Ortadoğu’yu kuşatan şiddet sarmalı, sadece bugünü değil, insanlığın ortak geçmişini de enkaza çevirmeye devam ediyor. İran medyası, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan İsfahan’daki Çehel Sütun Sarayı (Kırk Sütun) ve meydan çevresindeki Abbasi (İmam) Camii’nin, bölgedeki hava saldırılarının yarattığı sarsıntılar nedeniyle hasar gördüğünü bildirdi. Bu yıkım haberi, geçtiğimiz hafta Tahran’daki Gülistan Sarayı’ndan gelen görüntülerin ardından geldi. Saldırıların ilk günlerinde Kaçar hanedanlığının bu görkemli mirası, yakın çevresine düşen mühimmatın yarattığı şok dalgalarıyla sarsılmış; meşhur ayna mozaikleri ve tarihi tavan süslemeleri ciddi zarar görmüştü. Şimdi ise aynı trajedi İsfahan’ın kalbinde yaşandı. İran devlet medyası tarafından yayınlanan görüntülerde, 17. yüzyıldan kalma Çehel Sütun Sarayı’nın büyük pencerelerinin paramparça olduğu görüldü. Sosyal medyaya düşen fotoğraflarda ise tarihi Abbasi Camii’nin avlusunda ABD ve İsrail bombalarının dumanı görüldü. turkuaz çinilerinin döküldüğü görüldü. Tarihi yapıların, bölgedeki Arg Meydanı’na düzenlenen saldırıların yarattığı enkaz ve basınçla tahrip olduğu belirtildi. İran hükümeti, saldırıların kültürel mirasında yarattığı tahribatı kanıtlayan teknik raporları UNESCO’ya sunmaya hazırlanıyor.
UNESCO KÜLTÜREL MİRAS KOORDİNATLARINI HATIRLATTI UNESCO, yaşanan bu tahribatın ardından yaptığı sert açıklamada, çatışmanın taraflarına kültürel miras alanlarının coğrafi koordinatlarını önceden ilettiğini bir kez daha hatırlattı. Kurum, 1954 Lahey Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak, askeri stratejilerin bu dokunulmaz alanları kapsayan tampon bölgeleri hiçe saymasını ‘uluslararası hukukun açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. 7 Ekim sonrası Filistin’de Büyük Ömer Camii dahil 150’den fazla tarihi alanın moloz yığınına dönmesiyle başlayan süreç, bugün İran’ın kadim şehirlerinde devam ediyor. Uluslararası toplumun tüm uyarılarına rağmen, Ortadoğu’da sadece canlar değil, insanlığın ortak kültür mirası da siliniyor.
TÜRK, FARS VE İSLAM SANATININ MÜKEMMEL BİR ÖRNEĞİ
17’nci yüzyılda Türk kökenli Safevi hanedanının hükümdarı Şah II. Abbas döneminde tamamlanan Çehel Sütun Sarayı ve Nakş-ı Cihan Meydanı, sadece bir imparatorluğun estetik doruk noktası değil; aynı zamanda Türk kültürünün ve soyunun Orta Doğu’nun kalbine vurduğu en zarif mühürlerden birisi olarak görülüyor. Sarayın duvarındaki tasvirler, Türk hanedanları arasındaki siyasi ve askeri rekabeti sanat diliyle belgeleyen eşsiz kaynaklar olarak görülüyor. Ahşap sütun başlıklarındaki ustalık ve bahçe düzenindeki geometrik denge; İstanbul’dan İsfahan’a uzanan ortak estetiğin somut yansıması kabul ediliyor. Özetle bu yapı kompleksi; Türk, Fars ve İslam sanatının birbirini beslediği bir dönemin mükemmel örneği olarak tanımlanıyor. 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilen yapı, adını ön cephesindeki 20 zarif ahşap sütunun önündeki havuzda yarattığı yansımadan alıyor.