Muhalefete operasyonların faiz maliyeti
18 Mart 2025
Kısa vadeli tahvil faizi %38,0
21 Mart 2025
Kısa vadeli tahvil faizi %51,5
Sadece 3 günde tahvil faizleri adeta ralli yaparak 13,5 puan yükseliyor.
O tarihte enflasyon %39,05
Bugün ise enflasyon %32,11
Sadece enflasyondaki düşüş ise yaklaşık 7,0 puan.
Şubat-Mart 2025: Ticari kredi faizleri %55,0-56,0 bandında. Sonrasında yüzde 59,0-60,0 bandına çıkıyor. Kredi faizlerinde anlık sıçrama ise 4,0 puan kadar.
Bugün enflasyondaki düşüşü de eklediğinizde kredi faizleri 11,0-12,0 puan düşük olmalıdır. Yani normalde bugün yüzde 45,0-47,0 aralığında bir kredi faizi görmeliydik.
Son rakam %54,57…
Kısaca olması gerekenden 7,0-8,0 puan daha yüksek.
Bugün tahvil faizleri de yüzde 32,0-34,0 aralığında olması gerekirken yüzde 41,0-42,0 seviyelerinde geziniyor.
Bu ne anlama geliyor?
Nereden bakarsanız bakın bugün kamuda en az yüzde 20 ek borçlanma maliyeti ödüyoruz. Özel sektörde ise en az yüzde 15 daha yüksek faiz ödemek durumunda kalıyoruz.
Ve bunun tek nedeni de muhalefete yönelik operasyonlardır.
Gelelim kamuya…
Mart 2025 sonrası yaklaşık 3 trilyon lira faiz ödemesinde bulunmuş olduk. Bu durumda gerçekleşen operasyon maliyetini en az 600 milyar lira olarak açıklayabiliriz. Tabii ki bu faizlerin geçmişten gelen ucuz kısmı var; ama geleceğe yığılmış pahalı faiz kısmını da unutmayalım.
Ya özel sektör.
Bu yılın ilk 5 ayında bankalara 4 trilyon faiz ödenmiş. Geçen yıl ise Mart-Aralık ayında 6,5 trilyon faiz ödemesi yapılmış. Bu demektir ki özel kesimin 10 trilyon faiz ödemesinin yüzde 15’i kadar olan kısım operasyon maliyeti olarak yüklenilmiş. Bunun tutarı ise en az 1,5 trilyon lira…
Kamu + Özel kesim olarak ele aldığımızda ise muhaliflere operasyonların ülkeye yüklediği ek faiz maliyetinin yaklaşık 2 trilyon liraya vardığını söyleyebiliriz.
Duruma bir de stok açısından bakabiliriz.
Kamunun borç stoku nedir; ve ek maliyet ne kadar olabilir? Ve de özel sektörün bor stoku üzerinden yıllık ek maliyete bakabiliriz.
Kamunun haziran ayı itibari ile borç stoku 14 trilyon 993 milyar liradır. Bunun 7 trilyon 729 milyar lirası döviz borçlarından oluşuyor. Geriye kalan 7 trilyon 264 milyar liraya yüzde 20 daha düşük borçlandığımızda 595 milyar lira yıllık ek maliyet ödüyoruz demektir.
Bu hesap üzerinden gittiğimizde de Mart 2025-Haziran 2026 ek maliyetin 600 milyar lira civarı olmasını anlayabiliyoruz.
Gelelim özel kesime. Burada hem şirketler üzerinden ticari hem de bireyler üzerinden kredi kartı dahil borçlanmaları alıyoruz. Yukarıda dediğimiz gibi ; kamu yüzde 20 iken özel sektör yüzde 15 civarı ek faiz ödemektedir.
Özel sektör kredilerinin toplamı 23,1 trilyon lira ediyor. Bunun 16 trilyon 587 milyar lirası ise TL türünden borçlanmaya karşılık geliyor. Bu yılın ilk 5 ayında TL borçlanmasına ödenen toplam faiz ise 3 trilyon 627 milyar lira seviyesindedir. Bu demektir ki yıllık TL faiz ödemesi 8,7 trilyon liraya ulaşacaktır. Özek sektörün yıllık yüzde 15 ek faiz maliyeti de nereden bakarsanız bakın 1,3 trilyon lirayı geçmektedir.
Hani Sanayi Odalarının veya MÜSİAD gibi ekonomi kurumlarının dile getirdiği faiz indirimi var ya… İşte orada faizin yüksekliğinin ana sorunu ekonomik değil siyasidir. Örneğin enflasyondaki düşüş bir türlü piyasalara yansımıyor. Bunun da nedeni muhalefete yönelik operasyonların ta kendisidir.
Faiz düşsün istiyorsanız muhalefete bakışınızı değiştireceksiniz.
Bu ülkeye yüklenen muhalefete operasyon maliyeti sadece faiz üzerinden 2 trilyon lirayı çoktan buldu.
İyi ama ya bu faizden dolayı işleri bozulan ve işçi çıkartan şirketler ne olacak? Artık evine ekmek götüremeyen işçinin suçu ne?
Muhalefete oy vermenin ekonomik yükü taşınabilecek seviyeyi çoktan aştı… Bunu en iyi işsiz kalanlar bilir.
Benden hatırlatması.
