70’inden sonra şöhret

Türkiye’de funk müziğin öncülerinden Mustafa Özkent, ‘Funk Anatolian’ albümüyle dinleyici karşısına çıktı. Özkent, funk müziği Türk filmlerine benzeterek “60-70’lerde ‘Türk filmine cahil avam tabaka gider’ zihniyeti vardı. Aynı şey bizim müziğimize de yansıdı. Yabancı hayranlığı nedeniyle ilgi göremezdik. İlk plağım İngiltere’de çıktıktan sonra ünlü oldum” dedi.

IŞIL ÇALIŞKAN/İSTANBUL

Anadolu Popu’nun Dr. Frankenstein’i olarak bilinen müzisyen Mustafa Özkent, ‘Funk Anatolian’ isimli enstrümantal bir albüm çıkardı. Farklı yörelerin müziklerinden derlenen albümde toplam 10 parça var. Özkent albümde roman, misket, çiftetelliyi de funk tarzında yorumluyor. Ve yeni albümünün Türkiye’de de gereken ilgiyi görmesini umuyor. Zira 1973’te ‘Gençlik ile Elele’ albümünü çıkaran Özkent, Türkiye’de değil İngiltere’de ünlendi. Finders Keepers Record’un 2006’da yayınladığı albüm; Michael Jackson, Herbie Hancock, George Benson, Chick Corea gibi isimlerinkiyle ‘en iyi albüm’ listelerine girdi, parçaları film müziklerinde kullanıldı. Özkent ile 70’inden sonra yakaladığı ününü ve yarım asırlık müzik serüvenini konuştuk.

Size ‘Anadolu Pop’unun Dr. Frankenstein’ı’ diyorlar. Bu lakap nereden geliyor?

2006’da Finders Keepers’dan plak çıktığı zaman İngiltere’nin ünlü DJ’i Andy Votel basına ‘Bu o kadar güzel ve olağanüstü bir sentez olmuş ki, Dr. Frankenstein nasıl bir şey yarattıysa Mustafa Özkent de müzikal anlamda böyle bir şey hazırlamış. Ben buna ancak Anadolu Pop’un Dr. Frankenstein’ı diyebilirim’ demiş. Bu lakap üzerime yapıştı.

‘Gençlik ile Elele’ albümünü 1973’te yaptınız ve 2006’da İngiltere’de tekrar yayınlanması için teklifi aldınız. Nasıl oldu bu?

1973’ten itibaren değişik tarzlarda 15 enstrümantal albüm yaptım. Ama bu tarzda ‘Gençlik ile Elele’ ve son albümüm ‘Funk Anatolian’ var. İngiltere’den teklif gelince Unkapanı’ndan aradılar ‘Ya hocam İngiltere’den bir firma seni arıyor o maymunlu plağı (kapağında maymun resmi var) çıkarmak için’. Ben de ‘Ne alaka 40 yıl olmuş, kime ne faydası var?’ dedim. Meğer albüm internete düşmüş ve tüm dünyada listelere girmeye başlamış. Sözleşmeyi yaptık, 2006’da plak yeniden çıktı.

O dönem Türkiye’de albümün kıymeti bilinmiyordu değil mi?

Maalesef o dönem ülkemizde değeri pek bilinmedi. Bu plaklar benim diğer sanatçılara yaptığım albümlerin yanında devede kulak kalır. Muazzez Abacı, Yıldırım Gürses, Muazzez Ersoy, Nükhet Duru, Neco’nun da aralarında bulunduğu yüzlerce sanatçının albümünün aranjörlüğünü, müzik yönetmenliğini üstlendim. Enstrümantal albümlerim ise renk olsun diye çıkarıldı. 1973’te plak çıktığında albümün adını ‘Gençlik için el ele’ koyduk ama gençlik ile el ele olamadık maalesef.

Peki yurtdışı etkisinin yanı sıra dönemin ne kadar etkisi var bunda? Eskiden müzikte söz önemliyken artık gençler Türkiye’de enstrümantal müzik de dinliyor. Daha yeniliğe açık gibi. Ne dersiniz?

Dönemin biraz etkisi var. Eskiye oranla daha iyi ama yine de olması gerektiği gibi değil. 60-70’lerde Türk filmine cahil avam tabaka gider zihniyeti vardı. Aynı şey müziğe de yansırdı. Hep yabancı müzikler, dünya starları dinlenirdi. Yabancı hayranlığı nedeniyle bizler istediğimiz ilgiyi pek göremezdik. Bu plak ancak 2006’da İngiltere de çıktıktan sonra Türkiye’de ilgi görmeye başladı. 70’imden sonra ünlü olduk anlayacağınız.

‘Funk Anatolian’ın temelleri nasıl ve ne zaman atıldı?

Geçen yıl Kadıköy Moda’da Plak Günleri yapıldığı sırada Hammer Müzik’ten Haluk Ataklı aradı plak imzalamak için, ben biraz geç gittim, baktım 15-20 kişi bekliyor sırada. Bizim standda plaklar bitti. Diğer standlardan plaklar toplandı onları da imzaladık. Haluk Bey ‘Bu kadar ilgi varken neden yeni albüm yapmıyorsunuz, ben finansını karşılarım siz bana bütçe çıkarın’ dedi. O koydu taşın altına elini. 2017 mayıs ayında Lyon Festivali’ne gitmeden bir hafta önce albümü Brüksel’de kaydettik.

Itri ile Dede Efendi’yi sevmemek mümkün mü?

Yaptığınız albümlerin hepsi farklı tarzda. Nasıl hakim olabildiniz?

Ben müzikte tarz seçmem. Temelim klasik batı ve cazdır. İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda 2 yıl gitar çaldım ve o orkestraya aranjmanlar yaptım. Ama kendi öz müziğimi de çok severim. Türkülerimizi, Itri’yi, Dede Efendi’yi sevmemek mümkün mü?

Müzik eğitiminizi yurt dışında almışsınız. Neden Türkiye’yi tercih etmediniz?

Ben 70’lerde aranjörlük, armoni, kompozisyon bilgilerimi Berklee School’dan getirttiğim kitaplarla edindim. 1975’te Brüksel Müzik Akademisi’nde piyano ve solfej eğitimi gördüm. 1970-75 arası stüdyo orkestrası olarak Türkiye’de çalmadığımız albüm kalmıyordu. Zaten ilk albümün yarım günde kaydedilip bu kadar başarı kazanmasının nedeni de stüdyolarda sürekli çalan grup olmamızdır. Benim 30’umdan sonra Brüksel Müzik Akademisi’ne gidiş nedenim ise aslında orada her yaşta öğrencinin eğitim görebilmesi.

Şimdi türküler orijinaline yakın

Albümlerinizde türküleri önemsemenizin sebebi nedir?

Albümlerimde türküleri önemsememin sebebi yurt dışına kendi öz müziklerimizle açılma arzusu. Birinci albümde türkülerin orijinal melodilerine çok sadık kalmadan kısa pasajlar kullandım, yurtd ışına dönük olması nedeniyle. Fakat ‘Funk Anatolian’ albümünde türküleri orijinaline daha yakın ve daha uzun çalarak yaptım. Ayrıca son 20 yıldır Batı’nın dünya müziklerine yönelmeye başlamaları da önem kazandı.

Albümde misket, kasap, çiftetelli, Roman şarkıları var. Farklı yörelerden oluşan konsept nasıl ortaya çıktı?

Benim en büyük avantajım aranjörlük yapmam. Sadece gitar çalan biri olsaydım bu konsept çıkmazdı. Bu albümü Brüksel’de dört günde yaptık. Repertuvarı hazırlarken parçaların her yöreden olmasına dikkat ettim. Birinci albümden çok fazla dışarı çıkmamaya çalıştık. Tamamen dışına çıksaydık o da yanlış olurdu. O tarzın daha iyisini ve daha çok yönlü olmasına çalıştım.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

Hayat Haberleri