İstanbul'a kayyum mu atandı hayırdır?

Akif Beki

AK Parti İstanbul Başkanı Kabaktepe, samimi siyaset yapıyor. DEM Parti'nin İstanbul'da oylarını çoğaltmasını dilediğinde de görmüştük.

Kabaktepe, bu yönünü Kanal İstanbul tartışmasında da gösterdi. Ruşen Çakır'ın Medyascope yayınında Murat Kurum'dan çok farklı konuştu.

AK Parti meğer çılgın projeyi gündeminden filan çıkarmamış, sadece İstanbul Belediyesinin gündeminden çıkarmışlar.

Başkan adayları Murat Kurum, gerçeğin bu kısmını söylemiyordu. Sadece İstanbulluların öncelikleri arasında olmadığı için, projenin şu an kendi gündemlerinde ve öncelikleri arasında da olmadığını tekrarlayıp duruyordu.

Kabaktepe ise Kurum'un aksine, baklanın tamamını ağzından çıkarıverdi. İşin aslı şöyleymiş:

"Murat Bey'in de ifade ettiği gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak böyle bir gündem yok. Ama Kanal İstanbul diye bizim bakanlığımızın bir projesi var. Bununla ilgili ilanlar hazırlanıyor, imar düzenlemeleri yapılıyor. İlgili kurumlar görüşlerini belirtiyor. Vatandaşlar davalarını açıyor. Kanal İstanbul süreci, kendi bağlamında ilerliyor..."

Bunları duyunca insan sormadan edemiyor; ne iş, hayırdır, İstanbul'a kayyum atandı, artık İstanbulluların kimi seçtiklerinin ve neye oy verdiklerinin bir önemi kalmadı da bizim mi haberimiz yok?

Baksanıza İstanbullunun önceliği değil, AK Parti adayının gündeminde yok, CHP adayı zaten karşı ama iktidar, bana mısın demiyor; çılgın proje yine de Çevre ve Şehircilik Bakanlıĝı eliyle ilerlemeye devam ediyor, halka rağmen durmuyor, durdurulmuyor...

İstanbulluların iradesinin hiçe sayıldığı sonucu çıkmaz mı? Sandığın bu durumda ne önemi, ne kıymet-i harbiyesi var!

Ankara'da bir bakanın seçimle gelmiş İstanbul Belediye Başkanı'nı baypas etmesi, yok sayması, İBB'nin atanmış kayyumu gibi davranması; İBB kendilerindeyken AK Partilileri çıldırtırdı.

1997'deki bir örneği hâlâ hafızalarda. Dönemin Çevre Bakanı İmren Aykut, bir canlı yayına bağlanıp İstanbul'daki sel taşkınına burnunu sokunca İBB Başkanı olan Erdoğan'dan ağzının payını almıştı.

"Ben şehrin belediye başkanıyım, şehirle ilgili konularda benimle konuşmanız gerekir, isterseniz 16 kez bakanlık yapın, İstanbul'dan ben sorumluyum, beni aşamazsınız" şeklinde bir çıkışmaydı.

Oysa şimdi İstanbul'un meselelerinin, seçilmiş Başkan İmamoğlu'na bırakılamayacağını yine Erdoğan söylüyor.

Demokrasiyi sandıktan ibaret görmeye, milli iradeyi her şeyin üstünde tutmaya ne olduysa? Nereden nereye!

MAZOT UÇMUŞ ÇİFTÇİ NE YAPSIN!

Mazot fiyatları, Mart 2023'ten Mart 2024'e ikiye katlanmış.

Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş'tan okumuştum, geçenlerde Cenova borsasıyla güya ona bağlı oluşan bizdeki fiyatları karşılaştırmıştı.

Mazotun yurt dışındaki toptan fiyatı, son 10 yılda yüzde 9.7 gerilerken Türkiye'de yüzde 781 artmış.

Aktaş şöyle yazıyordu:

"Son bir yılda Cenova borsasında benzin fiyatı yalnızca yüzde 5.4, motorin fiyatı yüzde 2.7 arttı.

Yüzde 5.4 ve yüzde 2.7!

Benzinin toptan fiyatı yüzde 5.4 artıyor, bizde pompa fiyatı yüzde 105.3 yükseliyor.

Motorinin toptan fiyatı yüzde 2.7 artıyor, bizde pompa fiyatı yüzde 99.7 artış gösteriyor..."

Ama hâlâ Hans'la George'un pahalılıktan benzinle mazotu bile bulamadığı, istasyonlarda kuyruğa girdiği, hamdolsun bizim su gibi akıttığımız anlatılıp şükretmemiz istenebiliyor.

Sonra da tarım ürünleri niye zamlandı, şaşırıyoruz. Daha doğrusu mazot maliyeti artmamış gibi şaşırmamız bekleniyor.

Sanki durduk yere, sebepsiz pahalanmışlar gibi soğan, patates fiyatlarının arkasında çete, lobi, cunta, vurguncu, fırsatçı dahi aratıldı, aratılıyor millete.

Soğanı, patatesi ucuza yiyelim de mazot fiyatları böyle fahiş artarken çiftçi ne yapsın, zararına mı satsın? Hani dünyadan pozitif ayrışıyorduk, böyle mi oluyordu o!

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (65)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.