Müzik ruhun ta kendisidir

Müzisyen Nurcan Eren, ilk albümü ‘Tin’le müzikseverlerin karşısına çıktı. Albümde 16 yıldır vokalliğini yaptığı Sezen Aksu imzası da var. Eren “Sadece duymak değildir müzik, aynı zamanda hissedersin de. Maddenin çok ötesinde, ruhun ta kendisidir. O nedenle bu ismi verdim” diyor.

IŞIL ÇALIŞKAN / İSTANBUL

Güçlü sesiyle uzun yıllar Sezen Aksu’nun vokalistliğini üstlenen Nurcan Eren, 10 yıldır üzerinde çalıştığı ‘Tin’ isimli albümünü çıkardı. Çoğu söz ve müziğin kendisine ait olduğu albümde 10 şarkı var. Eren albümünde pop müziğin duayen ismi Sezen Aksu’nun dışında Sibel Algan ve Erdinç Şenyaylar gibi isimlerle de çalıştı. ‘Alacakaranlık’, ‘Ihlamurlar Altında’, ‘Kavak Yelleri’, ‘Pusat’, ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizilerinde oyuncu olarak izlediğimiz Nurcan Eren’le albümünü ve sanat yaşamını konuştuk.

* Albüme neden ruh anlamına gelen ‘Tin’ ismini verdiniz?

Sadece duymak değildir müzik, aynı zamanda hissedersin de. Elle tutulamaz, gözle görülemez. Dokunamazsın ama o seni sarıp sarmalar, kucaklar, taşır. Bir melodi seni her yere götürebilir, kaybolabilirsin. Maddenin çok ötesinde, ruhun ta kendisidir müzik. O nedenle bu ismi verdim.

* Çoğu söz ve müziğin size ait olduğu bu albüme her şeyiyle hakim olmak size neler hissettirdi?

Albümün yapımı 10 senelik bir sürece yayıldı. Dizi, film, sahne projelerim de olduğu için ara vermek, ertelemek zorunda kaldım. Zaten bunca yıl beklememin sebebi biraz da içime sinecek şekilde yapmaktı. İnsanın kendi üretimini içinden geldiği gibi sunması çok önemli ve çok özel bir durum. Günümüz hızlı üretim ve çabuk tüketim dünyasında bu uzun soluklu sürecin çok da alışılageldik olmadığının farkındayım ancak ortaya çıkan sonuçtan oldukça mutluyum.

Etnik müzik, soft rock ve funk tarzlarına da hakimsiniz. Bu albümün tarzını nasıl tanımlarsınız?

Akdeniz müziği ama caz altyapıları var. Bize, iklimimize ait melodilerin olduğu bir albüm. Bu coğrafyada yaşayıp sadece bir tarzla sınırlı kalmak pek mümkün değil bence. Etnik caz diyebiliriz aslında.

Dizilerde de rol aldınız Kendinizi müzisyen mi yoksa oyuncu olarak mı tanımlarsınız?

Kendimi öncelikle müzisyen olarak tanımlarım. Çünkü İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü mezunuyum ve asıl işim müzik. Ancak oyunculuktan da büyük keyif alıyorum.

Türkiye’de pop müziğin gelişimini nasıl gözlemlediniz?

Türkiye’deki popüler müzik, dünyadaki popüler müzikle paralel olarak yıllar içerisinde değişim gösterdi. Zaten bu da kaçınılmazdı. Teknolojinin gelişmesi bilgiye kolay ulaşımı sağladı. Böylece dünya müziklerine olan erişim kolaylaştı ve bu da bizim popüler müziğimize yansıdı. 80’lerde ivme kazanan Türk pop müziği 90’larda yeni seslerin katılmasıyla zenginlik kazandı. 2000’ler ve sonrası ise sound çeşitliliğiyle öne çıkan bir dönem oldu. Günümüz popüler müziği de tüm bu geçmiş dönemlerden beslenerek evrimine devam ediyor.

Dizi şartlarının da zor olduğu söyleniyor. Aynı anda ikisini birden yürütmek sizin için zor olmuyor mu?

Aslında zor ama bu konuda hep şanslıydım.. Örneğin zaman zaman çekimler sebebiyle katılamadığım konserler oldu ama çalıştığım tüm ekipler bana bu konuda hep anlayış gösterdiler.

Bugüne kadar oynamak isteyip oynayamadığınız bir rol oldu mu?

Aslında öyle spesifik bir rol söyleyemem ama komedilerde yer almayı çok seviyorum. Ayrıca müzikal bir projede yer almayı da çok isterim.

Yeni bir projeniz var mı?

İkinci albüm için çalışmalara başladık. Bir kere harekete geçtim artık durmam. Albüm parçaları için klip çekimlerimiz olacak. Öncelikle ‘Çekinmeden Gel’ ve ‘Kendim Ettim’ şarkılarına klip çekeceğiz. Ocak ayından itibaren ise albüm konserlerimiz başlıyor.

‘GESİ BAĞLARI’NI SÖYLEDİĞİMDEN BERİ KOPMADIK

Bu albümde de bir Sezen Aksu birlikteliği görüyoruz. Albüme nasıl destek verdi?

Çalıştığım 16 yıl boyunca hiçbir zaman desteğini esirgemediği gibi bu albümde de yanımdaydı. Dostluğun arkadaşlığın sanatın içinde olması bunun örneklerinden biri. Şarkıların yapım aşamasında, seçme sürecinde, okumalarda çok özel dokunuşları oldu. Ayrıca daha önce Burak Kut’un rock versiyonunu seslendirdiği ‘Ben Yokum’ parçasının tango versiyonunu yapmamızı öneren de kendisiydi. İyi ki de önermiş.

* Sezen Aksu ile yollarınız nasıl kesişti?

2000 yılında bir proje için toplantı yapıyorlarken müzisyen arkadaşlarım benden bahsetmiş. O dönem ben Antalya’daydım, biraz İstanbul’a küsmüştüm. O da ‘Hemen gelsin, İstanbul’a küsmek olur mu hiç?’ demiş. Evine misafir olarak gittim. Levent Yüksel de vardı o gün, okul arkadaşımdır Levent de. Levent gitar çaldı ben de ‘Gesi Bağları’nı söyledim. O gün bugündür kopmadık.

Hayatınıza nasıl etkileri oldu?

Mesela ilk aklıma gelenler; hayata karşı her zaman dik durmak, ne olursa olsun hoşgörüyü elden bırakmamak ve üretimin gücünün önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğine inanmak. Ayrıca oyuncu olmamda da katısı olmuştur.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

Dijitale karşı ancak ‘canlı’ kalan yol alır
O şarkıları bana yazdıran karanlık tarafı
Ortadoğu’yu bağlamayla fethettik

Hayat Haberleri