Bu 8 Mart milat olsun

‘Kadına bakış’ karnemiz 8 Mart yaklaşırken yine kırıklarla dolu. Geçen yıl 408 kadının öldürüldüğü Türkiye’de son iki ayda 75 kadın katledildi. Bu karanlık tablo, mahkemelerin zaman zaman attığı skandal kararlarla daha da vahim boyuta geldi. Kadına karşı şiddet çalışmaları Hükümet’in gündemindeyken uzmanlar da şu önerilerde bulundu: “Sadece cezaları artırmak olmaz. Kadını koruyamayan da cezalandırılsın.”

HABER MERKEZİ / İSTANBUL

Dünya ve Türkiye ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü (kutlamaya!) hazırlanırken, sistematik hale gelen kadın cinayetlerine her gün bir yenisi ekleniyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, Türkiye’de geçen yıl 408 kadın katledildi. Bu cinayetlerin çoğu, kadın ya devlet koruması altındayken ya da boşanma davası devam ederken işlendi. Kocaları veya erkek arkadaşları tarafından öldürülen kadınların oranı 2018’de de ciddi boyutlara ulaştı. Ocak’ta 28 kadın, Şubat’ta ise 47 kadın cinayete kurban gitti. Bu korkunç tablo, mahkeme aşamasında verilen kararlarla zaman zaman vahimleşti de. Özellikle ‘iyi hal’ ya da ‘haksız tahrik’ indirimleri büyük tartışma yarattı. Son olarak 1 Mart’ta İstanbul Ümraniye’de ayrı yaşadığı eşini bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan Hakan Kadakal’a ‘eşi kasten öldürme’ suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ‘haksız tahrik’ ve ‘iyi hal’ indirimleri uygulanarak 20 yıla düşürüldü. Hükümet ise hem cinayetlere hem de mahkemelerdeki skandal uygulamalara neşter vuracak yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Kadın cinayetlerinde ve çocuk istismarı suçlarında ‘iyi hal kaldırılsın’ talebini üzerine başlatılan çalışmalara önerilerde bulunan uzmanlar “Kadın ve çocuğa şiddetle mücadele etmesi gerekenler samimi değil. Yasaları uygulamamak için direnen kolluk ve yargı kesimi var” dedi.

GÖREVLİLERE DE YAPTIRIM UYGULANMALI

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Kurucusu Avukat Türkay Asma: “Öncelikle yasaları uygulamamak için direnen kolluk ve yargı kesimi var. İkinci olarak kadın ve çocuğa şiddetle mücadele etmesi gerekenler -hiçbir şekilde- samimi değil, ‘mış’ gibi yapmak alışkanlığındalar. Aynı zamanda zihniyet bozukluğu söz konusu. Kadın dövülür de sevilir de anlayışı hakim. Sadece çağa ayak uydurmak, aydınlara mesaj vermek için dövülmemesi veya korunması için bir şeyler yapılıyormuş gibi davranılıyor. Üçüncü olarak yasal boyutunda da eksiklikler var. Yasalarımız cezalandırmıyor, sadece bir daha ‘yapma’ diyor. Sadece cezaları artırmakla olmaz aynı zamanda koruyamayanı da cezalandırmamız gerekiyor. Görevini yapmayan vali, kaymakam, hakim, savcı, kolluk gücü, doktor kim olursa olsun cezalandırılması gerekiyor.”

CİNSİYETÇİ ZİHNİYETE KET VURULMALI

Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Avukat Sema Kendirci: “Eşitlik sağlanamadığı sürece şiddetin önlenmesi mümkün değil. Biz, bu anlamda uluslararası sözleşmelere imza attık. Örneğin, İstanbul Sözleşmesi bunu öngörüyor. Eşitliği sağlayamazsanız nüfusun bir yarısının, diğer yarısına uyguladığı şiddeti önleyemezsiniz. Yasalarımız bazı eksikliklerine rağmen gayet iyi. Ancak uygulanmalar izlenmeli ve mutlaka denetlenmeli. Uygulayıcılarda da sorun var ancak bundan yalnızca hakim ve savcılar anlaşılmamalı. Kadına şiddet konusuyla görevli olan, bu yasaların uygulanmasından sorumlu bütün kamu kurum ve kuruluşları izlenmeli ve denetlenmeli. Üçüncüsü, kadını ikinci sınıf gören zihniyetin gelişmesine ve yeşermesine izin vermemeli. Yaptırım görmedikleri sürece de kadına yönelik bakışlarındaki algı mekanizmalarını ilerletip küstahlaşıyorlar.”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HAYATA GEÇİRİLSİN

Eşitlik İzleme Kadın Grubu Kurucusu Avukat Hülya Gülbahar: Kadınlara karşı şiddet fiziksel güçten değil ekonomik- toplumsal eşitsizliklerden kaynaklanıyor. Çözüm de hayatın her alanında eşitliği sağlamaktan geçer. Eşitsizliği artırdığınız sürece şiddeti de körüklersiniz. Şiddetle mücadelede yapılması gereken ilk şey, her alanda kadın erkek eşitliğini hayata geçirecek bir devlet politikasına sahip olunmalı. İkinci önemli konu şiddetle mücadele eden bağımsız kadın örgütleri desteklenmeli, ekonomik ve kadrosal olarak güçlendirilmeli. Üçüncü konu 7/24 hizmet verecek Alo Şiddet Hattı’nın kurulmalı, ülke çapında kadınların kolayca ulaşabilecekleri sığınaklar/danışma merkezlerinin ağı oluşturulmalı. Şiddetle mücadele için farklı formül arayışlarına gerek yok. İstanbul Sözleşmesi’nin bir an önce hayata geçirilmesi yeterli olacaktır.”

‘İYİ HALİ KALDIRIN’ TALEBİ SOKAKLARA TAŞTI

Sakarya’daki sivil toplum kuruluşları, çocuk istismarına dikkati çekmek amacıyla dün yürüyüş düzenledi. Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi öncülüğünde çeşitli sivil toplum kuruluşları üyeleri ‘Çocuk istismarına dur de’ sloganıyla düzenlediği yürüyüş için Adapazarı ilçesindeki Yeni Camii önünde toplandı. Ellerinde ‘Çocuk da susmasın sen de susma’, ‘Çocuk hayattır dokunma’, ‘İstismar toplumsal utançtır’, ‘İstismara hayır’ ve ‘Sessiz kalma suça ortak olma’ dövizleri taşıyan katılımcılar sloganlar attı. Adapazarı Kültür Merkezi’ne yürüyen grup, burada çocuk istismarını önlemek amacıyla hazırladıkları önerileri TBMM’ye sunmak için imza kampanyası başlattı.   

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

8 Mart Dünya Kadınlar Günü neden kutlanır | İşte 8 Mart'ın hikayesi
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde okul öncesi etkinlikleri | Okul öncesi 8 Mart etkinliklerinden örnek

Güncel Haberleri