Kimin neyi sattığına dikkat etmek lazım
Birkaç aydır Muhammed Abid el-Cabiri’yle meşgulüm. Onun Arap-İslam aklıyla ilgili çalışmalarını okuyorum. Bu yüzden birçok filozof, kelamcı, nahiv alimi ve mutasavvıfla haşır neşir oldum.
Cabiri’nin çalışmalarıyla ilgili notlarımı pazar günlerini tahsis ettiğim kitap yazılarında yer veriyorum. Yani bugün Cabiri günümüz değil.
Bugün büyük Müslüman düşünür el-Kındi ile ilgilenmek istiyorum.
Bunun için mantıklı bir sebebim var. Yazının akışı içinde anlaşılır.
Kındi, Hicri 2. Asırda Kufe’de doğmuş. (Yaklaşık olarak H. 185, M. 801 civarı.)
Felsefe, tıp, matematik, astronomi, fizik, kimya, müzik gibi birçok bilim dalında eserler vermiş, eski Yunan felsefe ve mantığını Müslüman dünyaya taşımış ilk alimlerden biri.
Kındi’nin adını anarken hiç kimse ‘hazret’ gibi bir saygı ifadesi eklemeye lüzum görmez. (K.S.) gibi kısaltmalar da kullanmaz.
Tarihteki bazı insanları anarken bu ifadeleri, kısaltmaları kullanıyoruz, bazılarını anarken kullanmıyoruz.
Bu tür kullanımların zorunlu olduğunu düşünmüyorum. İsteyen kullansın istemeyen kullanmasın.
Kındi için da kullanılmasın.
Fakat şu kadarı bilinsin:
Kındi’nin Müslümanların ilim ve düşünce hayatına katkıları, haklarında bu tür tabirler kullanılan tarihi ya da tarihi olmayan şahsiyetlerin çoğundan ziyadedir.
Abbasi Halifesi Me’mun ve Mu’tasım dönemlerinde Bağdat’taki Beytü’l Hikme’nin başındaydı.
Beytü’l Hikme, anlaşılacağı gibi Hikmet Evi. Batılı ve doğulu filozofların, ilim adamlarının eserlerinin Arapçaya tercüme edildiği, ilmi çalışmaların yapıldığı müessese. Fihristlerde Kındi’nin irili ufaklı 277 eseri olduğu yazılı. Bu eserlerinden bazıları Latinceye tercüme edilmiş.
Eskilerin felsefesini önemsiyor. “Bizden önce gerçeği araştırmış olan eskileri karalamamamız gerektiğini” söylüyor. “Nereden gelirse gelsin, isterse bize uzak ve yabancı milletlerden gelsin gerçeklikteki güzelliği takdir edip onu benimsemekten utanmamalıyız.” (Cabiri, Arap Aklının Yapısı, s. 529, Mana Yayınları.)
Kındi, döneminde çok eleştirilmiş. Hatta Halife Mütevekkil döneminde saraydan uzaklaştırılmış, kütüphanesine el konulmuş. (El koyma işlerinin de tarihteki yerini bulduk!) Sonradan kendisine komplo kuran Benu Musa kardeşlerin (Onlar da iki Müslüman mucit) çözemediği bir matematik problemini çözerek kütüphanesini geri almış.
Bir Kındi biyografisi vermek niyetinde değilim. İntrnette bol miktarda var. İlgilenenler bakabilir.
Şu anda odaklandığım başka bir şey:
“Kındi, kendi dönemindeki felsefe düşmanlarını cehaletlerinden dolayı felsefeyi önyargılı olarak yanlış yorumlayanları eleştirmekte tereddüt etmez. Onları zeka kıtlığıyla, hayvani nefislerinde haset kirinin yer etmesiyle, elde edemedikleri ve çok uzağında bulundukları insani faziletlere sahip olanları aşağılamalarıyla, bu faziletlere karşı her yönden saldırgan ve zalim olmaları bunu da haksız yere işgal ettikleri makamları korumak için yapmaları ve amaçlarının da iktidar ve din tacirliği olduğu iddiasıyla eleştirir. Halbuki “Kendileri dinden yoksundur. Çünkü bir şeyin ticaretini yapan onu satar, sattığı ise artık kendisinin değildir. Kim din tacirliği yaparsa onun dini yoktur.” (Cabiri, aynı eser.)
Şimdi felsefeden çıkmamız, bugüne gelmemiz gerekiyor.
Cabiri’nin ‘din tacirleri’ hakkında söylediği sözler tutarlı görünüyor.
Bu sözleri başka ticaret türlerine teşmil edebilir miyiz?
Mesela vatan, millet, ahlak, fazilet gibi değerlerin ticaretini yapanlara?
Bu günlerde çok yazılıyor.
Fon yolsuzluğu nasıl oldu?
Kim yaptı?
Kim himaye etti?
Elemanlardan birinin resmini gördüm.
Sokaklarda AK Parti bayrağı asan bir gruptaymış.
Sağ eliyle Rabia işareti yaparak poz vermiş.
Rabia?
Rabiatül Adeviyye değil, bir siyasi sloganın elle gösterilmesi.
“Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet.”
Eleman ‘vatan’ın bir kısmına el koymuş.
‘Millet’in parasını bir şekilde çarpmış.
Bu paraların 200 milyon lirasıyla dört tane araba almış.
‘Mavi vatan’da 34 metrelik lüks teknesini yüzdürüyor.
Vatan, millet, bayrak, devlet diye diye maksadına ulaşmış.
Bir kişi değiller. Hepsi bir yerlere gelmiş.
Demek ki kimin neyi sattığına dikkat etmemiz gerekiyor.
İbret alır mıyız?
