Back To Top
Mustafa Öztürk bir Türkiye meselesidir-2

Mustafa Öztürk bir Türkiye meselesidir-2

 - Son Güncelleme: 10.01.2019 Perşembe 12:04
- A +

Allah muhafaza, milyarda bir ihtimal de olsa, Hashaşî sürüsü 15 Temmuz gecesi başarılı olsaydı darbe teşebbüsünün ilk ve net hedefi olan Tayyip Erdoğan başta birkaç siyasetçi ve bürokrattan sonra sıranın geleceği ilk isim Mustafa Öztürk idi.

15 Temmuz darbe teşebbüsü akim bırakıldıktan sonra FETÖ ile mücadelede maşallah kahramanlık iddiasında bulunmayan hemen hiç kimse kalmadı. Oysa esas ve hakikî kahramanlar 15 Temmuz gecesi hiçbir şey belli değilken canını ortaya koyanlarla bu mücadeleye çok önceden başlayanlardı.

Mustafa Hoca, sadece 15 Temmuz şaki ve canilerine karşı değil, 28 Şubat sürecinde de cesaretini ortaya koymuş biridir. Daha evvel Erbakan ve Millî Görüş aleyhinde uluorta itiraz ve tenkidine tesadüf edilmeyen ve içinde mebzul miktarda ilahiyat akademisyeninin de bulunduğu insanlar yaranma ve yalakalık niyetiyle olmasa bile en azından kendi yerlerini tahkim gayesine matuf olarak hâşâ yarı-tanrı gibi hareket eden apoletlilere mesaj vermek, el sallamak, temenna etmek için yarışa çıkmışlardı. Fazilet Partisi’nin vahim bir tercih hatası yaparak mebus seçtirdiği başörtülü bir bayana karşı Pensilvanya Mülevvesi’nin sanki kendi ahretini kurtarmış da bir de şefaat edici makamını kendine layık görerek şefaatçi olacağını söylediği bir başbakanın meclis kürsüsünde “burası devlete meydan okunacak yer değil”, partisine mensup kara bıyıklı, bıyıksız erkek ve etekli, pantolonlu kadın milletvekillerinin de “dışarı dışarı” diye tempo tuttuğu bir hengâmda en azından kara bıyıklı höykürücülere “Kes lan sesini!” diyebilecek herkesin tartışmasız kahraman olacağı bir süreçte Mustafa Hoca hiç olmazsa başörtüsüne ve başörtülülere hakaret eden insanların yakasına yapışacak cesareti gösterebiliyordu. Maalesef bizim ilahiyat akademyasının mühim bir kısmı zor zamanlarda masa altında saklanmayı iyi biliyor. Marmara İlahiyat’a en son dekan olacak bir şahsın atanmasından sonra tepki istifaları beklerken bazı hocaların bembeyaz güzelleme yaptıklarına kahrolarak şahit olmuştuk.

Bir dönem “cemaat” adıyla anılan ve her şeyi yapma kudretine haiz olduğu mesajını veren Fetö, Yalçın Küçük’ü gözaltına alıp onun Türkiye Üzerine Tezler ve Aydın Üzerine Tezler gibi bugün de bigâne kalınmaması iktiza eden 10 ciltlik kitaplarında Mustafa Kemal aleyhtarı cümleleri suç ve sorgu mevzuu yapar ve bazı tetikçiler de ekranlarda savcılara, nöbetçi hâkimlere methiyeler dizerken-ki onların bir kısmı bugün Fetö ile mücadeleye baş koydum türküsü çığırıyor- İbrahim Kiras gibi çok az insan “bu yapılanlar yanlıştır” diyordu.

Akademik-ilmî toplantı ve makalelerde Pensilvanya Mülevvesi hakkında tenkitte bulunma cüreti(!) ile malül(!) Mustafa Öztürk’ün de çarpıcı tespitlerinin artık tüm ülke sathında bilinmesi gerekiyordu. Ortada ne 17-25 Aralık ne de 7 Şubat hadisesi vardı.

Sağolsun İbrahim Kiras, o günlerde zaten kendisi de hedefken bir risk daha alarak Mustafa Hoca’nın görüşlerini sadece akademik camiada değil kamuoyunda da paylaşmasına vesile oldu.             

Mustafa Hoca, Pensilvanya Mülevvesi ve Mel’unu hakkında Star Açık Görüş’te yayınlanan bazı yazılarını yayınlamadan önce fakirle de paylaşır, hukukî bir sıkıntı olup olmadığı hususunda istişarede bulunurdu. Doğrusunu söylemek gerekirse Mustafa Hoca’nın Cemaat, yani Paralel Yapı ile alakalı bazı ifadeleri hakikatin ta kendisiyse de paralel bir savcıya rast geldiğinde de onları kırmızı görmüş azgın boğaya çevirebilirdi. Daha 17-25 Aralık Hadisesi yokken Mustafa Hoca, bunların harcını ikmal ediyor, o yazıların bir kısmını ise fakir sansürlemek istiyordu. Öztürk, yayınlanmış halleri bile şiddetli deprem tesirinde olan yazılarındaki bazı ifadeleri yumuşatmışsa bunun günahı “Hocam bu namert herifler vatan haini, onlardan her şey beklenir; kumpas kurup başına bir çorap örerler, Allah’tan başka da yardımcın olmaz” diyen bu satırların yazarına aittir. Demem odur ki Cemaat ve Paralel Yapı ile mücadelede Mustafa Öztürk’ün ayrı bir yeri, daha doğrusu ayrıcalığı, mazhariyeti vardır.

Peki, Mustafa Hoca ne yazıyordu?

Paralel Yapı’nın ayrı bir din olma tehlikesine vurgu yapıyordu. İslam’la alakası olmayan, farklı kültür ve medeniyetlere ait veya onlardan transfer edilmiş kurum ve değerlerle senkretik bir görünüm kazanan ve lideri büyük bir devletin kucağında olan Cemaat, bu telakkiyi siyasîleştiriyor, siyasî arzularını da dinselleştiriyordu. Bu yapı Türkiye’yi hegemonya altına almaya çalışıyordu. Ülke insanı bu yapıya biat ettiği müddetçe yaşama hakkına sahipti. Aksi halde bilhassa emniyet ve yargı kadrolarıyla insanların hayatını ve geleceğini karartıyordu.

Pensilvanya Mülevvisi’nin en amansız düşmanı Ercüment Özkan 1995’te vefat etmiş, 1996 gibi erken bir tarihte bu mülevvese “domuz” diye hitap ettiğini kulaklarımla duyduğum Kadir Mısıroğlu ise Dinlerarası Diyalog merkezli bir mücadeleye başlamıştı. Bu yapı, mensuplarına yaptırdığı evlilikler, kurdurduğu ticarî ortaklıklar, dershaneler ve siyasî partilere yanaşmalıkla çok geniş bir kitleye tesir, en azından hitap, hiç yoksa da temas eder bir hale gelmişti. Maalesef bunlara artık dur deme imkân ve ihtimalinin de gittikçe yok olduğuna inanılmaya başlanmıştı. Bir takbih ve ifşa vesilesi olarak değil ama bir tespit olarak söylersek içinde ilahiyatçıların da olduğu azımsanmayacak sayıda bir akademisyen Abant Toplantılarına davet edilmeyi “ilmî-akademik sosyete”ye dâhil olmak ve bir itibar vesilesi şeklinde telakki ediyor, Zaman gazetesinde ve Samanyolu TV’de görünmeyi bir faikiyet addediyordu.  

Mustafa Hoca’nın tefsirci bir ilahiyat akademisyeni olarak bu mel’ûn yapıya karşı kaleme aldığı makaleler, salt bir tavır ortaya koyduğu için değil mesele tüm veçheleriyle ve sağlam argümanlarla ele alındığı için de mühimdi. Dinlerarası Diyalog merkezli birkaç tenkid hariç, daha evvel üstelik bu boyutta ve alenî olarak böyle bir mücadeleye cesaret edilmiş değildi. Mustafa Öztürk’ün bu süreçte yazdıkları kendisinin şeref madalyasıdır; Öztürk’ün bu makalelerinin derlendiği kitabı bir ibret vesikası, bir ikaz levhası olarak orduda, emniyette, yargıda ve eğitimde başucu eseri olarak okutulmalıdır.

Şimdilerde Ehl-i Sünnet müdafiliğine soyunan gruplar zamanında hiç ses çıkaramadıkları Cemaat’in tasfiyesiyle oluşan boşluğu doldurma makamında olduklarına, o yere kendilerini layık gördüklerine hükmetmiş olacaklar ki, eskiden Cemaat ne yaparsa aynısını yapmaya çalışıyorlar. Tehdit ediyorlar, parmak sallıyorlar, belediyeleri korkutuyorlar, “sen anlarsın” misillü mesajlar veriyorlar; yakında her kadroyu ve makamı kendilerine müstahak da görürler.

Sn. Cumhurbaşkanımızın bu parmak sallayıcılara itibar etmeyeceğinden zerrece şüphemiz yoktur. Bugün Cemaat’in ayrı bir din olarak tescili önlenmişse bunu-geçmişteki tüm iyiniyetli hatalarına rağmen-temin eden Sn. Cumhurbaşkanımızdır. Onun yerinde başka bir isim olsaydı şimdilerde Allah muhafaza Pensilvanya’dan idare ediliyor bile olabilirdik. Erdoğan’dan başkası bu kadar sert ve kararlı bir tutum sergileyemezdi. Ancak Cemaat’in paralel yapılanmasının ayrı bir din niteliğinde olduğunu korkmadan, gelecek kaygısı ve endişesi yaşamadan ısrarla yazan tek isim de Mustafa Öztürk’tür. Bu bakımdan son tartışmalar bağlamında söylersek Öztürk, sadece mevsimsiz değil, yanlış görüşlerinde de samimî birisidir. Samimî birinin velev yanlış olsun ilmî usul ve bağlamda söylediklerine aynı şekilde karşılık verilmelidir.

İlim adamı hatadan, kusurdan, hatta fahiş galattan masum, masun ve münezzeh değildir. Hatta kimi hakikatler, hatalı beyan ve görüşlerin akabinde tebellür eder, âyân olur, muhkem hale gelir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Ocak 2019 19:15
GÖK Size sagu yazmış okudunuz mu?
KARAR OKURU 13 Ocak 2019 12:16
Beyefendiyi tanımam. Mustafa Öztürk'ü hayranlıkla takip ediyorum... Yorumculara sormak istiyorum:İnsanlar düşüncelerini söyleyemeyeceklermi? Herkes sizinle aynı fikirde olmak zorunda mı? Neden bu tahammülsüzlük?
KARAR OKURU 11 Ocak 2019 20:03
Burada anlatılanla m.Ö’nün kamuoyunda infial oluşturan yorumları ayrı ayrı şeyler; biri diğerini örtmez. Her fiil kendi sonucundan yargılanır. Bu yazı objektiflikten uzak duygusal yakınlıkla kaleme alınmış bir yazı, yazanın ve m.ö nün dışında bir sonucu da olmaz.
selami 11 Ocak 2019 00:24
güzel kardeşim Mustafa hoca kuranın bazı ifadeleri Allahın değil peygamberindir diyor. konunun 15 temmuzla fetoyla ne ilişkisi var. müdafaa için başka bir gerekçe bulamadın mı yoksa. aleyhde olanlar fetöcü mü demek istiyorsun.
Aleyküm Selam 11 Ocak 2019 15:04
1
Karşı çıkanlara Fetöcü demiyor, Mustafa hoca erkek bir adamdır diyor. İlim ile uğraşan kişiler bazan görüşlerinde fahiş hatalar da yapar, adamı linç etmeyin diyor.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 23:39
Ey! Mustafa Öztürk'e sataşanlar onun ilminin tozu olamazsınız. Şeyhlerinizin, üstadlarınızın hurafelerinin devri bitiyor. Müslümanlar uyanıyor.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 20:56
“İçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar, bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: «Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» derler.” (En’am 25) O dönemdeki küfrünü gizlemeyen müşrikler “bunlar öncekilerin masalları” diyordu, günümüzde ilahiyatçı geçinenler de “mitoloji/masal” diyor…
Sonuna kadar 10 Ocak 2019 19:34
Sonuna kadar Mustafa Öztürk. Birileri fetö çığırtkanlığına örtülü şekilde devam ediyor. Yayınlayın hocanın o makalelerinide tüm şarlatanlara şamar olsun. Olursa tabii. Bunların kalibresine ağır geliyorsun hocam. Adamlar resmen müfteri ve fetva makamı. Ancak böyle cevap verebiliyorlar. İstemeyen okumasın, derdiniz üzüm yemek değil.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 18:48
Kur'ana yapılan iftiralar ortadayken İmam Gazali ve Bediüzzaman gibi milyonlarca talebeleri olan Ümmetin manevî kahramanlarına yapılan saygısızlıkları duruyorken kalkıp bunları görmezden gelmek yanlış bir KARAR!
veysel 10 Ocak 2019 17:37
İsmail Küçükkılınç Bey Öztürk Hocan'a söyle Münazara'ya çıksın.
Tarık Selim 10 Ocak 2019 19:09
6
Münazara tartışma ehlinin, cedelcilerin işi. İlim adamının ne işi var ki münazarada? Yoksa Hoca kitaplarında başkalarının tartışmaya cesaret edemediklerini aralaksız tartışıp duruyor zaten. Okudun mu hiç?
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 21:59
3
İlmi münazara diye bişey duymadın mı sen hiç ?
erol karaca 10 Ocak 2019 14:29
Hic bir kimse tek basina Turkiye meselesi degildir. Cok iddiali hatta sacma bir baslik. Milyonlarca insan din tuccari Fetullah Gulen'e hic bir sekilde prim vermedi. NE ISTEDILERDE VERMEDIK diyenler kahraman muamelesi gorurken, otekilerin asamesi okunmuyor. Biz karar gazetesini severek okuyoruz. Korler sagirlar birbirini agirlara cevirmeyin isi. Mesela Feto'nun siyasi ayagi neden bir turlu aciga cikmiyor? Lutfen bunu irdeleyin.
Ordan burdan şurdan iyi.Bir çorbada bile fazla tuz çorbayı berbat eder.Öztürk fetöye karşı dediğinizi demiş iyi etmiş.Ama ücretini cemaatlerin kafasını dağıtarak mı alacak.Kur' an' ı beşer kelamı göstermek hangi insi şeytanın aklına gelir.Felsefecilik ne zaman tefsirciliğe dönüştü.
Tarık Selim 10 Ocak 2019 19:12
4
Hoca Kur'an'ın manası Allah'tan, sözü/lafzı Resul'den diyor. Hadislere saygıda kusur etmeyen zevat ne zamandan beri manası ilahi, sözü hadis olanı beşer kelamı diye küçümser oldu?
Karar Okuru 10 Ocak 2019 20:47
4
1. “Cemaatler” şu an fetönun bıraktığı yeri doldurmak için yarış halindeler ve hocayı bu sebeple hedeflerine aldılar. 2. “Allah vahyi mana olarak Resul’ün kalbine indirdi” ifadesi ile ilgili sorulması gereken: Resul bu manayı elimizde mevcut lafzından başkasıyla ifade edebilir miydi? Cevap hayır ise havanda su dövüyoruz. Mustafa hoca bu soruya evet demiş mi?
İnsiyator... 10 Ocak 2019 12:19
Biri güzel demiş IKI YANLIS BİR DOĞRU ETMEZ. .Tarihselci arkadasin otobusude aynı yere gidiyor. !.sadece isim tabela değişik. Kaynak aynı Fast Food zinciri..Patron aynı Patron çalışanlar değişik. :)))..Ana Menüye (Geleneksel Anadolu Mutfagi) dönmemiz lazım Fast food ara aperatiftir (Tarihseldir ) kesmez bizi...Devasa ANADOLU MUTFAĞI dururken Fast food (tarihsecilik) takilmak..Fast foodcular bile güler. :)).. Tarihselci arkadaşın fast food menüsü Akşam yapanılır. . Sabahı Serpme kahvaltıda UNUTULUR gider. :))..
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 12:14
Bence, biz size zamanında söyledik ama oralı olmadınız anlayışından vazgeçmek lazım. Kimse kimseye bir şey söylemedi bunu biliyoruz. Yazı hakkındaki eleştirim budur. Mustafa hocaya gelince, bırakın gidin hocam. Gittiğiniz yerde kıymetinizi bilirler hiç olmazsa.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 11:48
Allah muhafaza 15 temmuz başarılı olsaydı en cok arananlar listesindeki Mustafa Öztürk'ün kellesi giderken o sariklilar sakallılar cübbeliler biat kuyruğuna girecekti. Zerre kadar bühtan etmiyorum. Bundan adım kadar eminim. Konu ilahiyat değil siyaset ve bu ehli sünnet müdafilerinin siyasi tiyneti buna müsait. Hadi anlayacağınız bir şekilde bitireyim; Selam ve dua ile!
Insiyator... 10 Ocak 2019 14:31
2
Çok abartılı.Tarihsel arkadaşı bilakis tutarlardi. ! Ben daha önce giderdim bu cahil ve sıradan vatandaş halimle 20 seneden fazla attım, tuttum FETO'ya kendi internet sitelerinde ve çevremde. :)).Fakat En önce hızlı bir şekilde .ilkönce giden (Tabi Yaradan izin verirse) Kumpas döneminde hangi Turkiyedeki.! Dini sahsiyete Bulastilar (çamur attilar) İnternette araştır. Hepsi duruyor. Cook once gorsel basin yoluyla Yıllardır UYARDI o Alemi Ahirete gocen zat muhterem.!
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 11:33
Olayı pişirip pişirip sayın hocanızı ayyukaya çıkarmayın. Bildiğimiz tarihselci hocanızı fazla medh etmenize gerek yok. by yazar.....
Ahmet Güveli 10 Ocak 2019 10:43
Neden bu yazi kaleme alındı acaba Mustafa Öztürkü öne çikaran bu yazi anlaşılır değil.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 08:23
Mustafa Öztürk bir Türkiye meselesidir. Biraz abartılı.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 01:32
Ben diyorum İstanbul boğazı sen diyorsun yandım anam yandım..ne alaka kardeşŞŞ..
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 01:15
İki yanlış bir doğru etmez...
Burhan Yılmaz 10 Ocak 2019 01:08
Sayın Yazar; hiç bir neden Mustafa Öztürk'ün Kur-an'a karşı yürüttüğü örtülü savaşı meşrulaştıramaz. Öztürk, önce geleneğin yanlışlarını Kur-an'a yüklüyor, sonra da tarihselcilik le düzeltelim diyor.Öztürk nisa/6. ayeti yok sayarak, talak/4. ayetide çarpıtarak, Kur-an kızçocuklarının(mesela 6 yaşında ki) evlenmesine izin veriyor ama o zaman ki toplumda normaldi diyor. Arkasından da şimdi biz içtihatla bunu düzletelim, zaten Kur-an tarihseldir diyor. Ben 1400 sene önce bile olsa 6 yaşında ki bir kız çocuğunu 60 yaşında ki bir adamla evlendire
KARAR OKURU 11 Ocak 2019 15:55
0
Kur'an'da açıklanması zor olan ayetler var. Örnek, Tevbe/5, Nisa/34, Talak/4, Hz. Musa ile Hz. Hızır kıssası vb. Mustafa öztürk açıklanması zor olan bazı ayetleri toplumsal koşullara gönderme yaparak açıklamaya çalışıyor. Kendini sıratı müstakim yolcusu sayan gelenekçiler bu ayetlere insan vicdanına uyan, kabul edilebilir açıklamalar getirebiliyorlar mı hayır! Biri çıkar küçük kızlar evlenebilir der, diğeri çıkar mürted öldürülmeli der. Bunlar günümüz insanının kabul edebileceği açıklamalar değil. İlahiyatçılar doğru düzgün açıklamal
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 00:56
Bu dediklerin Türkiye'de olmaz ki.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 00:51
Ömer Hakan Özalp
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 00:50
Ağzınıza ve kaleminize sağlık aziz ve kadim dostum. Bir konu ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi. Daha nice yazılarda buluşmak üzere Rabbimizden İslam alemine huzur, sükunet, kardeşlik, birlik ve en önemlisi değerlerinin kadrini bilme ihsan etmesini dilerim. Bu arada Mustafa Öztürk Hocamıza da sağlık, afiyet ve başarılar temenni ederim.
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 00:50
sizin yazinizi okuyunca herkes her isi yapar gibi bir guven geliyor :)
KARAR OKURU 10 Ocak 2019 00:17
Sapla samanı karışırmışsın by yazar
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN