hakkaniyetin giderek tali hale gelmesinin yarattığı ezikliği giderme işlevi gördüğü söylenebilir.

Öte yandan bugünün kavga ortamı hem parti tabanına hem de partinin potansiyel seçmen kitlesine hakkaniyetin siyasete ne zaman yeniden davet edileceğini sorgulatıyor. AK Parti’nin hukuken doğru davranması yetmiyor. Hele yönetebilme kaygısıyla hukuku düzenleme girişimleri daha da derinde yaralayıcı olabiliyor. İnsanlar dönüşümü gerçekleştirebilecek ve yarını taşıyabilecek tek aday olan bu partinin iç siyaset ortamında da hakkaniyete sahip çıktığını görmek istiyorlar. Aksi halde gerçekçi bir ‘müşterek yarının’ olamayacağının farkındalar…

***

Son günlerin gündemini işgal eden Anayasa Mahkemesi kararı ve HDP’lilerin fezlekeleri meseleleri bu bağlamda epeyce kritik bir yere sahip. Her ikisinde de yönetimin kağıt üzerinde haklı olduğunu öne sürme imkanı mevcut. Ama her ikisinde de siyasal bağlam karşımızda bir ‘hakkaniyet açığı’ olduğunu hatırlatıyor ve bu da hükümetin muhtemel hukuki haklılığının vicdanlarda siyasi haksızlık algısına dönüşme ihtimali olduğunu söylüyor.

Önümüzdeki yazılarda bu iki örneği hukuksal haklılığın her zaman siyasi haklılığı ima etmeyebileceğini göstermek üzere ele almaya çalışacağım…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 11 Mart 2016 02:30
Ulkemizde gerek sağ ,gerek sol kesimlerle diyalogunuzun olması bir avantaj, dolayısıyla her iki kesim tarafındanda yazılarınız takip edilebiliniyor.Aksam gazetesi maceranizdan sonra,acaba Nerede yaziyor diyerek hergün internette araştırma yapmamıza son verdiği için karar gazetesi nede teşekkür ler.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 23:23
Her zamanki gibi doğru analiz
KARAR OKURU 10 Mart 2016 19:47
Etyen Bey, siz karanlıkta bir deniz feneri gibi yazıyorsunuz. Işığınız çok uzağı aydınlatıyor. İyi ki varsınız!
KARAR OKURU 10 Mart 2016 18:57
Sizi takip etmekten zevk alan bir okurunuz olarak yeni köşenizi kutlarım. Bu yazınızda, sanırım, alttaki yorumlardan birinde yer alan bir deyimle epey zorlamışsınız. Gerek Can Dündar'ın tutuksuz yargılanması (ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanan ve toplumun hatırı sayılır -herhalde %60'dan az değildir- bir bölümünün suçlu olduğuna inandığı bir kişinin kaçma şüphesi olmadığını söylemek zordur. Bu kaçış engellenebilecek olsa bile böyle bir suçluya niçin gülümsemek zorunda olalım. Evet; ceza yasası bir "civil code" değildir ama efkârı amme'ye ters kararlara hukukî dense bile hakkaniyetli diyebilir miyiz? Siz niçin diyorsunuz? Hakkaniyetsizlikle suçladığınız insanlar Dündar'ı linç etmeye çalışmıyor. Yalnızca bütün savunma haklarını kullanarak yasalara uygun bir yargılama süreci yaşamasını ve Anayasa Mahkemesi gibi kurumsal olarak çok sabıkalı küçücük bir grubun temsil etmedikleri çok açık olan "Millet" adına karar veriyor görüntüsüne saklanarak Erdoğan'la birlikte Türkiyeyi yakmak için yakılan ateşe bir odun daha atmasından rahatsız oluyor.) gerek siyasetle ilgisi kalmamış birkaç HDP'li milletvekilinin yargılanması için yol açılmasını ben de pek çok insan gibi ne gayri hukuki ne hakkaniyetsiz buluyorum. Kürtlerin de çoğunluğu onlara siyaset yapmak için yeterince fırsat verildiğini ve dokunulmazlıkların kaldırılması kararının artık denizin ve her türlü sözün bittiği yerde geldiğini bundan rahatsız da olsalar teslim edecekler, yani sizin deyiminizle hakkaniyetli bulacaklardır. Böyle bir şeyler yazmanız size olan güven, sevgi ve saygımı sonlandırmadı. Takip etmeye devam edeceğim. Savaşkan Oral
KARAR OKURU 10 Mart 2016 18:08
Yeni gazetedeki yazın hayatınıza başarılar dilerim. AKP nin son iki yılı oldukca sorunlu, Devlet AKP iç içe. Baskıcı ve zulümkar. Bu noktalara gelişte ,bu partiye olan desteğiniz kadar payınızın olduğuna inanıyorum.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 16:37
sayın yazar; yazınızda belirttiğiniz gibi, duruma ve zamana göre hükümetin hukuk sistemine yaptığı aşırıya kaçan yerli yersiz tüm müdahaleler bu ülkede sadece hükümetin kendi varoluş nedeni olarak gördüğü" hakkaniyet" (!) anlayışını değil, daha bir çok toplumsal değeri ve olguyu yıprattı. ve bu yıpranış sizin iddia ettiğiniz gibi "bir miktar"cık da değil. epey bir miktarda oldu!
KARAR OKURU 10 Mart 2016 16:24
Yazmaya baslamaniz sevindirdi. Lütfen devam edin.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 16:06
Etyen bey önceki yazılarında "AKP" diye yazarken bu yazıda gerçekten "AK Parti" demiş olduğunu şimdi farkettim. Sanırım bunun nedeni: eskiden "kısmen içeride" olduğundan muhalif gözükebilmek ve beyaz Türklere kendini dinletebilmek için AKP demesi gerekiyordu, şimdi ise kendisini artık dışarıda görüyor ve AK Partililere kendisini dinletmek istiyor bu vesileyle "AK Parti" demeyi tercih etmiş olabilir. Bu analizde sanırım AK Partinin bahsi geçen iki konuda kurumsal politikası ile AK Parti'ye oy verenlerin düşünceleri arasında fark var iddiasını gerekçelendirmek için biraz zorlama yazı olması gerekmiş. Ben olsam son cümleyi ilk paragrafa koyar grçekte bu iddia doğru olma ihtimali var ise içini doldurmayı tercih ederdim. Yazı bana bu konuda ikna edici gelmedi. Umarım bu konu hakkında 2, 3 , 4 gibi bir seri takip eder de biraz daha fikir sahibi oluruz. İşte o zaman Etyen beyin Saygılarımla.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 15:36
Seviyeli,gerçekçi biryazı ...
KARAR OKURU 10 Mart 2016 14:10
Yazinin iceriginden bagimsiz tespit: Mahcupyan 21 Subat 2016'ya dek AKP derken bugun AK Parti demis. "Buna mi takildin?" diyeceksiniz. Ilginc ama...
KARAR OKURU 10 Mart 2016 13:18
Sayın Mahçupyan yazıda belirttiğiniz iddianıza göre gerek AYM kararı gerekse HDP'li terörist milletverkillerinin (araçlarında silah ve patlayıcı da çıkmıştı) dokunulmazlık durumu konusunda AKP ile seçmenleri farklı düşünüyor diye ima etmişsiniz. Bence çok yanılıyorsunuz. Bu varsayımınızı nereye dayandırdınız acaba? Bence AKP seçmeninin tamamına yakını, HMP seçmeninin tamamı ve CHP seçmeninin bir kısmı yarısı bu iki konuda sizin varsaydığınız gibi düşünmüyor sanki. Bu da kabaca halkın %75'i eder! Saygılarımla.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 11:25
..hakli-haksiz, dogru-yanli$.. olmanin kesin ölçüleri olamaz.. çünkü ölçü, yani kural "ko$ullar,zaman.." dikkate alinarak belirleniyor.. Not; "Dogru" tanimlamasi da pek yerinde bir tespit degil.. çünkü "Dogru" dogaliktan gelir, dogal olani savunmak, korumak ile baglantilidir.. Bugünde bunun imkanlari yoktur..vs. Dogru`nun yerine, "ya$ami kolayla$tirma" terimi kulanilsa iyi olur.. saygilar. Cemil Halis
KARAR OKURU 10 Mart 2016 11:08
Sayın Mahcupyan; Yeni köşeniz hayırlı olsun...
KARAR OKURU 10 Mart 2016 09:23
Bir analiz bu kadar kaliteli olur
KARAR OKURU 10 Mart 2016 08:56
bu radikal bir düşünce..materyalist düşünce.kader mahkum eder.ikircikli yaklaşım.böyle olursa adım atamaz kimse.lakin hakkı vede doğruyu tercih etmeliyiz.zamman bunu tashih edecektir.nasılki süriyelileri kabul ilk başta sıkıntılı görünüyordu.zamman haklılılığını teyid etti.türkmanlara yardımda öyle...önemli olan uzun vadede haklı çıkmaktır.eksenininizi nasıl gözden geçirreceğinizi düşünün.zekattta başta haksız görünür.amma hakkaniyetle yaklaşirsan yapabilirsin.bunun için haklanman gerek.en azından düşünce yapında.şimdiki batının batması hakkaniyetsizlikte.artık batı saygınlığını bunun için kaybettii.mehmet kaçar
KARAR OKURU 10 Mart 2016 06:28
Mahçupyan öngörüsü olan bir yazar...
KARAR OKURU 10 Mart 2016 05:03
Hak ve hukuk görecelidir önermesi tuzu kokutmaktir.
KARAR OKURU 10 Mart 2016 05:01
Kurmaca bir yazı olmuş. Çok zorlamışsiniz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN