Back To Top
İran Devrimi’nin yıldönümü münasebetiyle

İran Devrimi’nin yıldönümü münasebetiyle

 - Son Güncelleme: 15.02.2019 Cuma 09:13
- A +

Mart 2011’de Der’a şehrinde bir grup çocuğun işkenceden geçirilmesine tepki olarak başlayan ve birkaç hafta içinde Suriye sathına yayılan rejim aleyhtarı nümayişler genellikle Cuma namazlarından sonra yapılırdı.

Bu nümayişlerde Kelime-i Tevhid ve Tekbir eşliğinde hürriyet ve adalet talep edilirdi.

Sivil bir hareketti bu.

Silahlı bir devrim hareketi daha yoktu ortada.

“IŞİD” filan da yoktu; “I”sı bile yoktu “IŞİD”in.

Mezhepçilik söz konusu bile değildi muhalefet saflarında.

İran aleyhtarlığı da söz konusu değildi.

Bilakis; rejime karşı yürüyenler, 2006’daki “33 Gün Savaşı” sırasında İran’a bağlı Lübnanlı Şii milislerle dayanışma gösterileri yapanların, onlar İsrail’e darbe vurdukça mutluluktan uçanların, “Vur Hizbullah vur, Telaviv’i vur!” diyenlerin ta kendileriydi.

Demek ki “Direniş Hattı”nın tehlikeye girmesi de söz konusu değildi.

İran devleti buna rağmen rejim muhaliflerine şiddetli bir husumet duydu ve barışçıl protesto gösterilerinin rejim kuvvetleri tarafından kana bulanmasını teşvik etti.

Sivil muhalefetin silahlı bir devrim hareketine dönüşmesine yol açan katliamda İran devleti sorumluluğu büyük.

Suriye’de silahlı çatışmalar başlayalı beri İran devleti zaten bizzat cephede bulunuyor, haykırıp haykırıp kelle kesiyor. 

Camilerden çıkan Müslümanların hürriyet ve adalet için “Lailahe İllallah, Allahu Ekber” nidalarıyla başlattığı bir hareketi kan deryasında boğma gayretinden bahsediyoruz.

İran devletinin rehberi Hamaney, önde gideni olduğu bu gayreti nasıl tanımlıyor biliyor musunuz?

“İslam’ın küfürle savaşı”!

Hal bu olunca, “İran İslam Cumhuriyeti” ismindeki “İslam”ın yanına kocaman bir soru işareti, hatta parantez içinde ünlem koymak gerekiyor tabii.

***

Yayılmacı emelleri uğruna Suriye’yi Baas rejimi ve Rusya ile el ele –öte yandan Irak’ı ABD ile el ele- kan deryasına çeviren İran devleti, bu işte mezhep kartını tepe tepe kullandı; ama sorsanız “Ettehad-ı Muselmanan-ı Cihan” davasının en önde gidenidir kendisi.

Yalan dolan.

Şu günlerde “İran İslam Devrimi”nin 40’ıncı yıldönümünü kutluyor; o devrimi sahiplenişi de yalan.

Üzerinde yükseldiği o devrimin içine tükürdü bu devlet.

İranlı âlim Hüseyin Ali Muntazari, Şubat 1989’da, devrimin daha 10’uncu yıldönümünde şunları söylemek zorunda kalmıştı:

“Ne yazık ki iş yapmak ve devrim değerlerini korumak yerine slogan attık. Halka değer vermek ve onu söz sahibi yapmak yerine halkın zeki ve aktif güçlerini hayal kırıklığına uğrattık, mücerretleştirdik. Bu yüzden şimdi öyle bir noktaya geldik ki, yönetimde kalabilmek için ilk sloganlarımızın ve değerlerimizin karşısında durmak zorunda kalıyoruz. İran hükümetinin ayakta kalması gerekçesiyle ahlaki ve İslami değerler ihlal edilemez. Söz konusu değerler, uğruna devrim yaptığımız ve halka sloganlarımızla vaat ettiğimi değerlerdir. Devlet bir vasıtadır, gaye değil. Değerler gayedir.”

Muntazari’nin 2007’de Japon gazetesi Mainchi’ye verdiği beyanata da bakalım:

“Ayetullah Humeyni şiarları yükseltti, bizler de onunla beraberdik. Bu şiarlar vasıtasıyla insanlar meydana çıktı ve devrim kazandı. Şiarlarımız, ‘Bağımsızlık, Özgürlük ve İslam Cumhuriyeti’ idi. Bağımsızlık bir aşamaya kadar gerçekleşti. Ancak özgürlük ve İslam Cumhuriyeti’ne gelince hâlâ önümüzde uzun bir yol var... Anayasadaki meşru ve açık özgürlükler kolayca ezilmektedir. Bu da önderlerin kendileri için anayasanın ve şeriatın üstünde koydukları dokunulmazlıkla gerçekleşmektedir…”

***

Hamaney,  devrimin 40’ıncı yıldönümü münasebetiyle yayımladığı mesajda “adalete önem vermek” gerektiğini vurgulamış.

Güler misin ağlar mısın?

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Akif çelebi 15 Şubat 2019 22:56
Dini rehber la ilahe ... diyenlere karşı. Faizsiz bankayız diyene para yatıranların terörist ilan edilmesi gibi. Din çoktan bitti.
Bazen Karar Okuru 15 Şubat 2019 22:25
Yazarın İran için söylediklerinin eksiği var fazlası yok. İran'da rejimi elinde tutan ekibin derdi iktidarını sürdürmek, bunun için İslam'ı ve mezheplerini kullanmaktan zerre kadar çekinmiyorlar. Yazar gerçeğin yarısını yazmış. Malum İraniler hemen saldırıya geçmişler. En bayıldığım da İran'ın güya ABD ve İsrail karşıtı olması. Problem şu ki İran Suriye'de bu haltları karıştırırken bizim "Hayırsever Rıza Zarrap"ın akladığı paralarla Devrim Muhafızlarını finanse etti. Rıza'yı enseleyenlerin başına gelenler malum. Türkiye'nin hangi ta
KARAR OKURU 16 Şubat 2019 05:39
2
Sallamak serbest
Muhtefi. .. 15 Şubat 2019 20:38
Suriye öyle olmamaliydi. .Mutlaka bir çaresi bulunmaliyidi. Siyonist kazandi,kazanıyor.!.Mutlaka, Mutlaka. Huzur-u Mahşerde HESABI var. .Allah Muhafaza etsin. .orada Göreceğiz. .Hıristiyanların ne işi var orada. Aklımızı kullansaydik gelmezdi başımıza bu işler. Ruh Hastalari (her turlu ) doldu orasi..Ortadoğu Yöneticilerine Asla güvenilmez. DİLLERI güzel fakat elleri $$$$ bilir sadece. .Petrol devrini Uşaklıkla geçirdiler Siyonist Emperyalistlere. .Biz cook uyanık ve zeki olmalıyız. .cook. tehlikeli bir Cografyadayiz. .!!
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 19:12
Bizde de Tek Adam Devrimi oldu. Biraz da Erdogan'in yaptigi devrimden bahsedin.
e.d. 15 Şubat 2019 16:52
suriyedeki iran destekli cinayetleri savunamayanlar hemen mezhepçisin diye suçlamaya başlıyorlar.
Dadaş Ali 15 Şubat 2019 16:38
Biz de sizin İran'a bakışınıza 'Gülelim mi ağlayalım mı' diye düşünüp duruyoruz Hakan bey! İran düşmanlığı, sizlere durup durup bir şeyler yazdırıyor. Suriyede dökülmeye başlayan kanların müsebbibi olarak da İran'ı görüyorsunuz. Bence, bu İran düşmanlığını bırakalım da, biz neyiz, neye hizmet ediyoruz, ona bakalım. Mezhep kavgası hevesinizden vaz geçmenizi öneririm. Kucaklayın... Tüm müslümanları, ümmeti... BAE'nin pisliklerine bile böyle yazılar yazmıyorsun nedense!?
KARAR OKURU 17 Şubat 2019 01:57
0
Ne zaman İrans eleştiri gelse irancı muhipleri hemen mezhepçi yaftası atar. İnsan biraz utanır. Ama Allahtan İsrail ve ABD ajanı dememişler
İbrahim Hanif 15 Şubat 2019 16:19
Ah be Hakan kardeşim ah! Çok eskilere dayanan dostluğumuzdaki o günleri hatırlıyorum da, sen de öylesine savruldunki, seni anlayabilmek çok zor be kardeşim. Elbette İran İslam Devleti olmaktan çoktaaan uzaklaştı ve bir zulüm rejimi halini aldı... Peki ya hala baştacı yaptığımız/yaptığınız Erdoğan İmparatorluğunun eli çok mu temiz de, o konuda hala şöyle adam gibi bir itiraz çıkmaz ağzınızdan be kardeşim! Bu iktidarın içine ettiği adalet duygusuna, yandaşçı kayırmacılığı ve insani vasıflardan uzak bürokratratik kadrolaşmasına neden hiç ses
rauf 15 Şubat 2019 16:15
Ali ŞERİATİ nin Ali Şiası Safevi Şiası isimli eseri tavsiyemdir.. özellikle günümüz (yani şu an İran'a öykünen) İran rejimine methiyeler dizenlere..
Halil Korkmaz 15 Şubat 2019 14:54
Dinin devlete hükmettiği hiç bir devirde, hiçbir devlette hukuk, adalet olmamıştır. Bu gün Batı'da nispi bir refah, hukuk, adalet varsa, bu kilise ve ruhban sınıfın devletten uzaklaştırılması sayesinde olmuştur.
ismail 15 Şubat 2019 14:45
Nedense kafa kesmek sadece İran devletinde sorun, IŞID'in ve oradaki bir sürü cihatçı guruplar kesince sorun oluyor sayın Albayrak...
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 12:14
Teokratik rejimler cagimizda artik vatandaşları icin zulümdür.
karar okuru 15 Şubat 2019 12:07
Hakan şu içindeki mezhep kavgasını çözdükten sonra bu konularda yazı yazsan daha iyi olacak bence.Objektifliğini kaybediyorsun.Bu sana nacizane tavsiyem. Yoksa İran teokratik karanlık berbat bir yönetim tarzına sahip devlet. Birde öteki islam devletleri sanki bir matahmış gibi izlenimde doğuyor. Al birini vur ötekine. Geçen Suudiler teröre destek veren ülke ilan edildi. Zamanın başbakanında Mavi Marmara hakkındaki tavrını bildiğin halde hala böyle yazılara devam ediyorsun. İnançlı ölümün karşılığı para olurmu hakan.
ÖZGÜR SARIKAYA 15 Şubat 2019 12:05
Hakan Bey kendi ülkesinde, kendi yöneticilerine söyleyemediklerini İran’ın yöneticilerine söylüyor. Güler misin ağlar mısın?
Seyit cil 15 Şubat 2019 11:46
Kiymetli Hakan bey BOP bir projedir, SURIYE bunun disinda degildir hatirlatiyorum.
Hari Seldon 15 Şubat 2019 11:07
Temelinde din olan hiç bir siyasi hareketin 21. yyda başarı şansı yoktur. Bu neredeyse matematik bir kesinlik. Dini siyasi bir harekete temel aldığınızda ekonomide, hukukta, idarede, toplumsal bütünlükte hangi yola girerseniz girin karşınıza bir duvar çıkar. Bunun 2 ana sebebi var: 1) Din herkesin kabul ettiği, herkesi harekete geçiren bir hikaye yaratamaz 2) Dinin kuralları sorgulanamaz. Oysa 21.yyın çeşitliliği ve çoğulculuğu esneklik gerektirir.
Kararsız 15 Şubat 2019 09:53
Yazar belliki ortadoğunun bin yıldır içinde boğulduğu şii_sünni sarmalında takılmış. Bu anlayıştan ne beklenebilirki!!!
Hikmet Can 15 Şubat 2019 09:39
Hakan abi bu yazdığın yazı aynı zamanda din odaklı siyasal islamcılığın iflasının da itirafıdır. Allahtan ülkemizde din ve devlet işleri birbirinden bağımsızdır. Din bizim ülkede daha samimi ve ihlaslı yaşanıyor. Ancak değerli abim yaşın 50'lere yaklaştı, bu siyasal islamcı ütopyalardan ne zaman vazgeçeceksin artık. Daha kaç İran, Afganistan, Suudi görelim ki sen de ikna olasın. Din özelde bireysel ve uhrevidir. Ahlak, ibadet ve vicdandır. Din araçsallaşınca dogmalaşıyor, zayıflıyor, ihlasını kaybediyor, bunu ne zaman artık anlayacağız.
ÖZGÜR SARIKAYA 15 Şubat 2019 12:06
0
Ülkemizde din ve devlet işleri birbirinden bağımsız mı? Din bizim ülkede daha samimi ve ihlaslı mı yaşanıyor? Sizin ülke neresi Sayın Hikmet Can, biz de gelebilir miyiz?
Ahmet 15 Şubat 2019 12:38
1
dinin siyasi boyutuna göz kapatma sebebiniz nedir? İslam dini hiçbir dinin olmadığı kadar siyasaldır. Hilafet veya imamet bunun en açık göstergesidir. Modernitenin algılarıyla konuşuyorsunuz. Sui misal misal olmaz derler. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorsunuz. İslam Türkiye'de en güzel şekilde yaşanıyorsa zina, kumar, uyuşturucu, alkol, sigara, hırsızlıki yolsuzluk, arsızlık, namussuzluk neden bu kadar yaygın? Bu mu islam? Sizin islamınız buysa ben bundan beriyim.
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 09:13
Hakan yazının ilk bölümü tamamen mezhepçi bir duygu ile yazılmış. Kendini Sünni müslüman olarak tanımlayıp cihatçıların tarafında yer alırsan, Amerika'nın İsrail'in taşeronu olup, bütün dünyadan on binlerce cihatçı ruh hastasını Suriye'ye taşıyıp devrim yaptığını sayıklamaya devam edersin. Suriye'deki cehenneme odun taşıyanlar bugün idlib de binlerce ruh hastası cihatçı cete üyeleri ile başbaşa ne yapacağını bilmez halde Rusya ve İran'a yalvarmaya devam ediyorlar.
İnsaf 15 Şubat 2019 08:52
Hakan'ım ne zaman İran İslam İnkılabı yıldönümü üzerine yazacaksın diye sormaya başlamıştım ki, içindekileri dışarı çakarmaya başladın. Niye, kendi çevren, ülken ve yöneticilerin yaptıklarından başlamıyorsun da bir başkasını suçlayarak bir sonuç elde etmeye çalışıyorsunuz anlamıyorum. bir şeyi anlamak ve anlatmak için örnek iyidir amma önce ettrafından başla derim
Süleyman Özmen 15 Şubat 2019 13:52
1
Babana rahmet ...
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 05:50
Hey gidi NATO mücahidi hey
Davut Doğrucu 15 Şubat 2019 00:32
"Kızım, sana söylüyorum; gelinim, sen anla!" Söz ve uygulamada kim tutarlı olmuş ki!
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 00:36
40 Yıl önce, Türkiye sokaklarında da "İran Şeriat İstiyor" diye yazarlardı.. 40 Yıl sonra İran'ın şeriat istemediği anlaşıldı...
KARAR OKURU 15 Şubat 2019 08:47
0
Ya da, sultanlık rejimine fetva üreten klasik şeriattan adalet çıkmayacağı ...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN