Sadece propagandaya mesai harcama dönemi

Siyasette iletişim, algı, propaganda hiç şüphesiz çok önemlidir. Böyle olması sadece bugünün süper iletişim imkanları dünyasının sunduğu bir imkan değildir, neredeyse bütün tarih boyunca böyledir. Siyasetçi ne yaptığı kadar, bunu nasıl anlattığı, topluma ne söylediğine de odaklıdır. İletişimin gücü ve önemi azalmaz, kıymeti eksilmez…

Ancak bu gerçek, Türkiye’de şu sıralar yaşadığımız gerçeküstü iletişim, algı üretme ve sınır tanımaz propanganda düzenini onaylamak anlamına da gelmez. Bir şey yapmak, icraat ve faaliyet üretmek yerine sadece algıya mesai ayıran bir düzene geçmiş bulunuyoruz ve hiç hayırlı bir tablo değildir. Son kar yağışından sonra izlediğimiz görüntüler, duyduğumuz sözler tam olarak bu anlayışın büyük bir sahnesiydi. Soruna eğilmek yerine sadece İstanbul belediyesinin başarısızlığını anlatma gayreti sergilendi. İleri düzeyde bir koordinasyonsuzluk hatta koordinasyonu reddeden bir yönetim anlayışı gördük. Şehrin kar afetiyle boğuştuğu sırada oldu bunlar. Daha önce de olmuştu ve belli ki şimdiden sonra da olacak. Çünkü artık mesele bir şey yapmak değil, rakibi yıpratmaktır.

Bütün çabanın, mesainin ve zamanın propaganda ve karşı propagandaya ayrıldığı sıradışı bir dönemin kaçınılmaz sonuçlarını yaşıyoruz. İktidar sorumluluklarının hesabını vermek yerine rakibinin hatalarıyla puan kazanmayı önemsiyor. Olağanüstü durumlarda bile bu alışkanlığı terketmeyi düşünmüyor. Şimdi sırası değil, gibi bir anlayış tamamen unutuldu. Herşey için, her zaman, her ortam ve her şart uygun hale geldi. Yeter ki siyasi fayda olsun.

Gelgelelim, o kadar göz göre göre, o kadar kör gözün parmağına kampanyalar yapılıyor ki ortadaki karmaşadan kimseye siyasi fayda da çıkmıyor. Çünkü iktidar ya da muhalefet farketmez, yüklendikleri bir konuda kafaya takma intibaı ortaya çıkmışsa diğer bütün algı çalışmaları işe yaramaz. Gerçekten başarısız olanlar da muhalefet bu düzeye indiği için siyasi hesap vermek yükünden kurtulur.

Türkiye gibi derin, ciddi ve onarılması giderek zorlaşan problemleri olan bir ülkede yöneticilerin, cep telefonu ve bilgisayar başında sağa sola laf yetiştirme, kampanyalara söz üretme alışkanlığını terketmesi gerekiyor. Çok belli oluyor… Ayrıca, her iletişim gerçekte iletişim değildir, ters teper; meraklılarının bunu da unutmaması gerekiyor. İstanbul Belediye Başkanı ya da muhalefetten başka birisi tabii ki hatalar yapıyor ve yapacaktır. Tıpkı iktidarın yapmakta olduğu gibi. Ama her fırsatı bir kampanyaya dönüştürmek ve bazen ortada fırsat yokken bile kampanyaya teşebbüs etmek, akıl karı bir iş değildir. Siyasi ve demokratik mücadele hiç değildir.

Evet, propaganda siyaset için önemlidir ama önce bunu destekleyecek işler yapmak kaydıyla. İletişimin arkasına güçlü icraatlar koymak ve mesela belediyeyi suçlarken benzer konularda kendi sorumluluğunu hakkını vermek şartıyla. Nasıl olsa elde muazzam bir propaganda mekanizması var diye, o mekanizmaya sürülen her malzeme ürüne dönüşecek değildir.

En önemlisi de el atılmadığı için büyüyen, yanlış eller yüzünden çözülemeyen ve kötü yönetim görüntüsü veren alanlara vakit ayırmak yerine, rakipte hata arayarak geçen değerli zamanların telafisiz oluşudur.

YORUMLAR (58)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
58 Yorum