Olsa iyi olurdu...

Ecdat’ menfaat konusunda neler söylemiş bakındım biraz. Ben ‘atasözleri’ diye arama yaptım internette fakat önüme ‘menfaat sözleri’ başlıklı bir sayfa çıktı.

Okudum yukarıdan aşağı. Çoğu basmakalıp. “İnsanları ayıran da birleştiren de hep menfaat davasıdır.” ‘Hep’ değilse bile genellikle öyledir. N’apalım yani?

Arada tek tük kuvvetli cümlelere rastladım. “İyilik eden menfaat beklediği an tefecidir.” Altına Cemil Meriç imzası koymuşlar.

“Dünya menfaatleri için iyilik edenlerin iyilikleri avcının kuşlara yem atması gibidir.” Bu da güzel. Beydeba’nınmış.

Aman şurada duralım. Tam aradığım gibi.

“Uzayda iki farklı noktayı birleştiren şeye doğru parçası denir, dünyada menfaat.”

Bunu tabii ki atalarımız söylememiş. Atalarımız ‘doğru parçası’ demez.

Ben kallavi bir imza beklerken, baktım Türkiye ortalamasına uygun bir isim çıktı. ‘Bahadır Cüneyt Yalçın.’

İlk defa duyuyorum. Kim acaba?

Evet, bir yazar. Kitap ve yazı her zaman değerlidir. Öyleyse adını anayım.

“Eski Karım Uzaya Gidiyor,” “Mütevazı bir intikam” ve “Hey Lunapark.” (April Yayıncılık.) Üçü de roman. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi mizahi roman.

Belki romanlarının hiç olmazsa birini okurum. Şimdilik altında imzası bulunan cümleyle ilgileniyorum.

“Uzayda iki farklı noktayı birleştiren şeye doğru parçası denir, dünyada menfaat.”

Fetö’nün siyasi ayağı konusunda ateşli tartışmalara şahit oluyoruz.

“Sensin siyasi ayak.”

“Hayır sensin.”

“Sen aynaya bak!”

“Sen de aynaya bak.”

“Önce sen yaptın.”

“Sonra da sen yaptın.”

Ekranlardaki tartışmalar daha heyecanlı. Dinleyen açısından değil, dinleyenler bıkmış bile olabilir. Fakat tartışan arkadaşlar heyecanlı.

Var mıdır Fetö’nün siyasi ayağı?

Olabilir.

Fetö, siyasetin içine birtakım tipler yerleştirmiştir.

Belki bir gün bulunur. Ama zannetmiyorum bu tartışmalar bulmak isteyenleri doğru bir sonuca götürsün.

Daha yaygın, daha geçerli olan durum şudur:

Fetö guguk kuşudur, siyasetin hamallığıyla uğraşmaz.

Fetö’nün asıl çalışma yöntemi siyaseti kullanmaktır.

İktidarla iyi geçinir bu arada kendi sinsi ve gizli gündemi için boşluklardan istifade eder.

Boşluk yoksa, boşluk imal eder.

İşi kendisi yapmaktan çok sana iş yaptırıp hasılatı toplamayı sever.

Bakıyorum zamanında kendisini bir kaşık suda boğmak isteyenler dahil herkes bugün hakkını teslim ediyor; Fetö’nün olduğu tarafa göz ucuyla dahi bakmayan bir tek rahmetli Erbakan var.

Fetö kullanır.

Fakat madalyonun öteki yüzü de vardır.

“Uzayda iki farklı noktayı birleştiren şeye doğru parçası denir, dünyada menfaat” cümlesi işte burada devreye giriyor.

Siyaset de onu kullanır.

Kullandı da.

Bu alışveriş ne zamana kadar sürdü?

Muhtemelen Fetö’nün MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ifadeye çağırma cüretini gösterdiği 7 Şubat 2012’ye kadar.

Jetonu geç düşenler için bu ‘milat’ 17-25 Aralık 2012 kumpaslarına kadar uzatıldı.

Sonra ne oldu?

Sonra muhalefet sazı eline aldı.

Fetö’nün kasetleri, tapeleri muhalefetin işine yarayacak malzemeler içeriyordu.

Muhalefet bunları kullanmakta beis görmedi.

Muhalefetin bir kısmı değil, hepsi.

Hukuk, ahlak gibi medeniyet göstergelerini böyle bir fırtınada gözetmenin alemi yoktu.

Birkaç ay öncesine kadar ‘karşı taraf’ olarak gördükleri ‘paralel’ örgütü ‘dost kuvvet’ kapsamına soktular.

Bu ilişki ‘kullanırken kullanılmak’ anlamına da geliyordu; geçmişteki benzer ilişkiler gibi.

Hak edilmemiş, meşruiyeti meşkuk bir menfaatten, bir avantajdan istifade etmemenin fazilet olduğu düşünülebilir.

Böyle bir fazilet, teoride mümkündür.

Muhtemelen bunu yazan kitaplar vardır.

Fazilet üzre yaşayan fertlerin de mevcut olduğu varsayılabilir.

Gerçek hayatta var mıdır böyle bir şey?

Hele hele siyasette var mıdır?

Olsa iyi olurdu.

Fetö her yeri bu kadar ifsad edemezdi.

YORUMLAR (15)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
15 Yorum