Vatan toprağı Musul’u kaybettiren fedakarlık!

Kurtuluş Savaşı’ndan galip çıkmış ülkeyi temsilen Musul’u geri alma kararlılığıyla Lozan’a giden Türk heyeti, masadan eli boş kalktı. İsmet Paşa ve beraberindekiler Türk tezlerinin hiçbirini İngilizlere kabul ettiremediği gibi, ‘Süleymaniye’yi verelim’ teklifini de geri çevirdi. Böylece Türkiye hem bölgenin tamamını kaybetti hem de petrolden payına düşeni alamadı.

SAMi BAYRAKTAR’IN YAZI DiZiSi -2

Misakı Milli (Milli Yemin), İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından, 28 Ocak 1920’de oy birliği ile kabul edildi ve 17 Şubat’ta kamuoyuna açıklandı. Altı maddeden oluşan beyanname, 1’inci Dünya Savaşı’nı sona erdirecek olan barış görüşmeleri sürecinde Osmanlı’nın kırmızı çizgilerini ilan ediyordu. Musul, Kerkük, Hatay, Batı Trakya ve Batum Misakı Milli sınırları içindeydi. Bu bölgelerden sadece Hatay, 1939’da Fransa ile yapılan anlaşma gereği, referandumla Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılabildi.

MUSTAFA KEMAL’İN MUSUL’U

‘Türk Yurdu-Vatan Toprağı’ olarak görülen Kerkük-Musul bölgesini sınırlara dahil etmek Mustafa Kemal Paşa’nın da hedefleri arasındaydı. Mustafa Kemal Paşa, 1 Mayıs 1920’deki Meclis konuşmasında Musul vilayetini dahil ederek Misakı Milli sınırlarını şöyle tanımlıyordu: “Bu hudut İskenderun körfezinin güneyinden, Antakya’dan Halep ile Katma istasyonu arasında Carablus köprüsünün güneyinde Fırat Nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”

İsmet Paşa başkanlığındaki heyet Lozan’da masaya oturduğunda en çetin müzakere maddesi Musul oldu. İngiltere, Mondros Mütarakesi’ne aykırı olarak işgal ettiği Musul’u bırakmaya niyetli değildi. Musul, petrol denizinin üzerinde yüzüyordu ve Hindistan ticaret yolunun kontrolü için stratejik öneme sahipti. Sonuçta İngilizlerin dediği oldu. Lozan konferansı gündeminden çıkarılan Musul, İngiltere ile yapılan ikili görüşmelerden de sonuç alınamayınca (İngiltere Haliç Konferası’nda hiç hesapta yokken Hakkari’yi de istedi) mesele İngiltere’nin kurucusu olduğu Milletler Cemiyeti’ne havale edildi. Cemiyet-i Akvam, Musul’u İngiliz mandasındaki Irak’a verdi ve bu elbette sürpriz değildi. Musul’u Irak’a bırakan Ankara Antlaşması 1926’da imzalandı.

MUHALEFETİN TEPKİSİ SERT OLDU

Musul’un Misakı Milli’ye rağmen elden çıkması, Lozan’da ve sonraki süreçte ‘İngiliz oyunları’na mağlup olunması, Ankara’da deyim yerindeyse kıyamet kopardı. Muhalefet Mehmetçiğin süngüsüyle kazanılan muazzam zaferin Lozan’da heba edildiğini söylüyor ve bundan en başta İsmet Paşa’yı sorumlu tutuyordu.

KÜRTLER VE ARAPLAR ‘TÜRKİYE’ DEDİ

Türkiye masada ‘İngiliz oyunları’na karşılık vermekte zorlanırken bölge halkı sahada işgale direniyordu. Kürt, Arap, Türkmen tüm Müslüman kabileler İngilizlere vergi vermeyi reddediyor, sık sık karşı saldırılar düzenliyorlardı. Musul halkı Ankara’da ilk Meclis’in açılmasıyla güçlenen Millî Mücâdele hareketine destek veriyordu. (Tarihçi Mim Kemal Öke, İngiliz arşivlerine dayanarak Musul’daki Arap ve Kürtlerin, İngiliz himayesindeki Kral Faysal’a değil de Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine dayanmayı tercih ettiklerini ifade ediyor.) Türk heyeti bölge halkının Türkiye’ye bağlanmak istemesine dayanarak referandum talep etti ancak İngiltere’ye kabul ettiremedi.

SAVAŞARAK KURTARMA GİRİŞİMLERİ

Lord Curzon başkanlığındaki İngiliz heyeti Lozan görüşmelerinde Türkiye’yi Musul’dan vazgeçirme taktiğini izledi. Bundan sonuç alamayacağını anlayınca ‘Köysancak, Revandüz ve Süleymaniye’yi verelim, Musul’u bırakın’ teklifi götürdü. Ancak İsmet Paşa Musul vilayetinin tamamını istedi ve bu teklifi geri çevirdi. Fakat sonuçta Musul vilayeti bütünüyle elden çıktı.

Mustafa Kemal başta olmak üzere Ankara’nın Musul’u Misakı Milli sınırları içinde tutma kararlılığı sonuçsuzç kaldı. “Musul’u feda ettiniz” suçlamasına verilen cevap ‘Elimizden geleni yaptık. Tek çare İngiltere ile savaşa girmek. Ama savaşacak gücümüz yok” şeklindeydi. Esasında daha Lozan Konferansı başlamadan Musul’u savaşarak kurtarma girişimleri yapılmıştı. İngilizlerin Ocak 1921’de Erbil ve Revanduz arasında bulunan ve Ankara Hükümeti’ni destekleyen “Sürücü Aşireti”ne saldırmaları üzerine Revanduz bölgesine asker gönderildi. Antepli Milli Mücadele kahramanı Yarbay Özdemir Bey kumandasındaki kuvvetler önemli başarılar elde etti ancak geri çekilmek zorunda kaldı. Türk kuvvetlerinden bir kısmının Batı Cephesi’ne kaydırılmak zorunda kalınması, içeride çıkan Şeyh Said isyanı ve Lozan Konferansı’nın başlaması, Musul’u kurtarma planının askıya alınmasına sebep oldu. İngiltere ile İstanbul’da yapılan Haliç Konferansı’nın çıkmaza girmesi üzerine ‘savaş planı’ bir kez daha masaya yatırıldı ancak yine harekete geçilemedi.

Musul’u Irak’a (aslında İngiltere’ye) bırakan Ankara Antlaşması, 5 Haziran 1926’da imzalandı. Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, 7 Haziran’da ‘Musul ihaneti’ suçlamalarına verdiği cevapta, ‘Büyük Britanya İmparatorluğu ile iyi geçinmek için fedakarlıkta bulunduk’ diyecekti: “Şark-ı Karib’de başlıca kuvveti temsil eden Türkiye Cumhuriyeti en esaslı mihveri siyaset-i milel-i mütemeddine arasında bir unsuru intizam ve terakki olarak çalışmak olduğundan cihanın ve Şark-ı Karib’in sulh ve huzuru ve Irak’ın istiklâl ve saadeti namına ve Büyük Britanya İmparatorluğu’yla münasebetimizi normal bir hâle getirmek için yegâne muallak kalan bu arazi meselesinde fedakârlıklara katlandık.”

İHANET Mİ ZORUNLU FEDAKARLIK MI?

‘Vatan toprağı Musul’un terk edilmesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte yaşanan travmalardan biri. Musul’un kaybı kimine göre ‘ihanet’ iken kimine göre yeni devletin ayakta kalabilmesi için yapılması gereken zorunlu bir fedakarlıktı. Misakı Milli’nin eksik parçası Musul, Irak ve Suriye’deki gelişmeler nedeniyle bir kez daha Türkiye’nin gündeminde.

MİLLETVEKİLLERİNİN YARISI KATILMADI

Musul’dan vaçgeçilmesine sert tepki gösteren muhalefet,  tavrını anlaşmanın onaylandığı oturumda da gösterdi. Ankara Antlaşması’nın onay için TBBM’ye getirildiği tarihte toplam 286 milletvekili vardı. 7 Haziran 1926 günü yapılan oylamaya milletvekillerinin yarısı katılmadı.  Musul, sadece 143 milletvekilinin oyuyla İngilizlere verildi.

MİSAKI MİLLİ BEYANNAMESİ

Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgeler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz. (Musul, Mondors Mütarekesi imzalandığında işgal edilmemişti)

Kars, Ardahan ve Batum’da (Elviya-i Selase) gerekirse referanduma gidilecektir.

Araplar kendi geleceklerini kendileri belirleyecektir. (Arapların çoğunlukla yaşadığı yerlerde referandum yapılacaktır.)

Batı Trakya’nın geleceği referandum ile belirlenecektir.

İstanbul, Marmara ve Halifenin güvenliği sağlandığı takdirde Boğazlar trafiğe açılacaktır.

Azınlıklara diğer ülkelerdeki Türk azınlığa tanınan haklar tanınacaktır.

Siyasi, mali ve adli gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (kapitülasyonlar) kabul edilemez.

PETROL PAYINDAN NASIL VAZGEÇİLDİ

Musul, İngilizler için petrol demekti. Lozan’a giderken “Petrol meselesini halledersek Musul’u Türkiye’ye bırakmanın çaresini buluruz” düşüncesindeydiler. Ancak süreç hem Musul’un hem de Musul petrolünün elden çıkmasıyla sonuçlandı. 5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara Antlaşması’na göre, Türkiye’ye 25 yıl süreyle Musul petrollerinden yüzde 10 pay verilecekti. Fakat Türkiye 500 bin İngiliz Sterlini karşılığında bu paydan da vazgeçti. Böylece Türkiye, Musul petrollerine sahip olma fırsatını elinden kaçırmış oldu.

TEK ŞEHİR FARKLI NÜFUS

Lozan’da İsmet Paşa’nın sunduğu belgeye göre Musul’un nüfus yapısı:

Türk..........................................................146.960

Kürt..........................................................263.830

Arap ...........................................................43.210

Gayri Müslim..............................................31.000

TOPLAM........................................503.000

Lozan’da İngiliz heyetine göre Musul’un nüfus yapısı:

Türk............................................................65.895

Kürt..........................................................452.720

Arap..........................................................185.763

Hıristiyan ...................................................62.225

Yahudi .......................................................16.865

TOPLAM........................................785.468

YARIN: TÜRKİYE BUGÜN MUSUL’DA HAK İDDİA EDEBİLİR Mİ?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

Mardin kahraman dedeye ağlıyor
Halep kuşatmasına karşı muhalifler taarruza geçti
Çavuşoğlu: Türkiye'ye yönelik bir tehdit oluşursa kara operasyonu yaparız

Detay Haber Haberleri