Özel'den iktidara çağrı: Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür

CHP lideri Özel, Pendik’te düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde, İmamoğlu ve tutuklu belediye yöneticilerine ilişkin yargı süreçlerini gündeme taşıdı. Gerilimin düşmesi için çağrıda bulunan Özel, “Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür” diyerek, duruşmaların canlı yayınlanmasını ve sürecin kamuoyu önünde yürütülmesini istedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından her hafta düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin İstanbul’daki bu haftaki durağı Pendik oldu. Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hem iktidarın ekonomi politikalarına hem de muhalefete yönelik yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özellikle İmamoğlu ve arkadaşlarına yönelik soruşturmalar ile tutuklamaların Türkiye’nin gündemini kilitlediğini savunan Özel, mevcut tablonun toplumsal gerilimi büyüttüğünü söyledi. Bu çerçevede “Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür” mesajını veren Özel, arkadaşlarına güvendiklerini belirterek davaların şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Duruşmaların canlı yayınlanması çağrısında da bulunan Özel, yaşanan sürecin yalnızca yargısal değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurduğunu savundu.

"TRUMP'TAN GELECEK MEŞRUİYETİN ALLAH BELASINI VERSİN"

Özel, hem iktidarın ekonomi ve vergi politikalarını hem de yargı süreçleri üzerinden muhalefete yönelik uygulamaları eleştirirken, konuşmasının önemli bir bölümünü dış politika başlığına ayırdı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına, ABD’nin bölgedeki tutumuna ve Türkiye’nin bu tablo karşısındaki pozisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, hükümetin uluslararası alanda meşruiyet arayışını da sert sözlerle hedef aldı. Donald Trump’ın Gazze’ye ilişkin yaklaşımına tepki gösteren, Filistin meselesinde ilkesel ve bağımsız bir çizgi izlenmesi gerektiğini savunan Özel, “Trump’tan gelecek meşruiyetin Allah belasını versin, meşruiyet sokaktan, sandıktan, milletten alınır” diyerek meydandan iktidara seslendi.

Özel'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Ey Erdoğan hani diyorsun ya 'Ankara'da siyaset yap, sus, partinde otur, beni elleme' diyorsun ya. Ben de sana 'hadi oradan, ne Ankarası, Ankara'da da varız, Ardahan'da da, Iğdır'da da, İstanbul'da 9 ilçede 98. eylemdeyiz' diyorum. Sen önce insan merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık. Erdoğan istediğini yap, seni götürüyor bu öfke!

Ben 97. kez çarşamba akşamı ya da hafta sonu Anadolu'da, milletin içindeyim. Bugün Pendik'in bağrındayım. Pendiklilerin yüzüne bakarak, gözünün içine bakarak meydanlardayım. Sen neredesin Erdoğan? Sen neredesin?

Hadi kendine güvenen meydana çıkar! Hadi haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur, doldur da göreyim bakalım. Hodri meydan! Hodri meydan!

Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum: Korkaklar başaramaz. Korkmayacaksın! Bu kadar laf ettin, cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın. 25 milyon kişi imza attı, imza attı 25 milyon kişi. Diyorlar ki:

'Ey Erdoğan! Adayımı bırak! Sandığı getir! Adayımı yanımda, meydanlarda görmek istiyorum.

Millet kimi göndereceğine karar vermiştir. Erdoğan iktidarda kaldığı her gün, dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır.

Tayyip Erdoğan iktidarda kaldığı her gün dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır. 100 liralık verginin 65 lirasını dolaylı vergilerden —yani fabrikatörden de kapısındaki bekçiden de aynı vergiyi alarak; giyimden, kuşamdan, elektrikten, sudan, telefondan, kırtasiyeden herkesten aynı vergiyi alarak— yüzde 65 vergi toplamaktadır. Çalışanların maaşlarından ya da bankadaki stopajdan alınan gelir vergisi de yüzde 23’tür. Geriye kalan yüzde 11 sadece ve sadece kurumlar vergisinden, yani para kazanan, kâr eden zenginlerden alınmaktadır.

"ADALETSİZ VERGİ DÜZENİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ"

Dolaylı vergi ve gelir vergisi bu meydanın verdiği vergidir, yüzde 89’dur; kurumlar vergisi kazanan zenginin verdiği vergidir, yüzde 11’dir. Bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu iktidar değişecek; vergi çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacaktır. Biz iktidara gelmeye ve bu adaletsiz vergi düzenini değiştirmeye talibiz. Tayyip Erdoğan kaldığı her gün AK Partili, MHP’li demeden; DEM’li, İyi Partili, CHP’li ayırmadan herkesten yüzde 89 orta direkten ve fakirlerden vergi toplamaktadır. Bunu altüst etmek sadece iktidar değişikliğiyle mümkündür.

Öğrencilere okulda bir öğün ücretsiz okul yemeğinin verildiği, içilebilir suyun, okul suyu, okul sütü uygulamasına geçeceğiz. 100 bin öğretmeni ilk yıl atayacağız. Kapanmış okul ve hasteneleri tekrar harekete geçireceğiz. Sağlıkta, 'farkını ver ilacını al' dönemini bitireceğiz. Söz veriyoruz herkesin yüzünü güldüreceğiz.

Sanki azıcık verilen sosyal destekler lütufmuş gibi gösterildi. Oysa en görülmeyen emek, evdeki emek. Biz kadının gelecekte emekli olmasının önünü açamıyorsak bu Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet olamaz. İktidarımızda kadın mutlaka işe yeleşecek istemiyorsa, evde emek gösteriyorsa mutlaka emekli olacak. Bunların hiçbirisi ülkenin ekonomisinin kaldıramayacağı yükler değil. Biz vergiyi tabana değil tavana yayacağız. Yeşil dönüşümle, mor dönüşümle nasıl bir kalkınma sağlayacağız bunu tüm Anadolu'ya anlatacağız.

"TUTUKSUZ YARGILAMA TANSİYONU DÜŞÜRÜR"

19 Mart darbesinin üzerinden 355 gün geçti. Türkiye'de iç cepheyi zayıflatan da tartışmalarla enerjimizi sömüren de bu iktidardır. Erdoğan bana bir çağrı yapmış, ben de kendisine sesleniyorum: Biz bu ülkenin birliği için, beraberliği için her şeyi yapmaya hazırız, ancak bu kadar haksızlık bu kadar eşitsizlik olmaz. Çiftçisine, işçisine sahip çıkan, öğrencisinin elinden tutan politikaları hep birlikte yapabiliriz. Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür. Bu milletin en çok meşgul edildiği konu arkadaşlarımızın uğradığı iftiralardır. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Kendine güveneni, kanun teklimizi desteklemeye, duruşmaların canlı yayınlanması çağrısında bulunuyoruz.

Şeyi duyduz mu, ben sizin 'diplomasız Erdoğan' sloganınıza eşlik ettim diye soruşturma başlattılar. Benim gencecik 26 yaşındaki avukatım, Erdoğan'ın çirkin avukatlarının karşısına çıktı. Duruşmada da Hulusi Kentmen gibi bir hakim. Bunlar dedi ki şikayetçiyiz, tazminat isteriz. Paraya da doyamıyorlar. Benim avukat dedi ki, 'Diplomanız var mı?' Hulusi Kentmen de dedi ki dosyaya diplomayı sunun. Bunlar dedi ki sunmayacağız, dilekçe sunacağız. Sonra dediler ki 'bu hakim müvekkilimize husumet duymaktadır, başka hakim istiyoruz.' Bu olaydan 1 ay geçti, Erdoğan'a sesleniyorum, diploma varsa diplomayı sun, diploma yoksa sus, olmayan diplomanla olana kumpas kurma!

ERDOĞAN'A TRUMP TEPKİSİ

Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki, istiyorlar ki istedikleri her ülkeye saldırabilsinler. İstiyorlar ki istedikleri yeri işgal etsinler. İstiyorlar ki kimi istiyorlarsa o ülkenin başına onu getirsinler. Bunun için gecenin bir yarısı devlet başkanlarını yatak odalarından alıp götürüp New York’ta kafesle gezdiriyorlar. Bir başka yere dünyanın füzesiyle saldırıyorlar. Ama İsrail ve Amerika son saldırılarda 160 tane küçücük kız öğrenciyi, masum sivil insanları öldürdü. Buna karşı bu düzenin adı Trump ve Netanyahu’nun yeni dünya düzeni değildir. Düzen böyle bir düzen değildir. Dünya öyle bir dünya değildir.

Bu ikisine sessiz kalan, bundan meşruiyet arayan, milletin desteğini kaybedince desteği Trump’tan arayan bizden değildir, bizim kabul edeceğimiz birisi değildir. Bunun için Oval Ofis merkezli siyaset yapanları Anadolu merkezli, Filistin merkezli, vicdan ve ahlak merkezli siyaset yapmaya davet ediyorum.

Trump’ın 'Gazze’yi gördüm çok güzel, orada Filistinlilere yer yok, onları yandaki ülkelere süpüreceğim. Gazze’ye yüksek yüksek oteller, kumarhaneler dikeceğim. Önünde plajlarda turizm yapacağım. Önündeki hidrokarbonları, doğal gazı çıkaracağım. Gazze’yi istiyorum' diyen Trump’a susmak, sessiz kalmak olmaz. Onun kurduğu masaya Avrupa’nın, dünyanın tutarlı, ilkeli liderleri —örneğin kardeşim Pedro Sánchez— oturmamıştır. 'Filistin Filistinlilerindir' demiştir. Ama Filistin’in olmadığı masaya Netanyahu ile birlikte oturanları, Erdoğan’ı, Hakan Fidan’ı uyarıyorum ve buradan sesleniyorum: Biz durduğumuz yerdeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, üçüncü genel başkanımız Karaoğlan Ecevit’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne, Yaser Arafat’a sahip çıktığı yerdeyiz. Sen neredesin?"

Trump'tan gelecek meşruiyetin Allah belasını versin, meşruiyet sokaktan, sandıktan, milletten alınır. Yeter ki otokrata karşı birleşsin. Selam olsun bütün demokratlara!

İlk yorum yazan siz olun
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri