Back To Top
‘Analar ağlamasın’ sürecinden ‘anaları tartaklıyoruz’ sürecine...

‘Analar ağlamasın’ sürecinden ‘anaları tartaklıyoruz’ sürecine...

 - Son Güncelleme: 30.04.2019 Salı 08:56
- A +

Türk annenin de Kürt annenin de ağlamaması için başlatılan Kürt Açılım sürecini hatırlıyorsunuz değil mi?

Demokratik Açılım adından Milli Birlik ve Beraberlik ismine geçiş yapıldığı, PKK’nın süreci sabote etmek için gerçekleştirdiği tüm kanlı saldırılara rağmen, Kürt meselesinin siyasi çözümü konusunda adımların atıldığı dönemlerde, 58 cezaevinde 600’ün üzerinde KCK hükümlüsü, 60 gün süren bir açlık grevi başlatmıştı.

Görüntüde “anadilde savunma hakkı”, “hapishane koşullarının iyileştirilmesi” gibi talepler bahane edilmişti, gerçekte ise terörist başı Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarının daha da konforlu hale getirilmesi için başlattıkları “açlık grevlerinin” ellinci günüydü...

Tarih 31 Ekim 2012.  Yer Berlin...

Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte basın toplantısı yapan dönemin Başbakanı Erdoğan’a, cezaevlerindeki açlık grevi sorulur. Cevap şu olur:

“Almanya’dan bütün dünyaya sesleniyorum. Türkiye’deki açlık grevi ya da ölüm orucuna açıklık getireyim. Ben bakanımı bizzat cezaevine gönderdim, bunları gitti yerlerinde izledi. Neyi talep ediyorlar diye baktığımız zaman bölücü terör örgütünün bırakılmasını... Dünyanın hiçbir yerinde bu tür şovlarla hukuk itilmez, yok farz edilmez. Hukuk neyi gerektiriyorsa o, sahibine teslim edilir.”

Erdoğan, Türkiye’ye döndükten sonra da, açlık greviyle ilgili açıklamalar yapmaya devam etti.

KCK’lı, PKK’lı tutukluların anne babalarına seslenirken, o dönemki adıyla BDP’ye de sert tepkiler gösterdi:

“Biz demokratikleşme ve özgürlükler alanında adımları atarken, terör örgütü insanları dağa çıkarttıkları, ölüme gönderdikleri yetmiyormuş şimdi de cezaevlerinde olanları ölüme zorluyorlar.” (3 Kasım 2012, Kızılcahamam)

Cezaevlerinde ve örgütün kamplarında çocukları bulunan annelere, babalara buradan sesleniyorum. Sizlerin, çocukların hayatları üzerinden, canları üzerinden kendilerine saltanat düzeni kuranlara izin vermeyin.”  (6 Kasım 2012)

Erdoğan, 13 Kasım 2012 tarihinde partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada Adalet Bakanını cezaevine gönderdiğini yineledi: 

“Daha yeni Adalet Bakanımı gönderdim. Gitti, hem kendileriyle görüşmeler yaptı, talepleri vesaireleri neleri varsa bunları öğrendi.”

Sesinizi duyduk

Dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, PKK’lı tutukluların bazı koğuşları ateşe verdikleri o günlerde Ankara Sincan Cezaevi’ne gitti. Açlık grevi yapan 26 mahkumla görüştü. Ardından düzenlediği basın toplantısında “sesinizi duyduk” dedi:

“Arife günü söylemek istiyorum. Temel hakların tamamlanması, eksiksiz yerine getirilmesi, şartların iyileştirilmesi noktasında kesintisiz işleyen bir süreç var. Hazırladığımız yargı paketleriyle onların da taleplerinin arasında olduğu bazı düzenlemelerle ilgili çalışmalarımız sürüyor. AB sürecinde mevcut şartlarını yenileyen, irade sahibi bir hükümet var. Bu düşüncelerimi açlık grevi yapan erkek ve kadın hükümlülerle paylaştım. Kendi açımdan faydalı temaslar olduğunu düşünüyorum.” (23 Ekim 2012)

Türkiye Cumhuriyeti devletinin Adalet Bakanı... Sadece açlık grevi yapmakla kalmayan, bazı koğuşları da ateşe veren PKK’lı, KCK’lı hükümlülerle gidip bizzat görüştü. Bayramlarını kutladı. Ve “sesinizi duyduk” dedi.

Zamanın Başbakanı Erdoğan da, gururla  “Adalet Bakanımı gönderdim, talepleri vesaire ne varsa gidip öğrendi” dedi.

AK Parti’nin bu duruma yaklaşımı; ne “ölmeye ve öldürmeye odaklanmış terör örgütünün üyeleri” oldu, ne de hükümlülerin annelerine ve babalarına “PKK’lı teröristlerin yakınları” olarak bakmak oldu..

AK Parti iktidarı hem içeri de hem de dışarı da kendisini anlatabildi.

Nitekim 68 gün sonra açlık grevleri sonlandı.

Sayın Ergin, Avrupa Birliği’nin Türkiye raportörlerinden “Kürt sorununun çözümüne olan katkıları ve açlık grevlerinin sorunsuz bir şekilde sonlandırılması” konusunda harcadığı çabalardan dolayı övgüler aldı.

Bu yazıyı neden kaleme aldım?

Birincisi, 19 Nisan günü, Gebze cezaevi önünde, çocukları ölmesin diye sessizce bekleyen yaşlı kadınların, emniyet görevlilerinin ellerindeki sopalarla iteklendiği, vurulduğu, aşağılandığı, hakaret edildiğine dair medyaya yansıyan görüntüler...

Kim onlar?

Yaşlı kadınlar... Yaşlı anneler... Açlık grevlerinde olan veya intihar eden tutukluların aileleri, yakınları... (7 mahkum intihar etti. 1 kişi de Almanya'da.)

Ne talep ediyorlar, ne istiyorlar? Cezaevlerinde 160 gündür devam eden açlık grevlerinin ve eylemlerin durdurulmasını...   

Polis açlık grevinin bitirilmesi için iktidara sesini duyurmaya çalışan, ‘çocuklarımız ölmesin’ diyen yaşlı kadınları sopayla ite ite uzaklaştırdı, kovaladı.  Anlaşılan, bu dehşet görüntülerin videoya alınmış olması da umursanmamış.

Daha da vahimi ise, bu görüntüler ayıplanmadı, kınanmadı.

Nasıl yani... 

Çocukları terörist olunca, anneler sopayla itilmeyi, aşağılanmayı hak ediyorlar mı, oldu mu şimdi?

İkincisi ise, 9 Haziran 2017 tarihinde Van Gevaş’ta dağda mantar toplayan köylüleri “terörist” olduğu gerekçesiyle gözaltına alıp işkence eden polisin “kamera kayıt kalitesi düşük” diyerek mahkemece beraat ettirilmesidir.

PKK’lı, KCK’lı olduğuna bakılmadan açlık grevleri yapanların ziyaret edildiği, talepleri nedir diye anlamaya çalışıldığı, anneliğin ideolojisi, siyaseti yoktur anlayışının hakim olduğu dönemden, polisin sopayla ittirdiği, hakaret ettiği döneme...

Anneler ağlamasın diye başlayan süreçten... Bakın “teröre ne de güzel göz açtırmıyoruz” sürecine...

İki dönemden çıkaracağımız ders ve benim de anlatmak istediğim şu: Terörle elbette anladığı usullerle mücadele ederken, insani jestler yapmayı hiç ihmal etmemek lazım. İnsani davranışlar teröre karşı devletin elini güçlendirir, terör örgütünün siyasi istismarlarını önler.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Bahattin 10 Mayıs 2019 12:35
Şu cümleniz bile sizin teröre ve teröriste bakışınızı çok güzel özetliyor. "Çocukları terörist olunca, anneler sopayla itilmeyi, aşağılanmayı hak ediyorlar mı, oldu mu şimdi?". Peki sayın yazar sizde bir annesiniz sizin evladınız varmı bilmiyorum var kabul edelim oğlunuz askerde şehit olsa devlet size davrandığı gibi sizin evladınızı şehit eden teröristin annesine aynı saygı ve hurmette bulunsa sizce bu size, şehidinize saygısızlık olmazmı?. bu teröristler doğuştan terörist değildi. Anne ve babalarının hiçmi suçu yoktur. Siz nasıl bir teröri
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 22:42
Mustafa Yeneroğlu gibi AK parti içinden 30-40 milletvekili vicdan sahibi olsa, seslerini yükseltseler AK partiyi yönetenler ne oluyor nerede yanlış yapıyoruz derler. Malesef bir çok gerçek AK partili Mustafa Yeneroğlu'nun vicdanları rahatlatan, yana ateşe su serpen açıklamaları ve paylaşımlarını ilgi ve memnuniyetle takip ediyor. Fakat yönetimde olanlar ve menfaat perest AK Parti üzerinden Ülkenin tamamına ait olan kaynakları, halkın vergilerinden toplanan paraları talan etmekten başka bir şey düşünmeyen bir güruhun tepkisine neden oluyor. Malesef yandaş basın
veysel 30 Nisan 2019 17:40
Evet Ak Partinin eksik ve yanlış yerlerini her zaman gündeme getirin Eyvallah, ama arada sıradada olsun hem PKK'ya Hemde HDP'ye bu işin silahla olmayacağını Avazınız çıktığı kadar yazın, bağırın. Buğün HDP eğer PKK'nın silahlı mücadelesine karşı çıksın şuanda yaşanana sorunların % 90 biter kalan 10'nuda devlet ve millet çözer.
EMEKLİ BİR VATANDAŞ 30 Nisan 2019 22:53
1
ONU OSLO,HABUR MAHKEMELERİ,DİYARBAKIR ,DOLMABAHÇE MUTABAKATI,SALİH MÜSLİM VE ÇANKAYA'YA BAYRAK ASMA MESELERİYLE İLGİLİLERE SORUN.MEGRİ MEGRİ
Abdulah 30 Nisan 2019 15:50
O zamanlar Ak Parti köprüyü henüz tam manasıyla geçememişti. Köprüyü geçeli çok oldu. Asıl maskelyeri şimdi düştü ve ülkede neler yapmak istedikleri daha iyi anlaşılıyor.
Dursun ERDEM 30 Nisan 2019 14:54
Sayın Çakır, Eğer konu koltuk değil de gerçekten devlet yönetmeye talip olmak olsaydı, annelerin o gün duyulan feryatları her zaman duyulurdu yüreklerde veya mantardan dönen vatandaşlarda. Ama konjonktürel, günlük politik manevralar bugün ki tabloyu getirdi koydu önümüze..
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 13:21
Onlar, cocuklarini aclik grevinden vazgecirmek icin mi oraya gitmislerdi, anlayamadim biraz.
m.g 30 Nisan 2019 12:41
O dönem, yazmış olduğunuz gibi,bütün insani jestlere karşı hiç bir olumlu karşılık alınamadı. 68 gün sonra grevlerin bitmesinin sebebi o bahsettiğiniz insani jestler değildi maalesef. Erdoğanın, öcalanın idam edilmesini gündemimize alabiliriz tehdidinden sonra bitti grevler. Yorumlarınıza keşke bu büyük detayı da katsaydınız.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 14:25
1
şimdi idamını gündeme alabiliriz desin tutan mı var, bahçeli mi engelliyor ::)
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 12:36
Mevlana ne demiş "Rakıyı onlar içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz."
engineer 30 Nisan 2019 17:08
0
şöyle de denebilir : hacivat keyif edir, ceremesini karagöz çekir.
karar okuru 30 Nisan 2019 11:04
takip ediyor ve takdir ediyoruz cesur kalem
Kendilerine biat edenlere pek müşfik ve cömertler. Kurduğu partiyi çeyiz olarak teslim edenlere onlar da Başbakan Yardımcılığı, Bakanlık ihsan ediyorlar. Biat etmeyenlere ise hınçla saldırılıyor. Yaptıkları hatalarla ekonominin bozulması da hınçlarını daha da arttırdı.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 09:40
Ak parti kurulurken, kimsesizlerin kimsesi olacağını, ülkenin vatandaşlarını devlete karşı koruyacağını taahhüt etmişti ama bugün gelinen noktada bu taahhüdünü çoktan unutmuş görünüyor. Mustafa Yeneroğlu gibi bir istisnayı saymazsak ak partinin kimsesizlerle, ellerindeki oyu küçük menfaatler karşılığında alabilmek dışında bir ilgisi yok artık. Vatandaşı devlete karşı koruma taahhüdü de tam tersi çalışıyor bir süredir. İnsanlar öyle büyük problemler yaşıyorlar ki kendi devletlerinde dertlerini anlatacak kimse bulamıyorlar.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 08:43
elinize yüreğinize sağlık güzel yazılarınızı zevkle okur ve takip ederim. Rabbim bizleri istikametten ayırmasın...
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 08:33
Şahsen polisin o anneyi jopla iteklemesini hemde söyleye söyleye asla unutamam. Bu görüntü Filistinli bir anneye yapılsaydı böyle sessiz kalınırmıydı.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 08:06
Arada bir de; "ne mutlu şehit analarına" süreci var. Onu atlamışsınız. Nasıl işlerine gelirse anaların konumu o maalesef. İlkesizlik, riyakarlık, makyavelizm... Her konuda durum bu maalesef. Hem de çok hayati konularda.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 09:44
2
Ak parti için, ana, şehit olan oğlu için " vatan sağolsun " diyorsa makbul ana ama " kayıp oğlumu bulun " diyorsa veya " niye hep yoksul aile çocukları şehit oluyor " diyorsa terörist ana oluyor. Hani Ak parti mağdur ve mazlumların umuduydu ? Bu ülkenin mağdur ve mazlumları ak partinin ilgi alanına girmiyor mu ?
Sedat 30 Nisan 2019 07:42
Bu ülkeyi bölerse ırkçılar ve din tüccarları böler. Başka da kimse bize bir şey yapamaz.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 09:20
18
Çok tehlikeli bir yaklaşım. Irkçılıkla terörle mücadeleyi karıştırmamak lazım. Günümüzde yapılan teröre geçit vermemektir. Irkçılıkla alakalı olsaydı devlet kurumlarında farklı ırktan kişiye koltuk verilmezdi.
??? 30 Nisan 2019 05:12
O süreç yanlış olmuş, onlardan çıka çıka yollara döşenmiş EYP ler çıktı.Birde onları görmezden gelen Fetö çü polisler.O güne tekrar Türkiyeyi kimse savuramaz.Bugün Türkiye de elini kolunu sallayarak dolaşan PKK, bir mafya örgütü kadar bile kalmadı biz onları aştık.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 04:07
Yani hirsizin hic sucu yok. Ama herseye ragmen elini tasin altina koyan devlet suclu. Yaklasiminiz ilginc gercekten.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 03:59
Ben devlet dusmani teroristi desteklemekten dolayi hapiste olsam, annem birakin bana sahip cikmayi, benim annem oldugunu soylemeye utanir. Bence sapla samani karistirmissiniz sayin yazar.
KARAR OKURU 30 Nisan 2019 02:13
Her türlü probleme karşı insancıl bakış açını katbetmedigin için iyi ki varsın Elif hanım. Bugunku korku ortaminda bazi yazarların havadan sudan muhabbetlerine karşı problemleri konuşmak herkesin harcı degil. Cesaretinizi takdir ediyorum.
Halis 30 Nisan 2019 00:00
Eski bir Ak Partili olarak zamanında Mhp'yi şehit kanından besleniyorlar proje üretmiyorlar diye çok eleştirirdim.Artık Ak Parti de terör-güvenlik-şehitler tepesi siyasetinin dışına çıkamıyor.Çok yazık.Ülkenin merkez sağ partisi aşırı sağ politikalara teslim oldu belki de esir oldu...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN