Türkiye Esed’le görüşür mü?

Esed nasıl bir adam?

Bu soru on yıl önce sorulsaydı ‘fena değil’ derdim. İyi niyetli bir adama benziyor. Sanki iyi şeyler yapmak istiyor. Fakat Muhaberat onun yapabileceği iyi şeylerden hoşlanmıyor.

Gidip geldikçe gördüğüm Suriye, Hafız Esed’in kaskatı, sopsoğuk Suriyesinden çok daha yaşanılır bir memleketti.

Öyle zannediyorum, birlikte Suriye’ye defalarca gittiğim meslekdaşlarımın kanaati de böyleydi.

Daha önce bahsetmişimdir, Hama katliamını Esed’e ben sordum.

“Hama’da çok kan döküldü, bugün o hadiselere baktığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?”

“O zamanın şartlarında gerçekleşmiş hadiselerdi. Aynı şartlar bugün olsa ben de aynısını yaparım.”

Bu cevabı kendi kulaklarımla işittim.

Fakat kötüye yormadım.

Memlekette Muhaberat var. Babasının mirasını reddedemez. Başka türlü konuşamazdı diye yorumlamaya çalıştım.

Şimdi, “Meğer adam doğruyu söylüyormuş, içinde bir canavar varmış” mı diyeceğim?

Görünüşe bakılırsa öyle ve görünüşe bakmak çoğu zaman yanıltmaz.

Peki eski görünüş ne olacak?

Bana ‘fena değil’ dedirten görünüş?

Şöyle diyebilirim.

Adam iyi işler yapmaya meyyaldi. Fakat, olayların akışı çizgisini Muhaberatla bütünleştirdi. Ve zamanla içinde bir canavar oluştu.

Bu cümle, Esed’in Suriye’de kan dökmesine mazeret teşkil eder mi?

Dökülen kanın sorumluluğunu ondan düşürür mü?

Düşürmez.

Şu anda, babasından daha kanlı bir katildir.

Fakat, gidişat, Esed’in Suriye’deki iç savaştan sonunda galip çıkacağını gösteriyor.

Esed, Türk diplomasisinin, Türk yetkililerin öngöremediği bir şekilde, İran’ı, Rusya’yı devreye sokmayı başardı ve gidişatı lehine çevirdi.

Gele gele, Idlib’e dayandı.

Idlib kritik bölge. Savaş orada düğümlenmiş gibi. Korkuyoruz. Başkaları belki korkmuyordur, ben korkuyorum.

Neyden? Yeni bir katliamdan.

Korktuğumuz başımıza gelse de gelmese de, muhtemelen Idlib’den sonra savaşın sonu görünür.

Bir PYD koridoru kalır geriye. Türkiye zaten o koridora odaklandı.

Tam bu aşamada, Türkiye’nin Esed’le görüşüp görüşmeyeceği, görüşmesinin gerekip gerekmediği çokça konuşulmaya, tartışılmaya başlandı.

“Türkiye Esed’le neden görüşmüyor” sorusu daha sık soruluyor.

Hükümet kanadında sorulmuyor bu soru. Daha çok muhalefet dillendiriyor.

Hükümet, “Biz görüşmüyoruz, ama gerekli durumlarda dolaylı temaslar oluyor” gibi açıklamalar yaptı.

Türkiye’nin, iç savaşın başladığı günlerden itibaren izlediği politika bu tabir caizse kızgın duruşu zorunlu kılıyor.

Peki ne olacak sonunda?

Suriye rejimiyle veya Esed’le Türkiye görüşecek mi?

Bu sorunun cevabı, iç savaştan sonra Suriye’nin nasıl bir şekil alacağıyla çok ilgili.

Türkiye, zaman zaman “Esed’siz çözüm” ifadesini telaffuz etti.

Eğer Suriye iç savaşı Esed’in ekarte edileceği bir çözümle sonlanırsa yeni oluşacak rejimle temas kurmak çok büyük bir çelişki teşkil etmez.

Cenevre ve Astana görüşmelerinde Esed’siz Suriye tezi zayıfladı, yok olmaya yüz tuttu.

Dolayısıyla Esed’siz Suriye çok çok zayıf bir ihtimal.

Eeee? Ne yapacağız o zaman?

Ben olsam görüşmem.

Görüşemem.

Dökülen onca masumun kanını, milyonlarca insanın yerlerinden yurtlarından edilişini unutup Esed’le el sıkışamam.

Bunu söylerken, Türkiye’nin Suriye meselesindeki siyasi hatalarını, noksanlarını, aceleciliğini hatta beceriksizliğini göz ardı etmiyorum.

Buna rağmen görüşemem.

Devlet ne yapar acaba?

Zannediyorum bir süre mesafesini korur.

Yaklaşmaz o tarafa, surat asar.

Fakat Suriye çok yakınımızda. Kıyamete kadar surat asamazsınız.

Şu anda bile Suriye’yle ithalat ihracat işlerimiz var. TÜİK’in rakamlarına göre 2018’de 1 milyar 346 milyon dolarlık ihracat yapmışız.

Yani?

Devletler ve tüccarlar bir yolunu bulur, başlarının çaresine bakarlar.

Olan garibanlara olur.

Bombalanan annelere, babalara, çocuklara... Aylan-ı Kürdi’lere.

YORUMLAR (26)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
26 Yorum