Derdiyle gelen efsane: SADAT

Akif Beki

Kılıçdaroğlu SADAT’ın kapısına dayandı, halka gerilla eğitimi verip terörist yetiştiren paramiliter bir kuruluş olmakla suçladı.

Yunus Emre’nin dediğine geldi: “Yerden göğe küp dizseler / Birbirine bend etseler / Aradan birin çekseler / Seyreyle sen gümbürtüyü...”

Ve seyreyliyoruz gümbürtüyü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çıkışın suflesinin nereden, neden şimdi geldiğini bildiklerini söyledi.

Kimilerine göre Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu SADAT’ın kapısına gönderen iradeye şöyle seslendi:

“Oturun bizimle nasıl çalışabileceğinizin hesabını yapın. İnanın, sizin için böylesi hem daha kolay hem daha doğru.”

Peki, muhatap ‘dış güç, bu çağrıya kulak vermezse dünyanın sonu mu?

Erdoğan, devamında ona da noktayı koydu. ‘Üst Akıl’ efsanesini bitiren şu sözlerle:

“Biz insanlığımızı, hüsnüniyetimizi, diplomatik nezaketimizi gösterelim de varsın onlar kendi bildikleri yoldan yürüsünler. Sonuçta önce Allah’ın dediği olur, sonra da milli irade nasıl tecelli ediyorsa, netice öyle çıkar.”

Büyütülecek bir yanı yok yani.

SADAT küpünü çekince, ‘dış güç’ destanı da oldu mu size yer ile yeksan!

Başkanı Melih Tanrıverdi, ‘büyütmeyin, amma da abarttınız’ demeye getirerek SADAT efsanelerini bir bir çürütmek için çırpınıyor.

Neymiş...

Personel sayısı, 20’yi bile bulmuyormuş.

Silahlı milis gücü, hiç olmamış.

Yaptıkları, İslam ülkelerinin devlet ordularına eğitim ve danışmanlık vermekten ibaretmiş.

İçeride siyasi, askeri faaliyetleri ve paramiliter örgütlenmeleri yokmuş.

Halka, sivillere dönük bir çalışmaları, yurt dışında dahi söz konusu değilmiş.

Söylendiği gibi savaşan unsurları bulunmuyormuş. Çatışma bölgelerinde, Suriye ve Libya’da danışmanlık hizmeti bile vermiyorlarmış.

Kurucu Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı gibi görevleri de SADAT’tan bağımsızmış.

Kim, SADAT’ı olduğundan daha büyük gösterdi derseniz, kaynak yine SADAT.

Kendi sitelerinde eğitim programları duyuruluyor. Kapsamı, kontrgerilla savaşından psikolojik harekata, İslam ülkelerini askeri süper güç yapmaktan kamuoylarını şekillendirecek korkutma kampanyalarına kadar uzanan programlar...

Haklarındaki söylentilerin, nereden çıkıp nasıl yayıldığı ortada.

Efsaneleri şişirilir, namları yürürken ses etmemiş, bundan yararlanmış, tadını çıkarmışlar.

Şimdi, haklarındaki asılsız söylentilere itibar edilmemesini istiyor, rollerinin büyütüldüğünü söylüyorlar. Kendi kendilerine verdikleri havadan, süsten kurtulmaya uğraşıyorlar sanki.

Olduklarından farklı ve büyük gösterilmekten şikayet ediyorlar.

SADAT’ın gözde büyütülecek bir yanı yoksa, gereğinden fazla şişirilmişse, dış güçlerin de Türkiye’nin içine müdahalede eli boşsa, ülkenin nasıl yönetileceğiyle ilgili son sözü zaten milli irade söylüyorsa, Üst Akl’ın sınırları var da bize ilişemeyecekse, emperyalist oyunların altı sanıldığı gibi dolu değilse... Neydi onca gürültü, onca farta furta!

Efsanenin bittiği yerde parodisinin başladığını, adeta canlı seyrediyoruz.

Cem Yılmaz, “Erşan Kuneri” dizi filmlerinde, biten sinema efsanelerinin parodilerini yapıyordu.

“Kuru Murad” filmindeki mottosu, duruma uyuyor: “Derdiyle gelen kılıç”.

Efsaneler, görüldüğü üzere dertleriyle geliyor.

Bir zamanların hayranlık uyandıran, parmak ısırtan efsaneleri, devirleri geçince efsane parodilerine konu oluyor.

“Destan taşlamaları” diye bilinen edebi tür, böyle bir şişinme hamasetinin meyvesidir. Bakınız; “Ve destanın parodisi de yazılıyor” başlıklı yazım.

Avrupa’da büyüklenme dönemini, parodi edebiyatının zirve örnekleri izler. Ciddiyle komik yer değiştirir. Epik şiirin başyapıtları, tersinden yazılır.

Hamaset şaheserlerinin gülünç taklitleridir bunlar. Maceraperest şövalyeler, destan kahramanları tersyüz edilip karikatürleştirilir. Cervantes’in Don Kişot’u, Butler’ın Hudibras’ı gibi.

Jonathan Swift, Gulliver’i Lilliput diyarına bunun için yollar. Kendini dev aynasında gören cücelerin ülkesine.

Cem Yılmaz’ın terse çevirdiği de beyaz perdedeki halk dalkavukluğu değil mi? Halkı, popülist dalkavuklarına güldürüyor.

“Bir hışmınan” gidecek koçaklamayı da artık siz seçin.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (55)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.