Back To Top
Canan Kaftancıoğlu ile Şevki Yılmaz arasında nasıl bir benzerlik var?

Canan Kaftancıoğlu ile Şevki Yılmaz arasında nasıl bir benzerlik var?

 - Son Güncelleme: 29.06.2019 Cumartesi 14:15
- A +

CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, perşembe günü Ekrem İmamoğlu ile birlikte İl Seçim Kurulu’ndan mazbatayı almak için gittiği Çağlayan Adliye’sindeydi dün yine. Ama bu kez 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan bir davanın sanığı olarak oradaydı.

Kaftancıoğlu, en eskisi yedi, en yenisi üç yıl öncesine ait olan tweetleri nedeniyle,  “Cumhurbaşkanına hakaret, Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama, halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek ve terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından 17 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Tweetlerin tamamı Kaftancıoğlu’nun 2018’de CHP İstanbul il başkanı olmadığı zamanlara ait. 

Şayet CHP il başkanı olmasaydı herhalde eski tweetlerini karıştırıp böyle bir soruşturma açmak hiçbir savcının aklına da gelmezdi 

Kaftancıoğlu, “İşkence Olgularının Adli Tıp Değerlendirmesi” teziyle ihtisasını yapmış bir tıp doktoru.

Adı önce fail-i meçhul cinayetlere kurban gitmiş isimlerin ailelerinin kurduğu Toplumsal Bellek Platformu’nun sözcüsü olarak duyulmuştu.

O platformun sözcülüğünü yapmasının sebebi, 1980 yılının Nisan ayında, 45 yaşındayken, evinin ve küçük kızının gözleri önünde öldürülen yazar, halk kültürü araştırmacısı (“Evreşe Yolları”, “Yüksek Yüksek Tepelere” türkülerinin derlemecisi), İstanbul radyosu yapımcılarından Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini olması. 

Türkiye İşçi Partili, sosyalist bir isim olan Ümit Kaftancıoğlu’nu

öldürdüğü iddia edilen dört kişi, darbe sonrasında MHP İstanbul Davası’nda yargılanıp ceza almış ama dört yıl sonra bırakılmıştı

Aile yıllarca gerçek faillerin bulunup cezalandırılması için uğraşmış ama bir sonuç alamamıştı. 

Yani sert ve acı bir Türkiye hikayesi içinden gelen, böyle siyasallaşmış bir isimden bahsediyoruz.

Siyasal çizgisi ve yazdıklarına bakınca da aslında Ekrem İmamoğlu gibi klasik CHP çizgisinden gelmeyen, CHP’nin daha solunda duran bir isim Kaftancıoğlu. 

Hrant Dink anmasında “Katil devlet hesap verecek” diye bağırıldığını yazdığı, Taksim’deki “1915 Ermeni Soykırımı anmasını” duyurduğu, Gezi olayları sırasında Erdoğan aleyhine atılan “belalı” sloganları alıntıladığı, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını eleştirdiği, “Aptalca politikalar yüzünden ölen masum insanlara şehit diyerek ölümü kutsamaktan vazgeçin artık”  gibi standart CHP’li bir siyasetçiden de beklenmeyecek epey soldan tweetler yüzünden yargılanıyor.

Normal bir demokraside ifade özgürlüğü içinde ama ülke siyaset ortalamasının üzerinde görüşlerden bahsediyoruz. Sadece muhafazakarlar için değil, Kemalistler ve milliyetçiler için de.

Kaftancıoğlu bir basın toplantısı düzenleyerek tweetlerin bir kısmına sahip çıkmış ve neden attığını anlatmış Erdoğan’la ilgili bazı tweetler için özür dilemiş ama özellikle CHP’lilerin de pek hoş bakmayacağı içinde “Ermeni Soykırımı” gibi ibarelerin geçtiği bazı tweetler içinse montaj demişti.

Zaten Kemalist gazeteler de Kaftancıoğlu’nun “montaj tweetler” yüzünden yargılandığını yazdılar. 

Bu tweetler, AK Parti tarafından 31 Mart ve 23 Haziran seçim kampanyasında “CHP’nin marjinal zihniyetinin”, “asla değişmeyeceğinin”, “İslam düşman”lığının, “bizden” olmamasının delili olarak sürekli dolaştırıldı.

Hatta eşinin yediği domuz pirzolası ile ilgili attığı bir tweet, Erdoğan tarafından bile seçim kampanyasında kullanıldı. 

Kaftancıoğlu’nun, henüz kurumsal ve siyasi sorumluluk taşımadığı, solcu bir aktivist olarak rahatça yazdığı günlerden kalma sosyal medya arşivini kazıyarak çıkarılan eski tweetleri hala, Eyüp Sultan’da şükür namazı kılan, camide Yasin okuyan, makamında göreve duayla başlayan İmamoğlu’nun imajının  ve CHP’nin muhafazakarlara açılma siyasetinin takiyye ve aldatmaca olduğuna delil yapılıyor.

İşte biz bu filmi daha önce görmüştük dedirten kısmı da zaten tam olarak burası.

1994 yerel seçimlerinin hemen ardı.

Refah Partisi, aralarında  İstanbul ve Ankara’nın da olduğu 28 ilde belediye başkanlıklarını kazanmış.

Kimsenin beklemediği bu sonuç karşısında şaşkınlığı geçenler, korku senaryoları üretmeye başlamış.

“Refahlı başkanlar içkiyi yasaklayacak, belediye otobüslerini haremlik-selamlık yapacak...” 

Erdoğan, Gökçek başta olmak üzere yeni seçilen başkanlar üst üste röportajlar vererek bu korkuları bastırmaya çalışıyor, Refah Partililer kimsenin hayat tarzına karışmayacaklarının güvencesini veriyor.  Hatta Erdoğan bu korkuları gidermek için seçim kampanyası sırasında içkili lokantalara bile girerek oy istemişti.

Ama yılların önyargılarını ve korkularını gidermek o kadar kolay olmuyor. Üstelik bir yıl önce Sivas’ta 33 kişinin yakıldığı, bir kaç yıl içinde peş peşe Kemalist laik aydınların öldürüldüğü bir ülkenin ağır havasında...

İşte seçimlerden bir ay sonra laik kesim o korkularını haklı çıkartacak malzemeyi, Erdoğan ve Gökçek’ten olmasa da Rize’nin yeni Belediye Başkanı’nda buldu.

Televizyonlar, Milli Görüş’ün hatiplerinden olan Şevki Yılmaz’ın eski konuşma arşivini keşfettiler.

Her gün televizyon haberlerinde o konuşmalardan biri patlatılıyordu. 

En meşhuru, 1992 yılında Hac sırasında Arafat’ta ettirdiği yeminin videosuydu:

“Bundan böyle sana savaş açan sağcılık, solculuk, Kemalizm, kapitalizm, laiklik ve bütün şeytani düzenleri boykot ederek, seninle bizim aramıza İslam’dan başka, Kuran’dan başka hiçbir nizamı sokmamak için canımızla malımıza senin dinin uğruna nöbete koşuyoruz, geliyoruz.”

Şevki Yılmaz üst üste röportajlar vererek, kendini anlatmaya çalıştı, Atatürk’le, laiklikle sorunu olmadığını söyledi, kasetlere montaj dedi. Ama derdini anlatamadı, DGM’de yargılandı.  Hapis cezası almaktan ise ancak milletvekili seçilip, dokunulmazlık kazanınca kurtuldu. Sonra 28 Şubat günlerinde arşivi bir kere daha açıldı. 

1991 Viyana, 1994 Sivas konuşmaları her akşam televizyonlarda dolaştırıldı.

30 Ağustos törenlerine “ben deyyus değilim, ben pez..nk değilim” diyerek katılmadığını, “Atatürk heykeli karşısında saygı duruşunda durmanın geri zekalılık olduğunu” söylüyor, Özal’a “papaz” diyordu. Tekrar DGM’de yargılandı,  bir süre yurtdışına çıkarak ceza almaktan kurtuldu. 

1994 yerel seçimleri, ardından 1995 genel seçimlerinde yerelde ve Ankara’da iktidara gelen Refah Partisi’nin sistemle uyum, daha geniş kesimlere ulaşma çabalarının karşısına sürekli bu arşivlerden kasetler çıkarıldı. Halbuki muhalefet günlerinin konforunda edilmiş o sözler, iktidar sorumluluğu omuzlara çökünce geçmişte kalmıştı. 

Parti, sürekli takiyye yapmakla, samimi olmamak suçlandı. Şevki Yılmaz’ın kasetleri Refah Partisi kapatma davasının delilleri arasına girdi.

Sırtında yumurta küfesi taşımayan bir hatibin eski konuşmaları, siyasetin normalleşmesinin, güven sorunlarının aşılmasının önüne geçti. O kasetler, toplumsal kutuplaşma ateşine kömür olarak atıldı. 

O kasetlerde söylenen hiç bir şey de olmadı. Ne Refahlı belediyeler içkiyi yasakladı, otobüslerde haremlik selamlık uygulaması başlattı ne de Refah-Yol iktidarında kimsenin hayat tarzına karışıldı. 

Laiklerin samimiyetine bir türlü inanmadığı bu normalleşme ve merkeze açılma çabası dört yıl sonra partinin içinden AK Parti’yi doğurdu, Şevki Yılmaz da Arafat’ta üzerine yeminler ettirdiği İslamcı Milli Görüş yerine yeni muhafazakar- demokrat partinin tarafını seçti. 

Arşivler bir kere de 2002 genel seçimlerine doğru giderken açıldı. Yine siyaset bir değişimin arifesindeyken...

Bu kez hedef, değiştiğini, Milli Görüş gömleğini çıkardığını söyleyen, farklı kesimlere açılan yeni kurulmuş AK Parti’nin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Erdoğan’ın 10 yıl önce Refah Partisi’nin genç İstanbul İl Başkanı iken 1992 yılında Rize’de ve 1994 yılında Ümraniye’de yaptığı ateşli konuşmalar arşivlerden televizyonlara servis edilmişti: 

“Demokrasi amaç değil araçtır.”

“Hem laik hem Müslüman olunmaz. İkisi bir arada ters mıknatıslanma yapar. Laiklik tabii elden gidecek. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Koskoca bir yalan. Egemenlik Allah’ındır.”

“Her televizyon zehir kusuyor, pislik kusuyor. TV ekranlarından mankenlerin vücutlarını teşhir etmek suretiyle adeta devlet her eve bir kerhane kurmuş durumda.” 

Özellikle 1992 yılında yaptığı konuşmada söylediği şu sözler, asker düşmanlığına, bölücülüğüne delil olarak gösterildi, hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açılmasına neden oldu: 

“20 yaşındaki yavru Güneydoğu’ya gönderiliyor. Daha silah tutmasını bile bilmiyor. Ve bu yavrumuz her gün yüzlerce mermi atanların karşısına dikiliyor. Bunun adı bu ülkeyi korumak değildir. Bunun adı, ana kucağından alınan mazlum yavruları teröristin kucağına atmak intihar cellatlığından başka bir şey değildir.”

10 yıl öncesine ait eski kasetlerindeki sözleri yüzünden “Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmadan” yargılanan Erdoğan, üç saat ifade verdiği DGM savcısı tarafından tutuklanmaya sevk edilmiş, neyse ki mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı. Ardından mahkeme bu sözleri ifade özgürlüğü içinde değerlendirilerek hakkında beraat kararı verdi. 

Erdoğan, ortaya çıkan kasetleri için “Bunlar o günün koşulları altında söylenmiş sözlerdir. Şimdi doğru olduğunu iddia etmiyorum. Ben de değiştim” demişti.

O günlerde laik siyasetçiler ve medya ise bu beyana itimat etmediler. Gün aşırı bu kasetlerdeki konuşmaları dolaşımda tuttular, Erdoğan ve AK Parti’ye asla güvenilmemesi gerektiğini, takiyye yaptıklarını, Avrupa Birliği reformları vaatlerinin aldatmaca olduğunu söyleyerek kendi kitlelerini korkuyla bir arada tutmaya çalıştılar.

Ama yapamadılar. Toplum bu eski kasetlerde söylenenlere değil, son olarak edilmiş sözlere inanmayı tercih etti. Ve 2002 seçimlerinde AK Parti tek başına iktidara geldi.

20 yıl sonra eski kasetlerden, eski tweetlere geldik. 

Ama ortada teknoloji dışında değişen pek bir şey yok. 

Birbirine güvensiz insanların yaşadığı bir toplumda, geçmiş hala geleceğe karşı bir silah olarak kullanılıyor, safları sıkı tutmak için korkular besleniyor, değişim ihtimali yok sayılarak ezeli ve ebedi kavga diri tutulmaya çalışılıyor. 

Düşmanlığın ezeli ve ebedi olduğunu düşünen, neredeyse karşıt fikirlerde asla değişmez ontolojik bir kötülük bulmak garantici, kapalı cemaatler içinde de her zaman gideri olan bir tavır. 

Değişime şans tanımak ise riskli. Değişimin sürme riskini de almak demek bu. Ama siyaset de niyet okuyarak yapılamıyor,  insanların beyanına, sözlerine inanmadan yol alınamıyor. Eğer kavganın ezeli ve ebedi olduğunu düşünmüyorsan, toplumsal uzlaşma, normalleşme için bu riski alıp değişime kredi açmak zorundasın. 

O zaman, Erdoğan’ın 1991’de 30’lı yaşlardaki sözlerini değil, 2002’deki sözlerine, Canan Kaftancıoğlu’nun yedi yıl önceki tweetlerine değil, en son fotomontajla başörtüsü takılan fotoğrafı için “Beni böyle aşağılayamazsınız. Yakıştı” diye yazdığı tweetine bakmayı seçmelisin.

Yani değişim emek, teşvik, cesaretlendirmek, risk almak isterken, kavganın sürmesi için bunların hiçbirine ihtiyaç yok. 

ETA barış süreci için çekilen FIN adlı belgeselde bir ETA militanı barış görüşmelerine nasıl ikna olduğunu anlatırken “Çatışmayı on yıllarca daha sürdürebilecek kadar acı, malzeme vardı ama ben çocuğuma bu öç duygusunu miras bırakmak istemedim” demişti. 

IRA-İngiltere arasında imzalanan Hayırlı Cuma anlaşmasının mimarlarından Britanya hükümetinin baş müzakerecisi Jonathan Powell da uzlaşmaya en çok, itibarlarını çatışmaya borçlu olanların direndiğini anlatmıştı.

Anlaşılıyor ki Türkiye’nin önünde açılan yeni dönemde mücadele laik-dindar gibi klasik kamplar arasında geçmeyecek. Esas kırılma her kesimdeki makul insanlarla eski, tanıdık, bildik kavgaların sürmesini isteyen şahinler arasında olacak.

Bütün partiler yeni dönemde bu iç çatışmaları yaşayacak. 

Kendi kabuğundan çıkabilen, geçmişin esiri olmayan, yüzünü geleceğe çevirebilen, mahalle kapılarını tutup, her negatif örnekten totolojilere vararak eski ezeli ve ebedi kavganın sürdüğünü ispatlamaya çalışan muhafızları aşabilenler büyük kitlelerle buluşmayı başaracak.

Geçmişin, eskide kalmış sözlerin, acı tecrübelerin mahkumu olanlar ise içlerine doğru büzüşüp, küçülecek.

Canan Kaftancıoğlu ile Şevki Yılmaz tecrübeleri arasında işte böyle kritik bir benzerlik var...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İnsan Beşer 03 Temmuz 2019 21:23
Biri hakaret ediyor. diğeri rejime eleştiri getiriyor, var olan kanunlara muhalif davranıyor. Benzerlik nerede sayın yazar. Canan hanım için güzellemeler yazmanız onu aklamak istemeniz yasak değil buyurun yapın. Ancak şu kadar "karşıtı" nasıl yan yana koyabiliyorsunuz, bilemedim. Kimse kimseye hakaret edemez. Sağlıklı bir yaklaşım değil bu. Sağlıcakla kalın
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 06:45
her kesime ayna tutan guzel bir yazi. dusmanliktan, otekilestirmekten, nefretten beslenen "ideoloji adi verilen deli gomlegi" icinde mutlu olan bölücü ruh hastasi zihniyeti sorgulamaya vesile olur umarim. kendimizden ve bize benzeyenlerden baslayarak! bunu basarinca trafik terorunun, adaletin, dogu akdenizin, suriyenin, s-400 un, ekonominin, yolsuzluk ve rusvetin...vs hepimizin sorunu oldugunu farkedecegiz....sorunlari sadece birlikte asabiliriz
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 22:50
Valla çok güzel bir yazı. Şevki YILMAZ la geçen/şekillenen geçliğim düşününce daha önce söylenenler bu cenahta doğru kabul görünüpte karşı tarafta meğer ne halihayulara sebep oluyormuş, Kaftancıoğlunun söylemlerinin nasıl bende değişik duygular uyandırdığını düşününce anladım.
Mustafa ALSANCAK 29 Haziran 2019 20:07
İnanılır gibi değil ; insanları görüş ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğünden mahrum etmek için savcılar devamlı bir şekilde Cumhurbaşkanına hakaret içeren kelimeleri bulup çıkarmak için çok hızlı çalışıyorlar. Sayın CUMHUR Başkanı kendini eleştirenlere karşı biraz hoşgörü gösteremiyor. Her işine gelmeyen yazı yazanı mahkemeye vermek Türkiye’nin imajını yerle bir ediyor. Seçmenin verdiği mesajı doğru algılamalı. Yarın bir bakarsınız AKP DÜNYALARI BEN YARATTIM HAVASI İLE ASTIĞI ASTIK KESTİĞİ KESTİK BÜYÜKLÜĞÜ İLE VATANDAŞA YUKARIDAN BAKMA HASTALIĞINDAN KURTULAMAZSA ANAP’ın Durumuna düşebilir.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 19:08
Birileri devletin kılcal damarlarına sızacaksınız, kendinizi göstermeyeceksiniz diye yıllar önce demişti. O dediklerini dikkate almayanlar, sonra kandırıldık dedi. Fazla da saf olmamak gerek
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 18:36
İnsanları artık siyasetten önce, siyasetten sonra, köşe yazarlığından önce, köşe yazarlığından sonra diye eleştirmek lazım.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 18:20
Jonathan Powelı bu halk tanımıyor. Ropörtajlarını okumalarını tavsiye ederim. Çözüm süreci öncesi kendisiyle görüşüldü. Masanın bir ayağı yok bu masa çöker dedi ve çöktü. Dinlemeyi anlamayız meydan okuruz biz.
Fatma G. 29 Haziran 2019 22:47
0
Halkımıza Jonathan Powell okumalarını tavsiye etmek çok tatlı birşey!!
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 11:10
0
Hükümet bu adamı yani terör çözen uzmanı öne çıkarmadı halkı bilerek bilgilendirmediki halk aydınlanırsa hatalarını görecek daha erken koltuktan gideceklerdi. Jonathan Powel ile görüştüler ve dediklerini maalesef uygulamadılar. Belkide bugüne kadar terör bitmişti. İnternete girin 10 maddelik röportajını okuyun.
düşünce 29 Haziran 2019 18:11
Geçmiş hala geleceğe karşı bir silah olarak kullanılıyor. Bu cümle bile ne kadar okunalısı bir yazar olduğunuzu ortaya çıkarıyor. Teşekkür ederim.
karar okuru 29 Haziran 2019 17:51
Bilge birisine en çok kimi sevdiğini sormuşlar. "terzimi" demiş. bu kadar büyük kişiler varken neden terzisini en çok sevdiğini sormuşlar. bilge: "Her geldiğimde vücut ölçülerimi tekrar alıp bana elbise dikiyor. eski ölçülere göre dikmiyor" demiş. 20 yıl önceki bir sözü diline dolayıp kara propaganda yapmak ne kadar ayıp. ben geçen seneki ben değilim. kendimi geliştirmeye çalıştım ve bazı şeyleri değiştirdim. herkesin de sabit değil iyi yönde değişime açık olması bana göre çok güzel.
'Karar'lı okur 29 Haziran 2019 14:17
İnsanları niyet okuyuculuğuna soyunarak yargılamak, sorgulamak ve hatta mahkum etmek, kendi kutsallığını ilan etmekten farksızdır. Çünkü yüce Yaratıcı hiç kimseye bu hakkı vermemiştir. Bize düşen zahire bakarak okumak, değerlendirmektir, ama asla niyet okuyuculuğuna soyunmamaktır. Bu insan olmanın da bir gereğidir. Yaratıcının bize tayin ettiği sınırların dışına çıkmamaktır bize düşen. Kültürümüzde Hz. Ali örneği meşhurdur: Ona, inandığını söylediği halde savaşta katlettiği biri için Peygamber (as): 'Kalbini yarıp baktın mı?' der. Bu müthiş bi sözdür. Kulağımıza küpe olsun...
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 15:48
0
o hz Ali değil olayda savaşta geçmiyor.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 18:58
0
doğrusu o ki, hadise Üsame b. Zeyd ile Peygamber (sav) arasında geçiyor. Bu konuda yoruma katkı suna arkadaş doğru tespitte bulunmuş..
E.K 29 Haziran 2019 13:00
Aslinda sn. yazarin analizi metod olarak dogru gibi duruyor..Insan olarak hepimiz degisiyoruz..Gorus ve dusuncelerimizde zamanla olgunlasiyor..Sag veya sol farketmez..Degisiyoruz..Sevki Yilmaz, asiri sivri dilli, soylemleri hakaret iceren, kendisiyle barisik olmayan, saplantili bir kisi..Kaftancioglu'nun dilide sivri..Hassasiyetleri gozetmedigi dogru...Ancak, Sevki Yilmaz'in yaninda gul suyu kalir...Eski defterlerin acilmasi bizim siyasi hayatimizin bir modasidir..Sn Erdogan'in demokrasiye arac olarak bakmasi huzun verici..Ulkeyi yoneten kisi..!
KARAaR OKURU 30 Haziran 2019 23:29
1
Senin kutsalına dokunan küfürbaz yobaz oluyo ama bizim kutsalımıza dokunan yalnızca sivri dilli,siz Kemalistlerin sorunu kafanızdaki adalet terazisinde.şu üsteki yazıdan sonra bile bu kadar ikircikli olabiliyorsunuz
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 11:57
Hayat insanlara sunlari ogretemezse toplumsal birliktelik yok olmasada sarsintilarla anlamindan uzak bir sekilde devam eder.Nedir bunlar peki.Herkesin agzina pelesenk ettigi ama bir turlu yakalayamadigi Sevgi , Saygi, Paylasmak ,Adalet ,Vicdan ve Ahlak.Bu sadece insanin insana karsi yukumlulugu degil tum canlilara olan ve hattaki tum evrene olan yukumlulugudur.İsimler partiler hep gelip gecicidir.Her kimseniz ister Allah(cc) adina hareket edin isterseniz etmeyin bunlari yapmadan hic bir deger elde edemezsiniz.
1- Suçun zaman aşımı varsa hatalı konuşmanın niye olmasın. 2-Kişi, aynı hatayı tekrarlamıyor veya zımnen de olsa pişmanlık gösteriyorsa, niye anlayışla karşılanmasın ki. 3-Niyet,şartlar değişince konuşma şekli değişmiyor mu. 4-Affet hoşgör ama unutma diye bir gerçek yok mu hayatta.
Mehmet 29 Haziran 2019 10:53
Iki uc nokta.Baskanlik sisteminin tek faydası muhalefetin dilinin değişmesine katkısıdır.Bundan sonra parti değil değerler kazanacak.Sevki yılmaz belirli zamanlarda siyasal islami durdurmak için kullanılır.E erbakan zararını hatırlayın.Millet şovmenleri biliyor
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:43
Meclis hükümet işini gücüni bıraktı İstanbul için çalıştı. Bilanço tutarı ne? Neden bizim paramızı çarçur ediyorlar diyen bir halk var artık.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 06:53
0
bu yazidan anladiginiz bu mu?!
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:34
Yine emek dolu muhteşem bir yazı. Teşşekürler Bilge insan.
Sabır! 29 Haziran 2019 15:04
4
Yine aynısın,Müttefikinin çöpleri halı altına süpürülecek,karşı mahallenin olmayan çöpleri halı üzerinde sergilenecek. Şefki Yılmaz Avrupa milli görüş kadrosundan fiilleri onları bağlar.Ak parti ile organik bağı yoktur!
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:09
o kadar entelsin cananın baş örtüsü fotomontajı ile beni aşağılayamazlar ifadesindeki başörtülülere yapılan dolaylı aşağılamayı anlayamamışsın.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:33
3
Sen o sozden onumu anladin.Ah algilar ah.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:41
3
Başını örtenlerin gözü açıldı. Bu örtüyü akp için takmıyoruz diyor artık. Kadının başı üzerinden siyaset yapmayı halk önemsemiyor artık. Ekonomiye geçin ekonomi için çalışın borcu azaltın şatafatı bırakın işsizliği çözün. Etin sütün peynirin fiyatını düşürün halk yesin. İşverenden zam isteyerek ticareti üretimi bitirmeyin. İşveren ürünlerine zam yapamıyor nereden vereceğini düşünün. Bir çok işyeri battı işsizlik arttı. Özel sektör devlet dairesi gibi yönetilmiyor.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:40
0
Doğru Türkiye nin konusu 17 yıldır başörtü. Kadınları rahat bırakın. Hele erkekler lafını dahi etmeyin. Size ne?
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:00
chp liysen, hdp liysen, gazeteciysen, gezi zekalıysan suç işleyebirisin çünkü üstün seçilmiş bir zihnin faliyetlerini sıradan insanlar anlamaz ve yargılayamaz...
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 12:34
4
Butun bir yazidan sadece bunumu cikardin.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 09:36
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi diplomalı bir doktor bir kadın bir anne bir eş dahası yok. Halkın gönlünde taht kurdu. Haksızlık yapıldıkça destekçisi artacak. Sosyal medyada ne ahlaksızlıklar yapıldıysa herkes gördü ve lanetledi. Baktı seviliyor dur önünü keselim koltuk gitmesin diye her türlü pisliği yaptıkça halk gördü ve daha çok destek verdi. Bunu yapanların ilahi adalet cezasını verecek. Herkes rahat olsun ve azıcık inançları varsa ahlaksızlık yapmasın.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 09:36
Bu 17 yılda aslında görüldü ki Türkiye Suudi Arabistan olmadı olmayacak . Kemalistler korkmasın . Muhafazakarlarda içinde bende varım , tüm halk buna izin vermez . Ama17 yılda ahlak iyice yozlaştı , gerçek anlamda dindarda çok azaldı
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:32
0
Akp yi gerçek dindarlar bitirdi. Dur dedi. Allah razı olsun onlardan. Dincileride ilahi adalete havale ettik. Geçte olsa cezalarını bir şekilde çekerler.
Muhtefi 29 Haziran 2019 10:46
0
Aynen oyledir..:)) Tabi ki Vehhabi (Suud teo-politik Dogmatizmi) olmaz, olamaz. Olmayacaktır, olamayacaktır. !..Anadolu burası Hz Hacı Bektaslarin, Mevlanaların, Yunus Emrelerin, Aşık Veyselin daha Binlerce Bilgelerin Yolu ile hemhal olmuşuz Sarhoşumuz bile daha Dindardir Suud prenslerinden. .:))))..Bazilarida Mustafa Kemal'i kullanmasin İlim ,irfan,Adalet,Ahlak, Edep ile yurusunler. .aynı Hz Mevlana vd gibi. DIN=GUZEL AHLAKTIR...Vesselam. ..
Mehmet 29 Haziran 2019 10:55
2
17 yıldır ahlaksızlığa alkış tutanlara halk dersini verdi. İstanbul tüm illerin gözünü açtı.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 18:30
0
Toplumdaki ahlaki ve dahası kültürel yozlaşmayı direk siyasi iktidara bağlamak ne kadar doğrudur? İktidarı eleştirme hakkınız mahfuzdur düşüncesiyle yazıyorum bunu. Kaygımın sebebi yanlış teşhisin yanlış tedaviye sebep olacağıdır.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 06:56
0
ahhh saplantili aşklar, nefret objesi siyasi fanatizm, ideolojik körlük... sn.yazarin bunu anlatan yazisina bu ve benzer tek yanli yorumlar dahi sevkileri, cananlari diledikleri sekilde gormek isteyenlerin az sayida olsa da yokolmayacagini gosteriyor...majaleyi bosuna okumussunuz, yazik
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 09:05
Cok guzel, bir kac defa okunmasi gereken bir yazi.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 08:01
Sivas’ta yakılan 33 kişinin 1/3’ü alevi vatandaşımızdır insanları mezheplere göre ayırmayınız doğrusu 33 vatandaşımız yakıldı demek tir
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 09:41
0
Kara leke. Hala aynı zihniyet değil mi yakın o evi yakın o aleviyi Fatma Başaran. Bu mu inanç bu mu ahlak bu mu insanlık? Sen kimsin Fatma Osman?
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:54
1
Fatma ve Osman ı kollayan bir zihniyet oldukça daha çok olaylara tanık olacağız. Sonrada Osman at hırsızıymış diye sallanır ortalık. Fatma da bilmem neymiş. Kardeşiö ortada büyük bir olay var çek içeri kanun var uygula halk doğrunun yanındasın diye sana güvensin. Demek ki bu olaya sevindin ki kanunu uygulamadın akladın. Her zaman ki gibi kanun senin görüşlerinde çalıştı. Kendine hakaret edeni içeri atıyorsun. Tokat atanı salıp destekliyorsun. Bir gün o tokat sana dönerse tokat yiyen kanunu kendisine göre de uygulamamalı değil mi? Bu durumda suçlu Osman Fatma değil sensin.
karar okuru 29 Haziran 2019 13:30
0
Bu arkadaş adına ben alevi arkadaşlarımızdan özür dileyeyim.Ben kim olursa olsun insanı insan görmek taraftarıyım.Siyah beyaz alevi sünni şii farketmez insanı insan olarak görürsek başaracağız.Onu ürettiği güzel değerlerle değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum.Yanlış söyledi isemde affola.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:16
0
kine bak be, biz aliye hürmet eder hasan hüseyini bağrımıza basarken fatma osman. terminolojiye bak. sonra barış dostluk??
haydar keleş 29 Haziran 2019 07:59
geçmişin güzel bir tahlili, ders almak için iyi bir yazı.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:19
0
Karamollaoğlu ....izah edin...yanlış mı anlamışız...
KARAR OKURU Ahmedâ 29 Haziran 2019 07:51
Gençlerin ateist, deist olmasına, dinden soğumasına hangi zihniyet sebebiyet veriyor derseniz, insaf ehli bir çok insan hiç kuşkusuz Ş.Yılmaz zihniyeti der, Kaftancıoğlu aklına bile gelmez. İslam tarihinde güzel dinimizi bu siyasal islamcılar kadar istismar eden bir güruh bulunamaz.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:37
1
Gençler doğru yolda emin olun. Takliyecilik onlara yakışmadı. Farkındalar. Yandaş medyadan yanlışı gördüler.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 07:33
Bu makaledeki bazi cumleler cerceveye konulup duvara asilacak nitelikte... "Birbirine guvensiz insanlarin yasadigi bir toplumda gecmis hala gelecege karsi bir silah olarak kullaniliyor, saflari siki tutmak icin korkular besleniyor, degisim ihtimali yok sayilarak ezeli ve ebedi kavga diri tutulmaya calisiliyor"...
Mutlu Yücel 29 Haziran 2019 07:08
3) Ama son bir çırpınışla, aslanın önünden yavrusunu kaparım, CHP dirayetini kırarım, ona etkisiz, güvensiz, kendini koruyamayan bir parti görüntüsü verirsem bu işi yırtarım diye düşünürse hatta ola ki sevenlerini ayaklandırır da memleketi bir iç çalkantıya iter,elimin altında bulunan silahlı güçlerle de duruma müdahale eder, biraz da memleketi Sisi gibi götürürüm derse o zaman da halk demokrasi için bedel ödemeli der ve meseleye Sudan da olduğu gibi sahip çıkmaya çalışır. Bu durum yaratılır mı hiç sanmıyorum.
Mutlu Yücel 29 Haziran 2019 07:10
2)Sandıklara vurulan zinciri kırma hususunda çok mücadele eden Kaftancıoğlu’nun bu yüzden hedef olmaması zaten düşünülemezdi. Ancak! At tan düşmüş, beli bükülmüş bir AKP nin hedefi vurması, onu etkisiz hale getirmesi artık pek olası görünmüyor. Zira Kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ın bulup getirilmesi ondan destek dilenmesine kadar varan bir dizi onulmaz, tamir edilemez hatalar AKP nin bundan sonra her yapacağı önünde bir engel olacak ve inanırlığı sorgulanacaktır.
Mutlu Yücel 29 Haziran 2019 07:06
1) Birebir örtüşen örnekleri araştırıp bulan, gündeme taşıyan, ilerici yapısıyla mesleğinde üst seviyelere ulaşan yazarımıza, bir okuru olarak teşekkür ederim. Zülfü Livaneli Cumhurbaşkanımızla yirmi beş sene önce girdiği İstanbul Bl. Bşk. yarışında en çok bana iftira atan, çelme takan, ulusalcı Kemalistler başta olmak üzere soldan geldi der. Buna bir de alınıp kaçırılan, beş gün sonra teslim edilen sandıklar, hileler, bu hilelere karşı duyarsız, plansız olan partimin sessizliği de eklenince sonuç hüsran oldu der.
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 07:00
0
sn mutlu bu zihniyetle seri yorum yaparak yazarin emegini anlatimini karikaturunu ve esprisini;) iskalamissiniz yine
Zekiye Demir 29 Haziran 2019 06:19
“Anlaşılıyor ki Türkiye’nin önünde açılan yeni dönemde mücadele laik-dindar gibi klasik kamplar arasında geçmeyecek. Esas kırılma her kesimdeki makul insanlarla eski, tanıdık, bildik kavgaların sürmesini isteyen şahinler arasında olacak.” Umarım her kesimdeki makul insanların sayısı çok çok artar. Sığlık, nobranlık, dar kafalılık ve kutuplaştırıcılık kaybeder.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 10:14
0
çok beklersin. sorun bu memlekette makul olanın mumla aranması. etrafına bak ne dediğimi anlarsın
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 04:47
Takiye suclamasinin gecerli olmasi icin, secim kampanyasinda soylenmemis ve vaat edilmemis seylerin, kamuoyunda tartisma ve destek olmadan gecirilmesi lazim. Henuz boyle bir durum yok. Bazi yazarlar sanki 15 senelik CHP diktatorlugu secmisiz de meclisten yasa gecireceklermis gibi konusuyor. Hala gucun buyuk cogunlugu Akpartide. Verilen yetki 5 senelik belediyecilik. Imamogluna 5 sene bakariz, eger aksine bir sey yaparsa bir daha secmeyiz. Sanki baglilik yemini etmisiz gibi tartismaya gerek yok.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 04:13
ikisinden de birşey olmaz. herkes chp chp diyorda. 17 yıldır akpnin ekmeğine yağ sürmekten başka ne yapmış chp. daha bir sene olmadı gala ezanın türkçe olmasını tartışmaya açalı. chp gizli akplidir. iktidarın gizli ortağıdır. gaz alma için vardır. diyeceksiniz bak ekrem geldi. akpnin işi bitti görevini yaptı şimdi de gidiyor. bop eş başkanı görevini layığıyla yerine getirdi. şimdide kendi eliyle bitiriliyor. aponun mektup rezaleti bunun ispatı. ana okul bebesi bile bunun seçimi kaybettireceğini bilirdi
Bülent 29 Haziran 2019 04:08
Doğrunun tek olduğunu düşünenler yanılıyorlar.
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 03:14
Her iki tarafta da sizi anlayacak insan sayısı-korkarım ki- çok az. Ne acı!
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 01:59
Umuyorum dediginiz gibi olur, ama tarih bazi paranoyaklari biraz hakli cikardi. “Ne Refahlı belediyeler içkiyi yasakladı,...” diyorsunuz mesela, evet yasaklamadi elbette, belediye yasaklayamaz zaten, ama alanini bayagi daraltti, bugun Imamoglu tesislere bira getirecek soylentisi yalanlanmak zorunda hissediliyor. Erdogan da muhafazakar demokratliktan “dava”ya geri dondu. Sahi dava neydi? Umutlanmak isterim, ama 90larda Refahtan korkanlar cok da haksiz degillermis, self-fulfilling prophecy mi? Sanmam.
Kimsecik 29 Haziran 2019 01:23
Çok enteresan bir benzerlik...ne diyeyim, Allah adaletten şaşırtmasın...
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 00:48
Hep muktedirlerin değişme/yanılma hakkı oluyor, zayıfsan değişmeye/yanılmaya hakkın yok:((
KARAR OKURU 30 Haziran 2019 07:04
1
durystce yanildik diyeni linc eden siyasi zihniyetin makaleyi de anlamasi, begenmesi ne kadar ironik... yine yanilmadi ve hakli ciktilar:)
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN