Back To Top
Kopya dahi hazırlayamayan bir nesil!..

Kopya dahi hazırlayamayan bir nesil!..

 - Son Güncelleme: 20.11.2019 Çarşamba 09:46
- A +

Davul sizin boynunuzda tokmak başkalarının elinde olunca bir şeyleri yapmak da değiştirmek de neredeyse imkansız bir meşgaleye dönüşür. Bizim eğitimdeki durumumuz biraz buna benziyor. Sayın Bakanımız Ziya Selçuk gerçekten halisane niyetlerle bir şeyleri değiştirmek istiyor ama bunu başarmasının önünde birçok engel var.

Vurun abalıya misali eğitim sorunları denilince nedense akla ilk öğretmenler geliyor. Kaba tabirle evde iki çocuğun hakkından gelemeyen, eskilerin deyimi ile iki koyun dahi güdemeyecek tipler rahatlıkla öğretmenleri eleştirebiliyor. Doğrudur öğretmenler, çağın donanımlarına yeterince sahip değiller, hatta çoğu yetersiz bile ama bunda emin olun en az suçlu öğretmenler.

Öğretmenlik mesleğinin adının acilen değiştirilmesi şart, şart diyorum çünkü bugün öğretmenlerin büyük bir kısmı abartmayayım ilkokulları çıkın %80’i öğretmenlik yapmıyor, yapmıyor değil YA-PA-MI-YOR çünkü asli görevleri öğretmenlik değil BAKICILIK.

Sonrada LYS, YGS, KPSS vb. nice sınavlarda derslerdeki doğru cevap ortalamaları üzerinden ahkâm kesiyoruz: “Yok, Türkçe net ortalamamız şu kadar, matematik bu kadar vs.” diye. Bu iş biraz simyacılığa benziyor -benzetme biraz ağır olacak ama- kalitesiz malzemeden kaliteli ürün çıkarmayı beklemek gibi bir şey. Bakırı altın yapma sevdasındayız…

Çok şükür her ülke gibi bizde de çok ciddi eğitim alan ve ortalamanın üstünde kaliteye sahip ciddi bir kitle var ve bu da sanırım devletimiz için yeterli. Yeterli olmalı ki son 30 yıldır eğitim-öğretim alanında yaşanan büyük çöküş gerçekte çok az kimsenin umurunda.

Sık eğitim yazdığım için tekrar tekrar aynı tezleri dile getirmek istemiyorum, bugün konuya bir başka noktadan yaklaşmak istiyorum.

Önce yaşanmış bir iki olayla konuya gireyim. Okuldaki sınavlar sırasında bir öğretmen arkadaş öğrencileri biraz serbest bırakır, bu durumu gören okula yeni gelmiş dersin öğretmeni duruma oldukça sinirlenir ve sınavdan sonra öğretmenler odasında –haklı olarak- arkadaşına ve meslektaşlarına biraz sert çıkar. Arkadaşlarının alttan alması ile olay çok da büyümeden atlatılır. Aradan bir süre geçtikten sonra meselenin rengi belli olur. Kızan öğretmen arkadaşımız da bu denli sert çıktığına üzülür çünkü bu serbestliğe rağmen öğrencilerin büyük bir kısmının başarıları oldukça düşüktür.

Yıllar önce Ankara’da öğretmenlik yaparken, sene sonunda okul müdürü beni yanına çağırarak “Sayın hocam notlara baktım da bu 12-B sınıfının durumu çok kötü. Bu çocuklar zaten bir yıl uzattılar bir daha kalırlarsa okuldan tasdikname alacaklar o nedenle biraz kolaylık yaparsanız sevinirim.” dedi. Baktım olacak gibi değil riske girip sınav sorularını yeniden hazırladım, soruların geneli sadece içindekiler sayfasına bakılarak yapılabilecek kadar kolaydı ve sınavda da “Arkadaşlar defter kitap serbest ancak herkes kendi yapacak buyurun başlayın!” dedim. Sınıfta müthiş bir çalışma başladı herkes hummalı bir şekilde cevapları arıyor. Ben de bekliyorum, bu arada müdür de sınıfa geldi durumu gördü, gülerek gitti. Fakat sonuç tam bir felaketti, 40 kişilik sınıfta iyi not alan öğrenci sayısı bir elin parmaklarını bile geçmemişti.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki kendisine verilen 20-30 tane çalışma sorusunun cevabını kitaptan bulup öğrenemeyen, hazırladığı kopya kâğıdına doğru cevabı yazamayan, sonra da –eğer kopya çekebilirse- hazırladığı yanlış cevap üzerinden puan almayı bekleyen devasa bir kitle yetişiyor.

Acı ama gerçek KOPYA DAHİ HAZIRLAYAMAYAN BİR NESİL yetiştiriyoruz.

(Kopya çekmeyi ahlaken meşrulaştırmıyorum ancak kopya hazırlarken öğrencinin aynı zamanda öğrendiği gerçeğine vurgu yapmak istediğimi sanırım açıklamama gerek yok.)

Zaten sınıfta kalma olmadığı ve yıllardır öğretmenlere de sorduğunuz soruların yarısını sınıfın %50’sinin yapabileceği zorlukta olmalı dayatması olduğu için –bu bilimsel bir gerçekmiş(?)- soruların zorluk dereceleri her yıl biraz daha düşerken gelinen nokta işte bu.

Ama gelin görün ki kaliteli okul ve bölümlere öğrenci alırken bu bilimsel gerçekten uzaklaşıp öğrencileri eleyecek müthiş bir sistem kurmuş durumdayız.

Sonrada çok samimiymişiz gibi her yıl çeşitli sınavlardan sonra sıfır çeken ve baraj altında kalan binlerce-yüzbinlerce öğrencimizi konuşuyoruz. Liselerimiz korkarım Amerikan okul filmlerindeki okullara dönmüş durumda ama kimsenin umurunda değil.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Aykut Gürbüz 04 Aralık 2019 19:57
Teşekkürler hocam güzel bir yazı olmuş.
BEKİR DOĞAN 22 Kasım 2019 13:11
Şenol hoca, iyi öğretmendir. Selamlar...
arif 20 Kasım 2019 21:57
Şenol bey eğitim ülkenin ekonomik durumu ve yönetim biçimi ile endexlidir. Avrupa okullarında bir sınıfa ortalama 15 öğrenci düşerken türkiyede 40 ka kadar yükseliyor ve bizim okul dönemimizde 2 sınıf bir arada daha gerilerde ise 1960 larda öncesinde 5 sınıf bir arada okutulurdu bu bir sorun. Avrupada ilk okula giden çocuklar bile ingilizce yazıp konuşabilirken bizde üniversiteye gidenler konşamıyor. tc de öğretmen siyaset din ile şırıngalanılıyor, çocuklarda hali ile nasibini alıyor, ülke demokrasi dersinde hukuk eğitiminde insan haklarında sınıfta kalıyor.
KARAR OKURU Mürsel 20 Kasım 2019 21:08
15 yıla yakın Din derslerine ücretsiz ve gönüllü girdim.Lisede seçmeli dini derslerden sonra mecburi; Din K.ve Ahlak Bilgisi dersi kesin kaldırılmalı. 1-Öğrenci reşit olmuştur, dinde zorlama olmamalı. 2-Seçmeli din dersleri isteyenin ihtiyacını görür. 3-Zorunlu din dersinde dine eziyet çektiriliyor ve gençler dinden soğuyor. 4-Bu iş kadro şişirmek amacıyla yapılmıyor.Allah bunu sormayacak mı?(Allah'ın ayetlerini az bir fiyatla satmayın diyor ayette).
KARAR OKURU Mürsel 20 Kasım 2019 20:59
Şenol Bey bakıcılık değil, zabıta ve gardiyanlık.Ama copsuz! 3 yıl önce emekli olmak zorunda kaldım.30 yıl ilköğretim hocalığı yapan kişi liseye müdür oldu.50 kişilik sınıfta ( 2016 Antalya Çağlayan Lisesi)T.Dini Bilgiler'den çoğu zayıf aldı.Müdür yükseltmek zorunda olduğumuzu söyledi.Telafi yazılısında ilk soruları soracacağımı söyleyip yazılı yaptım.Çok fark olmadı.Müdür dersi almak zorunda olacağını söyledi.2.yazılı sözlü ödevle düzelir dediysem de dinlemedi."Bizden" üst yöneticiye söyledim he hı yaptı.Norm kadro yoluyla 10 yıl matikçi öğretmen olmayı kabul etmeyip emekli oldum..
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 18:58
S.o.s
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 17:50
Bu nesil hangi iktidar döneminde doğdu , büyüdü ve yetişti. Elbette Ce Ha Pe...
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 16:13
Yaptığım sınavın 10. Sorusu ders ile ilgili (Osmanlı tarihi kuruluş dönemi) 1 soru yazıp kendiniz cevaplayın başarı ile yazanlar hariç (az bir gurup) çoğunluk içerisinde 3 gurup öğrenci çıktı 1. Gurup soru dahi yazmayanlar 2. Gurup kendi sorusuna yanlış cevap verenler. 3. Gurup kendi sorusunu anlamayanlar
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 15:02
Size katılıyorum bu düzeyde kötü olan çocuklarımız hem öğretmenleri hemde aileleri için büyük bir problem ama bu çocuklarımıza arkamızı dönemeyiz onları Sayın Bakanımız farklı projelerle topluma kazandırılmalı diye düşünüyorum. Teşekkür ederim.
ali 20 Kasım 2019 14:54
0 ceken arkadasları devlet degil aileri yardımı ile meslek ögretilmesi ve iş sahibi olması yönünte usta cırak ilişkisi içinde yetiştirmemiz gerekiyor bu gunlerde sanayilerde piyasalarda cırak kalmadı sadece ustalar kaldı ustalar gidince sanayilerimiz iflas edecek ve sıfırdan başlamak durumunda kalacagız en basit işleri dahi yapamaz olacagız
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 14:10
Duygulara tercüman olmuş.
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 13:29
Egitimi dokulen bir ulkenin bugunun ve gelecegin dunyasinda nal toplamaktan baska hicbir sansi yok...
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 13:13
Hocam:Ben halen görevde olan bir öğretmenim. Yaşadıklarımı aynen yazmışsınız. Şöyle bir düstur var, hadiste olabilir. "Her şeye el atan, her şeyden mahrum kalır."Her şeyi vermeye çalışıyoruz. Karşılığı devede kulak. Kendimizede, ülkemizede, gençlerimizede,geleceğimizede yazık ediyoruz.Eğitimdeki sorunlarımız son 20 yılın sorunu değildir. Bir kaç asır geriye gitmek gerekiyor. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin güzel bir sözü var:"Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal."Bulunduğumuz çağ neyi gerektiriyorsa, kimliğimizi kaybetmeden acilen bir şeyler yapmak gerek.
turgut ertav 20 Kasım 2019 13:09
''sorgulama, bize itaat et.bize taraf olmayan, bi taraf olur.biat et ,rahat et.''işte gençlik bu söylem ve mantıkla eğitiliyorlar.böyle eğitilen nesilin, ne kendine ne de memlekete hayrı olmaz.ancak, akp yi iktidarda tutan maşa olur.saygılar.
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 12:59
Durum bundan daha da beterdir.
Karar Okuru 20 Kasım 2019 12:13
Bu nesilin gunahi onsekiz yildir ulkeyi tek basina idare edip, egitim sistemini sakatlayan iktidarin basinadir. Ne kadar gurur duysalar az. Ulkede egitimi bitirdiler.
Hiç 20 Kasım 2019 07:39
Kopyaya sadece öğrenme aracı ve becerebilme yeteneği acısından bakmak ahlaken çok sakıncalı...kopya özünde bilgi hirsizligidir.ve bireyi hakkı olmayan şeyi almaya, hazıra konmaya, daha az emekle elde etmeye yöneltir.bu durumu kanıksamak,bireyin okul sonrası hayatında da benzer ahlaki tutuma sahip olmasına yol açar.sanirim önce temel ahlaki kuralları yerleştirmemiz gerek.asil başarı bu olmali
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 04:52
Öğrenmenleri eğitenler sorgulanmalı
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 03:17
Ne önemi var?! Dindar olsunlar yeter!
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 03:06
cahiller sürüsü
mutlu yücel 20 Kasım 2019 01:59
3) laboratuvar, hangi sosyal faaliyetlerle işi amacına uygun olarak götüreceksin.eğitime yön veren siyaset yüz yıldır, Atatürk hendek atladı diye o günü 19 mayıs bayramı yaptı. ilke ve inkılapları ezberletildi, âmâ özü ” yönümüzü batı medeniyetlerine, demokrasiye döneceğiz” sözünün fiiliyatı es geçildi.sonra bir başka anlayış geldi, ahlakı düzeltmek izin tüm daireleri imamlara doldurdu.dün salih baydar yazarımızın çok güzel bir makalesini okudum,özgür fertler değil sürü sahibi olmayı hedefleyen bir sistem varsa ?
mutlu yücel 20 Kasım 2019 01:59
2)ama en verimsiz kendi branşım olurdu.bir çatlak bakanlık müfettişi tüm okulun beden eğitimi derslerine branş öğretmeni girecek diye bir uygulamayı bakanlığa kabul ettirmiş.derken her derse en az beş sınıf birden gelirdi. salon olmadığı gibi bahçede yetersiz gelirdi. bunun karı kışı soğuğunu da düşünürsen tam bir kargaşa olurdu.şimdi derler ki eğitime önem verilecek, amenna da siyaseten güçlü bu müfettiş veya yetkililerin,saçma sapan düşüncesini uygulattıran eğitimde hangi müfredat hangi salon, hangi
mutlu yücel 20 Kasım 2019 01:58
1)beden eğitimi öğretmeniydim, ama köylerde boş geçen biyoloji fizik vs. derslere de girdiğim olurdu.bu derslerde kopya çektirmezdim,çünkü kopyayı kendim verirdim.bir sonraki yazılı için beş soru verir bunun üçünü yazılıda soracağım derdim.soru adedi az ve çıkma olasılığı yüksek olduğu için öğrenci bu soruları öğrenirdi.zira uygulama kopya hazırlamadan daha kolaydı.yanlız sınav adedini biraz artırırdım.her sınavda beş önemli konu pekiştirilince ister istemez ders amacına ulaşıyordu.
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 00:23
Kopya çekerken öğrenci öğreniyor demişsiniz ki bence oldukça vahim bir değerlendirme. 1. Diğer öğrencilerin emeklerine haksızlık2. Öğrencilerin kendine güven duygusunu zedelediği için öğrencilere haksızlık.
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 08:49
1
Dikkatli okumamışsınınız, kopya çekerken değil kopya hazırlarken öğrenmekten bahsetmiş. Bende öğrenci iken kopya hazırlar ama sınavda ihtiyacım kalmazdı çünkü öğrenmiş olurduk.
KARAR OKURU 20 Kasım 2019 00:22
İyi liseler iyi de İHL’ler dışında maddi yardım yok. Özellikle ilk 20 civarındaki liselerin öğrencileri çok iyi. Dünya seviyesinin üstündeler, maddi koşulları da iyileştirilmeli.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN