Kılıçdaroğlu: Şehir hastanelerine harcanan parayı İngiliz şirketten öğrenebildik

KARAR TV'nin yeni programı 'Liderlerle Ekonomi'nin ilk konuğu CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu oldu. Liyakatin yok edildiğini, gerçek rakamların gizlendiğini belirten Kılıçdaroğlu "Ekonominin en büyük sorunu şeffaflık. Her şeyi gizliyorlar. Şehir hastanelerine harcanan parayı devletten değil, İngiliz şirketin sitesinden alabildik. 3. havalimanının maliyetini ne ben ne de AK Partili milletvekilleri biliyor. Hesaplar gizli. Çünkü maliyetleri şişiriyorlar" dedi. Ekonominin kısa sürede ayağa kalkabileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu "Öncelikle demokrasi ve hukukun üstünlüğü sorunu giderilmeli" diye konuştu.

MELEK GEDİK / İSTANBUL

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, KARAR TV'de 'Liderlerle Ekonomi' programında yazarlarımız Taha Akyol, Elif Çakır ve İbrahim Kahveci'nin sorularını cevapladı.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bürokratik kurumların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yok edildiğini, özellikle bütçe dışı oluşumlar nedeniyle şeffaflığın tamamen devre dışı kaldığını anlattı ve çarpıcı örnekler verdi.

Kılıçdaroğlı "Ekonominin temel sorunu şeffaflık. Hesapları gizliyorlar. Çünkü maliyetleri şişiriyorlar. Bizim bu kaynağın nereye gittiğini sorgulamamız lazım. Bu kaynağı ne muhalefet ne gazeteci ne de AK Parti milletvekilleri biliyor. En büyük sorunumuz şeffaflığın olmaması. Devletin bize vermediği verileri yurt dışından bir şirketten alıyoruz. Liyakat yoksa, devletin açıkladığı rakamlar doğru olsa bile kimse güvenmez" dedi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ KURUMLARI TAHRİP ETTİ

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bürokraside taşlar oynadı, önemli birçok kurum kapatıldı. Örneğin Türkiye'nin geleceğini planlayan kurumlardan biri olan Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı. Bürokrasideki bu tarz kurumlar zaman içinde yok edildi. Bu kurumlar, her siyasi otoriteye sağlıklı bilgiler veren kurumlardı. Merkez Bankası mesela önemli isimler yetiştirdi, buralar hep tahrip edildi. Bu durum tabii ki insanın içini acıtıyor."

ELEŞTİRMEK YERİNE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ SUNDUK

"Daha 2018'in Ağustos ayında Türkiye'nin krize girdiğini aktarmıştım hatta iktidarı eleştirmeden bu duruma dikkat çektim. Ama yaptığım önerileri dikkate almadılar ve Türkiye bugün bu noktaya geldi. Dünyada muhalefet partileri iktidara öneriler sunmazlar. Bunu yapan sadece Türkiye'deki muhalefet partileridir. Eleştirmek yerine çıkış yolu için önerilerde bulunduk. Bize sürekli bu eleştiri yapılmıştı. Biz de eleştirmek yerine çözüm önerileri sunduk. Siyasi Ahlak Kanunu, devlette israf önlenmesi gibi önerilerde bulunduk. Dolar bazındaki ihalelerle ilgili başlıklar sunmuştuk. Hatta o dönemde Trump'ın, Türkiye'ye tavrını da eleştirmişti."

RÖPORTAJIN TAMAMINI İZLEYEBİLİRSİNİZ:

RAKAMLARIN ERDOĞAN'A GİTTİĞİNE İNANMIYORUM

"Türkiye'de nüfus artıyor fakat milli gelir sürekli ve ciddi şekilde düşüyor. Bu durum; ciddi bir kriz olduğunu gösteriyor. Demek ki; ülke iyi yönetilmiyor. Bu rakamların Erdoğan'ın önünde gittiğini düşünmüyorum. Çünkü bu rakamları önüne götürecek adam yok. Konu ile ilgili devletin liyakatli insanlarından fikir alınmalı. Kalmadıysa; konunun uzmanı kişiler, özel sektör de dahil birçok insan davet edilip sorunlar konuşabilirdi; düşünülebilirdi. Bunların hiçbiri olmadı ve Türkiye Kovid-19'la birlikte bugünlere geldi.”

HAVAALANININ MALİYETİNİ KİMSE BİLMİYOR

"Türkiye bürokrasisinde açıkçası iyi bir ekip vardı. Örneğin Demirel ile Özal döneminde kalkınmayı ve ekonomi büyümeyi görüyoruz. Siyaset kurumu; elindeki kaynakları verimli kullanırsa büyüme kaçınılmaz oluyor. Fakat bir sonraki seçim için kullanırsa; oy kaygısı ile hareket ederse kaybeder. Türkiye'nin ekonomik tarihsel sürecinde bunu görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük ekonomik kaynağı kullanan; AK Parti dönemi hükümetleridir. Son 17 yılda, AK Parti hükümetleri döneminde, toplam 2 trilyon 346 milyar dolar kaynak kullanıldı. 17 yılda, 79 yılda kullanılan kaynağın 3 katını kullandılar. Bu kaynakla bir Atatürk Barajı ya da Keban Barajı mı yapıldı? Bizim bu kaynağın nereye gittiğini sorgulamamız lazım. Bu kaynağı ne muhalefet ne gazeteci ne de AK Parti milletvekilleri biliyor. En büyük sorunumuz şeffaflığın olmaması. Yapılan en büyük havalimanının kaça yapıldığını bilmiyorum. Bir milletvekili olarak bunu bilmiyorum. Ama parasını ödüyorum."

İNGİLİZ ŞİRKETE VAR AMA BİZE YOK

"Yap-işlet-devret modelleri ile ilgili yapılan projeler ile ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. Bize bilgi verilmiyor. Bütçe Planlama Komisyonu'na bütçe geldiğinde, ilgili Bakanlar topu birbirine atıyor. Soru önergeleri veriyoruz; 'Bilgiler bizde değil Vali'ye sorun' diyorlar. Şehir hastaneleri ile ilgili bilgiyi; şehir hastanelerinin danışmanlığını yapan İngiltere'deki yabancı danışmanlık firmasının internet verilerinden çıkardık. Düşünün; İngiltere'nin bildiğini biz bilmiyoruz. Vergimizin nereye gittiğini bilmiyoruz."

"Bizim bildiğimiz bütçe dışında bir de Türkiye Varlık Fonu var. Türkiye Varlık Fonu hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. CHP olarak Türkiye Varlık Fonu gibi bütçe dışı yapıları kamulaştıracağız. Örneğin 100 liralık bir iş; 1000 liraya yapılmış. Bu nedenle bu rakamları açıklamıyorlar. Maliyetler çok şişiriliyor ve bunlar üzerinden Hazine'den para alınıyor. Gizli olmasının tek nedeni; maliyetlerin şişirilmesi. Devlette savurganlık oldu. Eskiden Bakanlık binaları kiralık değildi, şimdi Bakanlık binaları kiralık. Bunlar israftır; günahtır. İsrafla ilgili öneri sundum; çünkü vatandaşın parasını harcıyorsunuz. İsraf hem ahlaki hem dini açıdan günah. İsrafa son verilmeli."

KANUN TEKLİFLERİ YASA DIŞI HAZIRLANIYOR

"Kanun teklifleri yasa dışı hazırlanıyor; milletvekilleri bilmedikleri kanun teklifini savunmak zorunda kalıyor. Burada milletvekillerine kızmıyorum; sisteme kızıyorum. Bütçeyi bile milletvekilleri savunamıyor. Önceden bürokratlar kanun teklifi üzerinde çalışırlardı, sonra da ilgili bakanlıklar üzerinde çalışırdı. Daha sonra Bakanlar Kurulu'na sunulur ve Bakanlar Kurulu tartıştıktan sonra kanun teklifi Meclis'e sunulur ve savunulurdu. Şimdi bu düzen tamamen değişti; yeni düzen bilgiyi ve hesap verebilirliği ortadan kaldırdı."

ESNAFA BANKLARIN YOLUNU GÖSTERDİLER

"Türkiye'de hepimizin canını acıtan nokta; her şeyi yok sayan bir sistem geldi. Bütçe yok sayıldı, rakamlar açıklanmıyor. Bugün tablo can yakıcı. Krizi en derinden yaşayan maalesef şu an esnaf. Ki esnaf günlük kazanan insanlardı. Evde oturttular ama gelirleri yok. Bu dönemde esnafa bankaların yolunu gösterdiler. Esnaflar için af önerisi önerdik; 3 ay boyunca esnafa asgari ücret ödenmeliydi. Devlet, dünyada pandemi sürecinde karşılıksız destek veren kurum oldu fakat Türkiye'de borç veren kurum haline geldi. Bütün ülkeler sanayicisine, esnafına destek olurken, biz IBAN verdik. Bu durum ekonomide geldiğimiz noktayı gösteriyor."

KRİZ SİYASETİ YENİDEN YAPILANDIRACAK

"Seçmen kitlesi; 2008'deki krizi yeni yeni hissetmeye başladı. Hükümetin önünde ciddi bir borç yükü var. 83 milyon; Londra'daki tefecilere borç ödüyor. Bu durumu halk daha da iliklerine kadar hissedecek. Yıllarca aynı partiye gönül veren insanlar; krizi daha da derin hissedip onların çözemediklerini gördükçe tercihlerini değiştirecek. AK Parti'den kitleler halinde kopmalar olabilir. Siyaseti yeniden yapılanacağını düşünüyorum. Yeni partilerin kurulmasının nedeni; var olan partinin yanlışlarından kaynaklanıyor. Bunlar olması gereken olaylardı. Yeni partiler siyasete düzey kazandıracak. Türkiye'de ciddi bir demokrasi sıkıntısı var; bu durumda yabancı sermaye de ülkeye gelmiyor. Örneğin dünyadaki finans merkezi Türkiye'deki durum çok farkında."

MİLLİYİZ DİYORLAR İÇ BORCU DOLARLA YAPIYORLAR

"Merkez Bankası'nın rezervleri eksi. Karşılıksız parası basıyor. Swap anlaşmalarına bu nedenle ihtiyaç duyurdu. Katar'a yaptıkları yardımı kimseye yapmadılar. Bir kuruş vermeden Tank Palet Fabrikası'nı verdiler. Swap anlaşmaları da buna karşılık yapılmıştır. Bu anlaşmanın da detaylarını bilmiyoruz. Bunlar yerli ve milliydi değil mi? Bunlar kendi paralarına güvenmiyor. İç borçlanmayı bile dolarla yapıyorlar. TL geçerli para değil; öyle görünüyor. Bütün anlaşmalar ve borçlar dolar üzerinden gerçekleşiyor. Hem vatandaş hem hükümet Türk Lirası'na güvenmiyor.

ÇARE HUKUK VE ÜRETİM

"Zamanında ekonomiyi iyi yürütebilselerdi; bu duruma gelmezdik. Hiçbir zaman karamsarlığa kapılmadım. Türkiye aslında kısa sürede ayağa kalkabilir. Öncelikle demokrasi ve hukukun üstünlüğü sorunu giderilmeli. Bu konu ile alakalı 4 ayaklı bir önerimiz var bizim. Önce demokrasi ve hukukun üstünlüğü. İkincisi; Türkiye'de bir üretim seferberliği başlatılmalı. Türkiye'ye yem ithal eden bir ülke haline geldi. İthal ettiğimiz her şeyi aslında biz üretiyoruz. Neden sıvı yağ üretmiyoruz? Üretim hayatın her alanında olmalı; üniversiteler, sanatçılar da üretmeli. Türk dizilerin dünyanın her yerine satılıyor mesela. Stratejimizi üçüncü ayağı; sosyal devlet anlayışı. Bu süreçte birisi şunu söyledi: Saray'da oturan benden nasıl kira istiyor? İnsanlar bunu soruyor. Yoksulluğu bitiren değil sürekli üreten bir anlayış var. Genç nüfus Türkiye'nin en büyük zenginliği. Gençleri değerlendirmemiz gerekirdi fakat artık gençler yurt dışına gitmeye çalışıyor.

"Türkiye zengin bir ülkedir. Hukuk kuralları işlerse; gidip birilerine başvurmaya gerek yok. Çünkü Türkiye'de faizler eksi değerlerde. Demokrasi aksadığı için ve hukuk üstünlüğü yok sayıldığı için ülkeye yabancı sermaye gelmiyor. IMF ile ilişkiler düzeltilmeli. IMF'ye muhtaç değilse; o zaman neden IMF'de 5 milyonunu tutuyorsun?"

DEVLETTE CİDDİ BİR İSRAF VAR

"En son 'buhrandan çıkış' çağrısı yaptık. Bu pandemi döneminde intiharlar, kadına yönelik şiddet, işsizlik arttı. Bütçe açıkları inanılmaz boyutlara ulaştı. 16 maddede bu çıkışı açıkladım. Kamuda israfa son verildiği duyurulmalı. Örneğin ciddi bir araba saltanatı vardı. En son model ve en lüks araçlar kullanılıyor. Erdoğan'ın mesela 13 uçağı var. Milletten tasarruf istiyorsan; sen de tasarruf yapacaksın. Aynı kişinin altında birkaç araç olduğunu biliyorum. Bir kişi 4 maaş alıyor, en son yönetim kurullarına atanları görüyoruz."

SAYIŞTAY İŞLEVSİZ HALE GETİRİLDİ

"Sayıştay işlevsiz hale getirildi, Türkiye'deki israfı görmek için Sayıştay raporlarına bakmak yeterli. Devlet, vatandaşına yeni bir başlangıç yaptığını duyurmalı. Yeni bir bütçe ve orta vadeli bir program yapılmalı. Bu bütçe bitti, yeni bütçe hazırlanıp parlamentoya getirilmeli. Yeni merkez ve yerel dengesi kurulmalı. Bu yardım sürecinde yaşananları biliyoruz. Belediyelerimize talimat verdik, asla partili olarak ayrım yapmadılar. Yerel yönetimler ekonomik olarak güçlendirilmeli. Bazı vergiler yerel yönetimlere devredilmeli."

"Liyakat çok önemli, eskiden herkes liyakata göre yükseldi. Bu sistemle müsteşarlıklar bitirildi. Müsteşarlık önemli bir mekanizmaydı. Bu kişiler, sürekli Bakan'la iletişim halinde olurlardı. Bakan'ı sürekli bilgilendirirdi. Aynı zamanda müsteşarlar, bürokratlarını da korurlardı. Devlete liyakatsiz bir kadro geldi, şu an Türkiye'yi liyakatsiz bir kadro yönetiyor."

PARTİLER DEVLET OLMA ÇABASINI BIRAKMALI

"Artık dünyada sosyal devlet ihtiyacını gördü, devletin vatandaşa koşulsuz destek vereceği bir anlayış olmalı. Bunun için demokrasi şart. Marks'ın 'Dünyanın bütün işçileri birleşin' sözünü ben çevirerek diyorum ki; Dünyanın bütün demokratları birleşin. Baskıcı yönetimlerden dünyanın kurtulması lazım. Demokrasinin olduğu yerde ancak sorunlar ve düşünceler aktarılır. Siyasi partiler, devlet olma anlayışından vazgeçmeli. Siyasi partiler devlet olma çabasından vazgeçmeli."

VARLIK FONU DENETİME AÇILMALI

"Türkiye Varlık Fonu, Parlamento’nun ve Sayıştay'ın denetimine açılmalı. Karşı değiliz fakat denetlenmeli. Sağlıklı, tutarlı bir denetime açılmalı. Ara ara parlamentoya Türkiye Varlık Fonu ile ilgili bilgiler verilmeli. Gelip direk kapatacağız demiyoruz; Varlık Fonu'nun önce kamuya açacağız. Varlık Fonu ile birlikte kamu kaynaklarını bütçe dahil edeceğiz."

AÇIKÇASI DENİZ BİTMİŞ DURUMDA

"Liyakati yok ederseniz; devleti yok ederseniz. Benim en çok korktuğum nokta o. Temel sorunumuz; bütün kararları tek bir kişi veriyor... Devlet istişare ile yönetilmeli. Eğer böyle giderse durumumuz daha kötü olacak. Açıkçası deniz bitmiş durumda. Türkiye dış borçlarla yönetilemez. Dünyada böyle bir sistem yok. Böyle bir Türk modeli (Başkanlık sistemi) de yok. Selçuklu'dan Osmanlı'ya kadar tarihte böyle bir sistem olmadı. Türkiye, bu sistemle bir felakete sürükleniyor. Parlamento vesayet altında, 20 Temmuz'da sivil darbe oldu. Parlamentonun vesayet altında olduğunu ben her ortam söylüyorum. Fakat önümüzdeki süreçten ümitsiz değilim. Tüm siyasi partiler baskı altında olmadan faaliyette bulunacak. O yüzden yeni bir anayasa yapılmalı. Ben inanıyorum Avrupa ülkelerindeki gibi demokratik bir anayasa yapacağımıza."

'PLANLAMA'YI KAPATIRSAN ÖZALLAR DA YETİŞMEZ"

Turgut Özal’la birlikte çalışırken yaşadıklarını da anlatan Kılıçdaroğlu "Bir toplantıda verdiğiniz rakam yanlış dedi. Donduk, kaldık. O zaman bilgisayar yok. Hemen her veriyi çıkaramıyorsunuz. Tek tek hesapladı. Şaşırdık. İşte Özal böyle bir devlet adamıydı. Devlet Planlama’da yetişmişti. Her şeye hakimdi. DPT’yi kapatırsanız Özallar yetişmez. 'Müsteşar olmak için 12 yıl bekleyecek miyim' deniyor. Evet beklenecek" dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

Çok konuşulacak satış: Şehir hastaneleri el değiştiriyor

Ekonomi Haberleri