Bozdağ: Korsan tahliye girişimi Anayasa’ya aykırı

Adalet eski Bakanı Bekir Bozdağ 'korsan tahliye' girişimiyle ilgili KARAR.COM yazarı Elif Çakır'a konuştu. Bozdağ, iki hakimin girişiminin Anayasa'ya aykırı olduğunu dile getirdi.

Eski Adalet Bakanı Bozdağ, İstanbul 29 ve 32. Asliye Ceza Mahkemeleri’nin paralel yapı soruşturmalarında tutuklanan şüphelileri korsan kararlarla tahliye etme girişimini Karar.com’a değerlendirdi.

Soruşturma aşamasında kişi hürriyetlerini garanti altına alabilmek amacıyla sulh ceza mahkemelerinin yerine sulh ceza hakimliklerinin kurulduğunu hatırlatan Bozdağ  şöyle konuştu:

Sulh ceza, soruşturma aşamasında yetkilidir

Yakalama emri, tutuklama, adli kontrol, arama ve el koyma kararlarını vermeden önce bu konulardaki taleplerin gerektiği ölçüde hassas ve dikkatli incelenebilmesi; verilen kararlarla ilgili sağlıklı, yeterli ve kanuna uygun gerekçe yazılabilmesi; koruma tedbirleri konusunda uzmanlaşma sağlanması maksadıyla sulh ceza mahkemeleri kaldırılarak yerine sulh ceza hakimliği kurulmuştur. (18/06/2014 Tarihli ve 6545 Sayılı Kanunla). Sulh ceza hakimliği; yalnızca soruşturma aşamasında yakalama, tutuklama ve adli kontrol gibi sadece hakim kararı gerektiren hususlarda yetkili ve görevlidir. Bunun dışında bir yetki ve görevi yoktur. Kovuşturma konusunda yetkili ve görevli değildir; kovuşturma yapmaz/yapamaz. Kovuşturma yetki ve görevi, kanunla asliye ceza mahkemelerine devredilmiştir.”

Bozdağ, Asliye ceza mahkemelerinin ise, kovuşturma aşamasında yetkili ve görevli olduğunu, soruşturma evresine dair hiç bir yetkisi ve görevi bulunmadığını belirtti.

Asliye ceza kendi davasından karar verebilir

Bozdağ, “Asliye ceza mahkemeleri, kendisinde bir dava açılması halinde ancak tutukluluğa ilişkin karar verebilir. Soruşturma aşamasında bir şüphelinin tutuklanmasına, tutuklu şüphelinin tahliyesine ya da tutukluluk kararına itiraza dair talepleri, asliye ceza mahkemeleri görüşemez ve karara bağlayamaz. Kanun; sulh ceza hâkimliklerinin kararlarına yapılan itirazların, yine bu hakimlikler nezdinde bir sonuca bağlanmasını emreder. Asliye ceza mahkemelerinin, sulh ceza mahkemesinin verdiği hiçbir kararı (tutuklama kararları dahil) itirazen inceleme ve karara bağlama yetki ve görevi de yoktur” diye konuştu.

‘Özgürlük Hakimliği’ne paralel saldırı var

Sulh ceza hakimliğinin batıdaki karşılığının, “Özgürlük Hakimi” olduğunu anlatan Bozdağ, “Sulh ceza hakimliği, kurulduğu günden bugüne paralel bir karalama operasyonuna tabi tutulmuştur. Bu karalama kampanyası, halen sürdürülmektedir. Herkesin bu karalama ve itibarsızlaştırma kampanyasını sürdürenleri yakından tanımasında fayda vardır” dedi.

Kanunda soruşturma aşaması kapsam dışı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 22 ve devamı maddelerinde hâkimin davaya bakamayacağı haller ve reddi sebepleri ayrıntılı olarak düzenlendiğini söyleyen eski Adalet Bakanı Bozdağ, “Madde başlıklarında ve Kanunun 24 üncü maddesindeki hâkimin davaya bakamayacağı haller ifadesinde söz konusu istemler ve durumlar hakkındaki hükümlerin görülmekte olan bir dava ve işler ile ilgili olduğu, soruşturma aşamasını kapsadığına ilişkin bir hüküm bulunmadığı açıktır” tespitinde bulundu.

Bozdağ şöyle konuştu:

“5271 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinde ret isteminin hâkimin mensubu olduğu mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılacağı ve reddi istenen hâkimin ise ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildireceği düzenlenmiştir. Bu hükümler, söz konusu düzenlemelerin yargılama yapmakla görevli mahkemelere ilişkin olduğu, soruşturma aşamasını ve 6545 sayılı Kanunla kurulan sulh ceza hâkimliklerini kapsamadığı sonucunu ortaya koymaktadır.”

Sulh cezanın yetkisi zımnen ilga oldu

“6545 sayılı Kanunun 83 üncü maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen atıf maddesiyle sulh ceza mahkemeleri sadece soruşturmaya ilişkin karar ve işlemler yönünden sulh ceza hâkimliklerine dönüştürülmüştür. 5271 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sulh ceza hâkimine ilişkin hükmün 6545 sayılı Kanundan önce yargılama görevi yapan sulh ceza mahkemeleri bakımından geçerli olduğunun, yeni kurulan sulh ceza hâkimliklerini kapsamadığının ve bu hükmün zımnen ilga olduğunun kabulü zorunludur.”

“Ayrıca, 5271 sayılı Kanun uygulamasında tarafsızlığından şüphe edilen durumlarda hâkimler için reddedilebilme durumu söz konusu ise de, sulh ceza hâkimliklerinin toplu şekilde reddedilmesi mümkün değildir. Bu anlamda bir mahkemenin veya hâkimliğin tamamen reddedilmesi imkanı bulunmamaktadır. Kanunun verdiği yetki, red nedeninin bulunduğu durumlarda bir hâkimin veya heyet halinde görev yapan mahkemelere ilişkin olarak birden çok hâkimin reddedilebilmesidir. Ancak mahkemede görev yapan hâkimler bakımından hepsi için ya da tek tek reddi mümkün kılan nedenler varsa, ancak bu durumda onların reddi yoluna gidilebilir.”

29. Asliye Anayasa’yı yok saymıştır

“Asliye Ceza Mahkemesi’nin, sulh ceza hâkimlerinin reddi talebini inceleyip karara bağlama yetki ve görevi kanunen yoktur. Buna rağmen İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi, anayasa ve yasanın vermediği yetki ve görevi, durumdan vazife çıkararak anayasa ve yasaya rağmen bizatihi kendisi ihdas etmiştir. Bu, açıkça anayasa ve yasanın hem ihlalidir hem de yok sayılmasıdır.”

Sulh ceza değil, asliye ceza hukuku çiğnedi

“Kaldı ki bir an aksi doğru kabul edilse dahi mahkeme; reddedilen hakimlerin görüşünü alıp, dosyadaki delilleri de tetkik ettikten sonra karar vermek zorundadır. Hukuk devletinde bir mahkeme, dosyayı incelemeden karar veremez. Oysa ki İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, dosyadaki hiçbir delili görmeden ve tetkik etmeden, dahası dosyayı dahi görmeden; sadece kendisine sunulan belgeler üzerinden –bu belgelerin doğruluğunu da araştırmadan- sulh ceza hakimlerinin tarafsızlığını yitirdiğine karar vermiştir. Burada tarafsızlığını yitiren biri varsa, anayasa ve yasaları hiçe sayan, dosyaları incelemeksizin ezbere karar veren İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimidir.”

Yargı eliyle işlenmiş hukuk katliamı

“Kanuna göre bütün asliye ceza mahkemelerinin olduğu gibi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin de soruşturma evresine dair hiçbir yetki ve görevi yoktur. Buna rağmen İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, sadece yetkisi ve görevi olmadığı bir konuyu karara bağlamakla yetinmemiş; ayrıca dosyadaki hiçbir delili incelemeden ve hatta şüpheliler hakkındaki dosyayı görmeden tahliye kararı vermiştir.”

“İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza Mahkemelerinin verdiği haksız ve hukuksuz kararlarını, itiraz veya temyizle kendi içinde düzeltilebilecek bir yargı faaliyeti gibi göremeyiz. Ortada bir yargı faaliyeti değil, yargı eliyle işlenmiş bir hukuk katliamı vardır. Anayasa ve yasalar yok sayılarak verilmiş kararlarla, bazı şüpheli tutukluların cezaevinden yargı eliyle çıkarılma operasyonu yapıldığı; olayların seyrinden, hakimlerin anayasa ve yasaları tanımaz tavrından, dosyaları incelemeden ve sunulan evrakın sıhhatini araştırma gereği bile duymadan karar vermesinden, kararın zamanlamasından anlaşılmaktadır. Yapılan, bir yargısal faaliyetent ziyade planlı, bilerek ve istenerek işlenmiş bir suç niteliği taşımaktadır.”

Kadastro mahkemesinin tahliye kararından farksız

“Kadastro Mahkemesi, bir kişinin hapsine ya da tutuklu birinin tahliyesine karar verse, bu karar hukuken bir değer ifade eder mi? Elbette bu karar, hukuki bir değer ifade etmez, yok hükmünde kabul edilir ve de uygulanmaz. Kanunen yetkisiz ve görevsiz İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza Mahkemelerinin verdikleri kararlar da bunun gibidir, hukuki bir değeri yoktur, yok hükmündedir. Yok hükmünde olan bir karar da uygulanmaz.”

Dünya ilk defa böyle bir karar gördü

“Türkiye, bilmiyorum belki de dünya ilk defa, dosyayı incelemeden karar veren hakimleri gördü. Hukukçular, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri velhasılı hepimiz, anayasa ve yasaları tanımayan, yetkisi ve görevi olmadığı bir konuda kendini yetkili ve görevli gören, dosyaları incelemeden dahası dosyaları görmeden karar veren, kısaca hukuku katleden bu hakimlere ve bu hukuk cinayetlerini savunanlara karşı sesimizi yükseltmeliyiz.”

Eski Adalet Bakanı Bozdağ, İstanbul 29 ve 32. Asliye Ceza Mahkemeleri’nin paralel yapı soruşturmalarında tutuklanan şüphelileri korsan kararlarla tahliye etme girişimini Karar.com’a değerlendirdi.

Soruşturma aşamasında kişi hürriyetlerini garanti altına alabilmek amacıyla sulh ceza mahkemelerinin yerine sulh ceza hakimliklerinin kurulduğunu hatırlatan Bozdağ  şöyle konuştu:

Sulh ceza, soruşturma aşamasında yetkilidir

Yakalama emri, tutuklama, adli kontrol, arama ve el koyma kararlarını vermeden önce bu konulardaki taleplerin gerektiği ölçüde hassas ve dikkatli incelenebilmesi; verilen kararlarla ilgili sağlıklı, yeterli ve kanuna uygun gerekçe yazılabilmesi; koruma tedbirleri konusunda uzmanlaşma sağlanması maksadıyla sulh ceza mahkemeleri kaldırılarak yerine sulh ceza hakimliği kurulmuştur. (18/06/2014 Tarihli ve 6545 Sayılı Kanunla). Sulh ceza hakimliği; yalnızca soruşturma aşamasında yakalama, tutuklama ve adli kontrol gibi sadece hakim kararı gerektiren hususlarda yetkili ve görevlidir. Bunun dışında bir yetki ve görevi yoktur. Kovuşturma konusunda yetkili ve görevli değildir; kovuşturma yapmaz/yapamaz. Kovuşturma yetki ve görevi, kanunla asliye ceza mahkemelerine devredilmiştir.”

Bozdağ, Asliye ceza mahkemelerinin ise, kovuşturma aşamasında yetkili ve görevli olduğunu, soruşturma evresine dair hiç bir yetkisi ve görevi bulunmadığını belirtti.

Asliye ceza kendi davasından karar verebilir

Bozdağ, “Asliye ceza mahkemeleri, kendisinde bir dava açılması halinde ancak tutukluluğa ilişkin karar verebilir. Soruşturma aşamasında bir şüphelinin tutuklanmasına, tutuklu şüphelinin tahliyesine ya da tutukluluk kararına itiraza dair talepleri, asliye ceza mahkemeleri görüşemez ve karara bağlayamaz. Kanun; sulh ceza hâkimliklerinin kararlarına yapılan itirazların, yine bu hakimlikler nezdinde bir sonuca bağlanmasını emreder. Asliye ceza mahkemelerinin, sulh ceza mahkemesinin verdiği hiçbir kararı (tutuklama kararları dahil) itirazen inceleme ve karara bağlama yetki ve görevi de yoktur” diye konuştu.

‘Özgürlük Hakimliği’ne paralel saldırı var

Sulh ceza hakimliğinin batıdaki karşılığının, “Özgürlük Hakimi” olduğunu anlatan Bozdağ, “Sulh ceza hakimliği, kurulduğu günden bugüne paralel bir karalama operasyonuna tabi tutulmuştur. Bu karalama kampanyası, halen sürdürülmektedir. Herkesin bu karalama ve itibarsızlaştırma kampanyasını sürdürenleri yakından tanımasında fayda vardır” dedi.

Kanunda soruşturma aşaması kapsam dışı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 22 ve devamı maddelerinde hâkimin davaya bakamayacağı haller ve reddi sebepleri ayrıntılı olarak düzenlendiğini söyleyen eski Adalet Bakanı Bozdağ, “Madde başlıklarında ve Kanunun 24 üncü maddesindeki hâkimin davaya bakamayacağı haller ifadesinde söz konusu istemler ve durumlar hakkındaki hükümlerin görülmekte olan bir dava ve işler ile ilgili olduğu, soruşturma aşamasını kapsadığına ilişkin bir hüküm bulunmadığı açıktır” tespitinde bulundu.

Bozdağ şöyle konuştu:

“5271 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinde ret isteminin hâkimin mensubu olduğu mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılacağı ve reddi istenen hâkimin ise ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildireceği düzenlenmiştir. Bu hükümler, söz konusu düzenlemelerin yargılama yapmakla görevli mahkemelere ilişkin olduğu, soruşturma aşamasını ve 6545 sayılı Kanunla kurulan sulh ceza hâkimliklerini kapsamadığı sonucunu ortaya koymaktadır.”

Sulh cezanın yetkisi zımnen ilga oldu

“6545 sayılı Kanunun 83 üncü maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen atıf maddesiyle sulh ceza mahkemeleri sadece soruşturmaya ilişkin karar ve işlemler yönünden sulh ceza hâkimliklerine dönüştürülmüştür. 5271 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sulh ceza hâkimine ilişkin hükmün 6545 sayılı Kanundan önce yargılama görevi yapan sulh ceza mahkemeleri bakımından geçerli olduğunun, yeni kurulan sulh ceza hâkimliklerini kapsamadığının ve bu hükmün zımnen ilga olduğunun kabulü zorunludur.”

“Ayrıca, 5271 sayılı Kanun uygulamasında tarafsızlığından şüphe edilen durumlarda hâkimler için reddedilebilme durumu söz konusu ise de, sulh ceza hâkimliklerinin toplu şekilde reddedilmesi mümkün değildir. Bu anlamda bir mahkemenin veya hâkimliğin tamamen reddedilmesi imkanı bulunmamaktadır. Kanunun verdiği yetki, red nedeninin bulunduğu durumlarda bir hâkimin veya heyet halinde görev yapan mahkemelere ilişkin olarak birden çok hâkimin reddedilebilmesidir. Ancak mahkemede görev yapan hâkimler bakımından hepsi için ya da tek tek reddi mümkün kılan nedenler varsa, ancak bu durumda onların reddi yoluna gidilebilir.”

29. Asliye Anayasa’yı yok saymıştır

“Asliye Ceza Mahkemesi’nin, sulh ceza hâkimlerinin reddi talebini inceleyip karara bağlama yetki ve görevi kanunen yoktur. Buna rağmen İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi, anayasa ve yasanın vermediği yetki ve görevi, durumdan vazife çıkararak anayasa ve yasaya rağmen bizatihi kendisi ihdas etmiştir. Bu, açıkça anayasa ve yasanın hem ihlalidir hem de yok sayılmasıdır.”

Sulh ceza değil, asliye ceza hukuku çiğnedi

“Kaldı ki bir an aksi doğru kabul edilse dahi mahkeme; reddedilen hakimlerin görüşünü alıp, dosyadaki delilleri de tetkik ettikten sonra karar vermek zorundadır. Hukuk devletinde bir mahkeme, dosyayı incelemeden karar veremez. Oysa ki İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, dosyadaki hiçbir delili görmeden ve tetkik etmeden, dahası dosyayı dahi görmeden; sadece kendisine sunulan belgeler üzerinden –bu belgelerin doğruluğunu da araştırmadan- sulh ceza hakimlerinin tarafsızlığını yitirdiğine karar vermiştir. Burada tarafsızlığını yitiren biri varsa, anayasa ve yasaları hiçe sayan, dosyaları incelemeksizin ezbere karar veren İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimidir.”

Yargı eliyle işlenmiş hukuk katliamı

“Kanuna göre bütün asliye ceza mahkemelerinin olduğu gibi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin de soruşturma evresine dair hiçbir yetki ve görevi yoktur. Buna rağmen İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, sadece yetkisi ve görevi olmadığı bir konuyu karara bağlamakla yetinmemiş; ayrıca dosyadaki hiçbir delili incelemeden ve hatta şüpheliler hakkındaki dosyayı görmeden tahliye kararı vermiştir.”

“İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza Mahkemelerinin verdiği haksız ve hukuksuz kararlarını, itiraz veya temyizle kendi içinde düzeltilebilecek bir yargı faaliyeti gibi göremeyiz. Ortada bir yargı faaliyeti değil, yargı eliyle işlenmiş bir hukuk katliamı vardır. Anayasa ve yasalar yok sayılarak verilmiş kararlarla, bazı şüpheli tutukluların cezaevinden yargı eliyle çıkarılma operasyonu yapıldığı; olayların seyrinden, hakimlerin anayasa ve yasaları tanımaz tavrından, dosyaları incelemeden ve sunulan evrakın sıhhatini araştırma gereği bile duymadan karar vermesinden, kararın zamanlamasından anlaşılmaktadır. Yapılan, bir yargısal faaliyetent ziyade planlı, bilerek ve istenerek işlenmiş bir suç niteliği taşımaktadır.”

Kadastro mahkemesinin tahliye kararından farksız

“Kadastro Mahkemesi, bir kişinin hapsine ya da tutuklu birinin tahliyesine karar verse, bu karar hukuken bir değer ifade eder mi? Elbette bu karar, hukuki bir değer ifade etmez, yok hükmünde kabul edilir ve de uygulanmaz. Kanunen yetkisiz ve görevsiz İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza Mahkemelerinin verdikleri kararlar da bunun gibidir, hukuki bir değeri yoktur, yok hükmündedir. Yok hükmünde olan bir karar da uygulanmaz.”

Dünya ilk defa böyle bir karar gördü

“Türkiye, bilmiyorum belki de dünya ilk defa, dosyayı incelemeden karar veren hakimleri gördü. Hukukçular, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri velhasılı hepimiz, anayasa ve yasaları tanımayan, yetkisi ve görevi olmadığı bir konuda kendini yetkili ve görevli gören, dosyaları incelemeden dahası dosyaları görmeden karar veren, kısaca hukuku katleden bu hakimlere ve bu hukuk cinayetlerini savunanlara karşı sesimizi yükseltmeliyiz.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

Borsa güne yatay başladı
Arınç: Gözü karalığın bu kadarına pes denir!
HSYK: Yargı böyle bir kaos yaşamadı

Güncel Haberleri