Davutoğlu’ndan ‘ayrılsak da beraberiz’ mesajı

Akif Beki

Pazar akşam üzeri, Gelecek Partisi’nin Sultanbeyli mitingindeydim.

İlk mitingleri için iddialı bir seçim. Sultanbeyli, AK Parti’nin oy deposu. 10 bine yaklaşan bir kalabalık toplayabileceklerini gösterdiler.

Davutoğlu, bir zoru daha başardı. Ateşli ama kısa konuştu. 45 dakika civarında tamamladı konuşmasını.

Ardından Gelecek Partisi’nin ilçe binasında birkaç gazeteci, Davutoğlu’yla söyleştik.

Meydandaki güç gösterisinin verdiği motivasyon, hemen hissediliyordu. Davutoğlu ve ekibi, oldukça moralliydi.

Tabii söyleşiye de yansıdı o hava. Altılı Masa’nın psikolojisini, Davutoğlu’ndan yoklama imkanı dahi verdi.

Altılı Masa’dan artık dönüş olmadığı kanaatinde. O nokta geçildiği için. Bu saatten sonra dönmenin; dönecek partiye maliyeti, dönmemekten daha fazla diye düşünüyor.

Peki masanın dağılma ihtimali var mı; iktidar ve medyasının rüyası, gerçeğe döner mi?

Davutoğlu, öyle bir ihtimal görmüyor. O kadar ki, ortak adayda anlaşılamasa ve partiler ayrı aday çıkarsa bile masa dağılmaz diye bakıyor.

Aralarında ihtilaflar, görüş ayrılıkları olmasını tabii karşılıyor. Fakat Davutoğlu’nun gözünde, altı partiyi birleştiren ortak hedef ve perspektif daha baskın.

‘Olmaz ama velev ki aday konusunda ayrılsak da beraberiz, aynı yolun yolcusuyuz’ demeye getiriyor.

Ortak aday çıkarabileceklerine, güçlü bir şekilde inanıyor Davutoğlu. Yine de ayrı adayı, dünyanın da masanın da sonu gibi değerlendirmeye karşı, buna katılmıyor.

Bir ismin ortak adaylığı için baskı iklimi oluşturma yani fiili dayatma çabalarını ise yanlış buluyor, onu da belirtmeden geçmedi.

Kimin cumhurbaşkanı olacağından çok nasıl yöneteceğini önemsiyor.

Geçiş dönemi cumhurbaşkanının, eğer liderlerden biri olursa parti başkanlığından ayrılması gerektiğini söyledi.

Adaylarının, bir dahaki seçime girmemesi de Davutoğlu’na göre şart. Üstleneceği süper yetkileri, parti yararı ve siyasi gelecek hesabıyla kullanmaması için.

Kılıçdaroğlu başta, masadaki liderlerle aralarında bir güvensizlik yaşanabileceği izlenimi uyandırmadı bende. Masanın ortak iradesine bağlılığı koruyup gözeteceklerine güveni var.

Mesajları kime derseniz; hariçten gazel okuyanlarla parti yönetimlerinden rol çalanlara.

Kamuoyuna söylüyor ama durumdan vazife çıkaran CHP’li aktörler anlasın, üstlerine alınsın istiyor gibi.

Uzun sohbetin kısa özeti bu.

Son bir izlenim; Sultanbeyli, o eski kapalı, gettovari Sultanbeyli değil. Son gördüğümden bu yana dış görünüşü, her açıdan çok değişmiş. İçini, yaşayanlar bilir.

ERDOĞAN'IN CENTRAL PARK TURU

Kraliçe Elizabeth’in cenaze törenine katılmadığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’a erken gitti. BM Genel Kuruluna katılacak diğer liderlerden önce.

Central Park’ta dolaşan halkla sıcak ilişkisinden de kendilerinin paylaştığı fotoğraflarla haberdar olduk.

"Halk seviyor”, “dünyada seviliyor” gibi başlıklarla sundu iktidar medyası.

Sempatik kareler, Allah var.

Fakat illa iç siyasette propaganda malzemesi yapılacak ya, coşkudan suyu çıkarıldı yine.

AK Partili Şamil Tayyar, en ölçülü sevinenlerdendi.

Ama Erdoğan için “küresel fenomen” demesi, oturmadı sanki.

Twitter’dan şöyle övüyordu:

“İster sevin ister sevmeyin. İster oy verin ister vermeyin. Şu bir gerçek; Recep Tayyip Erdoğan sadece bir siyaset ve devlet adamı değil. Aynı zamanda küresel ölçekte bir fenomen.”

Küresel fenomen, Kaddafi’ydi. Yanından ayırmadığı bedevi çadırı, devesi ve folklorik kostümüyle.

O çadırı Libya’dan Paris’e, Roma’ya götürdü. Moskova’ya taşıdı, Kremlin’in bahçesine bile kurdu.

Nereye gitse kriz çıkarırdı. “Kaddafi’den zirve şov, çadır şov, Kaddafi şov devam ediyor” haberleri gündemden düşmezdi.

Kah BM Genel Kurulunu, kah Arap Birliğini birbirine katar, ortalığı karıştırarak sürekli ilgi odağı olmayı başarırdı.

Batı’ya ağzına geleni söylediği halde, Batı sokaklarında anti-emperyalist olarak popülerdi. Central Park’a gidebilse izdihamdan yürütmezlerdi herhalde. Gören anında tanır, kimler fotoğraf çektirmek isterdi.

Ecdat deyişiyle “baş olan, boş olmaz” zaten. İki anlamda da doğru. Hem dolu olur hem de boş kalmaz, ilgi odağı olması tabiidir.

Türkiye gibi bir ülkede 20 yıldır iktidardaki bir lideri; elbette dünyada tanıyacak, fotoğraf çektirecekler.

Yine de abartılacaksa “dünya lideri” bile “küresel fenomen”den daha iyi bir niteleme. Bu ikincisinin çağrışımları, pek olumlu değil.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (32)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.